EKONOMİ
Giriş Tarihi : 04-04-2020 01:44

“Salgın öncesinin bütün modelleri, krizden sonra değişecek”

Albaraka Türk Genel Müdür Yardımcısı Hasan Altundağ, korona virüsü salgını öncesi tasarladıkları bütün iş, ticaret, yönetim, hatta sosyal ve ekonomik modellerin, muhtemelen krizden sonra değiştirilmesi zarureti doğabileceğini ifade etti.

“Salgın öncesinin bütün modelleri, krizden sonra değişecek”

Albaraka Türk Genel Müdür Yardımcısı Hasan Altundağ, TV5’de yayınlanan “İşin aslı” programına wmix bağlantısı ile katılarak, Hasan Basri Akdemir’in sorularını cevapladı.

Hasan Altundağ, korona virüsü salgınının bankacılık sektörünü nasıl etkilediğine dair bir soruyu cevapladı.

Altundağ, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana, küresel çapta belirsizliğin ve endişenin en fazla yaşandığı bir döneme şahitlik edildiğini söyledi. Altundağ, “Hatta etki alanı ve maruz kalan insan sayısı düşünüldüğünde belki bu tarihi çok daha gerilere götürebiliriz” dedi.

"Salgın öncesinin bütün modelleri, krizden sonra değişecek"

Bu belirsizliğin, yeni davranış şekillerini ve yeni beklentileri ortaya çıkardığını belirten Altundağ, “Bugünleri aştıktan sonra bile bu döneme ait bazı davranışların kalıcı olacağını düşünüyorum. Bu değişiklik, yeni normalleri oluşturacak, hatta birçok sektörde bu normallerin oluştuğunu bile gözlemleyebiliriz” diye konuştu.

Altundağ, korona virüsü salgını öncesi tasarladıkları bütün iş, ticaret, yönetim, hatta sosyal ve ekonomik modellerin, muhtemelen krizden sonra değiştirilmesi zarureti doğabileceğini ifade etti.

"Piyasaların daha önce görmediği bir rakip"

Piyasaların, endişe ve belirsizlik ortamını hiçbir zaman sevmediğini belirten Altundağ, bu sebeple bu global belirsizlik durumunun, modern piyasaların daha önce görmediği bir rakip olarak karşılarında durduğunu söyledi. Altundağ, “Bu sebeple piyasalar, sağlıklı bir refleks geliştirememekte ve bu durum ciddi volatilitelere yol açmakta” dedi.

Piyasa kavramını 2 ana kategoride değerlendirmek gerektiğini belirten Altundağ, bunların finansal piyasalar ve reel piyasalar olduğunu, her ikisinin de etkilenme derecelerinin farklı düzeylerde olduğunu söyledi.

Altundağ, finansal piyasaların, malî yatırımcıların boy gösterdiği piyasalar olması sebebiyle her zaman bu tür kriz ortamlarından en hızlı ve en yüksek şekilde etkilenen piyasalar olduğunu söyledi. Altundağ, sözlerine şöyle devam etti:

"Endeksler, çoğu günler düşüşlerle kapanıyor"

“Dünya borsaları, 1929’dan beri yaşadığı en büyük düşüşleri yaşıyor bu dönemde. Ekonomilerin küreselleşmesi ve piyasaların birbiriyle iletişimi, tarihte görülmedik düzeyde yüksek olması nedeniyle, global piyasaların tamamı, aynı anda dramatik oranlarda ve aşağı yönlü hareket ediyor. Endeksleri takip eden arkadaşlarımız gayet yakından bilirler, güneşin doğuşu gibi doğuda Japonya ile açılan endeksler, sırasıyla Uzak Doğu Asya, Pasifik, Orta Doğu, Avrupa ve Amerika olmak üzere, çoğu günler düşüşlerle kapanmakta.

Bahsettiğim gibi, yatırımcı, endişeyi sevmez ve mümkün olduğunca güvenli limanlara hareket eder; ancak öyle bir duruma geldik ki, bu tanıma uyan bir alan kalmadığı gibi, ‘güvenli liman’ olarak tabir edilen altın fiyatlarında bile dalgalı bir fiyat grafiği olduğunu gözlemliyoruz. Göstergeler ve pariteler, oluşan bu yeni normalleşme şekline göre oldukça sancılı bir şekilde devam ediyor.

"PME Endeksi, Çin’de %30 civarında düşüş gösterdi"

Finansal piyasalarda gördüğümüz bu etkilenme, kademe kademe reel sektöre de yansıyor. Biliyorsunuz, salgının ilk işaretleri, Çin’de ortaya çıktı ve Çin’de ilk olumsuz etkileri ‘PME Endeksi’ dediğimiz, bizim yakından izlediğimiz, satın alma yöneticilerinin gelecek beklentilerini ortaya koyan bir endeks ve bu endeks, Çin’de %30 civarında düşüş gösterdi. ‘Dünyanın fabrikası’ diyebileceğimiz Çin’de üretimin daralacağına yönelik bu işaret, elbette global anlamda karşılık buldu ve talebin daralacağı endişesiyle hızlı bir şekilde uluslararası kontratlar iptal edildi, temrin tarihleri irdelendi ve belirsizlik, üretim sektörünü, yatırımlarını kısmaya ve siparişlerini daraltmaya itti.

"Resesyon ihtimali büyük ölçüde yükseldi"

Çin’in üretiminin yavaşlaması, diğer ülkelerin üretimlerinin de yavaşlamasına yol açmakta. Bu cümleden hareketle şunu net olarak söyleyebiliriz: Bu krizin, geçmişte yaşadığımız krizlerden en belirgin farkı, tedarik zincirlerinde ortaya çıkan kopukluklar. Yani daha önceki hiçbir krizde, küresel düzeyde tedarik zincirlerinde bu kadar net kopukluklar ortaya çıkmamıştı. Bu durum, birçok ekonomik faaliyeti olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle Çin’den sağladıkları girdileri kullanan ülkelerde çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu durum, her ekonominin korkusu olan resesyon beklentilerini maalesef artırdı. Ocak ayında sadece bir endişe olarak dile getirilen resesyon beklentileri, bugünlerde kendisini çok daha büyük bir olasılık olarak hissettirmeye başladı.”

"Hava yolu sektöründe 30 milyar dolar kayıp bekleniyor"

Altundağ, sadece üretim değil, hizmet sektöründe de konjonktürden ciddi oranda etkilenmeler olduğunu gözlemlediklerini belirterek, “Başta hava yolları olmak üzere, turizm ve destek sektörleri, iptallerle birlikte ilk darbelerini almaya başladı. Bugün ülkelerin bayrak taşıyan hava yolu şirketleri, filolarını büyük oranda yere indirdi ve hava yolu sektöründe ortaya çıkacak kaybın 30 milyar doların üzerinde olacağı tahmin ediliyor” dedi.

Bunun yanında bütün dünyada kısıtlanmak zorunda kalan sosyal hayatın ve buna bağlı sektörlerin kötü gidişinin reel sektörde ‘korona etkisi’ denebilecek olumsuz havayı derinleştirdiğini belirten Altundağ, bunun, devletleri serbest piyasaya müdahale etmek zorunda bıraktığını söyledi. Altundağ, “Tabi bu müdahaleyi olumlu anlamda değerlendirmek gerekir” dedi.

"Türkiye’yi pek çok ülkeye göre daha avantajlı"

Altundağ, FED’in yıllar sonra tekrar parasal genişleme politikasını ilân ettiğini, bunun yanında birçok devletin, konjonktüre ve ekonomik projeksiyonlarına göre farklı vade ve boyutlarda ekonomik destek paketleri açıkladığını hatırlatarak, “Bunlar, finansal piyasaları rahatlatmak, piyasa oyuncularına moral vermek, ekonomik sıkıntıları gidermek için yapılıyor olmakla birlikte, geri planda daha çok, üretimi ve istihdamı korumayı da amaçlıyor” dedi.

Albaraka Türk Genel Müdür Yardımcısı Hasan Altundağ, Türkiye’de devlet tarafından alınan tedbirler hakkında da bilgiler vererek, bu tedbirlerin, Türkiye’yi pek çok ülkeye göre daha avantajlı hale getirdiğini ifade etti.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA