Hayatı

Neseben seyyid olan Ahmed er-Rifâî, 512/1118 yılında Batâih-Ümmüabîde’de doğdu. Baba ve anne tarafından sûfî ve Abbâsî Devleti’nde “nakiplik” görevi yapan bir aileye mensuptu. Dayısı Mansûr el-Batâihî’nin gözetiminde hıfzını tamamladı, Ali Ebü’l-Fazl el-Vâsıtî’den İslâmî ilimleri tedris etti. Ondan Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin Şâfiî fıkhı ile ilgili Kitâbü’t-Tenbîh’ini okudu ve icâzet aldı. Kaynaklarda Ahmed er-Rifâî’nin bu kitaba şerh yazdığı fakat Moğol istilâsında kaybolduğu bilgisi vardır. Batâihî, Ahmed er-Rifâî’ye Ümmüabîde’de irşad faaliyetlerinde bulunmak üzere hilafet verdi. 555/1160’da hacca gitti. Rivâyetlerde belirtildiğine göre Medine’yi ziyaretinde Hz. Peygamber’in kabri önünde selam vermesi ve onun kabirden çıkan elini öpmesi hadisesi vuku buldu. Abbâsî Halifesi Müstencid Ahmed er-Rifâî’ye mektup yazarak, onun kendisine tavsiyelerde bulunmasını istedi. Ahmed er-Rifâî de bu mektuba karşılık verdi. Cevabî mektubu beğenen Halife Müstencid, Ahmed er-Rifâî’yi sarayına davet etti ve orada saygı ile karşılandı. 578/1182de vefat etti. Bağdat’ın güneyinde Vâsıt yakınlarındaki türbesine defnedildi.

Öğretisi

Ahmed er-Rifâî’ye göre İslâm zâhir ve bâtını ile bir bütündür. O, zâhir-bâtın, şeriat-tarikat ilişkisini, beden-kalp analojisi üzerinden izah etmiştir. Nasıl ki beden ile kalp ilişkisinde birinin varlığı diğerinin varlığına bağımlı ise benzer şekilde zâhir olmaksızın bâtın, bâtın olmaksızın da zâhir var olamaz. Bu esaslar çerçevesinde Ahmed er-Rifâî tasavvufu bâtın ilmi olarak tanımlamıştır. Erken dönem sûfîlerinde genel kabul gören tasavvufun bütünüyle edeb/ahlak olduğu vurgusuna Ahmed er-Rifâî’de de rastlanmaktadır. Ona göre bu ahlak Peygamber’e tabi olmanın sonucunda elde edilecek bir değerdir.

Ahmed er-Rifâî’nin pîri olduğu Rifâîlik XII. yüzyılda kurulan tarikatlar arasında kuruluşunu tam anlamıyla tamamlayıp teşkilâtlanan ilk tarikatlardan birisi olma özelliğine sahiptir. Ahmed er-Rifâî, “fakr” ve “tevazu”u yolunun temel ve ayırıcı vasfı olarak vaz’etmiştir. Kaynaklar Ahmed er-Rifâî’nin muhaddis ve Şâfiî fakihi olduğu kaydına yer vermişlerdi. Onun bu vasıfları tesis ettiği tarikatın esaslarının belirlenmesinde büyük rol oynamıştır. 

Öne Çıkan Eserleri

  • el-Hikemü’r-Rifâiyye: nşr. Muhamed Haseni Mustafa, Dârü’l-Kalemi’l-Arabi, Haleb 2002.
  • el-Burhânü’l-Müeyyed: nşr. Abdülganî Nikemi, Dârü'l-Kitâbi'n-Nefis, Beyrut 1987/1408; trc. H. Kamil Yılmaz, Delillerle Marifet Yolu,  Erkam Yayınları, İstanbul 1985.
  • el-Mecâlisü’s-Seniyye: trc. Ali Can Tatlı, Sohbet Meclisleri,  Erkam Yayınları, İstanbul 1996.
  • Hâletü Ehli’l-Hakıka Maallah:  el-Matbaatü’l-Umumiyye, Kahire 1315.

Kaynak: İslam Düşünce Atlası