EKONOMİ
Giriş Tarihi : 21-04-2020 15:15   Güncelleme : 21-04-2020 15:21

“Malî Kural’ı Meclis’ten geçirmediler, şimdi para diye kıvranıyorlar”

2011-2012 yıllarında Türkiye’nin bütçe açığını ve borç stokunu kalıcı olarak kontrol altına alıp öngörülebilir hale getirmek için “Mali Kural” çalışması yaptıklarını, komisyondan oybirliğiyle geçen “Mali Kural”ın, Genel Kurul’da iki saat kala döndüğünü anlattı. Babacan, “Şimdi ise ‘Parayı nereden bulacağız?’ diye kıvranıyorlar” dedi.

“Malî Kural’ı Meclis’ten geçirmediler, şimdi para diye kıvranıyorlar”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhuriyet gazetesinden İpek Özbey’in sorularını cevapladı.

“Mali Kural komisyondan geçti; Genel Kurul’da iki saat kala döndü”

Babacan, “O döneme ait kişisel ‘keşke’leriniz var mı? “Keşke sesimi çıkarsaydım, itiraz etseydim” dediğiniz bir şey?” şeklindeki soruyu cevaplarken, “Eğer mesele memleket meselesiyse, kendi kararlarımla ilgili çok istişare ederim. Onun için bazen hakkımda ‘Çok temkinli’ diye konuşulur. Geçmişte de her kararımı istişare ile aldım. ‘Keşke’ diyeceğim bir şey göremiyorum. Ben kendi adıma inandığım mücadelemi verdim. Başarılı olduğumuz alanlar oldu, başarısız olduğumuz alanlar oldu” diye konuştu.

“Malî Kural” çalışması hakkında bilgi veren Babacan, bu konuda şunları söyledi:

“Bazen bunu kamuoyu önüne taşacak şekilde de tartıştım. 2011-2012 yıllarına bakın. Tayyip Bey’in bana karşı taraf olduğu zamanlar yaşandı. Örneğin Mali Kural çalışmamız oldu hatırlarsanız. Mali Kural ile Türkiye’nin bütçe açığını ve borç stokunu kalıcı olarak kontrol altına alıp öngörülebilir hale getirmeyi amaçlamıştık. O gün Mali Kuralı koyabilseydik bugün Türkiye sapasağlam olurdu. Ki Almanya yaptı, şu anda bu krizde bile devlet harcamasını en çok arttıran ülke oldu. Mali kural olmasa yapamazdı… Çok mücadelesini verdim ama başka fikirde olan arkadaşlar “Devlet çok para harcasın, büyük projelere kaynak aktarılsın, çok ihale yapalım” diyerek engel oldu. Mali Kural komisyondan oybirliğiyle geçti. Genel Kurul’da iki saat kala döndü.”

Babacan, “Niçin karşı çıktılar size?” sorusunu da şöyle cevapladı:

“O günlerde bütçe sağlam, ekonomi sağlam. Bir an önce yatırım yapalım diye düşündüler. Tamam, yapalım; ama rasyonalitesine bakalım. Bir de bu yatırımlar siyasî kaygılarla mı yoksa memleketin ihtiyacı olduğu için mi yapılıyor? O malî kuralın bir şekilde devlet harcamalarını kısıtlayacağını düşündüler. Tayyip Bey’i de ikna ettiler. Şimdi ise “Parayı nereden bulacağız?” diye kıvranıyorlar. İkinci bir örnek, inşaat ve sanayi dengesinin bozulması konusu. Bunun vaktinde uyarısını yaptım, hepsi kayıtlarda. “Bakın denge bozuluyor, inşaat sektöründe imar planı ve emsal değişiklikleriyle büyük rant oluşuyor. Bu rant, kayıt dışı paylaşılıyor. Kısa vadede herkes kazanıyor gibi görünüyor ama sanayi yatırımı olmuyor. İnşaat sektörümüz çok önemli bir sektör; ancak Türkiye’nin kaynakları sadece inşaat sektörüne aktarılırsa bu ekonomiyi tıkayacak” diye defalarca uyardım. Fakat benzer lobiler yine devreye girdi. Bugün Türkiye’nin her yerinde boş binalar var. Sistem tıkandı çünkü. Zaten Koronavirüs salgını öncesinde de Türkiye ekonomisinde ciddi sorunlar vardı. Üçüncü bir örnek, Başkanlık sistemi konusu da öyle. Bir tane destekleyici ifademi göremezsiniz. Referandum öncesi benim için mitingler, televizyon programları planlamışlar. “Bir dakika! Ne mitingi ne televizyon programı? Hiçbirini yapmam. Çıkmamı isterseniz, çıkayım anlatayım, beni dinleyen ‘hayır’a oy verir” dedim.”

“2023 hedefi artık hayal”

Babacan, “2023 hedefi sizin döneminizden beri duyduğumuz bir şey… Az kaldı, hedef tutturulur mu?” sorusuna “2023 hedefi artık hayal” karşılığını verdi

Babacan, şunları söyledi:

“2011-2012 yılında açıklamıştık. 2002’de Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü 239 milyar dolar. 2011’e geldiğimizde 835 milyar dolar. İhracat 36 milyar dolardan 135 milyar dolara çıktı. Biz dedik ki, Türkiye bu kadar kısa sürede bunu başardıysa aynı politikaların devamıyla çok daha yüksek hedeflere ulaşabilir. 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklük, 25 bin dolarlık kişi başı milli gelir, 500 milyar dolarlık ihracat. Ehliyet, liyakat, istişare olsaydı, insan haklarının iyileştiği ve herkesin Türkiye için çalıştığı doğru politikalar uygulansaydı bu rakamları yakalardık. O dönemde memleket sevdası vardı. Başarının sebebi unutuldu. Başarıyı oluşturan temel ilkeler teker teker devre dışı kaldı. 2023 hedefi artık hayal.”

“Sistemin 2023’e kadar da dayanabileceğini sanmıyorum”

“Erken seçim bekliyor musunuz?” sorusunu da cevaplayan Babacan, “İktidar elindeki gücü kaybedeceğini düşündüğü bir dönemde kendi eliyle seçime gitmez diye düşünüyorum. Ama 2023’e kadar da sistemin dayanabileceğini de sanmıyorum. Çok büyük bedel ödenir” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA