SİYASET
Giriş Tarihi : 14-01-2020 17:13

“Saldırmaya devam ederse hak ettiği dersi veririz”

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, “Önümüzdeki günlerde darbeci Hafter ile ülkenin meşru yönetimi arasında yapılacak tercihleri dikkatle takip edeceğiz. Ülkenin meşru yönetimine ve Libya’daki kardeşlerimize saldırılarını sürdürmesi halinde, darbeci Hafter’e hak ettiği dersi vermekten de asla geri durmayacağız” dedi.

“Saldırmaya devam ederse hak ettiği dersi veririz”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Suriye ve Libya meselesini de değerlendirdi.

Türkiye’nin, Suriye’ye yönelik insanî yardımlar için yeni kapılar açılmasının gayreti içinde olduğunu belirten Erdoğan, bu yöndeki çabaların, istenilen netice alınana kadar sürdürüleceğini söyledi.

Erdoğan, “Suriye meselesi, insanlığın zalim ile mazlum arasında safını seçmesini gerektiren bir safhaya ulaşmıştır. Dünün zalimlerini nasıl bugün nefretle anıyorsak, bugün masum Suriye halkının acılarına seyirci kalanları veya yarasını deşenleri de insanlık vicdanı aynı şekilde yaftalayacaktır. Biz, gerekirse bedel ödemek pahasına, inancımızın ve tarihimizin bize gösterdiği yerde durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Libya meselesini de değerlendiren Erdoğan, Türkiye’nin Libya’ya ilgisinin sadece ekonomik, askerî, diplomatik ve siyasî sebeplere bağlı olduğunu düşünenlerin yanıldığını ifade ederek, Libya’nın, harita üzerinde biraz uzak gözükebileceğini ancak Türkiye için asla yabancı bir yer olmadığını dile getirdi.

“Barbaros’un yadigârı” Libya’nın, asırlar boyunca Osmanlı’nın önemli bir parçası olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye ve Türk milleti olarak, Libya ve Libya halkı ile çok derin tarihî, insanî, sosyal bağlarımız vardır. Bunun için Libya’da yaşananlara kayıtsız kalamayız. Kimse bizden, ülkemizden yardım isteyen Libyalı kardeşlerimize sırtımızı dönmemizi bekleyemez. Libya’yı kana ve ateşe bulayanlar, sadece yönetimi ele geçirmeye çalışmıyor, aynı zamanda ülkemize karşı kinlerini de sergiliyor. Bu ülkede, darbeci Hafter’e tabi olmayan Arap kardeşlerimiz var. Hafter onları yok etmek istiyor. Bu ülkede Hafter’in hedef aldığı Berberi, Amazig, Tuareg kardeşlerimiz var. Hafter, onları da yok etmek istiyor. Libya’da, Hafter’in etnik temizliğe tabi tuttuğu, Barbarosların, Turgut Reislerin torunları olan ve sayıları 1 milyonu aşan Osmanlı bakiyesi Köroğlu Türkleri var. Hafter, onları da yok etmenin peşindedir.

Kuzey Afrika boyunca her yerde olduğu gibi Libya’daki ecdat torunlarına sahip çıkmak en başta gelen görevlerimizden bir tanesidir. Irak’taki ve Suriye’deki Türkmenler, Balkanlar’daki Türkler, Kırım’daki kardeşlerimiz, Kafkasya’daki Ahıskalılar neyse, Libya’daki Köroğlu Türkleri de odur. Arap’ı, Berberi’si, Amazig’i, Tuareg’i, Köroğlu Türkü ile, Libya’daki tüm bu kardeşlerimize karşı tarihî sorumluluklarımızın farkındayız. Onlar geçmişte en zor günlerimizde bizim yanımızda oldular. Bizim de bugün zor günlerinde onların yanında olmamız gerekiyor. Nitekim tüm imkânlarımızla Libyalı kardeşlerimizin yanlarına koştuk. Bırakınız diğer unsurları, bu ülkedeki Türk varlığından ve onların etnik temizliğe tabi tutulduğundan bile haberi olmayanları gördükçe, inanın milletimiz adına üzülüyoruz. Kendi öz kardeşlerini bile tanımaktan uzak olanların, bu milletin davasını gütmeleri elbette mümkün değildir. Gazi Mustafa Kemal’in Libya’daki mücadelesi de mi size bir şey ifade etmiyor? Hadi onu da geçtik, Libya’nın Kıbrıs Harekâtında ülkemize verdiği desteği de mi unuttunuz?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’nın, Kıbrıs Barış Harekatında tüm askeri depolarında ne var ne yoksa Türkiye’nin emrine sunduğunu hatırlattı.

Erdoğan, Libya’nın o dönemde gösterdiği âlicenaplığı bir kenara koymanın mümkün olmadığını belirterek, “Kaddafi’nin o zaman söylediği şu sözler unutulamaz: Elimdeki bütün silahlar Türk ordusunun emrindedir, emrine amadedir. Depolarım açıktır. Nereden ne istiyorlarsa gelsin alsınlar’ demiştir. Bu tablolar yaşandı. Bunları biliyoruz; ama şu anda ‘Libya’da ne işimiz var?’ diyenler, siyasetin cahilidir. Bunlar aynı zamanda tarih cahilidir. ‘Libya nerededir?’ diye sorun, inanın onu da bilmezler. Çok farklı yer gösterirler. Belki Eymir Gölü’nü gösterirler. Durumları bu. Türkiye’nin Libya konusunda ortaya koyduğu net tavrın, Akdeniz’deki siyasî ve ekonomik oyunları bozma yanında, işte böyle daha derin bir arka planı vardır. Türkiye müdahale etmeseydi, bugün darbeci Hafter tüm ülkeyi ele geçirmiş, Libya halkının tamamı zulmün pençesine düşmüş olacaktı” diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye ve Rusya ile başlatılan çözüm sürecine yönelik alınan inisiyatif doğrultusunda Libya’da ateşkesi sağlamak için epeyce gayret gösterdiklerini söyledi.

Ateşkesi yazılı hale getirmek amacıyla dün Moskova’da yapılan görüşmelerde Trablus Hükümeti’nin son derece yapıcı ve uzlaşmacı bir tavır sergilediğini, ancak bu müspet tutuma karşı darbeci Hafter’in ateşkesi imzalamaya yanaşmadığının altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Biz görevimizi yaptık; bundan sonrası Putin’e ait”

“Darbeci Hafter, önce ‘evet’ dedi ama sonra ne yazık ki maalesef Moskova’yı terk etti, kaçtı. Ama heyetimiz, oradaki o dürüst duruşunu sergileyerek imzasını attı ve şu anda belge, evrak, her şey bizim elimizde. Biz görevimizi yaptık. Bundan sonrası Sayın Putin ve onun ekibine ait. Biz hiçbir zaman söylediğimiz sözü inkar etmeyiz. Burada da söylediğimiz sözün sonuna kadar arkasında durduk ama ama ne yazık ki darbeci Hafter, aynen darbeciliğinde olduğu gibi, masada bir yalan darbesi yaparak Moskova’yı terk etti. Darbeci Hafter’in ortaya sürdüğü şartlar, zaten gerçek yüzünü ve asıl niyetini gösteriyor. Darbeci Hafter’in daha önceki anlaşmalardaki sicilinin hiç de iyi olmadığını gayet iyi biliyoruz. 2015’deki anlaşmada işine gelen kısımları uygulayıp, diğer kısımları tanımayan bir zihniyetin bugün ateşkesi reddetmesi bizi hiç de şaşırtmadı.

 

“Libya’yı özgürlüğe kavuşturana kadar varlığımız sürecektir”

Bu defa geçmişten farklı olarak işin içinde Türkiye var. Her şeye rağmen dün Moskova’da yürütülen görüşmeleri, darbeci Hafter’in gerçek yüzünün uluslararası kamuoyuna göstermiş olması bakımından olumlu buluyoruz. Pazar günü Berlin’de yapılacak zirvede bu meseleyi Türkiye’nin yanında Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya, İtalya, Mısır, Cezayir ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin katılımıyla liderler düzeyinde değerlendireceğiz. Bu toplantıya ayrıca ABD başta olmak üzere diğer bazı ülkelerden de alt düzeyde katılım da olacak. Ayrıca BM, Afrika Birliği, Arap Ligi gibi uluslararası kuruluşlardan da katılım bekleniyor. Biz Tunus ve Katar’ın da mutlaka bu masada olması gerektiğini ilgili taraflara bildirdik. Uluslararası toplumun vicdanlı, ahlâklı davranması halinde Libya’daki krizin kısa sürede sulh yoluna girmesi mümkündür. Coğrafyamızın pek çok yerinde olduğu gibi Libya’da da meseleye sadece petrol kaynaklarına hakim olma gözüyle bakılırsa daha çok kan akacak demektir. Önümüzdeki günlerde darbeci Hafter ile ülkenin meşru yönetimi arasında yapılacak tercihleri dikkatle takip edeceğiz. Ülkenin meşru yönetimine ve Libya’daki kardeşlerimize saldırılarını sürdürmesi halinde, darbeci Hafter’e

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA