SİYASET
Giriş Tarihi : 04-09-2019 14:45   Güncelleme : 04-09-2019 16:10

İnsanların delil olmadan cezalandırılmasına seyirci kalamayız

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Suçluların mutlaka hak ettikleri cezayı almalarını da önemsiyoruz, onu da gerekli görüyoruz; ama masum insanların ciddi hiçbir delil olmadan cezalandırılmalarına da seyirci kalamayız.” dedi.

İnsanların delil olmadan cezalandırılmasına seyirci kalamayız

Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu

Mardin’in Ömerli ilçesinde PKK’lı teröristlerce tuzaklanan patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu şehit düşen askere Allah’tan rahmet, yaralı askerlere acil şifalar dileyen Karamollaoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi’nin 100’üncü yıl dönümünün kutlandığını hatırlatarak Milli Mücadele döneminde gerçekleşen hadiselerin bugün yaşanmaması temennisinde bulundu.

Karamollaoğlu, 2019-2020 eğitim öğretim yılının başladığını hatırlatarak, “Görev başı yapan bütün öğretmenlerimize hem maddi hem de manevi olarak hak ettikleri değeri gördükleri Türkiye temennisiyle görevlerinde başarılar diliyorum. İnşallah bu öğretim yılı böyle bir yıl olur.” diye konuştu.

Karamollaoğlu, konuşmasında eğitim sistemine yönelik şu eleştirilerde bulundu:

18 yıldır eğitim bir türlü rayına oturmadı

“Ne yazık ki bugün ülkemizde öğretmenlerimiz hak ettikleri saygıyı göremedikleri gibi hak ettikleri ücreti de alamamaktadır.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk, geçtiğimiz haftalarda “bizim meselemiz öğretmen meselesidir” demişti. Söylediği ifade doğrudur; fakat eğitim meselesi bir bütün olarak ele alındığında bunun yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Elbette eğitimde öğretmen kalitesinin arttırılması önemlidir, fakat asıl problemimiz eğitimde şekilciliğe kalmakta yatmaktadır.

Eğitim sadece öğretmen ile alâkalı, müfredat ile alâkalı değildir. Lâkin iktidar iş başına geldiği ilk günden itibaren eğitimi şekilcilik yönünden ele almış, işe akıllı tahtalarla, binalarla başlamıştır. Geçmişte çok kötü binalarda eğitim verildiği olmuştur fakat insan yetiştirilmiştir. Bugün maddi imkânlarımız var ama 18 yıldır eğitim bir türlü rayına oturmadı. Eğer gerekli tedbirler alınmazsa eğitim sisteminin oturmasının zor olduğunu söylemek zorundayız.

Eğer biz öğrencilerimize bir vizyon veremezsek, ülkemizin kalkınması noktasında bir bilince sahip olmazlarsa, ülkemizin belirli bir mesafeye gitmesi ülkemize fayda sağlamaları mümkün değildir. Ne yazık ki ‘Bu ülkeyi ben mi düzelteceğim?’ anlayışı artmaktadır. İktidarda ki arkadaşlar, 18 yıldır işbaşındalar ama bir türlü eğitimi rayına oturtamadılar.

Bu düşüncelerle görev başı yapan bütün öğretmenlerimize hem maddi hem de manevi olarak hak ettiği değeri gördüğü bir Türkiye temennisi ile görevlerinde başarılar diliyorum.”

Adli yılın açılış töreninin Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilmesini bir “çelişki” olarak nitelendiren Karamollaoğlu, “Çünkü Külliye demek, her şey demek. Adalet de orada başlıyor orada bitiyor, kalkınma da orada başlıyor orada bitiyor, eğitim de orada başlıyor orada bitiyor” dedi.

Türkiye’de adalete olan güvenin artacağına dair bir kanaatin henüz toplumda oluşmadığını belirten Karamollaoğlu, yargının bugün Türkiye’de en çok yara alan kurumların başında geldiğini söyledi.

Sayın Cumhurbaşkanının adalet vurgusu önemli

Son zamanlarda verdiği mesajlarla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da konunun farkında olduğu kanaati doğduğunu ifade eden Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Adalete biraz daha vurgu yapıyor. Hatta ısrarla söylediğimiz, adalet sizin işe başlarken en fazla önem verdiğiniz konu. Partinizin adını dahi Adalet ve Kalkınma koydunuz; ama bir de bunun hayata yansımasını temin edin dedik, sesimiz duyuldu. Onun için bu noktanın Sayın Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilmesi çok önemlidir diye düşünüyorum.

Adalet, öç alma mekanizması değildir

15 Temmuz’dan sonra başlayan süreç ile birlikte adeta at izi it izine karıştı. Suçlu suçsuz ayrımı yapılmadan birçok insanın canı yakıldı. Adalet, öç alma mekanizmasını oluşturmak değildir. Adalet, hasmın bile olsa onun hakkını teslim edecek sistemi kurmaktır. Yetkiyi elinde bulanlar, bu tür bir zihniyete sahip olurlarsa zulme kayarlar. Gücü elinde tutmak başka bir iş, adaleti tesis etmek başka bir iştir.

KHK mağdurları

Bakınız defalarca dile getirdik; adalet, mülkün temelidir. Adil olmayan bir devlet ayakta duramaz. Zayıfın ezildiği güçlünün korunduğu bir adalet sisteminde bir ülkenin huzur bulması mümkün değildir. Bu sebeple başta KHK mağdurları olmak üzere ülkemizde mağdur edilen her kesimin mağduriyetlerinin giderilmesi öncelikli meselemizdir.

Delilsiz cezalar seyirci kalamayız

Elbette biz, suçluların mutlaka hak ettikleri cezayı almalarını da önemsiyoruz. Bunu da gerekli görüyoruz; ama masum insanların hiçbir delil olmadan cezalandırılmasına da seyirci kalamayız.

Yeni adli yılda görev yapacak olan tüm yargı çalışanlarımızın yeni adli yılını kutluyor, vazifelerinde başarılar diliyorum.”

İktidarı, adalette Hz. Ömer gibi adil olmaya davet ediyoruz

Adli yılın açılış töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hz. Ömer’in adaletine atıfta bulunduğuna da işaret eden Karamollaoğlu, şöyle konuştu:

“Kendisi sık sık Hz. Ömer’i hatırlatıyor. Bundan dolayı biz de Hz. Ömer’le alâkalı bazı hususları Sayın Cumhurbaşkanına, çevresine ve adalet mensuplarına hatırlatmak istiyoruz.

Bakınız; Hz. Ömer’in hiçbir zaman bir saray yaşantısına özenmediğini görürüz. Hz. Ömer’in, hiçbir zaman ‘itibardan tasarruf olmaz’ gibi bir anlayışa sahip olmadığını görürüz. Hz. Ömer, hiçbir zaman devlet kaynaklarını israf etmedi, devlet kaynaklarını şahsı için kullanmadı. Öyle ki, devletin mumunu dahi kendi işi için kullanmadı. Hz. Ömer, hiçbir zaman kayırmacılık yapmadı; yeri geldi, haksız olan Müslüman’a karşı haklı olan Yahudi’yi destekledi. Hz. Ömer, hiçbir zaman akrabalarına öncelik tanımamıştır. ‘Yerine oğlu halife olsun’ denilince, ‘Bir evden bir kurban yeter’ diyebilmiştir. Hz. Ömer, hiçbir zaman sorumlulukları için ‘kandırıldım, bilmiyordum’ demedi. “Kenâr-ı Dicle’de bir kurt, aşırsa bir koyunu, gelir de Adl-i İlâhî, sorar Ömer’den onu” anlayışı ile hareket etti.

Hz. Ömer gibi yaşamaya davet ediyoruz

Buradan şu hususu belirtmek istiyorum;

Esas olan Hz. Ömer’in devlet yönetimi anlayışını dillerden düşürmemek değil, onun gibi yaşayabilmektir. Hz. Ömer’in icraatları ortadadır. Eğer onun gibi adil bir yönetim icra etmek istiyorsanız, işte yapılacaklar çok açık bir şekilde karşınızda durmaktadır. Mesele, sözün doğrusunu söylemek değil, doğrusunu yapmaktır. Biz, iktidar mensuplarını Ömer gibi inanmaya, Ömer gibi yaşamaya, Ömer gibi davranmaya davet ediyoruz.”

İçişleri Bakanı huzuru sağlamakla mükelleftir

Temel Karamollaoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik “pejmürde ederiz” ifadelerini ise şu sözlerle değerlendirdi:

“Tabii İçişleri Bakanı, İçişleri Bakanı’dır; belediyelerin yöneticisi değildir. Onların yanlış yapıp yapmadıklarını takip edebilir; ama hakim de savcı da değildir. Kimseyi perişan etme hakkı da İçişleri Bakanı’na verilmemiştir. İçişleri Bakanı, huzuru sağlamakla mükelleftir. Ben bu tip çıkışları hakikaten anlamıyorum. Eğer İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı bir hata işlerse, o hatasından dolayı onu alıp adliyeye götürür. Yoksa onu görevinden alamaz, yerine kayyım atayamaz. Bir prosedür var.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA