GÜNDEM
Giriş Tarihi : 30-04-2020 20:11

Kaya: Adlî ara ve tatil, adaletin gecikmesine sebep olmasın

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, yargı faaliyetlerine verilen aranın 15 Haziran’a kadar uzatıldığını, 20 Temmuz’da başlayacak adlî tatil sebebiyle de yargı faaliyetlerinin Eylül ayına kadar kısmen duracağını kaydetti. Kaya, bu aranın hak aramada ve adaletin gerçekleşmesinde gecikmeye sebep olmaması için de tedbir alınması gerektiğini söyledi ve önerilerde bulundu.

Kaya: Adlî ara ve tatil, adaletin gecikmesine sebep olmasın

Kaya, ataması yapılan ancak göreve başlatılmayan 20 bin sözleşmeli öğretmenin de bir an önce özlük hakları verilerek görevlerine başlatılmasını istedi.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, düzenlediği basın toplantısında gündemdeki siyasî konuları değerlendirdi.

Bülent Kaya, korona virüsü salgının Türkiye’deki seyrini değerlendirirken, “Son birkaç gündür gelen veriler bizleri sevindirmekte ve artık salgının kontrol altına alınmaya başlandığına işaret etmektedir” dedi. Kaya, salgınla mücadelede payı olan herkese, göstermiş oldukları başarıdan dolayı teşekkür etti.

Bugüne kadar salgında hayatını kaybeden bütün vatandaşlara Allah’tan rahmet, tedavi görmekte olan bütün hastalara Cenab-ı Hakk’tan şifa dileyen Kaya, “Hastalığı atlatanlara da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi.

TBMM’nin 100. kuruluş yıldönümü

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM), kuruluşunun 100’üncü yılına ulaştığını hatırlatan Bülent Kaya, demokrasilerde meclislerin yasama faaliyetinde bulunarak denge ve denetleme vazifesini icra ettiğini ve iktidarların otoriterliğe kaymasını engellemede önemli fonksiyonlara sahip olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile meclisin bu gücünü kaybettiğini dile getiren Kaya, birçok düzenlemenin, kamuoyunda, meclis komisyonlarında ve genel kurulunda yeterince tartışılmadan, torba yasalarla, birçok benzemez aynı torbaya konularak, alel acele yasalaştırılmaya çalışıldığını dile getirdi.

Kaya, “Bugün artık uygulamada maalesef meclis, tamamen cumhurbaşkanının izni olmadan bir karar alamaz hale gelmiştir” dedi.

“Kuvvetler ayrılığının her zaman destekçisi olacağız”

Türkiye’nin önündeki en temel ihtiyaçlardan bir tanesinin de kuvvetler ayrılığına ve kuvvetler arasındaki denge ve denetlemeye dayanan bir sistem inşası olduğunu belirten Kaya, “Saadet Partisi olarak bu esaslara dayanan bir sistem inşasının her zaman öncüsü ve destekleyicisi olacağız” dedi.

Toplumun ortak değerleri üzerinden provakatif bir dil kullanmaktan vazgeçin

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, “eşcinsellikle mücadele” çağrısı yapan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hakkında suç duyurusunda bulunulması ile başlayan tartışmaları da değerlendirdi.

Bülent Kaya, aile hayatının kutsallığını, neslin muhafaza edilmesi gerektiğini ve İslâm’ın evrensel ahlâkî ilkelerini bir hutbe vesilesiyle hatırlatmanın gayet tabii olduğunu belirterek bir nefret suçu olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Kaya, bu beyanatlara karşı bir kısım meslek kuruluşu ve derneklerin son derece provokatif bir dil ve üslûp kullandıklarını, fikir beyanından ziyade İslâm’a hakaret etmeye dönük bir çaba içine girdiklerini ileri sürdü.

Kaya, “Sevinerek görüyoruz ki, marjinal bir yer tutan meslek kuruluşunu temsilden ziyade meslek kuruluşunun marjinal yöneticilerinin bu provakatif dil ve uslûbu, geniş bir toplumsal mutabakat ile reddedilmiştir” dedi.

“Buyurun samimiyetinizi ispat edin ya da lütfen susun”

Bülent Kaya, mütedeyyin kadrolara sahip siyasî partilere seslenerek ‘Neredesiniz?’ diye soran iktidar partisi mensuplarına hitaben şunları söyledi:

“Biz buradayız da siz sadece tweet atıp vazifenizi yaptığınızı mı zannediyorsunuz? Hiçbir çekince ve şerh koymadan imzalayıp mecliste de oy birliği ile onaylayarak yürürlüğe koyduğunuz İstanbul Sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayanan yasal düzenlemelere karşı oluşan çekince ve şerhleri ne zaman ele almayı düşünüyorsunuz? Bunun için milletin veya bizim değil, sizin harekete geçmeniz lâzım. Bu işler tweet atıp sosyal medyayı köpürtmekle olmaz. Söz de karar da yetki de siz de. Buyurun samimiyetinizi ispat edin ya da lütfen susun.”

Muhalefet edeyim derken destek vermek…

“Bir sözümüz de iktidara muhalefet ettiğini zanneden grup ve çevrelere” diyen Bülen Kaya, “Milletin değerleri ile çatışarak iktidara muhalefet yapılmaz, ancak destek verilir. Demokrasi tarihimiz, bunun sayısız örnekleri ile doludur. Hiç olmazsa bu tarihten ders alın” diye konuştu.

“Yapılan yardımlar adil bir şekilde yapılmalı”

Bülent Kaya, hükümetin salgın sürecindeki ekonomik yardımlarını da değerlendirdi.

Kaya, sağlanan destek ve yardımların şartlarının objektif olarak belirlenip belirlenmediği, bunlardan kimlerin hangi şartlarla yararlandığı konusunda toplumda ciddi tereddütler bulunduğunu dile getirdi.

Bülent Kaya, sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün açıklanan destek ve yardımların partizanca dağıtılacağı; eş, dost, yandaşın kayırılacağı gün değildir. Bu destek ve yardımlardan, aranan şartları yerine getiren herkes ve her şirketin yararlandığına dair şeffaf, şüpheden uzak bir güven ortamı tesis edilmeli ve bu konudaki toplumsal endişeler giderilmelidir. Şayet ‘böyle bir endişe yok’ diyorsanız, size tavsiyemiz, sırça köşklerden inip, tebdili kıyafet biraz çarşı pazara inin ve bu konudaki endişeleri görün.”

“Kutuplaştırıcı üslûp, derin kırılmalara sebep oluyor”

Hükümetin, salgın sürecinin başından beri milletin sorunlarına odaklanacağına, kendi tabanını konsolide edecek politikalar geliştirdiğini ifade eden Kaya, iktidarın kutuplaştırıcı üslûbunun derin kırılmalara yol açtığını kaydetti.

“Devir avunma değil çare bulma zamanıdır”

“Zaman itibar kazanma zamanı, halkla ilişkilerde PR zamanı değil milletin derdine çare bulma zamanıdır” diyen Kaya, sözlerine şöyle devam etti:

“Kamunun elindeki tüm imkân ve kaynaklar, bu süreçte sadece milletin ihtiyaçları ve ihtiyaç duyan mazlum milletler için seferber edilmelidir. Dünyanın büyük ekonomilerinin birçoğu salgınla mücadelede Türkiye’nin ayırdığı bütçeden katbekat fazla bir bütçeyi kendi vatandaşlarının hizmetine sunmuşken, ayırdığı kaynağın çoğu kredi ve borç öteleme ile sınırlı hükümetimiz, yardım yaptığı ülkeleri saymakla milleti teselli etmeye çalışmaktadır.

Sizin ‘yardım gönderdik’ dediğiniz ülkeler, sizin milletiniz için ayırdığınız bütçenin kat kat fazlasını kendi milletleri için ayırdı. Hal böyle iken iktidarın sanki diğer ülkeler kendi vatandaşlarına bakacak imkâna sahip değil de biz onlara bile yardım ediyormuşuz havası yaratmaya çalışması beyhude bir çabadır.

Siz, şayet övünecek iseniz, diğer ülkelerin kendi milletlerine ayırdıkları bütçeden çok daha fazlasını kendi milletinize harcadığınızı ispat ederek övünün. Devir avunma değil çare bulma zamanıdır. Sevdiğiniz bu algı işlerini bari bu salgın sürecinde terk edin ve milletin derdine odaklanın.”

“Türkiye siyaset tarihi, medyayı susturmaya çalışanların hazin sonları ile dolu”

Bülent Kaya, basın açıklamasında “iktidarın medya kuruluşları üzerindeki baskı ve tahakkümü” konusunda da değerlendirmelerde bulundu.

Bülent Kaya, “İktidar ülkedeki medya kuruluşlarının neredeyse tamamını kendisine biat edecek şekilde konumlandırmışken kendisine biat etmemiş bir avuç görsel ve sosyal medyayı da baskıcı tavrıyla, idari ve cezai tasarruflarıyla baskı altına almaya çalışmaktadır” dedi.

Kaya, Saadet Partisi’ni, her biri farklı yayın politikalarına sahip bu medya kuruluşlarının yayın ve haberlerine değil halkın haber alma hakkına sahip çıktığını vurgulayarak, “İktidarın da halkın haber alma hakkına saygılı olmasını talep ediyoruz” dedi.

Kaya, Türkiye siyaset tarihinin, idarî ve malî tedbirlerle ve kararlarla medyayı susturmaya çalışanların, medya eli ile siyasi operasyon düzenlemek isteyenlerin hazin sonları ile dolu olduğunu söyledi. Kaya, “Sözlerimize itibar etmiyorsanız hiç olmazsa bu siyasî tarihe itibar edin” dedi.

Yargıdaki 6 aylık ara, hak arama kaybına sebep olmasın

Salgına karşı alınan tedbirler gereği yargı faaliyetlerine verilen aranın 15 Haziran’a kadar uzatıldığını hatırlatan Kaya, en fazla sosyal temasın olduğu yerler arasında yer alan adliyeler hakkında alınan bu tedbirin, salgın kapsamında gerekli görülebileceğini, ancak bu kararın hak aramaya, hak kaybına ve adaletin gecikmesine yol açmaması için de tedbir alınması gerektiğini söyledi.

Bülent Kaya, “Üstelik 20 Temmuz itibarıyla 1 Eylül’e kadar adlî tatil kapsamında yargısal faaliyetlerin kısmen duracağı da dikkate alındığında 3 aylık sürenin yaklaşık 6 ay kadar yargısal faaliyetlerin durma noktasına geleceği gözden kaçırılmamalıdır” dedi.

Bülent Kaya, şunları söyledi:

“Bu süreçte 2 ana konuda tedbir alınmalıdır: Alınacak tedbirlerden ilki, özellikle UYAP ve SEGBİS uygulamaları yoğun olarak kullanılarak yargısal faaliyetlerin tamamen durması yerine daha az sosyal temas ile dava ve icra dosyalarının ilerleme kaydetmesine imkân sağlayacak tedbirler olmalıdır.

Diğer tedbir alanı ise, yargısal faaliyetin önemli bir ayağını teşkil eden avukatlar ile avukat ofislerinde çalışan personellerin malî kayıplarına dönük tedbirler olmalıdır.

Her iki alanda yapılacak düzenleme ve alınacak tedbirler ile hukuk camiasının da bu salgından en az derecede etkilenmesi sağlanmalıdır.”

“Ataması yapılan 20 bin öğretmen bir an önce göreve başlatılmalı”

Bülent Kaya, basın açıklamasının sonunda, atandıkları ilân edilen ancak 45 gündür göreve başlatılmayan 20 bin sözleşmeli öğretmenin durumunu değerlendirdi.

Bülent Kaya, şunları söyledi:

“18 Mart 2020 tarihinde daha önce tercihleri alınan 20.000 sözleşmeli öğretmenin atandığı müjdesini bizzat Sayın Cumhurbaşkanı açıklamıştır. Bu açıklama üzerine 20.000 öğretmen adayı büyük sevinç yaşamış ve hazırlıklarını yapmıştır. Ancak aradan geçen yaklaşık 45 günlük süreye rağmen hâlâ göreve başlatılmamışlardır. Atamaları yapıldığı için çalıştığı işten ayrılan ya da iş arayışına girmeyen bu 20.000 kişi, şu an ekonomik ve sosyal sıkıntı içerisindedir.

İktidardan talebimiz, bu 20.000 öğretmenimizin de bir an önce özlük hakları verilerek göreve başlatılmalarıdır.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA