SİYASET
Giriş Tarihi : 25-04-2020 04:59

Kılıçdaroğlu: Karamollaoğlu, siyasette sağduyuyu temsil ediyor

Kılıçdaroğlu, salgından sonra otoriter yönetimlerin güç kazanacağı iddiasına karşılık Karamollaoğlu’nun “Kimse ham hayal kurmasın. Aç tavuk, rüyasında darı görür. Birilerinin aklından böyle bir şey geçebilir. Bizim insanımız sağduyuludur. Türkiye, demokratik bir ortama geçtikten sonra tahakküme rıza göstermez” sözlerini değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu: Karamollaoğlu, siyasette sağduyuyu temsil ediyor

Karamollaoğlu’nun siyaset dünyasında sağduyuyu temsil eden bir siyasetçi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Sayın Karamollaoğlu’nun söylediği çok değerlidir. Benim açımdan da çok değerlidir; ama bu ülkenin iyiliğini, hayrını, huzurunu isteyenler için de çok değerlidir. Ben, Sayın Karamollaoğlu’na buradan teşekkür etmeyi de bir görev biliyorum” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TV5’de yayınlanan “İşin Aslı” programına görüntülü bağlantı yoluyla katılarak, Hasan Basri Akdemir’in sorularını cevapladı.

“Ramazan sizin için ne ifade ediyor?” sorusuna karşılık, “Bizi izleyenlere, bütün dostlara, bütün vatandaşlara; hangi görüşten, hangi kimlikten, hangi inançtan olursa olsun, hayırlı Ramazanlar diliyorum” dedi.

Kılıçdaroğlu, Ramazan ayını şöyle değerlendirdi:

“Ramazan, nefis terbiyesi, sevgi, hoşgörü ve iyilik ayıdır”

“Ramazan, bizim için sevginin, hoşgörünün, kardeşliğin egemen olduğu bir süreci hatırlatıyor. Bir ay içerisinde dua edeceğiz; Rabbimize dua edeceğiz, güzel şeyler isteyeceğiz; dualarımızın gerçekleşmesini isteyeceğiz; memleketimizde huzur isteyeceğiz. Eskiden tabii komşularla Ramazan dolayısıyla arada bir ya onlar bizi iftara davet ederdi ya biz onları. Veya siyasetçi olarak arada bir giderdik, iftar sofraları olurdu caddelerde, sokaklarda, meydanlarda. Oralara katılırdık, vatandaşlarla birlikte olurduk; ama bu Kovid-19 dolayısıyla bunlar maalesef olmayacak galiba. Evlerimizde kutlayacağız. Evlerimizde iftarımızı açacağız, dualarımızı yapacağız.

Dolayısıyla ben, Ramazan ayını biraz daha düşünme, ibadet etme, nefsimizi terbiye etme, insanlara hoşgörüyle bakma, toplumun huzur içerisinde yaşaması için dua etme… Böyle bir şey anlıyorum. Böyle bir anlayışım var, Ramazan ayında.

Bütün toplum, bir anlamda birbirine kenetlenebilmeli, kardeşlik bağlamında, sevgi bağlamında, dostluk bağlamında bağlanmalı. Fakirlere yardım etmeliyiz, yoksullara yardım etmeliyiz, ihtiyaç sahiplerine yardım etmeliyiz, hastalara bakmalıyız. Yani iyilikte yarışma diye bir düşünce var malûm, bizim inancımızın da öngördüğü temel kurallardan birisidir. İyilik yapmalıyız. Kötülüklerden, kinden, öfkeden, önyargıdan arınmalıyız. Allah’ın yarattığı en değerli varlık olan insana sevgiyle, hoşgörüyle bakmalıyız. Farklı düşünceleri olabilir arkadaşlarımızın, bazı insanların. Farklı düşünceleri de zenginlik olarak kabul etmeliyiz. Onların düşüncelerine de saygı göstermeliyiz. Yani sevgiyi, yani hoşgörüyü, yani kardeşliği, yani birlikte yaşamayı; hep birlikte, bir arada huzur içinde yaşamayı, ibadetimizi huzur içinde yapmayı hepimiz arzu ederiz. Bu bağlamda bizi dinleyen dinlemeyen bütün vatandaşlarıma, İslâm âlemine Ramazan’ın hayırlar getirmesini temenni ederiz efendim.”

“23 Nisan’da Sayın Erdoğan’ın da Meclis’te olması gerekirdi”

Kılıçdaroğlu, TBMM’nin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümünde bütün liderlerin Meclis özel oturumunda yer alması gerektiğini söylediğinin hatırlatılarak, neden böyle bir çağrı yaptığının sorulması üzerine, Yüzyılların, insanlığın, devletlerin ve kurumların tarihinde dönüm noktaları olduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

Bu yıl, TBMM’nin 100’üncü yılı. 100’üncü yılı da koronavirüs’e rağmen hepimiz, evde, parlamentoda, bir şekliyle bir araya gelerek bayramımızı kutladık. Yeni bir dönem, yeni bir çağ, yeni bir birliktelik… Düşmanı yenmişiz, parlamentoyu kurmuşuz, TBMM’yi oluşturmuşuz, aradan 100 yıl geçmiş. Demokrasiye geçmişiz, demokrasiyi taçlandırmışız; cumhuriyetimizi demokrasiyle, olabildiğince. Sorunlar yaşamışız, o sorunları aşmasını da bilmişiz.

Yani yüz yıllar, aslında insanlığın tarihinde de, devletlerin tarihinde de kurumların tarihinde de dönüm noktalarıdır ve bu dönüm noktaları, bir anlamda hem geçmişe bakıp geçmişteki başarılarımızı, geçmişteki hatalarımızı, eksikliklerimizi görme ama aynı hataları tekrar etmeden güzel bir gelecek inşa etme, gelecek perspektifleri çizme tarihleridir yüz yıllar.  Ben, böyle bakarım. Böyle olması lâzım.

“Sayın Erdoğan, aynı zamanda AK Parti’nin genel başkanı”

 Bu bağlamda da bütün siyasi parti liderlerinin, grubu olan bütün siyasi parti liderlerinin parlamentoda olması çok değerliydi. Sayın Erdoğan’ın da olması gerekirdi. Şöyle bir gerekçe söylendi: ‘Efendim geçmişte de bazı cumhurbaşkanları Meclis’teki 23 Nisan törenlerine katılmadı’ diye. Ama onların hiçbirisi bir partinin genel başkanı değildi, gerçekten cumhurbaşkanıydı, cumhurun başkanıydı ama Sayın Erdoğan aynı zamanda AK Parti’nin genel başkanı. Dolayısıyla diğer genel başkanlar nasıl geldiyse, mesela Meral Hanım, milletvekili olmamasına rağmen geldi, parlamentoda kendisine ayrılan yerde o da konuşmaları dinledi, milletvekillerinin konuşmaları orada 100’üncü yılı anma dolayısıyla bir şekliyle ifade edildi ve Sayın Erdoğan’ın da orada olmasını isterdik. O da düşüncelerini açıklasın isterdik. Önümüzdeki 100 yılda Türkiye’nin hedefi nedir, neler yapacak, neler yapmalı? Önümüzdeki 10 yılda, 20 yılda, 30 yılda biz hangi hedefleri koymalıyız, koyabilmeliyiz? Bunları yapabilmeli, bunları yapmalıydık aslında.”

“Birinci Meclis’teki gaz lambalarını görünce…”

Kılıçdaroğlu, parlamentoda grubu olmayan partilerin milletvekillerinin de oturumda söz aldığını hatırlatarak, "Ben tabii doğrusunu isterseniz Sayın Erdoğan’ın orada olmasını isterdim. Çünkü Sayın Erdoğan 1’inci Meclis’te de yoktu. Türkiye Büyük Millet Meclisinin orada da 100’üncü yıl dolayısıyla olması gerekirdi.

Eski binayı görünce, parlamentonun yani ilk TBMM binasını görünce, o sıraları görünce, oradaki gaz lambalarını görünce, Cumhuriyetin öyle kolay kurulmadığını, zor şartlarda kurulduğunu, büyük fedakârlıklar yapıldığını çok daha rahat görüyorsunuz ve o zaman 100 yıllık bir tarihin bizim toplumumuzdaki değerini de hepimiz, daha iyi kavrıyoruz.”

Kılıçdaroğlu’na, belediyelerin yardım faaliyetleri konusunda iktidarla muhalefet belediyeleri arasında yaşanan gerilime dair düşüncesi de soruldu.

Hükümetin belediyelerin girişimlerini “devlet içinde devlet olma” nitelendirip, FETÖ, PKK, Paralel Yapı benzetmeleri kullandığının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, insana ve insanlığa kast eden her türlü teröre karşı olduklarını belirterek, “Bize bu suçlamayı yapanlar, dönüp kendilerine baksınlar. Son seçimlerde, yerel yönetim seçimlerinde gidip, İmralı’ya adam gönderip de Abdullah Öcalan’dan destek isteyenler bunlar değil miydi Allah aşkına?”diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Allah, akıl fikir versin”

“Şimdi Ramazan günü, birinci gününde bunu konuşmak istemezdim ama gerçekten de bir belediye halka bedava ekmek, ucuz ekmek, parasız ekmek verecek. Fakir, ihtiyaç sahibi, cebinde parası yok… Ekmek verecek ‘yasak’ diyorsunuz. Su fiyatlarını indirecek ‘yasak’ diyorsunuz. Her şeyi yasaklıyorsunuz. Yahu bu, insana hizmet ediyor, insanlığa hizmet ediyor, çocuklara hizmet ediyor. Bunu siz nasıl teröre… Yani yardımı terörle bağdaştırıyorsunuz! Allah akıl fikir versin. Ne diyeyim ben başka? Söyleyeceğim bu.”

“Bir araya geldiğimiz zaman ülkeye huzuru, barışı getiririz”

Programda Kılıçdaroğlu’na, korona virüsü salgınından sonra otoriter rejimlerin daha da güç kazanacağı iddiasına karşı Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu’nun, “Birilerinin aklından böyle bir şey geçebilir. Bizim insanımız, genelde sağduyuludur. Türkiye, demokratik bir ortama geçtikten sonra tahakküme rıza göstermez” şeklindeki değerlendirmesi aktarıldı. Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan makalesindeki “Dünyanın bütün demokratları, birleşin!” çağrısı hatırlatılarak, “Böyle bir otoriterleşme eğilimi mi var ve buna karşı birleşme nasıl sağlanacak?” sorusu yöneltildi.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Efendim, Sayın Karamollaoğlu, siyaset dünyasında sağduyuyu temsil eden bir siyasetçi. Demokrasi, hepimiz için geçerli olan bir kavram. Neden? Ben de düşüncelerimi söylemeliyim, benim gibi düşünmeyen insan da düşüncelerini söyleyebilmeli. Ben de inancımı yerine getirebilmeliyim, benim gibi inancını (yerine) getirmeyen ama başka türlü inanca sahip olan da, ona da saygı duymalıyız. Kimlikler konusunda da kavga etmemeliyiz. Herkesin kimliğine de saygı duymalıyız. Kişinin kimliğine, kişinin inancına, kişinin yaşam tarzına, kişinin düşüncelerine saygı göstermeliyiz. Allah’ın bize verdiği en değerli şey, akıldır. E aklımızı kullanmayacak mıyız? Kullanacağız. Aklımızı kullanacaksak, ayrışmamamız lâzım. Bir arada olmamız lâzım ve bunu bir araya getirmemizin temel nedeni de demokrasidir. Demokratların birleşmesini istedim. Otoriter rejimler varsa, demokratların bir araya gelmesi lâzım. Düşünce özgürlüğünü savunanların, inanç özgürlüğünü savunanların, yaşam tarzı özgürlüğünü savunanların bir araya gelmesi lâzım. Bir araya geldiğimiz zaman daha güçlü oluruz. Bir araya geldiğimiz zaman sesimiz daha gür çıkar. Bir araya geldiğimiz zaman ülkeye huzuru getiririz, ülkeye refahı getiririz, ülkeye barışı getiririz. Sonuçta kavgadan değil huzurdan yana, kavgadan değil barıştan yana, kavgadan değil özgürlükten yana bir tavır takınacağız.

O bağlamda Sayın Karamollaoğlu’nun söylediği çok değerlidir. Benim açımdan da çok değerlidir; ama bu ülkenin iyiliğini, hayrını, huzurunu isteyenler için de çok değerlidir. Ben, Sayın Karamollaoğlu’na buradan teşekkür etmeyi de bir görev biliyorum.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA