SİYASET
Giriş Tarihi : 29-01-2020 18:56

“Filistinlilerin kabul etmediği anlaşmayı biz kabul edemeyiz”

CHP Parti Sözcüsü Öztrak, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Filistinli kardeşlerimizin kabul etmediği, müzakere masasında olmadığı bir anlaşmayı, bizlerin kabul etmesi mümkün değildir” dedi.

“Filistinlilerin kabul etmediği anlaşmayı biz kabul edemeyiz”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde güncel gelişmeleri değerlendirdi.

ABD ve İsrail tarafından “Yüzyılın Anlaşması” adıyla açıklanan “Orta Doğu Barış Planı”nı da değerlendiren Öztrak, sözde plana göre sayıları 6 milyonu bulan Filistinli mültecinin topraklarına artık dönemeyeceklerinin belirtildiğini kaydetti.

Öztrak, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Filistinli kardeşlerimizin kabul etmediği, müzakere masasında olmadığı bir anlaşmayı bizlerin kabul etmesi mümkün değildir. ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’nun birlikte açıkladıkları Orta Doğu Barış Planı, yıllardır süren savaşlar ve göçlerle yıpranan Orta Doğu’daki tansiyonu artırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Bu sözde barış planı iki devletli çözüm umudunu yok etmektedir” diye konuştu.

Planın, Kudüs’ü bölünmemiş bir şekilde İsrail başkenti olarak tanıyarak Doğu Kudüs’ün başkent olacağı bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulmasını da sekteye uğrattığını belirten Öztrak, İsrail’in, Birleşmiş Milletlerin de belirttiği gibi 1967 savaşında işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerine son vermesi gerektiğinin altını çizdi.

Öztrak, CHP’nin Filistin halkının her zaman yanında olacağını vurgulayarak, bugüne kadar İsrail-Filistin sorununa Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde ve iki devlet esasına göre kalıcı bir çözüm bulunmasını savunduklarını, bu tutumlarını bundan sonra da devam ettireceklerini söyledi.

“Resmî bir devlet görevlisini kimse tehdit edemez”

Birkaç gün önce İsrail’de aşırı sağcı ve İsrail gizli servisine yakınlığıyla bilinen bir köşe yazarının bir yayın organında Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan hakkında bir yazı yazdığına işaret eden Öztrak, bu yazıda Fidan’a yönelik üstü kapalı tehditler savrulduğunu belirtti. Öztrak, şu değerlendirmede bulundu:

“Fidan’a tehdit karşısında mahcup bir tepkiyi anlayamıyoruz”

“Tabii o gazetede bu yazıyı kaleme aldıranlara şunu belirtmek istiyoruz: Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî bir devlet görevlisini kimse tehdit edemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî bir devlet görevlisini tehdit etmek, kimsenin haddi değildir. Böylesine bir safsatayı kabullenmemiz mümkün değildir. Bu, Sayın Erdoğan’ın uçak sohbetinde söylediği gibi ‘Demek ki doğru yoldayız’ diyerek geçiştirilecek bir husus da değildir. Bu yaklaşımı şiddetle reddediyoruz. Devlet olmanın gereği resmî bir devlet görevlisine karşı yöneltilen tehdidi şiddetle protesto etmektir. Bu olaya böyle bir tepkiyi vermekte neden bu kadar mahcup kalındığını da anlamakta zorluk çekiyoruz.”

“İdlib’le ilgili acilen adım atılması gerekiyor”

İdlib’in, Suriye’de radikal örgütlerin kontrolündeki son bölge olduğunu, Türkiye’nin Astana ve Soçi süreçleriyle İdlib için önemli yükümlülükler altına girdiğini dile getiren Öztrak, Türkiye’nin İdlib’deki radikal cihatçı örgütlerin silahlarını toplamak ve onları kuzeye doğru çekmek, İdlib’den geçen karayollarının açılmasını sağlamak gibi bazı taahhütlerde bulunduğunu ancak bu yükümlüklerin hiç birisini yerine getiremediğini ileri sürdü. Öztrak, Suriye rejim güçlerinin bunu gerekçe göstererek Rusya’nın da desteğiyle İdlib’e yönelik harekât yürüttüğünü söyledi.

Bu harekât neticesinde yüz binlerce Suriyeli’nin Türkiye sınırına doğru hareketlendiğini ifade eden Öztrak, bunların içinde sayıları 50 bine yaklaşan eli kanlı radikal teröristler olduğunu bölgede yaşayanların ifade ettiğini kaydetti.

Bu yeni göç dalgasının Türkiye için öncekilerden de daha büyük bir tehdit olduğunu vurgulayan Öztrak, dün, İdlib’in en büyük ilçesinin Suriye rejim güçlerinin kontrolüne geçtiğini, bu bölgedeki ve İdlib etrafındaki Türkiye’nin gözlem noktalarının neredeyse tamamının Suriye güçleri tarafından kuşatıldığını dile getirdi.

Öztrak, şöyle konuştu:

“Bu gözlem noktalarına taciz olduğunda, iktidar soluğu Rusya’da almaktadır. Astana ve Soçi süreçlerinde garantör olan Türkiye’ye Rusya garantörlük ediyor. AK Parti iktidarının İdlib’le ilgili olarak acilen adım atması ve İdlib’den ülkemize yönelebilecek tehditleri bertaraf edecek bir stratejiyi hemen izlemeye başlaması gerekmektedir. İdlib’in kontrollü tahliyesi için Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm ilgili uluslararası kuruluşlara ve ülkelere çağrıda bulunulmalıdır.”

İdlib konusunun Türkiye için bir ulusal güvenlik sorunu haline geldiğinin altını çizen Öztrak, Moskova ve Tahran ile yapılan görüşmelerde bu anlayışın ve tehdidin kuvvetle vurgulanması gerektiğini belirtti. Öztrak, Suriye yönetimi ile temasa geçilmesinin ve 1998 Adana Mutabakatı ruhunun iki komşu ülke arasında yeniden canlandırılmasının önemine işaret etti.

“Başarısızlığın sebebi, Dışişleri Bakanlığının devre dışı bırakılması”

Tek eksenli dış politikadan bir an önce vazgeçilmesi, başta komşu ülkeler olmak üzere bütün uluslararası aktör ve kuruluşlarla dengeli ilişkiler kurulması gerektiğini ifade eden Öztrak, Türkiye’nin bu sıkıntıları yaşamasının arkasındaki en büyük sebebin, Dışişleri Bakanlığının devre dışı bırakılması olduğunu iddia etti. Öztrak, “Tek adam parti devleti rejiminde devlette liyakat bitmiş, kurumsal yapı çökmüştür. Bütün bu sıkıntıların altında yatan neden de budur” dedi.

“Demokrasi hesap sorma rejimidir”

Öztrak, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

“Deprem vergileri nereye harcandı?”

Deprem için toplanan vergilerin nereye harcandığı konusundaki tartışmalara dair bir soruya Öztrak, şu cevabı verdi:

“Deprem vergileriyle ilgili verilen cevaplarda son derece hamasi bir üslûpla ‘Yerine harcandı, şu oldu bu oldu’ deniliyor. Biz onu sormuyoruz; vatandaş da onu sormuyor. Benim paramla ne yaptın? Elazığ’da ne yaptın? Şu binalar yıkılmasın, bu millet binaların altında kalıp ölmesin diye sen ne yaptın? Bunu soruyor. Buna cevap verilmiyor. Ya tehdit ediliyor bunu soranlar, ya da hamasi birtakım laflarla cevap verilmeye çalışılıyor. Demokrasi hesap sorma rejimidir. Vatandaş ‘Benim vergimi nereye harcadın?’ diye sorduğu zaman, kalem kalem çıkacaksınız, şuraya harcadım diye açıklayacaksınız.”

Depremin bu ülkenin bir gerçeği olduğunu belirten Öztrak, “depremde kimse yaşamını yitirmesin” felsefesi çerçevesinde büyük bir strateji başlatılması gerektiğini vurguladı.

“Genel Başkanımız da bölgeye gidecekler”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun depremin ardından Elazığ’a gitmemesinin eleştirildiğinin hatırlatılması üzerine Öztrak, daha önce birçok kuruluşun, işleri aksattığı gerekçesiyle felâketin olduğu ilk günlerde protokol ziyaretlerinden vazgeçilmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Orada insanlar, yıkılmış apartmanların altından insanları kurtarmaya çalışıyor. Koca koca heyetler, genel müdürler, siyasetçiler, bürokratlar resm-i geçit yapıyor o bölgeye. Ne oluyor sonuçta? ‘Sessiz olun’ diyorlar, sessiz olunmuyor. Önce buraya bu işleri yapacak olanları göndereceksiniz, bunlar bu işleri halledecekler ondan sonra protokol gidecek; taziye ve geçmiş olsun ziyaretlerinde bulunacak. Genel Başkanımız da bölgeye gidecekler.”

Öztrak, Kılıçdaroğlu için “Bir program var mı?” sorusuna ise “Var, açıklanacak” karşılığını verdi.

“CHP’li büyükşehir belediyelerinin deprem bölgesine gönderdiği yardımlarla ilgili detaylı bilgiler verildi. Ömer Çelik’in de buna tepkisi oldu. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusuna Öztrak, şu karşılığı verdi:

“Sayın Ömer Çelik’in tepkilerini anlamak mümkün değil. Büyükşehir Belediyelerimiz orada hem Malatya’da hem Elazığ’da yardım için bulunuyor. Belediyelerimizin hangi faaliyetler içinde olduğunu da bizim mahalli idarelerden, o politikalardan sorumlu genel başkan yardımcımız ‘Biz buradayız’ diyor. Sayın Ömer Çelik bunun açıklanmasını eleştireceğine şunu söylesin: Niye hiçbir devlet yetkilisi bizim belediyelerimizin faaliyet gösterdiği yerlere uğramamış? Bugün dayanışma günü. ‘Benim belediyem, senin belediyen; benim partim senin partin’ diye birbirimizden ayrışma günü değil. Milletimiz bunu yapmadı; ama bazı siyasetçilerimiz maalesef buna tevessül ettiler.”

“Biz CHP olarak özel yetkili mahkemelere itiraz ettik”

“Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a bir programda FETÖ’nün siyasî ayağıyla ilgili bir soru soruldu. 2009’da getirilen bir kanun teklifini hatırlattı. ‘Bu kanun teklifini isteyen FETÖ idi, bu kanun teklifinin altında kimin imzası varsa onlara bakılsın’ dedi. Bu değerlendirmeyi nasıl buluyorsunuz?” sorusu üzerine Öztrak, şöyle konuştu:

“Siyasî ayak aranıyorsa gerçekten bu tür kararlar sonuç itibarıyla işi darbe girişimi sürecine kadar götürdü. Bütün bunlara bakılması lâzım. Biz CHP olarak özel yetkili mahkemelere itiraz ettik. Bunun sonucunda ordumuzun kozmik odasına FETÖ’nün savcıları girdi.”

“Kızılay’ın Ensar Vakfı’na para aktarması skandal”

“Başkentgaz’ın Kızılayın hesaplarına 2017’de 8 milyon dolar aktardığı, bunun sadece 75 bin dolarının Kızılayın faaliyetlerinde kullanıldığı, geri kalan paranın protokolle Ensar Vakfı’na yurt yapımı için aktarıldığı söyleniyor. Kızılay da bunu doğruladı. ‘Biz aktardık ama bunu Başkentgaz istedi’ dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık Öztrak, devlette işlerin hesap verilerek, saydam şekilde yapılması gerektiğini vurguladı.

Öztrak, Başkentgaz’ın görevinin o parayı vakfa devretmek değil, daha düşük fiyatlar uygulayarak tüm Başkentlinin refah seviyesini artırmak olduğunu söyledi.

Faik Öztrak, “Kızılay’ın Ensar Vakfı’na bu yöntemle para aktarması, hem de doğal gaz şirketinden parayı alıp aktarması skandal” dedi.

“Ailesine karşı da sorumlulukları var”

Öztrak, Elazığ’daki depremin ardından bölgeye giden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kayak merkezinde tatil yapmasına dair bir soruya şu cevabı verdi:

“Ekrem İmamoğlu, Elazığ depreminde İstanbul’dan gerekli yardımları götürmek, oraya gitmek suretiyle görevini yapmıştır. Sömestır tatilindeyiz. Çocukları Erzurum’da. Dolayısıyla ailesine karşı da sorumlulukları var. Oraya uğramış ve dönmüştür. Burada bakılacak şudur: Bu iş Ekrem İmamoğlu’nun yapmakta olduğu görevi aksatmış mıdır aksatmamış mıdır? Ekrem İmamoğlu görevini yapmış mıdır yapmamış mıdır? Buradan farklı bir hikâye çıkmaz.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA