GÜNDEM
Giriş Tarihi : 11-02-2020 22:34   Güncelleme : 11-02-2020 23:21

“Devleti FETÖ’ye teslim eden kişinin adı, Recep Tayyip Erdoğan’dır”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, eski MİT ve Başbakanlık Müsteşarlarının açıklamalarından, MGK kararlarından, iddianamelerdeki ifadelerden ve bazı yasa değişikliklerinden örnekler vererek, “Devleti FETÖ terör örgütüne teslim eden kişinin adı, Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi. Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık operasyonlarında gündeme gelen rüşvet ve yolsuzluk iddialarının tamamının doğru olduğunu da ileri sürdü.

“Devleti FETÖ’ye teslim eden kişinin adı, Recep Tayyip Erdoğan’dır”

“FETÖ’nün siyasî ayağını haftaya açıklayacağım” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu Toplantısında bu konudaki görüşlerini 20 soru ve 20 cevapla açıkladı.

Kılıçdaroğlu, “Değerli arkadaşlar, burada ‘FETÖ’nün siyasî ayağını açıklayacağım’ dedim. Aslında hepinizin bildiği konular; ama bir tarihsel süreç içinde, ‘Bilâl’e anlatır gibi’ anlatacağım. Bütün televizyonların başındaki vatandaşlar, lütfen dikkatle dinlesinler. Kim bu siyasî ayak? Kim bu adam? FETÖ’yü bu kadar güçlendirenler kimlerdir? 20 soru, 20 cevap” diye konuştu.

2018’de yayınlanmış olan “OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Faaliyet Raporu”nda yer alan “Devletin tüm kılcal damarlarına sızdılar. Devletin tüm kamu kurumlarını, sonra da devleti ele geçirmeye çalıştılar” cümlelerini okuyan Kılıçdaroğlu, sorularını şöyle sıraladı:

1- Bir terör örgütü, devletin tüm kılcal damarlarına nasıl sızar? FETÖ terör örgütünün elemanlarını devletin tüm kılcal damarlarına kim, nasıl yerleştirdi? Örneğin polise, İçişleri Bakanlığı’na, valilikler, kaymakamlıklar, hakimler, savcılar, generaller, paşalar, buralara nasıl yerleştiler? 

Buraya terör örgütünün elemanlarını yerleştirenlere, ‘FETÖ’nün siyasî ayağı’ diyoruz.

2- Bu yetkiyi ancak belli kişiler ve kurumlar kullanabilir. Bir yere eleman alma, bir yere kişi atama yetkisi, herkesin elinde olan bir yetki değildir. Bu yetkiyi ancak belli kişiler ve kurumlar kullanabilirler.

3- Devletin içine FETÖ’nün elemanlarını yerleştirme yetkisini parlamentoda yer alan muhalefet partileri kullanabilir mi? Yani CHP, İYİ Parti, HDP, MHP, Saadet Partisi… Bunlar yerleştirebilir mi? Hayır; bunlar da yerleştiremez. Bunların da böyle bir yetkisi yok.

4- İktidardaki parti, terör örgütü üyelerini devletin kılcal damarlarına yerleştirirken, ‘Efendim, ben bunların dürüst olduğunu sanıyordum. Ben bunların devletin kılcal damarlarına yerleşirken, devlete ihanet etmeyeceklerini düşünüyordum. Benim bundan bilgim yoktu’ diyebilir mi?

Sağlıklı işleyen bir devlette, liyakatin esas olduğu bir devlette, bütün terör örgütlerini devletin istihbarat örgütleri izlerler. Devleti yöneten hiçbir yönetici de ‘Benim haberim yoktur’ diyemez.

5- FETÖ’nün faaliyetleri, devlet tarafından izleniyor muydu? Devlette liyakat varsa izlenmesi lâzım. Cevabı çok açık; evet, izleniyordu. Eskiden beri izleniyordu. Benim bildiğim son rapor; 3 Nisan 1991 tarihli MİT raporu. Fethullah Gülen Hareketinin CIA ile ilişkilerini o raporda yazmışlar ve dönemin iktidarına da sunmuşlar.

6- MİT, sadece 1991 yılında mı rapor düzenledi? Hayır. FETÖ’yü düzenli izlemiştir. MİT Müsteşarı Sayın Şenkal Atasagun’un, bir gazeteciye 1 Ekim 1999’da yaptığı açıklama… Aynen okuyorum: ‘Millî Eğitim’le gençliği, İçişleri ile devlet içinde kadrolaşmayı, Adalet ile kendilerine yönelik bir durum olursa bunu önlemeyi, Sanayide de parayı kontrol etmeyi hedefliyorlar. Bütün bunların sonucunda, devletin pek çok kademesinde yer almışlar.’

7- FETÖ ile ilgili istihbaratı sadece MİT mi topluyordu? Devletin diğer istihbarat birimleri, FETÖ ile ilgili istihbarat toplamıyor muydu? Hayır; Emniyet İstihbarat da, Jandarma İstihbarat da, Millî İstihbarat Teşkilatı da FETÖ ile ilgili istihbaratı düzenli topluyordu.

8- Millî Güvenlik Kurulu, ‘FETÖ ile mücadele edilmeli, Grekli önlemler alınmalıdır’ diye bir karar aldı mı?

En son yukarıya çıkacak. Genelkurmay Başkanının, MİT Müsteşarının, İçişleri Bakanının, Başbakanın, yani devletin en önemli, en hassas birimlerinin oluşturduğu Millî Güvenlik Kurulu’nda bu olay, oturulup tartışıldı, konuşuldu mu? FETÖ’nün bir terör örgütü olduğuna dair bir tespit yapıldı mı? Evet, yapıldı; 25 Ağustos 2004 tarihinde. 481 sayılı karar… O kararın Başbakanı, Recep Tayyip Erdoğan’dır değerli arkadaşlar. Bu da Millî Güvenlik Kurulu’nun kararıdır. Kararı okuyorum:

‘Fethullah Gülen konusu gündeme gelmiş, yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerine karşı bir eylem planı hazırlanması uygun görülmüş ve bu konuda tavsiye kararının hükümete bildirilmesine karar verilmiştir.’

9- Millî Güvenlik Kurulu kararına karşı dönemin hükümeti, ne yapmıştır? Gerekli önlemi almış mıdır? Dönemin hükümetinin başında Erdoğan vardır. Ne yaptı? Dönemin Başbakanlık Müsteşarının yazdığı kitaptan size okuyorum:

‘1-Tavsiye kararı Başbakanlığa bildirildikten sonra konuyu Başbakanımıza açtım ve gelen yazıyı dosyasına kaldırmaya karar verdik. 2- Bu karar metni, Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılmadı ve hakkında hiçbir işlem yapılmadı. 3-Konudan, Millî Güvenlik Kurulu toplantısına katılan bakanlar dışında kimsenin haberi olmadı ve onları endişeye sevk edecek bir sonucun doğmamasına özen gösterildi. 4-Bütün toplumsal ve siyasî riski, hükümet adına Sayın Başbakan üstlendi.’

FETÖ’nün siyasî ayağı kim? Kim siyasî ayağı? (CHP’liler, bu soruyu ayakta alkışladılar.) Vicdanı olan herkese söylüyorum. 15 Temmuz’da şehit olanlar adına soruyorum; 15 Temmuz’da gazi olanlar adına soruyorum; bu memleketi sevenler adına soruyorum: FETÖ’nün siyasî ayağı kim? Ben biliyorum neler söyleyeceğini; nasıl bağıracağını da biliyorum. Çok bağırdığı zaman benim geri adım atacağımı sanıyor. İstediğin kadar bağır, istiyorsan borazan da al; ben bu millete doğruları sonuna kadar söyleyeceğim.

Bakın bir şey daha: Erdoğan, 3 Ağustos 2016’da ne diyor? ‘Dedik ki bir ortak yanımız vardı. Aynı menzile giden farklı yollardan biri olarak gördüğümüz bu yapının bambaşka niyetlerin, sinsi planların örtüsü olduğunu görmedik, göremedik.’

Millete yalan söylüyor. Yahu 2004 yılında sana söylediler, altına bastın imzayı. Bir Başbakan düşünün, imzasını inkâr ediyor. Millî Güvenlik Kurulu Kararını inkâr ediyor ve bu, bu milletin bekası için çalışacak. Bu kişi, biliyorsunuz, Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanıdır. Bu kişinin, Türkiye’nin bekası diye bir sorunu yoktur. Bu kadar açık ve net söylüyorum.

10- Millî Güvenlik Kurulu’nun bu kararına rağmen FETÖ devletin kılcal damarlarına sızmaya devam etti mi? ‘Sızma’ diyorum ama aslında ‘yerleştirme’. Evet, bu güzelim ülkeye ihanet etmeye devam ettiler. Devletin en kritik kurumlarına, en hassas kurumlarına FETÖ’nün elemanlarını bir bir yerleştirmeye devam ettiler.

11- FETÖ’nün, yürütme organının yetkilerini aşan talepleri nasıl yerine getirildi? Yürütme organı nedir? Vali tayin eder, emniyet müdürü tayin eder, kaymakam tayin eder, paşayı tayin eder, efendim müsteşarı tayin eder. Ama belli konular var ki, FETÖ’nün talepleri, yürütme organı bunu yerine getiremiyor. O zaman ne yapmam lâzım diyor? O zaman yasa çıkararak yetki almam lâzım diyor ve FETÖ’nün talepleri için parlamentoyu araç olarak kullanmam gerekir diyor.

TBMM, FETÖ’nün taleplerini yerine getirmek için araç olarak kullanıldı. Yasa ile teker teker değil, kitleler halinde FETÖ unsurlarının devletin kılcal damarlarına yerleştirilmesine imkân sağlandı. 6110 sayılı kanun… Yargıtay’a ve Danıştay’a hakim tayin edildi. Yargıtay’a 160, Danıştay’a 51 FETÖ’cü tayin edildi. Ben, bu kürsüden, ‘Yargıtay’a 160 militan atadınız’ diye eleştirmiştim. Kıyamet kopmuştu, ‘Nasıl hakimlere militan dersin?’ diye. Onların çoğu, şimdi hapiste, bir kısmı da kaçak. Kim haklı? Biz haklıyız.

Bazen daha büyük bir yetki alıyorlar. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yetkisi alıyorlar Meclis’ten. FETÖ’nün talepleri mi var? Pensilvanya’dan haber geldi. Milletvekillerini gönderdik geldiler. Bakanlar gitti geldiler. Selâm gönderiyorlar, ‘şu talebi de yapın’ diye, o talep de yapılıyor.

KHK yetkisi aldılar. Danıştay Başkanı ve Başsavcı için 8 yıl Danıştay üyeliği yapmak şartını 4 yıla indirdiler; çünkü altta FETÖ’cüler bekliyordu; onları getireceklerdi.

Danıştay Başkanvekilliği ve Daire Başkanlığı için 6 yıllık süreyi 3 yıla indirdiler, KHK ile.

Yargıtay Başkanı ve Başsavcı seçilmek 8 yıllık Yargıtay üyeliği süresini 4 yıla indirdiler.

Yargıtay Başkanvekili ve Daire Başkanı seçilmek için 6 yıl Yargıtay üyeliği süresini 3 yıla indirdiler. Hakimlik sınavına girmeyi de 35’ten 45’e çıkardılar. Kendi adamlarını alacaklar ve yerleştirecekler. Böylece “kitle ataması” ile yargı, tümüyle FETÖ’nün kontrolüne geçti. Yapan kim? Allah aşına, bunu yapan kim? Bu kanunu Meclise getiren kim? Hangi başbakanın imzası vardı?

Sormak isterim; Erdoğan’a ve AK Parti’ye destek veren partinin liderine de sormak isterim; bunları ben görüyorum da sen mi görmüyorsun? Bir insanın en temel özelliği, ülkesine koşulsuz bağlı olmasıdır, koşulsuz. Ülkeye bağlılığı başka bir partinin üzerinden yapıyorsanız, kusura bakmayın, sizin milliyetçiliğiniz her ortamda tartışılır.  Bu kavgaların tamamını biz verdik arkadaşlar. Bu yasalar çıkarken bu parti, bu kavgaların tamamını verdi.

12- Toplu FETÖ’cü yerleştirme, sadece Yargıtay ve Danıştay’da mı oldu? Hayır, orduda da oldu. Üstelik, 17-25 büyük rüşvet olayından sonra oldu. Bakın, bu konuda hiçbir yorum yapmayacağım. Sadece size bununla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı bir iddianameden bir bölüm okuyacağım:

‘Örgüt (FETÖ), ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinin tamamını mümkün olan en kısa sürede ele geçirmek maksadıyla generalliğe terfi için albaylıkta bekleme süresini 4 yıla indirerek, henüz şûrâ sırası gelmeyen mensuplarını terfi havuzuna dahil etmiştir. Diğer yandan, generallikte rütbe bekleme süresi 4 yıldan 3 yıla indirilerek, kendisine müzahir olmayan generalleri daha kısa sürede Türk Silahlı Kuvvetleri dışına çıkarmaya çalışmıştır. Son olarak kendisine müzahir elemanların az bulunduğu 1988 ve daha önceki yıllarda mezun olmuş subayları Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tasfiye etmek için 3 devreyi birden toplu olarak emekli edecek ve hizmet süresini 28 yıla indirecek kanuni düzenlemeleri siyasî otoriteye yaptırabilmiştir.’

Ben demiyorum. Bunları ben biliyorum. Savcı diyor. Bu devletin savcısı diyor. ‘Siyasî otoriteye yaptırabilmiştir.’ Onun başındaki kişi de FETÖ’nün siyasî ayağıdır.

13- Bu ‘siyasî otorite’ kimdir? Bu ‘siyasî otorite’, FETÖ’nün siyasî ayağıdır.

Ben, milletvekilleri bütün bunların hepsini biliyor mu, onu bilmiyorum. Milletvekilleri konusunda bir şey söylemek istemiyorum. AK Parti’li kardeşlerim için de bir şey söylemek istemiyorum; ama devleti FETÖ terör örgütüne teslim eden kişinin adı, Recep Tayyip Erdoğan’dır. Herkes bilmeli bunu. (CHP’liler, bu sözleri ayakta alkışladılar.)

14- FETÖ, ne zaman kendini devletin tek fiilî hakimi olarak görmeye başladı?

Bunu da ben söylemiyorum; yine bir iddianameden alıyorum:

‘Örgüt (FETÖ), 2007 yılından sonra örgütlenmesini tamamlamış, güç dengesini lehine çevirmiş ve operasyon hünerlerini ortaya koymuştur. Anayasa değişikliği, örgütü devlet içinde çok ileriye taşımıştır ve 12 Eylül 2010 sonrasında artık örgüt, kendini devletin tek fiilî hakimi olarak görmeye başlamıştır.’

Bunu yaptıran kimdir? Erdoğan’dır. Anayasa değişiklikleri için ne diyordu Fethullah Gülen? ‘Ölüler bile mezarlarından kalkıp oy kullanmalı.’ O anayasa değişikliğine biz karşı çıkıyorduk, onlar savunuyorlardı ve Türkiye, bu noktaya geldi.

15- 2013 yılında 17-25 Aralık Erdoğan’ın ve ailesinin yaptığı o büyük rüşvet olaylarını hepimiz öğrendik. Dosyayı kapattılar; ama o dosyayı bu milletin vicdanı kapatmış değildir. Yapılan yolsuzlukların tamamı doğrudur. Alınan paraların tamamı doğrudur. Hortumun tamamı doğrudur. Bunu söyledim diye dava açtı. Avukatımız, sağ olsun, gidip ‘tape’leri getirin. Genel Başkanın dediklerinin tamamı doğrudur’ dedi. ‘Vay, sen misin tape’leri isteyen? Şimdi avukatı FETÖ’cülükten içeri atmaya çalışıyorlar. Sanıyorlar ki, bizim avukatımız Sayın Celâl Bey, geri adım atacak. Asla. Geri adım atmak bizim kitabımızda yoktur.

17-25 olayı çıkmış; rüşvet olayları, para olayları, havuz medyasının nasıl oluşturulduğu, bütün bunlar çıkmış, Erdoğan’ın FETÖ ile ilişkisi nasıl? Bu önemli.

Erdoğan, FETÖ ile barışma girişiminde bulunuyor. Sayın Fehmi Koru’yu davet ediyor ve Fethullah Gülen’e gönderiyor. Okuyorum:

‘Ertesi sabah, Kısıklı’daki konutunda randevu verdi Tayyip Bey. Ertesi sabah, çok erken saatte 08:00-08:30 gibi konutuna gittim. O da aynı şekilde, bir de aradan artık 48 saat geçmiş, aynı istek, aynı arzu, bizlerle birlikte onda da olduğu ortaya çıktı. ‘Bir gidin, görün, konuşun.’ Başbakan Erdoğan, ‘Hemen gidin’ dedi.’

Niye barışmak ister? Hangi gerekçeyle barışmak ister? Daha fazla pisliği var, onlar da ortaya çıkmasın diye.

16- 17-25 büyük yolsuzluk olayından sonra Millî Güvenlik Kurulu’na tekrar istihbarat örgütleri, FETÖ ile ilgili raporlar verdiler mi? 17-25’in üzerinden 2,5 yıl geçiyor ve 2,5 yıl içinde 15 kez Millî Güvenlik Kurulu toplanıyor ve bu 15 kez toplanan Millî Güvenlik Kurulu’nda da FETÖ terör örgütüyle ilgili devletin istihbarat raporları, yine hükümete veriliyor.

17- Devletin Kozmik Oda’sını, yani devletin mahremini, yani devletin namusunu FETÖ unsurlarına kim açtı?

Devletin bütün sırrı orada. Bir kişinin talimatıyla açıldı; Recep Tayyip Erdoğan.

Şimdi bütün milletin vicdanına sesleniyorum, ahlâkına sesleniyorum, adaletine sesleniyorum: Devletin en mahrem olayını, en mahrem yerini, devletin sırlarını bir terör örgütüne talimatla açtırmak, vatan hainliği değil midir Allah aşkına?

‘FETÖ’nün siyasî ayağı…’ Ne ayağı kardeşim ya? Ne ayağı? Kokan bir ayağı.

Sayın İlker Başbuğ, FETÖ’nün siyasî ayağını açıkladı mı? Bu da güzel bir soru. Diyor ki İlker Başbuğ, “FETÖ’nün siyasî ayağı yok dersek, gerçeği inkâr olur. Bunu yargının ortaya çıkarması için siyasî iradenin ağırlığını koyması lâzım” diyor.

25 Haziran’ı 26 Haziran’a bağlayan gecede Mecliste bir kanun görüşülüyor. Ordu, bazı FETÖ unsurlarını saptamış, özellikle Kayseri’de. Orduya yapılan kumpasla ilgili belgeler toplanmış; kişiler belli; ama o gece yarısı buraya bir yasa getiriyorlar. Daha doğrusu, gelen yasaya gece yarısı bir önergeyle buradakiler, aynen okuyayım bari:

‘Askerî şahıslar, askerî mahalde işlediği suçlar dahil, Özel Yetkili Mahkemelerde yargılanacak’ düzenlemesini getiriyorlar; çünkü Özel Yetkili Mahkemelerin tamamı, FETÖ’nün elinde ve diyor ki İlker Başbuğ, ‘Bu konu araştırılırsa, FETÖ’nün siyasî ayağı çıkar.’ Hayır efendim. Bu konu zaten belli. FETÖ’nün ayak takımı var burada. FETÖ’nün ayağı yukarıda. FETÖ’nün ayak takımı burada. O Grup Başkanvekilleri, dönemin bakanları vesaire, onlar ayak takımıdır. Talimatı bir yerden alıyorlar. Nitekim hâlâ bugün bile Erdoğan savunmaktadır bunu. (Yasa değişikliğini) bugün bile savunmaktadır.

18- FETÖ’cüleri devlete yerleştiren siyasî irade, devlette liyakati göz ardı mı etti? FETÖ’cü olmak, devletin kılcal damarlarına yerleşmek için yeterli miydi?

Maalesef, devletin en kritik noktalarına atanmak için tel şart vardı; FETÖ’cü olmak. İsterseniz allâme-i cihan olun; bilginiz olsun, birikiminiz olsun, yurt dışında doktoranız olsun, Profesör olun, Doktor olun, yıllarınızı verin, ülkenizi seviyorsanız, vatanınızı seviyorsanız, halka hizmet etmek için çaba harcıyorsanız, bir tarafa atıyorlar.

FETÖ’cü müsün? Evet. Nereden onay aldın? Pensilvanya’dan. Seni hemen atıyorum (tayin ediyorum) diyor.

Bunu da ben söylemiyorum; yine savcının iddiamamesinden okuyorum:

‘Devlet yönetiminde yalnız ehliyet liyakat ilkesiyle hareket edilmeli, başka hiçbir mülâhaza etkili olmamalıdır’ diyor savcı. ‘Türkiye, sırf Fethullah Gülen cemaatinden olmanın, kamuda atanma ve yükselmede yeterli tek kriter olduğu bir dönemi yaşamıştır’ diyor.

O kadar ki, Sayın Haberal’ı mahkûm etmişlerdi. Hapisteydi Sayın Haberal. Haksız yere. Tazminat davası açtı, FETÖ’cü hakimlerle ilgili. Arkadan şu oldu: ‘Sen misin tazminat davası açan?’ Yargıtay’da o dönem dürüst hakimler vardı, bugün de var dürüst hakimler. Onların sayesinde zaten şu anda devlet ayakta duruyor. Tazminata mahkûm ettiler, FETÖ’cü hakimleri. Hemen bir kanun getirdiler. FETÖ’cü hakimler, tazminat ödemez. Tazminatı onların adına devlet ödeyecek. ‘Sen, istediğini yap. İstediğin kararı ver. Ben sana ne söylersem öyle karar ver. Tazminattan korkma. O tazminatı ben, fakir fukaranın ödediği vergilerle ödeyeceğim’ dedi ve bu karar çıktı.

Erdoğan, şunu söyledi: ‘Tutuk, çekingen bir yargı sınıfı oluşmamalı.’

‘Ne tutuk oluyorsun, ne çekingen oluyorsun? Ben talimat verdim kardeşim; sen kararını ver. Tazminat mı? Korkma! Ben onu da karşılayacağım’ dedi.

19- FETÖ ile gerçekten mücadele ediliyor mu? FETÖ unsurları, devletten temizlendi mi?

Vicdanı olan herkes biliyor ki, FETÖ ile samimi bir şekilde bir mücadele yapılmış değildir. Herkes biliyor ki, parası olan dışarıda. Kayınpederi olan da dışarıda. Siyasî arkaları olan hiç kimsenin kılına dahi dokunulmadı.

FETÖ’cü oldukları bilinen Bylock’çular vardı. Rakamı vereyim; 215 bin 92 Bylock’çu listesi var. Bu Bylock’çu listelerini niye açıklamıyorlar? Niye FETÖ’yü koruyorlar? Açıklayın kardeşim. Neden korkuyorsunuz? Hiçbir ayıklama yapmadan açıklayın. Bylock’çu listesini açıklamıyorsan, FETÖ’ye destek vermeye devam ediyorsun demektir.

Arkadaşlarımız, 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nda dediler ki, ‘O gece bütün genel başkanlar, milletvekilleri, bakanlar, o gece neredeydi? HTS kayıtlarını getirin, bir görelim bakalım. Talep ettik, getirmediler. Niye korkuyorsunuz? Biz korkuyor muyuz? Hayır. Açıkça söylüyor muyuz? Söylüyoruz. Bildikleri bir şey var, korktukları bir şey var; HTS kayıtlarını getiremiyorlar. İsteyeceğiz ama. Mahkemelere ısrar edeceğiz. O gece HTS kayıtlarını mutlaka isteyin ve getirin diye.

20- 15 Temmuz darbe girişiminde başarılı olsalardı, kimler yönetimde olacaktı? Bunun listesi, bizim bildiğimiz, başta. Yani FETÖ’nün siyasî ayağında, liderinde yani; Erdoğan’da. Niye bu listeleri açıklamaz? Bu darbe girişimi başarılı olsaydı, kimin nerede görev alacağı belli değil miydi? Onlara göre belliydi. Liste kimde onlarda? Niye açıklamıyorlar? Hangi gerekçeyle açıklamıyorlar?

TBMM’de Araştırma Komisyonu yaptık. 15 Temmuz darbe girişiminin ayrıntılarını öğreneceğiz. En kritik 2 kişi var. Bütün olayları bilen 2 kişi. Dönemin Genelkurmay Başkanı, dönemin MİT Müsteşarı. Gelmediler. Erdoğan göndermedi. Niye göndermedi? FETÖ’nün siyasî ayağı ortaya çıkar diye göndermedi. Trump gider senatoda sorulara cevap verir, bizim bürokratların buraya gelmesine başbakan engel olur, FETÖ’nün siyasî ayağı ortaya çıkmasın diye.

FETÖ borsasını kimler kurdu? FETÖ borsasını kuranların içinde Erdoğan’ın avukatları da var. Adalet Bakanına çağrı yaptım; o avukatların mal varlıklarını inceleyin dedim. Niye incelemiyorlar? Milyon dolarları alıyorlar, insanları çıkarıyorlar. Örnek verdim; Fettah Tamince. Yahu 17-25’den sonra Pensilvanya’ya gitti. Zaman gazetesinin ortağı oldu. Bank Asya’ya para yatırdı. Yahu Bank Asya’nın önünden geçeni hapsettin, apartman aidatlarını yatıranları tutukladın, Fettah Tamince Erdoğan’ın yanı başında, krallar gibi devlet protokolünde oturuyor. Niçin? Onun koruması altında. FETÖ’nün siyasî ayağının koruması altında. Kimse dokunamıyor ona. Polis arıyor, polis bulamıyor; ama televizyoncu açıp telefonda rahatlıkla konuşabiliyor. Şu geldiğimiz hale bakın.

15 Temmuz Araştırma Raporu niye gizli? Niye açıklamıyorlar? Bakın, darbe sonrasına girmedim. Açılırsa ona da bütün ayrıntılarıyla gireceğim. Şimdilik sadece FETÖ’nün siyasî ayağı… Tepede oturuyor. Hiçbir tartışmaya yer vermeyecek kadar açık ve net: Orada oturan kişi, FETÖ’nün siyasî ayağıdır.

Bakınız, Zindaşti vardı. Cumhuriyet gazetesi gerçekten önemli bir gazetecilik görevi yaptı. (Zindaşti), uyuşturucu ticareti yapıyor, adam öldürüyor, cinayete azmettiriyor, FETÖ üyeliği var, tutuklanıyor, 6 ay içeride kalıyor, sonra siyasî baskılarla hakimler, serbest bırakıyorlar. Kim? Burhan Kuzu. Senin kuzuluğunu sevsinler Burhan Kuzu. Nerede görevli bu? Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyesi. ‘Ben FETÖ ile mücadele ediyorum’ diyor, sözde. Sen, garip gureba ile mücadele ediyorsun. Fakir fukarayla mücadele ediyorsun. Bank Asya’ya para yatıranın günahı ne kardeşim? Bank Asya’yı kim kurdurdu? Ona hesap soracaksın. Askerî öğrencilerin günahı ne kardeşim? Askerî öğrencilere ‘sokağa çık’ diyene hesap soracaksın sen.

Ve şu soruyu da unutmayalım: Bu ülkede, namuslu hakimler kadar namuslu savcılar da var. 15 Temmuz darbe girişimini araştırmak için oturdular, günlerini, aylarını verdiler. FETÖ’nün siyasî ayağı üzerinde de durdular. O savcıların tamamı görevden alındı, ortaya çıkmasın diye.

Bütün bunlara rağmen, hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Yerel yönetimlerde nasıl bu ülkenin sevgili vatandaşları, nasıl vicdanlarının sesini dinleyip bir dikta yönetimine karşı demokrasiyi savunmuşsa, inanın, cumhuriyetin 100’üncü yılında koskoca cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA