SİYASET
Giriş Tarihi : 11-03-2020 19:35

Karamollaoğlu: Basın özgür olmazsa ülke kalkınamaz

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Türkiye’de halen 91 gazetecinin cezaevinde olduğunu, Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke içerisinde 157’nci sırada yer aldığını belirterek, ““Basının özgür olmadığı, kendisini rahatlıkla ifade edemediği bir ülkede huzur olmadığı gibi, o ülkenin kalkınması da, güçlenmesi de, demokratikleşmesi de mümkün değildir” dedi.

Karamollaoğlu: Basın özgür olmazsa ülke kalkınamaz

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında, güncel siyasî ve sosyal konuları değerlendirdi.

“Selamlaşma ve kucaklaşmayı biraz azaltmakta fayda var”

Konuşmasına korona virüsü salgınını değerlendirerek başlayan Karamollaoğlu, Türkiye’nin, en kısa zamanda bu virüsten kurtulacağına olan inancını ifade ettikten sonra, gerekli tedbirlerin alınmasının önemine işaret etti.

Özellikle toplu taşıma araçlarını kullanan vatandaşların daha dikkatli olmaları gerektiğini belirten Karamollaoğlu, “Selamlaşma ve kucaklaşmayı biraz azaltmakta fayda var” dedi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın çok aklı başında ve yerinde açıklamalar yaparak süreci iyi götürdüğünü dile getiren Karamollaoğlu, “Ülkede panik havası oluşturulmamış olması sevindiricidir. Umarım vaka sayısı artmadan kurtulmuş oluruz” diye konuştu.

“Şevket Kazan, davasına adanmış bir adamdı”

Önceki gün vefat eden eski Adalet Bakanı Şevket Kazan hakkında değerlendirmelerde bulunan Karamollaoğlu, “Ben inanıyorum ki Şevket Kazan Ağabeyimiz, omuz omuza mücadele ettiği, bir ömrü beraber geçirdiği Erbakan Hoca’mıza inşallah kavuşmuştur” dedi.

Kazan’ın, geride kalanlara örnek bir hayat bıraktığına inandığını belirten Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Şevket Kazan Ağabeyimiz, kendisini davasına adamış bir insandı. Onun için kendisine, “davasına adanmış adam” demek daha isabetli olur diye düşünüyorum. Şevket Kazan Bey, dünyalık menfaatlere aldanıp davasını hiçbir zaman terk etmedi. Bunun da unutulmaması gerektiğine inanıyorum. Şevket Kazan Ağabeyimiz, takatinin son noktasına kadar hak bildiği yolda yürümekte de hiç tereddüt göstermedi. Allah, rahmet eylesin; makamı cennet olsun.”

Şevket Kazan’ın, partilerinin kapatılmasına, darbeler görmesine, cezaevine girmesine, 28 Şubat’ı yaşamasına rağmen asla, karşı karşıya kaldığı baskılar karşısında yılmadığını, inandığı yoldan bir adım geri atmadığını söyledi.

Karamollaoğlu, “Öyle ki, kendisine her türlü zulmü reva görenlere kin beslemedi, onlara düşmanlık duymadı. Bu, bazıları tarafından da biraz garipsendi ileride; yaşadığımız hadiseler bunu gösteriyor” dedi.

“Sadece cenazelerde bir araya gelmeyelim”

Karamollaoğlu, başta cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere, Kazan’ın cenaze törenine katılan herkese teşekkür etti.

Karamollaoğlu, “Gönlümüz istiyor ki, sadece cenazelerde değil, ülkemizin meselelerini görüşmek için de bir araya gelme imkânını bulalım. Yoksa sadece aramızdan ayrılanlara veda ederken bir araya gelmek, eh, güzel bir hatıra olarak kalıyor; ama gidişatımıza herhangi bir, maalesef, müsbet etki meydana getirmiyor” dedi.

“Basın özgür olmazsa ülke kalkınamaz”

Basın toplantısında gazetecilerin tutuklanmasını da değerlendiren Karamollaoğlu, “Basının özgür olmadığı, kendisini rahatlıkla ifade edemediği bir ülkede huzur olmadığı gibi, o ülkenin kalkınması da, güçlenmesi de, demokratikleşmesi de mümkün değildir. Böyle bir ülkede ‘adalet ve özgürlük var’ demek mümkün değildir” dedi.

Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke içerisinde 157’nci sırada yer aldığına işaret eden Karamollaoğlu, “Dizlerimizi dövsek yeridir. Hükümetin çııp bu konuda gazetecileri, başkalarını, farklı suçlarla itham etmeleri, hiçbir manâ taşımamaktadır” dedi.

Türkiye’nin adeta bir açık hava hapishanesi haline geldiğini, insanların düşüncelerini ifade etmekten çekindiklerini kaydeden Karamollaoğlu, böyle bir ülkede huzurdan, barıştan bahsedilemeyeceğini ifade etti.

Karamollaoğlu, hapishanelerde 91 gazeteci bulunduğunu belirterek, “Gazeteciler suç işlemez mi? Elbette işlerler. Herhangi bir diğer vatandaşlar gibi onlar da suç işledikleri takdirde cezalandırılırlar; ama fikir suçu diye bir suçu ortaya atıp bundan dolayı gazetecileri; yani herkesin hoşuna gitmeyen, herkesin duymadığı veya iktidarın yaptığı birtakım yanlışları ortaya koyan gazetecileri, bu fikirleri ortaya koydukları için cezalandırmak, akıl kârı değildir” diye konuştu.

Gazetecilere isnad edilen suçun gerçekleşmediğine hükmeden hakimlerin de emniyette olmadıklarını ifade eden Karamollaoğlu, “Onlar da sürülüyorlar. Hatta makamlarından ayrılıp cezaevine bile konabiliyorlar. Böyle bir ülkede siz, basın ve fikir özgürlüğünden nasıl bahsedebilirsiniz?” dedi.

Deniz Yücel’in, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşüldükten sonra serbest bırakıldığını hatırlatan Karamollaoğlu, “Demek ki herkesin, Merkel gibi birisine sırtını dayaması lâzım” dedi.

Karamollaoğlu, Rahip Andrew Brunson’ın da dayatmalar sonucunda serbest bırakılarak ABD’ye iade edildiğini hatırlatarak, “Böyle bir ülkede fikir ve düşünce özgürlüğüyle birlikte adaletin varlığından nasıl emin olacaksınız?” diye sordu.

Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Tabii daha yeni yaşadığımız odatv hadisesi de bunlardan bir tanesi. Odatv, sadece belli bir kesime hitap etmiyor. Çok enteresan; yani internette bu kadar etkili birçok açılmış hesaplar var; ama en çok itibar edilen, enteresan olanı, odatv idi. Birdenbire odatv mensupları, hemen hapse konuldu. Allah yardımcımız olsun. Herhalde birilerinin cenazesinde de gene odatv mensuplarıyla bir araya gelinir belki; ama biz, sadece cenaze namazlarında değil, hakikaten bu tip hadiseler gündeme geldiğinde de bir araya gelip, bunun doğruluğunu yanlışlığını konuşabilmeliyiz, birbirimize hakaret etmeden, birbirimize küfretmeden. Ama bir araya gelindiğinde de ne yazık ki kullanılan kelimeler, kulaklarımızı hep tırmalıyor; bizi endişeye sevk ediyor. Bizim temennimiz, Türkiye’de bir an önce basın ve fikir özgürlüğüyle adaletin tam manâsıyla tesis edilmesini görmektir.”

“Ba’de harâbü’l Basra”

Türkiye ile Rusya arasında İdlib konusunda varılan mutabakatı da değerlendiren Karamollaoğlu, İdlib’de ateşkes ilân edilmesinin önemli bir adım olduğunu söyledi.

Karamollaoğlu, “Ancak Moskova’da yaşananların tamamını değerlendirdiğimizde üzüldüğümüz hususların da olduğuna şahit olduk. Bu, bizleri derinden yaraladı; ama şunu özellikle vurgulamakta fayda görüyorum: Başından beri söyledik; bu bölgenin problemlerini bu bölgenin ülkeleri çözmelidir. Biz bir araya gelmezsek, bu bölgede gözü olan, bu bölgede bazı menfaatler peşinde koşan ülkeler, gelir bizi belli bir noktada etki altına alır; yapmamamız icap eden hususları maalesef bize dikte ettirmeye kalkarlar” diye konuştu.

Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Müslüman’ın Müslüman’la savaşı durdu” sözünün de önem taşıdığını belirterek, “Ama Müslüman’ın Müslüman’la karşı karşıya kaldığını yeni hatırlamak, biraz üzücü; çünkü 9 yıllık bir iç savaştan sonra “ba’de harâbü’l Basra” (Basra harap olduktan sonra…) desek yanlış olmaz zannediyorum” dedi.

Suriye’de yaşananların Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir adımı olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, “Gerek Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gerekse Rusya, bu bölgeye yerleşti; kendi menfaatlerini ve İsrail’in menfaatlerini kollayabilmek için ellerinden gelen her gayreti şu anda göstermekten geri durmuyorlar” diye konuştu.

Geçmişte kendileri “Müslüman kanı akmasın” dediğinde Esad’çılıkla, Ergenekonculukla suçlandıklarını hatırlatan Karamollaoğlu, “Bugün bu kelimeleri zikredenler, bizden önce burada bu kadar kanın akmasına vesile olan adımları atmakta tereddüt etmediler. Bugün bile uyanmış olmaları önemlidir diye düşünüyorum” dedi.

 Karamollaoğlu, İdlib’de Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin kontrolü altında tamamen silahtan arındırılmış, insanların rahatça yaşayabilecekleri bir ortam oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Karamollaoğlu, “Bu, elbette uluslararası sahada teminat altına alınmalı” dedi.

“Mülteci meselesini de bölge ülkeleri kendi aralarında halletmeli”

Karamollaoğlu, basın toplantısında son olarak mülteci dramını ve Hindistan’da yaşanan çatışmaları değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa ülkelerine “Siz, verdiğiniz sözleri tutumadınız. Mültecilere kapıları açacağım” demesinin anlaşılabilir olduğunu ancak bunun problemi çözecek bir tavır olmadığını, tam tersine korkunç bir drama sebep olduğunu ifade etti.

Karamollaoğlu, “100 binin üzerinde insan, Yunanistan kapısında perişan hale geldi. ‘Efendim, biz dediğimizde ısrarlıyız. Avrupa’nın ne kadar acımasız olduğunu bütün dünyaya ispat edeceğiz” diyeceksin de, neyin pahasına? Bu mültecilerin bir kısmının hayatlarını kaybetmesi, zelil edilmeleri, her türlü tedhişe muhatap edilmeleri pahasına mı? Bunun çözümünü başka yollarla mutlaka temin etmek icap eder” diye konuştu.

Avrupa ülkelerinin insan hakları konusunda uyguladığı çifte standarda işaret ederek buna tepki gösteren Karamollaoğlu, “Batı, adaleti sadece kendi vatandaşları için umursuyor. Paylaşımı bilmiyor. Sadece, sömürüyle paylaşımı karıştırıyor. ‘Demokrasiye, insan haklarına itibar edeceğiz’ derken, kendi dışlarındaki teröristleri, kendi dışlarındaki diktatörleri desteklemekten bir türlü vazgeçmiyor” dedi.

Uluslararası hukuka göre, kendi ülkelerinde hayatî sıkıntı yaşayan insanların bir başka ülkeye sığınmalarına mani olunmaması gerektiğine işaret eden Karamollaoğlu, “Biliyorlar ama tatbik etmiyorlar” dedi.

Karamollaoğlu, mülteci krizinin de bölge ülkelerinin bir araya gelmeleri ile çözülmesi gerektiğini, çözümün Batı’dan beklenmesi halinde problemin çözülmeyeceğini vurguladı.

“Hindistan’da yaşanan bu olayları şiddetle kınıyorum”

Karamollaoğlu, konuşmasının sonunda, Hindistan’da yaşanan iç çatışmayı değerlendirdi.

“Hindistan, ayrı bir vahşetle karşı karşıya” diyen Karamollaoğlu, “Batı’nın gıkı çıkmıyor. 1 milyar 200 milyonluk bir ülke. Bu nüfusun en az %20’si Müslüman; ama Müslümanlar, vatandaş bile sayılmama noktasına geldi. Bundan dolayı sadece Müslümanlar değil, Hindistan’da bu yanlışlığı gören, bu ayrımcılığı gören Hindûlar da ayaklandı ve şimdi kan gövdeyi götürüyor. Batı’nın gıkı çıkmıyor. Umurlarında bile değil. Niye? Kendilerinden değilseniz, siz umurlarında değilsiniz. Onlara faydanız varsa, sırtınızı sıvazlarlar; yoksa, ölüme sizi göndermekte tereddüt bile etmezler” diye konuştu.

“Hindistan’da yaşanan bu olayları şiddetle kınıyorum” diyen Karamollaoğlu, Keşmir’de de aynı adaletsizliğin yaşandığını ifade etti.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2653
  • 2Başakşehir FK2653
  • 3Galatasaray2650
  • 4Sivasspor2649
  • 5Beşiktaş2644
  • 6Alanyaspor2643
  • 7Fenerbahçe2640
  • 8Göztepe2637
  • 9Gaziantep FK2632
  • 10Denizlispor2631
  • 11Antalyaspor2630
  • 12Gençlerbirliği2628
  • 13Kasımpaşa2626
  • 14Konyaspor2626
  • 15Yeni Malatyaspor2625
  • 16Çaykur Rizespor2625
  • 17MKE Ankaragücü2623
  • 18Kayserispor2622
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA