SİYASET
Giriş Tarihi : 07-04-2020 14:02   Güncelleme : 07-04-2020 14:04

Arıkan: Farklı görüşlere tahammülsüzlük, Kovid-19 kadar tehlikeli

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arıkan, “En basit görüş ayrılıklarının bile hainlikle yaftalandığı bir ortam, ülkemiz için en az Kovid-19 kadar tehlikelidir” dedi.

Arıkan: Farklı görüşlere tahammülsüzlük, Kovid-19 kadar tehlikeli

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arıkan, yaptığı basın açıklamasında, korona virüsü salgını sürecini değerlendirdi. Hükümetin eksikliklerini ve hatalarını dile getiren Arıkan, yaşanan sıkıntıların giderilmesi için bazı tavsiye ve önerilerde bulundu.

Korona virüsü salgını günlerini, “Yalnız ülkemizin değil tüm dünyanın yeniden şekillendiği günleri yaşıyoruz” diyerek tanımlayan Arıkan, bunun dik bir dağdan kopan çığ gibi hızla önüne gelen her şeyi yuttuğunu söyledi.

Arıkan, hızlı test ve hızlı izolasyon için fırsat olmasına rağmen bu zamanın iyi kullanılamadığını söyledi.

İnsanlığın şimdi küresel bir krizle karşı karşıya olduğunu belirten Arıkan, “Belki de neslimizin en büyük krizi yaşıyoruz. İnsanların ve hükümetlerin önümüzdeki birkaç hafta içinde alacağı kararlar, muhtemelen gelecek yıllar için dünyayı şekillendirecek. Sadece sağlık sistemlerimizi değil ekonomimizi, politikamızı ve kültürümüzü de yeniden şekillendirecek bir sürecin içindeyiz” diye konuştu.

Arıkan, ormal şartlarda uzun vadede planlanan ve geniş bir perspektifte değerlendirilen kararların, bu tür süreçlerde çok kısa bir sürede acilen alınmak zorunda kalındığına işaret etti.

Bu süreç içinde hızlı karar verip sürece müdahale etme sorumluluğunun yerine getirilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, sözlerine şöyle devam etti:

“Görüş ayrılıklarının hainlikle yaftalanması, Kovid-19 kadar tehlikelidir”

“Normal şartlarda bu sorumluluğu yerine getirirken başka bir konu için enerji harcanması, toplumun kategorize edilmesi, sosyolojik ve psikolojik travmaya neden olacak fikirlerin ortaya atılması, daha büyük riskleri beraberinde getirecektir.

Süreci, yoğun bakımda yatan hasta gibi düşünebiliriz. Yoğun bakımda yatan hastanın tedavi olmak dışında bir gündeminin olmaması gerekir, olamaz da; ama gelin görün ki durum bizde böyle değil maalesef...

Bize göre koronavirüs tehlikesi kadar önemli sorun milletimizin her konuda olduğu gibi bu konuda da kendi içinde yaşadığı bölünmüşlüktür.

Şunu açıkça itiraf etmemiz lâzım: Şu anda milletimizin yarısı diğer yarısına maalesef yaşam hakkı bile tanımak istemiyor.  En basit görüş ayrılıklarının bile hainlikle yaftalandığı bir ortam, ülkemiz için en az Kovid-19 kadar tehlikelidir.”

“Algı yöntemi ile halkımızdan gerçekler saklanmaktadır”

Arıkan, şu anda siyasete gerçeklerin yerine algıların hakim olduğunu, iktidarın da gerçeği ortaya sermek yerine millette kendi lehine algı oluşturmanın peşinde olduğunu söyledi.

Dünyada birçok devletin, vatandaşını rahatlatmak için ekonomik paketler açıklarken, Türkiye’deki hükümetin ise vatandaşları rahatlatmak için ‘yardım kampanyası’ başlattığına işaret eden Arıkan, “Bunun sebebi, 18 yıl boyunca takip edilen tüketime ve faize dayalı politikalardır. Algı yöntemi ile halkımızdan gerçekler saklanmaktadır” dedi.

“Peki gerçekler nedir?” diye soran Arıkan, bu sorunun cevabını şöyle dile getirdi:

“18 yılda ülkeyi bu hale getirdiğiniz için milletimizden özür dileyin”

“Hazine, bu yıl 130 milyar faiz ödemesi yapacak. Sadece faiz ödemesini finanse etmek için yaklaşık 13 milyar kez Korona yazıp 8119’a mesaj göndermek gerekiyor.

Kamunun net borcu 693,1 milyar lira. Bu borcu ödeyebilmek için 69 milyar kez korona yazıp 8119’a mesaj göndermek gerekiyor.

Bugün hiç faiz ödemesi yapılmasa bile bütçe açığı 24 milyar lira. Bütçe açığını kapatmak için 2,4 milyar kez korona yazıp 8119’a göndermek gerekiyor.

Sadece makam araçlarının kirasını karşılamak için 56 milyon kez korona yazıp 8119’a göndermek gerekiyor.

Yaptığınız yardım kampanyası için, başka ülkelere yapılan yardımlar için biz sizi tebrik edelim; ama 18 yılda ülkeyi bu hale getirdiğiniz için siz de milletimizden özür dileyin.”

Tavsiyeler, öneriler

Mahmut Arıkan, salgın süreci konusunda değerlendirme ve tavsiyelerini şöyle sıraladı:

❖        Karantina tedbirlerinin daha sıkı bir şekilde başka hesaplar yapılmadan bir an önce alınması gerekmektedir; Alınan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı kategorileri, asıl aktif gruplar değiller. Çalışmak durumunda kalan, hayatın içinde aktif rol oynayan aralık, 20 ile 65 yaş aralığında olan gruptur.

❖        Sağlık personelinin daha iyi korunması, şartlarının iyileştirilmesi, sadece kendilerine değil ailelerine de destek olunması gerekmektedir.

❖        Kredi paketleri dışında sürece ekonomik katkıda bulunulması şarttır.

❖        Faturaları on-line ödeme ya da ötelemeyi öngören değil, sürecin mağdur ettiği kimselerin tespit edilerek faturalarının bu süreç içinde karşılanması gerekmektedir.

❖        Korona’ya yakalanmış kişilerin ailelerine yardım edilmelidir.

❖        Korona’dan dolayı vefat eden muhtaç durumdaki ailelere yardım edilmelidir.

❖        Devletin tüm kademelerinin yerel bazda ortak çalışmasına katkı sunacak bir koordinasyon çatısı oluşturulmalıdır. Bu, hem sürecin atlatılmasında hem de sonrasında yaraların sarılmasına katkı sağlayacaktır.

❖        Şimdiye kadar neden böyle bir sağlık politikası öngörülmediği; aşı yapmak, geliştirmek yerine dışa bağımlı aşı ve ilaç politikasının güdüldüğü sorgulanmalıdır.

❖        Tıpkı bu süreçte önü açılan yerli sağlık cihazı üretimi gibi, başta aşı olmak üzere ilaç ve geleneksel tıp ve modern tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinin de ilkesel bir yaklaşım olarak kalıcı devlet politikası haline getirilmesi gerekmektedir.

❖        Dünya üzerinde en zengin bitki florasına sahip ülkelerden biri olmamıza rağmen, bu doğayı istenilen düzeyde kullanamamaktayız. Birkaç TV ya da sosyal medya paylaşımı dışında bu zengin bitki örtüsünden bîhaber bir toplumuz. Atalarımızın kullandığı birçok yöntem ve bitki özü, artık kullanılmamakta. Toplumda bu konuda spekülatif, yanlış bilgi de çok. Bu ve benzer nedenlerden ötürü Tarım Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının ortaklaşa yürütecekleri projelerle tıbbî aromatik bitkiler ve bu zengin doğa, toplumumuza şifa olarak geri kazandırılmalıdır. Bunla ilgili acilen bir enstitü kurulmalıdır.

❖        Örgün eğitime devam edilemeyen şu günlerde öğrenci harçları da geri ödenmelidir.

❖        Uzaktan eğitim yöntemi ile özellikle ihtiyaç duyulan alanlarda (yazılım gibi) gelişim sağlanması için çaba harcanmalıdır.

❖        Nüfusun büyük çoğunluğu kentlerde yaşamak durumunda kalıyor. Örneğin Ankara nüfusunun %86’sı kent merkezinde (metropol ilçelerde) yaşamakta. Bu, dünya ortalamasının çok çok üstünde. Diğer illerimizde benzer durumda. Bunun nedenleri ve çözüm önerileri ortaya konulmalıdır.

✧        Böyle olmasaydı belki de bu kadar sert yaptırımlar, kent içi karantinalar konuşulmuyor olacaktı.

✧        Tarım faaliyetleri daha aktif bir şekilde devam ediyor olurdu.

✧        Daha yeşil daha ferah bir yaşantı içinde yaşanırdı.

✧        Gerek var mıydı sahi temiz hava özlemi çekmeye; havası, doğası güzel ülkemde. Gerek var mıydı insanları apartmanlara tıkmaya?

Belli ki bu durumu da tekrar gözden geçirmenizin vakti geldi, hatta geçiyor.

❖        Sağlık kurulu gibi Ekonomi kurulu da derhal oluşturulmalıdır. Bu sürecin olduğu kadar süreç sonrası da sadece ülkemizi değil, dünyayı bekleyen büyük kriz ve yeni gelişmeler gündemde.

“Öfkeyle değil sağduyu ve nezaketle hareket edelim”

Konuşmasının sonunda, bu süreçte toplumu kutuplaştırmaktan herkesin kaçınması gerektiğinin altını çizen Arıkan, “Herkes üslûbuna dikkat etsin. Birbirimizi suçlamak, yaftalamak yerine, korona ile mücadele önerilerimizi anlatalım. Bu ülke için, bu millet için yapacaklarımızı anlatalım. Öfkeyle, nefretle değil sağduyu ve nezaketle hareket edelim.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA