EKONOMİ
Giriş Tarihi : 23-04-2020 14:04

Prof. Tekir: Tarımda ithalat odaklı politikalar terk edilmelidir

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Tekir, korona virüsü salgınının sebep olduğu ekonomik kriz atlatılsa bile etkilerinin on yıl devam edeceğini ifade ederek, bu dönemde yapılması gerekenleri sıraladı.

Prof. Tekir: Tarımda ithalat odaklı politikalar terk edilmelidir

Saadet Partisi Ekonomik İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Tekir, salgın sebebiyle partisinin sosyal medya kanallarında yayınlanan basın açıklamasında, korona virüsü salgınının ekonomik etkilerini değerlendirdi.

Sabri Tekir, korona virüsü salgınının uzun müddet gündemden düşmeyeceğini, insanlık tarihinde adeta bir dönüm noktası oluşturacağını söyledi.

“Salgın sonrası küresel servet ve gelir el değiştirecek”

Salgın sonrasında muhtemelen “2. Dünya Savaşından beri iktidar mevkiine bütün ihtişamı ile kurulan liberalizm, kapitalizm, neo-liberalizm gibi sistemlerin yeniden gözden geçirileceğini” ifade eden Tekir, dünyanın ekonomik ve siyasal düzeninin yeniden şekillendirileceğini, küresel çapta servet ve gelirin el değiştireceğini dile getirdi.

“Kuvvetli değil haklı olmak üstünlük nedenidir”

Salgın sürecinin ardından yeni güç odaklarının ortaya çıkacağını, insanlık için yeni bir dönemin başlayacağını belirten Tekir, “Bu yeni dönem için aslında zaman gelip geçmekteydi. Küresel güç odakları, güçlerini kaybetme pahasına değişim ve dönüşüm taraftarı değildiler. Onlar inanıyorlardı ki ‘kuvvet yani güç, bir üstünlük nedenidir.’ Halbuki insanî değerler açısından ‘kuvvet’ değil, zayıf da olsa ‘haklı olmak’ üstünlük nedenidir” diye konuştu.

Dünya sistemi ne durumda?

Sabri Tekir, konuşmasının devamında, dünya sistemini “panoramik bir bakışla” değerlendirdi. Tekir, şunları söyledi:

“Küresel ekonomi daralmaktadır. Bu daralma devam edecektir. Daralmanın ne kadar süreceği ise bilinmemektedir.

Küresel daralma, hem reel ekonomide, hem finansal piyasalarda sert düşüşler meydana getirmektedir. Bu düşüş sonrası yeniden bir çıkış, eski seviyeye geliş henüz beklenmemektedir.

Fitch, Standard & Poors, IMF ve Dünya Bankası, FED (Amerikan Merkez Bankası) vb. uluslararası kuruluşlar, dünyada tahmini ekonomik daralma boyutlarını vermektedirler.

• IMF,  ABD ekonomisine ilişkin 2020 yılındaki %2.5 olan büyüme tahminini %-5-9 olarak revize etmiştir.

• Rusya’da doğrudan yabancı yatırımlar büyük ölçüde durmuştur. Rusya’da ekonominin %5 dolayında küçüleceği, işsiz sayısının 2.5 milyondan 8 milyona yükseleceği ifade edilmektedir.

• IMF, Avrupa Bölgesi (Euro Zone)’ne ilişkin 2020 yılı için daha önce yaptığı %1.2 büyüme tahminini %-7,5 olarak revize etmiştir.  IMF, bu dönemde Fransa ekonomisinin de %-6 daralacağını tahmin etmektedir.”

Afrika ve İslam ülkelerinde durum

“Düzenin değişmesi son derece tabiidir”

Sabri Tekir, Afrika ve İslam ülkelerindeki tabloyu da şöyle değerlendirdi:

- Dünyamızda halkı en yoksul devletlerin başkanları, Batılı gelişmiş, demokratik, kamusal ahlâkı yüksek ülkelerin başkanlarından daha zengin ve şımarık, kendini bilmezlerden oluşuyorsa; hele bunların önemli bir kısmı özellikle halkı Müslüman olan ülkelerde ise,

- Kifayetsiz, muhteris, kukla siyasal elitlerin elinde ülke ekonomileri iflas ediyor, siyasal müttefiklerine yaranmak için Batılı bankerlerden borçlandıklarını yolsuzluk, nepotizm, adam kayırmacılık vb. yöntemlerle Batı bankalarına tekrar aktarıyorsa; böylece Batılı müttefiklere çifte kavrulmuş gelir sağlıyorlarsa, bu durum 200 yıldır böyle devam ediyorsa,

- Halktan gelebilecek tepkiler karşısında, iktidarlarını koruma, tepkileri bastırma adına iktidarlarını / yönetimlerini daha da otoriter ve totaliter hale dönüştürüyorlarsa,

Doğal seleksiyon sistemi içinde, öyle veya böyle, düzenin değişmesi son derece tabiidir.”

Neler yapılmalı?

Korona virüsü krizinin, muhtemelen dünya nüfusunun asgari %6’sını etkileyeceğini belirten Tekir, “Türkiye’nin payı da o nispette önemli olacaktır. Dalgalar halinde gelecek Coronavirüs’ün kanatlı ve ayaklı hayvanlara bulaşmayacağını kimse garanti edemez. Bu durumda, insanların geçim şartları, gıda ihtiyacı son derece zorlaşacak demektir. Dolayısıyla, alınması gerekli tedbirler de bu boyutlarıyla değerlendirilmelidir” dedi.

Tekir, korona virüsü salgını krizi atlatılsa bile, krizin etkilerinin on yıl devam edeceğini ifade ederek, bu dönemde yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

• Tarım politikaları revize edilmeli, tarımda ithal odaklı politikalar terk edilmelidir.

• Anadolu toprağında asırlardır gelişmiş olan yerli tohum merkezli bir tarımsal üretim sistemi geliştirilmelidir. Tarımsal faaliyetler stratejik olarak görülmeli, bu alanda AR-GE faaliyetleri yoğun olarak teşvik edilip geliştirilmelidir.

• Tarımsal ürün artışı, komşu ülkelerin ve diğer ülkelerin ihtiyacı göz önünde bulundurularak yönlendirilmeli, iklim ve toprak verimliliği çerçevesinde ürün artışı en az yirmi katına çıkarılmalıdır. Tarımsal endüstri de buna paralel olarak teşvik edilmelidir.

• Tarım ve sanayide arz merkezli politikalarla Türkiye, bölgenin en güvenilir ve en güçlü ekonomisine sahip kılınmalıdır.

• Topraklarımızın bir kısmını üretim dışı bırakan ziraî ilâç ve zehirlerin yasaklanması da bu tedbirlere ilâve edilmelidir.

Kritik önemine binaen, alınması gerekli çok sayıdaki tedbirden sadece birkaçını özellikle vurgulamak istiyorum:

“Hayvanî gıdada problem yaşanacak”

1. Her türlü hayvancılığa elverişli bir ülkede, hayvancılık konusunda üretene 38, hayvan ithalatına ise 48 milyar TL harcanıyorsa, hayvanî gıdada problem yaşanacak demektir.

“Siyasî tercih problemi var”

2. Kadim zamanlardan beri, hububat ve bakliyat tarımının yapıldığı verimli Anadolu topraklarında teşvik, destek ve koruma yetersizliği nedeniyle ekilebilir arazinin %10’u ekilmez hale gelmişse, üretimden çok ithalat cazip ve rant kaynağı haline getirilmişse, ortada bir “siyasi tercih problemi” var demektir.

“Başka hesaplar ve angajmanlar mı var?”

3. Şekerin sadece fabrika çıkış maliyeti esas alınarak, uluslararası fiyat mukayesesinde, pancar üretimi ve bundan geçinen kitleler, buna bağlı hayvancılık, et, süt ve süt ürünleri üretimi ile şekerin melas ve gübre gibi yan ürünleri hesaba katılmıyorsa, bir hesap hatası, tecrübe noksanlığı veya başka hesaplar ve angajmanlar var demektir.

4. Önceleri olduğu gibi, en kısa zamanda tarımsal üretimde kendi kendine yeterli ülke haline tekrar gelmeliyiz.

“Tarım ürünleri ithalatına ek vergi getirilmeli”

5. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle üç aylık gibi kısa süreliğine de olsa, Demir-Çelik ürünleri ithalatına getirilen ek vergiler, tarım sektörü için de getirmelidir. Demir - Çelik sektörü bu uygulamadan son derece memnundur.

6. Kriz merkezli benzeri politikalar, tarımsal sanayi yanında diğer sanayi sektörlerini de kapsamalıdır. Politika jargonunda dört beyazdan biri olan “ şeker “ stratejik madde olarak korunmalıdır. Daha düne kadar  “şeker ihracatçısı Türkiye”, asla “ şeker ithal eden” ülke durumuna düşürülmemelidir.

“Pancar üretimi ve üreticisi özellikle desteklenmelidir”

Bu çerçevede:

• Özelleştirme yoluyla satılan şeker fabrikalarının, şartnamelerindeki “ üretimin devamı “ şartını yerine getirmeyenlerden alınarak, yeniden aktif hale dönüştürülmelidir. Pancar üretimi ve üreticisi özellikle desteklenmelidir.

Yenilenebilir enerji kaynakları değerlendirilmeli

• Geleneksel politika jargonunda 4 beyazdan biri olan enerji üretiminde de imkân dahilinde “kendine yeterli ülke” haline gelmeliyiz. Güneşi bol ve havadar geniş Anadolu topraklarını “Yenilenebilir Enerji Üretimi “ platosuna dönüştürmeliyiz.

Almanya gibi gelişmiş ülkeleri model olarak almalıyız. Yüzölçümü Türkiye’den küçük kuzey ülkelerinden biri olan Almanya’da “yenilenebilir enerji üretimi” toplam enerji üretiminin %44’ünü aşmış durumdadır. Ülkemizde, son zamanlarda bu konuda getirilen kısıtlamalar süratle kaldırılmalıdır.

• “Yenilenebilir kaynaklardan sağlanacak enerji, çevrenin korunmasına katkısı kadar, ülkenin dışa bağımlılığını önemli ölçüde azaltabilecektir. Küresel çaplı bu yatırımlar, enerji üretimi yoluyla 2050 yılına kadar dünya GSH’ya 98 trilyon $ katkı sağlayabilecektir. İlâve olarak, 42 milyonu doğrudan, +21 milyon da yan alanlarda istihdam imkânı sağlayabilecektir. 

• Ülke ekonomisini güçlendirecek, kalkındıracak, milletimizin refah seviyesini yükseltecek bu yatırımlara, finansman konularında, devlet de ortak olmalı, üretimde verimlilik sağlandıktan sora, hisse senetlerini  (ortaklık paylarını) halka devretmelidir.

• Yatırımların aksamaması için,  gerektiğinde Merkez Bankası kaynakları kullanılmalıdır. Böylece, hükümetler ülkemizin kalkınmasına, gelişmesine, büyümesine ve güçlenmesine iradelerini koymalıdır.”

Sabri Tekir, “Bu ülke hepimizindir. Haysiyet, şeref ve namusuyla müreffeh bir hayat yaşamaya milletimizin de hakkı vardır, hükümetler bu hakkın teslimi konusunda gereğini yerine getirmelidirler” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA