GÜNDEM
Giriş Tarihi : 31-01-2020 16:15

“Mescid-i Aksa’ya uzanan elleri kırmak, imanımızın bir gereğidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ve İsrail tarafından açıklanan sözde barış planını tanımadıklarını belirterek, “Rabbimizin çevresiyle yani tüm Kudüs ve Filistin topraklarıyla birlikte mübarek kıldığı Beytü’l Makdis’in yani Mescid-i Aksa’nın mahremiyetine uzanan elleri kırmak, imanımızın bir gereğidir” dedi.

“Mescid-i Aksa’ya uzanan elleri kırmak, imanımızın bir gereğidir”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu tarafından “Yüzyılın Anlaşması” adıyla açıklanan işgal planına tepkisini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda şunları söyledi:

“Ecdadımızın asırlarca barış içinde yönettiği ve 1. Dünya Savaşı’nın ardından geride bıraktığı pek çok bölge, halen huzura kavuşmadı. İşgal, yıkım ve gözyaşının sürdüğü yerlerin başında ise malûm, Filistin geliyor.

2. Dünya Savaşı’nın akabinde Filistin topraklarında korsan bir şekilde kurdurulan İsrail, kan döke döke, haksız ve hukuksuz bir şekilde bugünkü sınırlarına ulaşmıştır. Zalimin gözü, kana da doymaz, mala da doymaz. İsrail’in de gözü doymuyor. Son olarak Amerikan yönetiminin desteğiyle hem Kudüs’ü hem de İsrail’in özellikle ısrar ettiği işgal altındaki diğer Filistin topraklarını ilhak anlamına gelen bir planı devreye almaya çalışıyor. 1947’de bir Filistin vardı; bugün ise maalesef İsrail, 1947’deki Filistin’in topraklarının aynıyla şu anda işgalci ve tamamıyla Filistin’e de şu anda yani böyle damla damla gösterebileceğimiz bir ne yazık ki artık bir Filistin var ve şimdi utanmadan, sıkılmadan bunlardan da Filistin’i mahrum etmenin, Batı Şeria da dahil olmak üzere, bunun gayreti içindeler.

“Mescid-i Aksa’ya uzanan elleri kırmak, imanımızın bir gereğidir”

Tekrar altını çizerek ifade ediyorum: Bu planla, işgal edilen Filistin topraklarının ilhakı amaçlanıyor. Türkiye olarak, görünürde iki devletli çözümü kabul eden ama esasta Filistin’i tümüyle yok eden ve Kudüs’ü tamamen gasp eden bu planı asla tanımıyor ve kabul etmiyoruz.

Rabbimizin çevresiyle yani tüm Kudüs ve Filistin topraklarıyla birlikte mübarek kıldığı Beytü’l Makdis’in yani Mescid-i Aksa’nın mahremiyetine uzanan elleri kırmak, imanımızın bir gereğidir. Şayet bugün Mescid-i Aksa’nın mahremiyetini koruyamazsak, yarın kem gözlerin Kâbe’ye çevrilmesini engelleyemeyiz. Hele hele şu andaki zihniyetle hiç mi hiç engelleyemeyiz. İşte bunun için ‘Kudüs,  kırmızı çizgimizdir’ diyoruz.

“İslâm dünyasının haline acıyorum”

İslâm dünyasındaki ülkelerin, şu atılan adım ve açıklanan metinle ilgili tavırlarına baktığımız zaman, ben halimize acıyorum. Başta Suudî Arabistan… Sesin çıkmıyor sesin! Ne zaman çıkacak? Bakıyorsunuz Umman, Bahreyn, aynı şekilde Abu Dabi yönetimi… Bir de oraya katılıp alkış tutuyorlar! Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Acaba o alkış tutan eller, bu haince atılan adımın hesabını nasıl verecekler? Başlarında kipalarla orada olanlar da alkış tutuyor, onlar da alkış tutuyor. ‘Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu.’ Bunların yaptığı bu.

“Barış çınarı Kudüs’te yıkılırsa, bunun altında tüm dünya kalır”

Binlerce yıldır olduğu gibi bugün de dünya barışının anahtarı, Kudüs’tür. Barış çınarı Kudüs’te yıkılırsa, bunun altında tüm dünya kalır. Kudüs’ü tümüyle İsrail’in kanlı pençelerine terk etmek, sadece orada yaşayan Müslümanlara ve Hristiyanlara değil, tüm insanlığa yapılmış en büyük kötülük olacaktır. Aynı şekilde, zaten kendi kadim vatanlarında parya durumuna düşürülmüş olan Filistinli kardeşlerimizi böyle rezil bir planı kabule zorlamanın da izahı yoktur.

“Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa”

Mazlum Filistin halkına ve Kudüs-ü Şerif’e yaptıkları tacizlere seyirci kalarak İsrail’i cesaretlendiren herkes, ortaya çıkacak vahim sonuçların sorumluluğuna ortaktır. Filistin halkının ve devletinin özellikle güvenliğini işgalci İsrail’e bırakmak, kuzuyu kurda teslim etmekle aynıdır.

Çok enteresan; bu açıklamayı yapıyor Sayın Trump; yanında kim var? Seçim kaybetmiş bir Netenyahu var. Basın mensupları içeri alınıyor, Türk medyası içeri alınmıyor. Hani sizde basın özgürlüğü vardı? Hani siz, basın özgürlüğünden yanaydınız? Acaba aynı şeyi Türkiye’de biz, Amerikan medyasına yapacak olsak, ne yaparsınız? Kıyameti koparırsınız. Peki, Türk medyasını niye almadınız bu toplantıya? Neden? Haydi, bunu da açıklayın. İşte bunların özgürlük anlayışı bu; basın özgürlüğü anlayışı bu… Üstadın (Necip Fazıl Kısakürek’in) “Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa” dediği türden böyle bir planı destekleyen kimi Arap ülkeleri, Kudüs’le beraber kendi halklarına, daha önemlisi tüm insanlığa ihanet etmektedir. “Kul kurar, kader gülermiş” derler. İstedikleri kadar plan yapsınlar, istedikleri kadar zulüm işlesinler, Allah’ın yardımı ve vicdanlı, ahlâklı, hakkaniyetli insanların desteğiyle Kudüs davası, hep ayakta kalacaktır.

Biraz sonra Mahmud Abbas ile görüşmem olacak. İnşallah ardından İsmail Heniye ile yine bir görüşmem olacak. Onlarla konuları değerlendireceğiz.

“Hristiyanların da dik durması lâzım”

Bizim burada tabii ayrıca Hristiyan dünyasına da bir mesajımız var. Hristiyan dünyasının buraya sahip çıkması lâzım. Dikkat edin, bu işin başını çeken, Sayın Trump, Hristiyan değil mi? Bu olaylar karşısında Hristiyan dünyası, herhalde eli bağlı kalmayacaktır; çünkü aynı zamanda Kudüs’de Hristiyanların da malûm hakkı var. Onların da burada dik durması lâzım, diri durması lâzım. Ben, dün beni ziyarete gelen Hahambaşı ve heyetine de onu söyledim; ‘Sizin de burada atmanız gereken adımlar var. Yapmanız gerekenler var. Sizden de ben bunu bekliyorum’ dedim.

“Meselemiz Museviler ve İsrail’le değil, zulüm ve kıyımdır”

Değerli kardeşlerim, bizim hem inancımız, hem kültürümüz gereği, Musevîlere karşı en küçük bir düşmanlığımız yoktur, olamaz. Bizim, 1967 sınırları temelinde egemen, bağımsız ve bitişik bir Filistin’in komşusu olan İsrail devletiyle de sorunumuz yoktur. Bizim karşı olduğumuz, İsrail yönetiminin sergilediği haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, zulüm ve kıyımdır. Sokaklarda çocuğundan yaşlısına masumların resmen infaz edildiği, insanların evlerinin başlarına yıkılarak gasp edildiği böyle bir haydut devlet, böyle bir terör devleti, bizim gözümüzde hiçbir zaman muteber olamaz.

“Zalimler için yaşasın cehennem”

Tarihte hiçbir zaman zalimlerin abad olduğu, uzun süre ayakta kaldığı görülmemiştir. Binlerce yıl boyunca omuz üstünde baş bırakmayarak kıtalar dolaşanlar, hani nerede? Bir dönem, Afrika’yı ve Güney Amerika’yı kan denizine boğanlar, çalıp çırpanlar, hani nerede?

İşte son Cezayir ziyaretinde ‘5 milyon insanımızı bu Fransa, katletti’ dedi bana. Kim? Cumhurbaşkanı. Düşünebiliyor musunuz? Ben de kendisinden, dedim ya bana bunların ayrıca bir arşiv bilgilerini de gönderirsen çok isabetli olur; çünkü dedim, bu Macron, bu işleri bilmiyor. Ona da bunları anlatmamız lâzım. Siz bunları yaptınız.

2. Dünya Savaşı’nda onlarca milyon insanın ölümüne yol açanlar, hani nerede? Senegal’de Goree Adası var. Oraya ‘Köleler Adası’ da derler ve oraya Müslümanları zincirlerler, ondan sonra da oradan kadırgalarla Amerika’ya onları yolcu ederlerdi, zincire bağlı olarak. Bunu yapanlar, bunun hesabını verdiler mi? Hayır. Ada, orada duruyor. O hücreler de orada duruyor. Ben, gezdim, gördüm orayı. Bunlar, böyle hain. Evet; onun için biz, diyoruz ki, ‘zalimler için yaşasın cehennem!’

“Filistin’e sonuna kadar destek vereceğiz”

Bugünkü zalimler de yarın tarihin karanlık dehlizlerinde yok olup gidecektir. Biz, Türk Milleti olarak hep lânetle anılanlardan değil, hayırla yad edilenlerden olduk. İnşallah olmaya da devam edeceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, inancımızın ve medeniyetimizin gereğini yerine getirerek, hem Kudüs davasına, hem Filistin halkının onur mücadelesine sonuna kadar destek verecektir.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA