GÜNDEM
Giriş Tarihi : 17-02-2020 00:27

Karamollaoğlu: Ben şu anda bir darbe ortamı görmüyorum

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, yeni bir darbe ihtimali olduğuna dair iddialar konusunda, “Darbeyle ilgili şu anda ben, gördüğüm kadarıyla böyle bir gelişme söz konusu değil. Bunu ortaya kim attı, niye attı, onu bilmem; ama şu anda ben böyle bir ortam görmüyorum” dedi.

Karamollaoğlu: Ben şu anda bir darbe ortamı görmüyorum

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, akit TV’de yayınlanan “Vizyon” programında, gazetecilerin sorularını cevapladı.

“Şu anda böyle bir ortam görmüyorum”

“Yeni bir darbe ihtimali”ne dair iddialar hakkındaki görüşü sorulan Karamollaoğlu, “Ben bunu ilk defa bugün duydum. İstanbul’da. Sizden değil, sizden önce öyle bir söylendi. Hani garibime de gitti. Yani darbeyle ilgili şu anda ben, gördüğüm kadarıyla böyle bir gelişme söz konusu değil. Bunu ortaya kim attı, niye attı, onu bilmem; ama şu anda ben böyle bir ortam görmüyorum” diye konuştu.

“Darbe”yi “askerin sivil yönetime müdahalesi” manâsıyla değerlendirdiğini belirten Karamollaoğlu, şu anda öyle bir gelişme görmediğini belirtti. Karamollaoğlu, “Şu anda Genelkurmay Başkanı olmayan İlker Başbuğ’un çıkışı eğer böyle yorumlanıyorsa, onu bilmem” dedi.

Türkiye’de darbe dönemlerinin tamamen kapanıp kapanmadığına dair bir soruya “İnşallah” diye karşılık veren Karamollaoğlu, “Onu dünyanın hiçbir yerinde söylemek mümkün değil” diye ilâve etti.

“Darbe olmuyor ama Pentagon müdahale ediyor”

Karamollaoğlu, “Meselâ, söz gelimi, Amerika’da darbe olmuyor. Kuruluş tarihinden beri olmuyor; ama bugün Amerika’da sivil idareye karşı askeriye, tavır koyuyor; yani müdahale ediyor. Meselâ Trump diyor ki, “Suriye’den çekileceğiz” ; ikinci gün 300 tane asker gönderiyor. Pentagon öne çıkıyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Pakistan dönüşünde bu konuda “darbe ihtimali görmüyorum” demeyip, “Böyle bir şey olursa, milletimiz bu defa 15 Temmuz’daki gibi bırakmaz, elinde ne varsa dışarı çıkar ve gerekeni yapar” mealinde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine de Karamollaoğlu, şöyle konuştu:

“Bu, spekülatif bir şey. Görmediğim için, darbe olduğu takdirde ne olur? Yani darbenin şekline bağlı. Yani halkı katletmeyi göze alan bir ordu, bütünüyle çıksa, ne olacak ki yani? Sokağa dökülür, katleder, elinde silah olanlar. Onun için ben, öyle bir ihtimali şahsen bugünkü şartlar altında Türkiye’de görmüyorum.”

“Aydın geçinenler”in darbe çığırtkanlığı yapıyor olup olamayacağı veya söylentilerin hükümeti tehdit etmek amacıyla gündeme gelmiş olup olamayacağına dair soruya karşılık da Karamollaoğlu, “Yapabilirler de, ben yani bunun pek o kadar da üzerinde durulması icap eden bir konu olduğu kanaatinde değilim” dedi.

Karamollaoğlu, “12 Eylül darbesini yapanlar, bir sene önceden, kendileri anlatıyor, kararı vermişler, kararı verdikten sonra da darbe ortamını da kendileri hazırlamışlar. Yani öyle birgün gece yattın sabahleyin kalktık ‘Yahu bu iş böyle gitmeyecek; haydi bakalım, alın sokağa dökülelim’ diye bir darbe olmaz” diye konuştu.

“Darbenin konuşulması kimin ekmeğine yağ sürer?”

Karamollaoğlu, Rand Corporation’ın Türkiye raporunda darbe ihtimalinden bahsedildiği iddiasına işaret edilmesi üzerine de, şunları söyledi:

“Yani herkesin zihninde böyle bir şey yatabilir. Darbelerin genelde tamamı, bugüne kadar olanların tamamı, Batı ile ilgili olarak çıktı ve NATO, fiilen darbeleri destekledi. 60 darbesi de böyle oldu, 80 darbesi de böyle oldu; dışarıdan destek geldi. Ama bu havanın oluşması, bence bunun çok konuşulması, darbe düşüncesi için yapıcı mı olur, yani onların ekmeğine mi yağ sürer, yoksa caydırır mı? Ben, bu tip konuların, spekülatif (kurgusal, saptırıcı) gördüğüm konuların üzerinde konuşmayı doğru bulmuyorum. Tamamen spekülatif. Elimizde hiçbir done yok. Bir askere sorsan, diyebilir ki, “Ben ordunun içindeyim. Rahatsızlık var” veya “Rahatsızlık yok, ne konuşuyorsunuz?” Ben, ne ordunun içindeyim, ne de ordunun bu tip meselelerdeki yaklaşımıyla ilgili bir kanaatim var.”

“Topların namluları da boru gibi duruyor ama boru değil”

Karamollaoğlu, “Başbuğ’un çıkışı normal mi?” sorusuna da şöyle karşılık verdi:

“Başbuğ’un çıkışını ben gayr-i normal (anormal) bulmuyorum. Yani kendisi, belli bir noktada, geçmişte mağdur olmuş, mağduriyeti tescil edilmiş bir insan; ama Başbuğ’un o zamanki tavrı da garipti. Yani şundan dolayı garip: İşte meselâ, bir tane soba borusu gibi bir şey gösteriyor, “Bu borudur” dedi. Yahu ne demek yani? “Borudur” dediğin bu boru, eğer ateşlenebiliyor, bir tarafa bir füze gönderebiliyor, zarar veriyorsa, o da boru… Yani, topların namluları da boru gibi duruyor; ama boru değil. Yani ben, üzerinde de durmadım açıkçası. Yani oturup, ‘Ne dedi, ne demek istiyor?’ diye de düşünmedim. Çünkü benim kanaatim, Türkiye’nin problemleri, şu anda başka problemleri var. Yani Türkiye’nin bizatihi içinde yaşadığı, hükümetin çözmesi icap eden, halkın da derdi olan problemler var. Ekonomi, ciddi bir problem. Şu anda dış politika, ciddi bir problem. ‘Problem’ dediğim, nereye gittiğimizi bilmiyoruz. Onun için biz, doğrudan doğruya siyasîler olarak vatandaşın sıkıntılarını gündeme alan bir mesele üzerinde durmalıyız. Yoksa spekülatif olarak birisi ortaya bir şey atar, onunla yatar, onunla kalkarız. Bir söz vardır, çok söylenen; ‘Kellim kellim lâ yenfa’… Çok konuşuruz, bir sürü laf ederiz ama neticede ortaya hiçbir şey çıkmaz.”

“Düşünenler varsa, buna zemin hazırlamamak lâzım”

“Darbe söylemi üzerinden bir korku pompalanıp, bu korku üzerinden hükümet belli bir yere kanalize edilmeye çalışılıyor olabilir mi?” sorusu üzerine de Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Dediğim gibi, spekülatif. Olabilir, olmayabilir de. Böyle bir havayı meydana getirmek isteyenler, ‘İktidarı böyle etkileyebiliriz’ diye düşünenler olabilir; ben, olmaz demiyorum. Bunlar olabilir; ama bu, darbe olacağı, darbe planlandığı manâsına gelmez.

Ben, şu anda hiç bilgim olmayan, hiç ama… Ve normal şartlarda da ilgilenmeyeceğim bir konu üzerinde ne söyleyeyim ki? Bilmiyorum ki. Biz, 1980 darbesinden önce meclisteydik. mecliste durmadan cumhurbaşkanlığı oylaması yapılıyor, hiçbir netice vermiyor. 6 ay sürdü neredeyse. Ondan önce şahsen ben, meclisin komisyonlarından alt komisyondaydım. Kamu İktisadî Teşebbüsleri Komisyonu vardı. TUSAŞ konusunu da bana verdiler. Yani başkanı bendim, alt komisyonun. Onunla ilgilendim. Gittim, o zaman Kenan Evren’le de görüştüm; bilmem onun yardımcısıyla da görüştüm. Askerleri, Genelkurmayı, Millî Savunmayı, bilmem Maliye Bakanını da çağırıp, ‘Niye bu iş yürümüyor?’ onun da hesabını sorduk; ama bir şey olmadı ki. Yani askerlerle bu irtibatımız, onların bir hazırlık yapıp yapmadığı konusunda bana hiçbir fikir vermedi. Sonradan öğrendik ki, haa, bunlar, bir taraftan ‘Bu iş böyle gitmez. Hazırlığını yapalım; Türkiye’de siyasîlere bir çekidüzen verelim’ diye planlar yapıyorlarmış. Yani onun için ben, bunun çok konuşulmasının faydası olacağı kanaatinde değilim. En azından böyle bir kanaat varsa, bunu düşünenlere bir zemin hazırlamamak da icap eder diye düşünüyorum.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA