GÜNDEM
Giriş Tarihi : 05-01-2020 14:28

“Türkiye, Libya ile askerî antlaşma imzalamak zorunda kalmıştır”

Prof. Dr. Hasan Köni, Türkiye’nin Libya ile anlaşma yapmasının asıl sebebinin deniz sınırlarını belirlemek olduğunu; ancak Serrac’ın anlaşmayı imzalamak için ‘askerî yardım” şartını öne sürmüş, Türkiye’nin de bu sebeple askerî antlaşmayı da imzalamak zorunda kalmış olabileceğini söyledi.

“Türkiye, Libya ile askerî antlaşma imzalamak zorunda kalmıştır”

İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, Habertürk televizyonunda yayınlanan “Açık ve Net” programında Kübra Par’ın sorularını cevapladı.

“Türkiye, Doğu Akdeniz konusunda çok geç uyandı”

Yunanistan, Mısır, Lübnan ve İsrail’in deniz sınırlarını belirlemeye 2003 yılından itibaren başladıklarını, Türkiye’nin ise bu konuda çok geç kaldığını fark ederek, kendi deniz sınırlarını belirlemek için Libya ile antlaşma imzalamak durumunda kaldığını ifade etti.

Türkiye’nin 2018 yılına kadar Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’de güney ve batı deniz sınırlarını belirlemediğini kaydeden Prof. Köni, Tümamiral Cihat Yaycı’nın “Mavi Vatan” kavramını ortaya atması, söz konusu bölgede petrol ve doğal gaz bulunduğunun ortaya çıkmasıyla Türkiye’nin “uyandığını” söyledi.

“Libya, ‘askerî yardım’ şartıyla anlaşmayı imzalamıştır”

Türkiye-Libya Antlaşmasının Libya’ya 36 bin kilometrekare, Türkiye’ye de 16-26 bin kilometre arasında bir alan kazandırdığını belirten Prof. Köni, “Tahmin ediyorum, sıkışık durumda olan (Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı) Fayiz es-Serrac, dedi ki, “Bunu imzalarım ama siz de bana destek verin.’ Türkiye’ye ‘Bu şekilde anlaşmayı imzalarım’ demiş olabilir. Bu açıklanmıyor. İleride belgeler açıklandığında (anlayacağız.)” dedi.

“Dışişleri, ‘Serrac, askerî yardım karşılığında anlaşmayı imzaladı’ diyemez”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” ile “Güvenlik ve Askerî İş Birliği Mutabakat Muhtırası”nın birbirinden bağımsız anlaşmalar olduğunu söylediğinin hatırlatılması üzerine Köni, şu değerlendirmede bulundu:

“Öyle olacak herhalde; çünkü şunu söylemez: “Biz bu anlaşmayı yaptık ama Serrac’ı koruma karşılığında” gibi bir cevap, Dışişleri veremez. Böyle bir şey, çok ters olur. O yüzden “Bu ikisi ayrıdır” (demiştir.) Fakat olaya başka boyutlar da girmiş olabilir. Birden bire Türkiye’nin karşısına Fransa, İtalya, Rusya’nın Özel Kuvvetleri, Hafter’i destekliyorlar. Amerika’nın ne yaptığını bilmiyoruz. Bir öyle bir böyle gibi dengeler kuruyorlar.”

Rusya neden Hafter’i destekliyor?

Rusya’nın, Serrac Hükümetini İdlib’deki aşırı akımların bir temsilcisi olarak kabul ettiğini, dolayısıyla bir tehdit olarak gördüğünü ifade eden Köni, sözlerine şöyle devam etti:

“Sebebi, bunun Kafkaslara doğru yayılmasından korkuyor. Kendi içinde önemli Türk Cumhuriyetleri var. Bunların hepsi de Müslüman. O yüzden, Türkiye’yi mümkün olduğu kadar, iki açıdan yanında tutuyor. Bir, NATO’dan ayırıyor; kendine çekmiş bulunuyor. Böylece Amerika ile arasında bir sürü bir şey oluyor. Türkiye’ye silah satıyor. İki tane hat geçiriyor. Bir tanesi Türk kara sularından geçen Türk Akımı, öbürü de, nükleer santral yapıyor. Bu, Amerika’nın Türkiye’ye olumsuz bakmasını gerektiriyor; çünkü Amerika için Rusya gibi bir rakip lâzım. O silahları üretebilmesi için, o boyda, Rusya ve Çin gibi rakip lâzım. Öbür türlü, “- Atom bombasını niye üretiyorsun? - DAEŞ var.” DAEŞ’in silahları Amerika’dan geliyor. “E peki, niye nükleer denizaltı yapıyorsun?” Bunlar, Amerikan halkına hesabı verilecek önemli miktarda paralı işler. İşte böyle bir rakip var. “Peki, Rusya kapitalist oldu. Şimdi Avrupa da bunu tehdit olarak görmüyor, kapitalist olan Rusya’yı; sen niye görüyorsun?” Bunu izah edemiyor. Şimdi Çin’i düşman ilân ettiler biliyorsunuz, NATO toplantısında.

“İstanbul’da bir Çin şehri doğabilir”

“Çin’e bir köprü sattık. Bir Çin treni, bizim ortamızdan geçiyor. Çin’le ilişkiler ne kadar iyidir” falan gibi… Belki de işte bu Kanal İstanbul yatırımlarında Çin de işin içinde olabilir. Onlar da Arapların yerine Türkiye’den toprak ve arazi satın almaya başladılar. Belki de yeni bir Çin şehri de doğabilir Türkiye’de, Londra’da olduğu gibi. Chinetown İstanbul… Onlar da geliyor.

“İsrail varken, Mısır’ın korktuğu gibi Lübnan’dan Mısır’a geçemeyiz”

Şimdi birden bire, deniz alanına bakıyorsunuz, Avrupa Birliği, Yunanistan’ın yanında. Halbuki böyle bir hukukî boyutu yok. Mısır, bizden korkuyor. Diyor ki, “Bunlar Mursî’yi destekliyorlar. Eğer Libya tarafına geçerlerse, Serrac’ın yanına, oradan Mısır’a doğru Libya’dan gelip burayı da ele geçirecekler, Mursi taraftarlarıyla ve Doğu Akdeniz petrolüne sahip olacaklar.” Ama bir İsrail var, Amerika’nın sevgili dostu. İsrail varken etrafa öyle Mısır’ın beklediği (korktuğu) kadar dokunmak pek mümkün değil. Lübnan’la bir anlaşma yapmış; Serrac gibi arada sırada “Bize yardım edin” gibi istekleri var; fakat öyle bir boyut yok. Suriye ile yakınlaşamıyoruz. Çok dolaylı belki istihbarat görüşmeleri olabiliyor. Bu durumda Yunanistan, bu olaydan çok büyük şekilde faydalandı.

“EastMed Projesini önlememiz mümkün değil”

Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail, İtalya, bir anlaşma yaptılar, biliyorsunuz, boru hattı anlaşması. Şimdi biz, bunu nasıl durdurabiliriz? Oradan bir boru hattı düşünüyorlar; EastMed Projesi. Fakat Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesinin 58’inci maddesi, “münhasır bölgeden boru hatlarının geçmesi, diğer ülkelerin hakkıdır” diyor. Önlemek mümkün değil, yapacaklarsa eğer boru hattını. Bu anlaşmayla (Libya anlaşmasıyla) boru hattını kesmiş olmuyoruz.”

Prof. Hasan Köni, “Siz, Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesi gerektiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna, şu cevabı verdi:

“Askerimiz ön hatta savaşırsa, ikinci Arap cephesi oluşur”

“Tam olarak asker göndermeyeceğini düşünüyorum. (Tezkere) geçtikten sonra artık söylemek mümkün değil; ama böyle bir destek hizmeti olabilir. Ön hatlarda Türkler gözükmeyebilir. Nasıl Amerikalılar danışma şeyi (hizmeti) veriyor; ama direkt ön hatta savaşacaklarsa, Suriye’den sonra ikinci Arap cephesi oluşmuş olur ki bugün Cezayir bir şey yayınladı; “Yabancıların müdahale etmesini istemiyoruz; olayı biz çözeriz.” Tunus çekimser. E Türkiye, iki Arap alanında çatışma boyutunda ve askerinin büyük bir kısmını Suriye ve Irak’a yenmiş. Trakya cephesi, şu anda boş. Bunu herhalde Genelkurmay hesaplamıştır diye ümit ediyorum.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 40 18
  • 2 Fenerbahçe 37 19
  • 3 İstanbul Başakşehir 36 19
  • 4 Trabzonspor 35 18
  • 5 Alanyaspor 35 19
  • 6 Galatasaray 30 18
  • 7 Beşiktaş 30 18
  • 8 Göztepe 26 18
  • 9 Yeni Malatyaspor 24 18
  • 10 Gaziantep FK 24 19
  • 11 Çaykur Rizespor 23 18
  • 12 Denizlispor 22 18
  • 13 Gençlerbirliği 21 19
  • 14 Konyaspor 18 18
  • 15 Kasımpaşa 15 19
  • 16 Antalyaspor 14 18
  • 17 MKE Ankaragücü 13 19
  • 18 Kayserispor 11 19
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA