SİYASET
Giriş Tarihi : 06-03-2020 23:26

“Hükümetin göçmen politikası, ensar değil simsar politikası”

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman, mülteci dramını değerlendirirken, Suriyeli mültecilere ensar olmak iddiasını dile getiren hükümetin, bugün mültecileri Batıya ölüme gönderdiğini ileri sürerek, “Hükümetin göçmen politikası, bir ensar politikası değil simsar politikası olmuştur. Mültecilerin Avrupa’ya karşı bir ‘siyasî koz’ olarak kullanılması asla kabul edilemez” dedi.

“Hükümetin göçmen politikası, ensar değil simsar politikası”

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Hindistan’da Müslümanların katledilmesi, siyasette hakaret dilinin kulanılması, 28 Şubat postmodern darbesi, Suriye ve mülteci meselesini değerlendirdi.

“Türkiye, Hindistan’daki katliama müdahale etmeli”

Hindistan’da Müslüman haklarını kısıtlayan yasaları protesto eden Müslümanlara karşı devlet güçleri ve yerel halkın iş birliği ile başlatılan katliamı şiddetle lânetlediğini ifade eden Karaduman, sözlerine şöyle devam etti:

“Müslümanların ev ve iş yerleri basılmakta, masum insanlar, sokak ortasında vahşice linç edilmektedir. Saldırılarda şu ana kadar ne yazık ki yüzlerce sivil, yaşamını yitirmiştir. Bu organize katliam karşısında dünya sessizliğe büründüğü halde, dünya kamuoyunu ve yöneticilerimizi de bu katliam karşısında onurlu bir duruşa ve özellikle Dışişleri Bakanlığımızı, Hindistan’da yaşanan bu katliama karşı bir an önce diplomatik adımları başlatmaya davet ediyorum.”

“Cumhurbaşkanı, parti liderleriyle bir araya gelmeli”

Karaduman, Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğini, böylesi zamanlarda akl-ı selim ve itidal ile hareket etmenin son derece önemli olduğunu belirtti.

Gerginliğin, kutuplaşmanın, hakaretin, nefret siyasetinin ve buna dair siyasî zeminin kazanan tarafı olmayacağını ifade eden Karaduman, “Siyasî partilar arasında yaşanacak gerginlikleri, devletin en üst makamı olan cumhurbaşkanlığı makamı, sorunu çıkartmak değil, sorunları, problemleri yatıştırmanın lokasyonu olmalıdır. Partiler üstü bir makamda bulunması icap eden Sayın Cumhurbaşkanı, gerekirse iktidar ve muhalefet partileriyle bir araya gelmeli ve ülkemizin temel problemleriyle ilgili müşterek toplantılar düzenlemelidir” diye konuştu.

Kime yönelik olursa olsun, siyasette hakaret dilini kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirten Karaduman, “Ancak durum böyleyken hukuka düşen, adalete düşen, yönetenle yönetilenin eşitlenmesini sağlamaktır. Eğer bugün Sayın Cumhurbaşkanı, herhangi bir siyasî partinin genel başkanına, ‘cumhurbaşkanlığı’ zırhını kullanarak hakaret ediyorsa, bunu bu ülkede kabul edebilmemiz asla mümkün olmayacaktır” dedi.

28 Şubat ve Erbakan

Karaduman, konuşmasında Refah-Yol Hükümetine karşı gerçekleştirilen ve tarihe kara bir leke olarak geçtiğini belirttiği “28 Şubat Postmodern darbesi”ni de değerlendirdi.

Refah-Yol Hükümetinin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, devletin özel bankalara faizle borçlanmasını engellemek için “Kamu-Tek Hesabı” oluşturduğunu; rant ekonomisini değil üretim ekonomisini desteklediğini; Anadolu’da 200’den fazla fabrikanın temelini attığını; Avrupa ve Amerika’ya Pazar olmak yerine Asya ve Afrika’da Pazar arayışına girdiğini; Asya ve Afrika ülkelerine yaptığı ziyaretler neticesinde D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın temellerini attığını; karşılıksız basılan dolarla sömürülmenin önüne geçmek için, en başta D-8 ülkeleri arasında geçerli olacak ortak para birimine geçmenin yolunu açtığını; İran’la yakınlaşarak ekonomik iş birliğini arttırdığını, ilişkileri güçlendirdiğini dile getirdi.

28 Şubat darbesi neden yapıldı?

Karaduman, 28 Şubat’ın, Refah-Yok Hükümetinin uyguladığı ekonomi-politik küresel sömürü sisteminin işleticilerine Türkiye’yi kaybetme korkusu yaşattığı için gerçekleştiğini söyledi.

Karaduman, sözlerine şöyle devam etti:

“Başbakan Erbakan’ın ırkçılık, mezhepçilik ve milliyetçilikten uzak dünya görüşü, farklılıkları çatışma unsuruna dönüştüren emperyalistlerin bölgeyi savaş ve istikrarsızlığa itme planlarının önünde engel teşkil ediyordu. 28 Şubat postmodern darbe sürecinde laik-dindar cepheleşmesi oluşturuldu. Medya, korku filmleri efektleriyle ana haber bültenleri sundu. Dindarların laikleri imha etmek için silahlandığı haberi, medyada pompalandı. Ordunun laiklerin yanında olduğunu göstermek için ise Sincan’da tanklar yürütüldü. Muhalefet, üst düzey askerler, sendikalar, sivil toplum kuruluşları, medya, rantla beslenen iş dünyası, Refah-Yol iktidarına karşı, Başbakan Erbakan’a karşı organize edildi. Sürecin neticesinde, önce Refah Partisi ve daha sonra Fazilet Partisi kapatıldı; Erbakan ve arkadaşlarına siyaset yasağı getirildi. Darbe sürecinin asıl sebebi olan Erbakan’ın Türkiye’yi küresel sömürü sisteminin boyunduruğundan çıkarma çabası, medya yoluyla örtbas edildi. Sürecin ABD, AB ve İsrail gibi organizatörlerinden bahsedilmedi; olup bitenler, asker-hükümet anlaşmazlığına indirgenerek yorumlandı.”

“28 Şubat hâlâ devam ediyor”

28 Şubat’ın hâlâ devam ettiğini ileri süren Karaduman, bu iddiasına gerekçe olarak, şunları sıraladı:

* Türkiye’nin bütçesinden her yıl yüzlerce milyar lira paranın faize ayrılması;

* 28 Şubat’tan sonra İncirlik üssünden kalkan ABD uçaklarının Irak’ı bombalaması ve Irak’ın işgal edilmesi;

* 15 Temmuz’da TBMM’yi bombalayan uçakların İncirlik Üssünden yakıt ikmali yapmış olmasına rağmen İncirlik Üssüne yönelik bir yaptırım uygulanmamasını;

* Batının ve ABD’nin planları doğrultusunda Türkiye’nin Suriye ile savaştırılmak istenmesi.

“İsrail’in karşısında güçlü tek bir ülke dahi bırakmak istemiyorlar”

Türkiye’nin, sorunların diyalog yoluyla çözülmesi için bütün imkânlarını seferber etmesi gerektiğini ifade eden Karaduman, “Devlet aklı ve devlet ciddiyetinden ödün vermeyen, dışarıda atılan adımları içeride siyasî şova dönüştürmeyen bir tavırla, krizleri ve yaşanılan acıları kullanarak, farklı düşünen gruplar üzerinde baskı oluşturmadan itidalle adım atılmalıdır” dedi.

Türkiye’nin, Atlantik bloku ile Rusya arasında tercihte bulunmaya mahkûm olmadığını ifade eden Karaduman, bunu dayatan bütün unsurların, yerli ve millî olmaktan fersah fersah uzakta olduğunu söyledi.

George Soros’un, NATO’nun, BM’nin ve ABD yönetiminin, Türkiye’yi Suriye ile savaşmaya teşvik ettiğini ifade eden Karaduman, bunun iyi düşünülmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Türkiye’nin Suriye ile savaştırılmasının 2 sebebi olduğunu belirten Karaduman, bunlardan birincisinin, bölgede İsrail’in karşısında güçlü tek bir ülke dahi bırakmamak, ikincisinin de NATO’nun Suriye’yi işgal etmesi için meşru bir zemin hazırlanmak istenmesi olduğunu söyledi.

“Netanyahu ile bir araya gelenler, Esad’la da bir araya gelebilmelidir”

Karaduman, “Bugün, özellikle Türkiye’nin, Suriye ile savaşması değil barışması, mutlak surette hayata geçirilmelidir. Türkiye, bugün Orta Doğu’yu kan gölüne dönüştüren Amerika’nın devlet başkanıyla bir masaya oturabiliyorsa, İsrail’in devlet başkanlarıyla, Peres ile, Netanyahu ile bir araya gelebiliyorsa, askerlerimizin katledilmesini sağlayan Putin’le bir araya gelebiliyorsa, mutlaka ama mutlaka bu bölgede barışın hakim olması için Suriye yönetimi ile de bir araya gelmelidir” diye konuştu.

“Irak’ı Kuveyt’e itenler, Türkiye’yi de Suriye’ye itiyor”

Karaduman, ABD’nin geçmişte Saddam’ı Kuveyt’e girmeye teşvik ettikten sonra Saddam’ın başına getirilenlerin, bugün de Suriye için Türkiye’nin başına getirilmesinin planlandığını ileri sürdü.

“Hükümetin tavrı, ensar değil simsar politikası olmuştur”

Konuşmasında mülteci dramına da değinen Karaduman, Yunanistan sınırında yaşananların, Avrupa’nın ahlâk anlayışını gösterdiğini söyledi.

Karaduman, Suriyeli mültecilere karşı ensar olmak iddiasını dile getiren hükümetin, bugün mültecileri Batıya ölüme gönderdiğini ileri sürerek, “Dün Aylan Kurdi’nin cansız bedeni sahile vurduğunda gözyaşı döken ülke anlayışı, bugün aynı duruşu ortaya koymalıdır; ama ne yazık ki, göçmenlerle ilgili Türkiye’nin tavrı, bir ensar politikası değil simsar politikası olmuştur. Özellikle Suriye’deki iç savaştan dolayı yurdunu terk etmek zorunda kalan mültecilerin Avrupa’ya karşı bir ‘siyasî koz’ olarak kullanılması, asla kabul edilemez” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2653
  • 2Başakşehir FK2653
  • 3Galatasaray2650
  • 4Sivasspor2649
  • 5Beşiktaş2644
  • 6Alanyaspor2643
  • 7Fenerbahçe2640
  • 8Göztepe2637
  • 9Gaziantep FK2632
  • 10Denizlispor2631
  • 11Antalyaspor2630
  • 12Gençlerbirliği2628
  • 13Kasımpaşa2626
  • 14Konyaspor2626
  • 15Yeni Malatyaspor2625
  • 16Çaykur Rizespor2625
  • 17MKE Ankaragücü2623
  • 18Kayserispor2622
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA