GÜNDEM
Giriş Tarihi : 25-04-2020 02:03   Güncelleme : 25-04-2020 02:29

“İnsanımız sağduyuludur; tahakküme rıza göstermez”

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, korona virüsü salgınından sonra otoriter rejimlerin daha da güç kazanacağı iddiasını, ‘Aç tavuk, rüyasında darı görür” atasözü ile değerlendirdi. Türkiye insanının sağduyulu olduğunu belirten Karamollaoğlu, “Birilerinin aklından böyle bir şey geçebilir. Türkiye, demokratik bir ortama geçtikten sonra tahakküme rıza göstermez” dedi.

“İnsanımız sağduyuludur; tahakküme rıza göstermez”

Temel Karamollaoğlu, korona virüsü salgınının ardından dünyanın da Türkiye’nin de değişeceğini ancak bunun olumlu yönde bir değişim olacağı öngörüsünde bulundu. Karamollaoğlu, “Kutuplaşanların kucaklaştığı bir döneme giriyoruz. Türkiye’de bir kardeşlik ve hürriyet havası oluşacak” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TV5’de yayınlanan “İşin Aslı” programına görüntülü bağlantı yoluyla katılarak, Hasan Basri Akdemir’in sorularını cevapladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, korona virüsü salgınından sonra otoriter rejimlerin daha da güç kazanacağı iddiasının hatırlatılarak bu konudaki düşüncelerinin sorulması üzerine, şu değerlendirmede bulundu:

“İnsanımız sağduyuludur; tahakküme rıza göstermez”

“Eğer birileri, kendi akıllarından ‘Dünya değişecek, ülkeler biraz daha içine kapanacak, daha otoriter rejimler iktidara gelecek ve baskı artacak’ diye düşünüyorlarsa, ‘aç tavuk, rüyasında darı görürmüş’ demek gerekir bunlara. Ne demek? Yani siz, giderek despotlaşacaksınız, giderek baskıyı artıracaksınız, giderek fikir ve düşünce hürriyetini yok sayacaksınız… Böyle bir mantığa doğru gidiyor bu. Kimse buna razı olmaz. Bu millet, kendisini yönetecekleri kendisi belirlemekten vazgeçmez. Onun için demokrasi, şu anda önemlidir; onun için fikir ve düşünce hürriyeti önemlidir; onun için kamplaşmama önemlidir, kutuplaştırmama önemlidir. Biz, birbirimizi daha çok kucaklamalıyız. Birbirimizin derdiyle daha çok dertlenmeliyiz. Adalete, eskiye nazaran daha fazla önem vermeliyiz. Baskıya, tahakküme kesinlikle karşı çıkmalıyız. Biz, yolsuzlukla, israfla, rüşvetle sonuna kadar mücadele etmeliyiz. Yolsuzluk, israf ve rüşvet, bir ülkeyi kemiklerine kadar sömürmek manâsına gelir. Bu, bizim ülkemizde neredeyse kural haline geldi. Böyle bir mantık olur mu? Buna rıza gösterilebilir mi? Kim yaparsa yapsın. Bir zamanlar birileri çıkıp, bir ilçe başkanı, ‘Biz, kendi hırsızımıza sahip çıkarız’ demişti, utanmadan. ‘Bizim içimizde hırsız barınmaz’ diyemediği için. Biz, bunu açıkça söyleriz arkadaş. Biz, aramızda hırsızı barındırmayız. Eğer aramızda bir hırsız çıkarsa, onun da cezasını en ağır şekilde biz veririz. Ne demek ‘Biz kendi hırsızımıza sahip çıkarız’? Türkiye’nin getirildiği mantaliteyi anlamak bakımından çok önemli.

Onun için kimse ham hayal kurmasın. Türkiye’de insanlar, bir noktaya kadar elbette tahammül ederler ve inşallah edecekler. Türkiye’de de yönetim, zorbalığa, diktatörlüğe özenmeyecek. Ben, buna inşallah inanıyorum. Bu yola tevessül edileceğini, hakikaten düşünmek istemiyorum. Bu millet, kim kendisini yönetecekse o istikamette karar verme yetkisini elinden bırakmayacaktır inşallah.”

“Elbette bütün demokratlar birleşmeli”

Karamollaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan makalesinde “Dünyanın bütün demokratları, birleşin!” çağrısının hatırlatılarak, ‘(Otoriterleşmeye doğru) bir tevessül gerçekleşirse, Türkiye’nin bütün demokratları birleşmeli mi?’ sorusuna, “Elbette” diyerek karşılık verdi.

“AK Parti, inançlı insanların korkularını kullandı”

Otoriterleşme niyetini ‘ham hayal’ olarak nitelendirdiğini hatırlatan Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Birilerinin aklından böyle bir şey geçebilir. Türkiye, demokratik bir ortama geçtikten sonra tahakküme rıza göstermez. Bizim insanımız, genelde sağduyuludur. Elbette medya gücünü kullanarak insanlarımızı yanıltmak mümkün, bunu görüyoruz; ama baskı ve tahakküm arttıkça insanlarımız, kendi kararlarını kendileri vermek için eski kanaatlerinden vazgeçmeye başlıyorlar. Biz, Türkiye’de bunun önünün açıldığını gördük. İşte Ankara, işte İstanbul seçimleri... Beğeniriz, beğenmeyiz, patlama oldu İstanbul’da. Neden? Çünkü yapılan haksızlıklara rıza göstermek istemedi insanlar. Bundan dolayı şuna inanıyorum ben: Önümüzde mutlaka birtakım değişiklikler olacak. İnsanlar, tabir caizse, külahlarını önlerine koyup, bugüne nasıl geldiğimizin, önce kendi iç muhasebesini yapacaklar. Bugüne kadar, maalesef, üzülerek ifade ediyorum, geçmişte inançlı kesime karşı haksızlıklar yapıldı. Biz, bunu 1960’ta gördük, yaşadık. 1971 muhtırasıyla yaşadık. 1980 ihtilâli ile fiilen hapislerde bunun sıkıntısını çektik. Dile kolay; biz, o zaman hapiste bulunan arkadaşlarımız, Millî Selâmet Partisi’nde, hepimiz, 11 ay hapis yattık. Sonra biz, 28 Şubat dönemini de yaşadık. O dönem aldıkları yanlış kararlardan bugün, o kararları alanlar, bin pişmandır diye düşünüyorum. Artık biz, şunu görmeliyiz: İnançlı insanlar, başkalarına zarar vermez. Belli bir kesim, bunu anlamak mecburiyetinde. Bunu anlamazlarsa çözüm bulamazlar. Özellikle çok açık ve net söylüyorum: Özellikle İslâmî inanca sahip olanlar, zulme rıza göstermez. Yolsuzluğa, haksızlığa, rüşvete, israfa izin vermez. Liyakati önemser, şeffaflığa değer verir. Fikir, düşünce ve inanç hürriyeti, sadece o kesim için değil, herkes için önemlidir. Bizim ülkemizde maalesef, yanlış takdimlerden dolayı inançlı insanlara karşı bir tavır sergilendi, uzun yıllar. Bundan dolayı da AK Parti bunu kullandı. ‘Bak ben gidersem başörtüsü zulmü yine gelecek’ dedi. ‘Ben gidersem İmam Hatip okulları kapatılacak, göreceksiniz’ dedi. Halk da buna karşı AK Parti’ye sahip çıktı. Şimdi, eskiden yanlış yaptığını gören kesimler, özellikle işte sosyal demokratlar, düşünce ve fikir hürriyetine önem veren insanlar, bunların hepsi, oturup demokrasiye inananlar, ‘Yok artık arkadaş! Biz, böyle değiliz. Bir yanlış yapıldıysa, bu yanlışı bundan sonraki nesillere, dönemlere taşıma niyetinde değiliz’ demek mecburiyetindeler. Demezlerse olmaz. Biz, bu değişikliği görüyoruz, hissediyoruz.”

“Biz, İslâmcı değil Müslüman’ız dedik”

ABD’nin Telaviv Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımak suretiyle Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilân etmesine tepki olarak İstanbul’da Kudüs mitingi düzenlediklerini hatırlatan Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Oraya muhalefet partisinden arkadaşlar geldiler. Yaptıkları konuşmalar, hepimizin göğsünü kabarttı. Niye? Çünkü artık insanlar görüyor. ‘Biz, inancın istismar edilmesine karşıyız, inancın kendisine değil’ diyor şimdi birçok insanlar. Biz, çok açık söyledik; biz, İslâmcı değiliz; ama biz, Müslüman’ız. İslâmcılık ne demek? ‘Ben, İslâmî değerleri ihya etmek için de varım’ diyenlere de İslâmcı diyorlar, ‘Ben, İslâm’ı kullanarak kendi menfaatlerimi de ihya edeceğim, artıracağım’ diyene de İslâmcı diyorlar. İki şeyin arasında kalmamak için biz, çok açık ve net ‘Biz, Müslüman’ız’ dedik. Müslüman’ız demek, adalete önem veririz demek; adalet olmazsa olmaz demek; dürüstlüğe önem veririz demek; şeffaflığa önem veririz demek; fikir, düşünce, inanç hürriyetine önem veririz demek; denetlemeye her zaman açık oluruz demek; ha, biz, ibadetimizde de elbette kendi iç dünyamızda da mutlaka kendi inancımızın gereğini ayrıca yerine getiririz demek.”

“Kutuplaşanların kucaklaştığı bir döneme giriyoruz”

Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirten Karamollaoğlu, Allah’ın izniyle bu dönemin, düne kadar kutuplaşmış olan kesimlerin birbirlerini kucaklama dönemi olacağını ifade ederek, “Bunu göreceğiz inşallah” dedi.

Yüzlerce Alevi vatandaşın kendisine telefon ederek helâllik istediğini açıklayan Karamollaoğlu, arayanların kendisine, “Biz, sizi Sivas olaylarındaki havadan dolayı yanlış tanımışız. Hakkınızı helâl edin. Biz, sizin esas temel fikirlerinizin, düşüncelerinizin ne olduğunu hakikaten bilmiyormuşuz” dediklerini dile getirdi.

Karamollaoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’de bir kardeşlik ve hürriyet havası oluşacak”

“Bu, Türkiye’de çok önemli bir değişiklik. Bu, birbiriyle zıtlaşmış gibi gözüken ama bazı yerlerde ayrılmakla beraber, adalet gibi, liyakat gibi, dürüstlük gibi, şeffaflık gibi, fikir, düşünce özgürlüğü gibi konularda ‘Biz varız’ diyenler, şimdi ‘Vay canına yahu! Bizim aslında ittifak edebileceğimiz o kadar çok konu var ki’ demeye başladılar. Türkiye değişecek; buna inanıyorum; ama müsbet yönde değişecek. İnsanlar, birbirlerine karşı daha fazla saygı, daha fazla sevgi duyacaklar. İnsanlar, müştereklerini (ortak noktalarını) arayıp bulacaklar, zıtlıklarını ortaya çıkarmaktan çok. Yanlış kanaatlerden vazgeçecekler. Onun için Türkiye’de bir kardeşlik havası oluşacak; onun için Türkiye’de bir hürriyetler havası oluşacak.”

Korona virüsü salgını sebebiyle insanların evlerine hapsolduklarını ifade ederek, bu vesileyle de insanların okuyup düşünmeye başladıklarına işaret eden Karamollaoğlu, “Ben inanıyorum ki, işte bu yalnızlık içindeki arayış, bize yeni ufuklar açacak. Ben, ümitvarım; ümitsiz değilim” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA