SİYASET
Giriş Tarihi : 19-02-2020 06:52   Güncelleme : 19-02-2020 07:01

Saray sosyetesi ile vatandaşlar arasındaki 13 fark

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aile ve yakın çevresi ile vatandaşların hayat standartlarını karşılaştırdı. Kılıçdaroğlu, aradaki farkı 13 maddede özetledi.

Saray sosyetesi ile vatandaşlar arasındaki 13 fark

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, “Saray sosyetesi” ile vatandaşlar arasındaki farkları şöyle sıraladı:

1- Saray’da yaşayanların işsizlik derdi yoktur

“Saray’da yaşayanların Türkiye’sinde işsizlik diye bir dert yoktur. Onların hepsinin 7 göbek işi hazırdır. Para, pul, dolar, avro, her şey var. İşsizlik diye bir dertleri yok; gündemlerinde işsizlik de yok. Arada bir mahsus “işsizliği önleyeceğiz” diye paket açıklıyorlar. 50 paket oldu; her paketin sonunda işsizlik arttı. Çünkü onların gündeminde işsizliği samimi olarak gidermek diye bir şey yok. Halkın gündeminde ise işsizlik var. Tam bir faciaya dönüşmüş durumda işsizlik.”

2- Saray’ın gündeminde yoksulluk yoktur

“Saray’ın yaşadığı Türkiye’de yoksulluk diye bir kavram yoktur. Saray sosyetesi, yoksulluğun ne olduğunu da bilmemektedir. Saray sosyetesine göre, vatandaşın simitle geçinmesi bile bir lütuftur. Arada bir 50 bin dolarlık çantayla (Emine Erdoğan’ın çantası) yoksul evlerine çantaya gidilir ve yoksulluk afişe edilir, yoksulluğu çözecekmiş gibi. 50 bin dolarlık çantayla gidiyorsan, kusura bakma; sen, yoksulla alay ediyorsun demektir. Halkın yaşadığı Türkiye’de ise yoksulluk var. Çöp konteynırlarından beslenen on binler var. Akşam Pazar artıklarından beslenen yüz binler var.”

3- Saray sosyetesinin gelecek endişesi yoktur

“Saray sosyetesinin asla bir gelecek endişesi yok. Hepsinin geleceği güvence altında. Hiçbir endişeleri yok. O kadar ki, sadece Türkiye’de değil, Amerika’da, İngiltere’de bunlar geleceklerini güvence altına aldılar. Manhattan’da gökdelen dikenler kimler? Ben miyim? Gariban vatandaş mı? Konteynırdan yiyecek toplayan kadın mı? Kim bunlar? Saray sosyetesi. Yakınları, akrabaları, vakıflar ve kamunun kaynakları aktarılarak kendilerine gökdelen dikiyorlar. Ne diye? “Efendim, öğrenci yurdu yapıyoruz.” Metrekaresinin kirası, Manhattan’da 10 bin dolar. Hangi öğrenci kalacak burada Allah aşkına? Kendi dünyalıklarını yapıyorlar. Halkın yaşadığı Türkiye’de ise herkesin bir gelecek endişesi var. Yarın sabah ne olacağını kimse bilmiyor. Gençlerimiz, umudu kestiler; kendi geleceklerini gelişmiş ülkelerde arıyorlar, oralara gidiyorlar.”

4- Saray’da hayat pahalılığı yoktur

“Saray’da hayat pahalılığından asla eser yoktur. Saray’da her şey, güllük gülistanlıktır; çünkü Saray’da yaşayan sosyetenin kira masrafı yoktur. Doğal gaz masrafı yoktur. Elektrik masrafı yoktur. Ulaşım masrafı yoktur. Eğitim masrafı yoktur. Mutfak masrafı yoktur. Bütün bu masrafların tamamını, 82 milyon olarak biz karşılarız. Hiçbir masrafları yok; ama çifter çifter aylık alırlar, o ayrı. Halkın yaşadığı Türkiye’de ise hayat pahalılığı felâket. Mutfaklarda yangın var. İntiharlar… Aile boyu intiharlar, Türkiye’nin gündemini meşgul ediyor.”

5- Saray sosyetesi vatandaşa hesap vermez

“Saray sosyetesi, vatandaşa hesap vermeyi doğru bulmaz. Kibir egemendir. Vatandaşı, ezilmesi gereken bir sinek gibi görür bazen. Hak mı istiyorsun? Tepesine binerler. “Ne hesabı?” diyor. “Ben yerim, istediğim gibi yerim, hesabını d vermem” diyor. Ama halkın beklediği nedir? Temiz siyaset, düzgün siyaset. Her kuruşun hesabını milletine veren siyaset.”

6- Saray sosyetesi, TBMM’yi kendine hizmetçi olarak görür

“Saray sosyetesi, Meclis’i, kendi çıkarlarına hizmet eden bir organ olarak görür; çünkü bilir ki, “TBMM’ye hangi talimatı verirsem, orada AK Parti ve MHP’nin oylarıyla bütün talepler yerine gelir. Oysa vatandaşın beklediği nedir? Vatandaş, TBMM’de kendi sorunlarının çözülmesini, dile getirilmesini ister.

Vatandaş, bazen sandığa gider, oy kullanır. Milletvekillerini seçtiğini sanır. Büyük bir aldatmacadır aslında o. Milletvekillerini seçmez vatandaş. Vatandaş, parti liderlerinin seçtiği milletvekillerinin listesine mühür basar sadece. Milletin vekilini millet seçtiği zaman demokrasi gelir bu ülkeye.”

7- Saray sosyetesinde adalet kavramı yoktur

“Saray sosyetesinde hak, hukuk, adalet diye bir kavram yoktur. “Hep bana, hep bana, hep bana” kavramı vardır. Halk ise, hakkı, hukuku ve adaleti arar; ama bunu aramanın da vatandaş için ne kadar pahalı olduğunu hepimiz biliyoruz.”

8- Saray sosyetesi, devleti soyulacak organ olarak görür

“Saray sosyetesinin gözüne devlet, soyulacak bir organ olarak görünür. Devletten dolarla iş ve garanti alanlar, Saray sosyetesinin gözünde makbul vatandaşlardır. Dolarla ihale almıştır. İhale değil aslında; kendisine tahsis edilmiştir, büyük yatırımlar. Dolarla garantiler verilmiştir ona. “Sen buradan beslen” demiştir, “E ben de besleneyim” demiştir. Bunlar, vatandaşın değil, Saray’ın gözünde makbul vatandaşlardır. O kadar makbuller ki, milletin anasına küfredecek kadar Saray’ın gözünde makbul vatandaşlardır. Halkın yaşadığı Türkiye’de ise “Ödediğimiz vergiler nereye gitti?” sorusunu sormak bile büyük bir tehlikedir.”

9- Saray sosyetesinde vergi vermek enayiliktir

“Saray sosyetesinde vergi vermek, enayiliktir. Ne vergisi? Kendi yönettiği ülkeye vergi vermemek için aile boyu, Man Adası üzerinden vergi kaçırırlar. Belgelerini açıkladık. Savcı, soruşturma yaptı. “Her şey doğrudur” dedi. İlgili bankanın makbuzlarına banka dahi itiraz etmedi. MASAK konuyu inceledi, “Herhangi bir şey yoktur; bütün rakamlar doğrudur” dedi. Mahkemeden yasak kararı getirdiler, millet doğruları öğrenmesin diye. Kızılay’ın felâketini zaten hepimiz biliyoruz. Saray sosyetesi vergi ödemez ama vatandaş, bütün vergilerini öder. Sanayicisi, serbest meslek erbabı, çiftçisi, herkes. Sadece vergi mi verir vatandaş? Hayır. (Yol, köprü geçiş, hastaneye hasta garantisi) o garanti veriyorlardı ya? Vatandaş, hem vergi verir, hem de Saray sosyetesinin makbul adamları olan, dolar bazında ihale ve garanti alanların masrafları da vatandaşın sırtına yüklenir.”

10- Saray sosyetesi, devleti çiftlik gibi görür

“Saray sosyetesi, devleti bir çiftlik gibi görür. “Ye yiyebildiğin kadar…” Vergiler yetmezse, Saray sosyetesi, dışarıdan borç alır, içeriden borç alır. Onunla da beslenir. O da büyük masraftır; o masrafı da vatandaşın sırtına yıkar. “Sen ödeyeceksin” der. Vatandaş, çoğu zaman bunların farkında değildir; çünkü vatandaşın en büyük derdi, “Aybaşını nasıl getireceğim? Nasıl taksitleri ödeyeceğim? Nasıl doğal gaz parasını ödeyeceğim? Nasıl çocuğa harçlık vereceğim, eğitim masrafını karşılayacağım? Nasıl mutfak masrafını karşılayacağım?” Vatandaşın derdi budur.”

11- Saray sosyetesinde icra sorunu yoktur

“Saray sosyetesinde icra diye bir kavram yoktur. Çünkü Saray sosyetesi, o kadar ballı bir hayat yaşıyor ki, icra diye bir şeyi asla düşünemez. Ama vatandaşın yaşadığı Türkiye’de 20 milyon 521 bin icra dosyası vardır. Her 2 vatandaştan birisi icralıktır. Saray sosyetesinin bunlardan haberi var mı? Emin olun, haberi dahi yoktur. Söylense bile inanmazlar zaten. “Yok efendim, olur mu? Şu Kılıçdaroğlu zaten hiçbir zaman doğruları söylemedi” diyeceklerdir. Kendi bürokratlarının rakamlarına bile inanmıyorlar bunlar.”

12- Saray sosyetesinde vatan sevgisi yoktur

“Saray sosyetesinde asla vatan sevgisi yoktur. Bireysel ve sarayın çıkarları esastır. Onlarda vatan sevgisi yoktur. Neden yoktur? Tank Paleti Fabrikasını, ordunun gözbebeği olan bir fabrikayı, bedelsiz olarak, hiç para almadan Katar ordusuna peşkeş çekenler, vatansever olamazlar. Saray sosyetesinde Tank Paleti bağlamında destek verenler de ne milliyetçi, ne vatansever olabilirler. 15 Temmuz şehitleri için toplanan paralar… Yahu gözünüz doysun! Ne derler? “Toprak doyursun” derler. 15 Temmuz şehitleri için toplanan paraya da göz diktiler. Biz dile getirmesek, onu da yiyeceklerdi. Yahu nasıl doymaz adamlarsınız siz! Yahu sizde Allah korkusu yok mu? Kuldan utanmıyor musunuz yahu? Aynı şekilde Beşiktaş’ta hayatını kaybedenler, ki çoğu polis, onlar için de para toplandı. Onu da biz dile getirmesek, onu da götüreceklerdi. Pes yahu! Vallahi insan olarak utanıyorum. Devleti yönetiyorlar. Yahu elektrik paranı karşılıyorlar, pul paranı karşılıyorlar, uçak paranı karşılıyorlar, her şeyini karşılıyorlar. Yahu hiç değilse bu şehitlerin parasına dokunma kardeşim yahu!

Bir şey daha var: Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez, Saray sosyetesinin emriyle bir Türk toprağı ve bayrağı terk edilmiştir; Süleyman Şah Türbesi’nin olduğu alan. Onların vatanseverliği söz konusu değildir. Saray sosyetesinin, ülkenin çıkarlarını düşünmek gibi bir derdi yoktur. Onların tek derdi, “Malı nasıl götürürüz? Nasıl zenginleşiriz?” Yedikçe doymuyorlar, yedikçe daha fazlasını istiyorlar.”

13- Saray sosyetesinde israf esastır

“Saray sosyetesinde israf esastır. İsrafı itibar olarak görürler. Halkın yaşadığı Türkiye’de ise israf haramdır, tasarruf esastır. Uçan saraylar… 13 tane uçağı var. Bir tane de Katar’dan… Kraldan bedava alındığı söyleniyor ama bedava mı değil mi, orası biraz tartışmalı. 13 tane uçak… Yahu arkadaş, ne yapacaksın 13 tane uçağı yahu? Bir tane yetmez mi, iki tane yetmez mi yahu? İnsan Allah’tan korkar yahu! Yazlık sarayı var Muğla Otluk’ta. Van Ahlat’ta bir yazlık saray daha yapıyor. Kışlık sarayı var. Yahu nedir bu Allah aşkına?

Rakamlara baktım. Bunu da ilk kez burada açıklayayım: 2020 Cumhurbaşkanlığı bütçesi.

Bu sarayların yapımı, onarımı ve araç kullanımı için bütçeye konan para, 610 milyon Lira. Eski parayla 610 trilyon lira, 2020’de para harcanacak bu saraylara. Neye bedel bu, biliyor musunuz? 265 bin 217 asgari ücretlinin bir aylık aylığına bedel.

Daha vahim bir şey açıklayayım: Bir de menkul (taşınabilir) malların onarım giderleri var. 2017 ve 2018 yılında üçer milyon lira. 2019’a gelince durum değişiyor; 100 milyon lira. Eski parayla 100 trilyon lira. Yüzde 3 binin üstünde artış var. Şimdi milletim adına tekrar soruyorum: Ne oldu da 3 milyon, 100 milyona çıktı? Neyin onarımı bu? Taşınan mal, nedir bu? Taşınan malın onarımı nedir? Hadi bunu yaptın; 2020 yılında 140 milyona çıkıyor. (Eski parayla) 140 trilyona çıkıyor. Bu nasıl bir saray yahu? Ye ye bitmez bir saray yahu! Nasıl bir saray Allah aşkına? Benim aklım almıyor, vicdanım almıyor, adalet duygum almıyor, insanlığım almıyor. Nedir Allah aşkına?

Bir şiir var, Bahaettin Karakoç’un. Onu okuyayım:

Bu şaşkın dünyada yer gök alçaldı.
Bir yağma başladı, çalanlar çaldı.
Kefenmiş, rütbeymiş, makammış derken,
Ne ehliyet kaldı, ne mezar kaldı.

Suriye bataklığının bize maliyeti bir hayli ağır oldu. Bakın, bölgede vekalet savaşları yapılıyor, egemen güçlerin taşeronluğuna saray sosyetesi soyunuyor. Orduyu da kullanıyorlar. Ölen, bizim askerimiz. Mitinglerde kefen bezi giymiş yandaşların seni karşılıyorlardı. Onları gönder Suriye’ye. Ver ellerine gitsinler. Fakir fukaranın çocuğunu niye gönderiyorsun sen? Ve hangi amaçla gönderiyorsun sen? Gelen Suriyelilere, fakir fukaranın sırtından 40 milyar dolar para harcadılar.

Saray sosyetesine söylemek istiyorum: Devleti böyle yönetirsen, çıkmaz sokaklarda kaybolur gidersin. Devlet, adaletle yönetilir. “Devletin dini, adalettir.” Devlet, ehliyetle yönetilir. Sen, Dışişleri Bakanlığını tamamen devre dışı bırakıp, Saray’da bir avuç adamla oturup dış politikayı belirlersen, Türkiye’yi böyle açmaza sürüklersin. Elli sefer söyledim; egemen güçler, ateşi elleriyle tutmazlar, maşa kullanırlar. O maşalardan birisi de Erdoğan’ın kendisidir.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2653
  • 2Başakşehir FK2653
  • 3Galatasaray2650
  • 4Sivasspor2649
  • 5Beşiktaş2644
  • 6Alanyaspor2643
  • 7Fenerbahçe2640
  • 8Göztepe2637
  • 9Gaziantep FK2632
  • 10Denizlispor2631
  • 11Antalyaspor2630
  • 12Gençlerbirliği2628
  • 13Kasımpaşa2626
  • 14Konyaspor2626
  • 15Yeni Malatyaspor2625
  • 16Çaykur Rizespor2625
  • 17MKE Ankaragücü2623
  • 18Kayserispor2622
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA