EKONOMİ
Giriş Tarihi : 01-05-2020 04:17

“İşçisinin E-Devlet şifresini alıp sendikadan istifa ettirenler var”

Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, sendikalı bir işçinin toplu sözleşme hakkı elde ettiğini, toplu sözleşmeli işyerlerinde işçi ölümlerinin %1’e düştüğünü, ancak buna karşılık sendikalaşmanın önündeki en büyük engelin işverenler olduğunu söyledi. Başarılarının temsil oranına bağlı olduğunu belirten Arslan, bütün işçileri Hak-İş’e üye olmaya davet etti.

“İşçisinin E-Devlet şifresini alıp sendikadan istifa ettirenler var”

Mahmut Arslan, TV5’e konuştu

Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı ve Uluslarararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arslan, TV5’de yayınlanan ve Selim Akduman’ın sunduğu “Perde Arkası” programına görüntülü bağlantı yoluyla katılarak soruları cevapladı.

“1 Mayıs, insanca yaşanacak düzenlemeleri talep etme günüdür”

Değerlendirmelerinin başında 1 Mayıs’ın tarihi hakkında bilgi veren Mahmut Arslan, 1886 yılında ABD’nin Illinois eyaletinin Chicago şehrinde tekstil işçilerinin, 12 saat çalışma düzenine karşı isyan hareketi başlatarak 8 saatlik çalışma düzeni talep ettiklerini söyledi. Arslan, işçilerin bu taleplerinin baskıyla, tehditle, zulümle ve çeşitli provokasyonlarla engellenmeye çalışıldığını, bazı işçi liderlerinin öldüğünü, bazılarının idam edildiğini, bazılarının intihar ettiğini, bazılarının da uzun süre hapishanelerde kaldığını kaydetti.

Arslan, şu değerlendirmede bulundu:

“Onun için, bizim için 1 Mayıs’ın anlamı, insanca yaşanacak şartların oluşturulması taleplerinin seslendirildiği bir gündür. O nedenle biz, 1 Mayısları bir bayram olarak değil ama birlik, mücadele ve dayanışma günümüzü tekrar hatırlamak, sorunlarımızı yüksek sesle konuşmak, taleplerimizi yüksek sesle konuşmak, itirazlarımızı, eleştirilerimizi yapmak ve bütün bunların içerisinde doğru yapanlar varsa bunlara da teşekkür etmek adına etkinlikler yapıyor idik. Bu yıl maalesef koronavirüs nedeniyle 1 Mayıs etkinliklerimizi daha çok alanlarda sembolik olarak, daha çok sosyal medya platformlarında, ekranlarda, kendi içimizde yaptığımız çeşitli etkinliklerle birlik, mücadele, dayanışma gününü, bu etkinliklerimizi gerçekleştiriyoruz.”

“Türkiye, kanlı 1 Mayıs’ın faillerini bulup yargılamalıydı”

Konuşmasında, 1977 yılında İstanbul Taksim’de meydana gelen kanlı 1 Mayıs olaylarına da temas eden Arslan, düzenlenen provokasyon sonucunda 37 yurttaşın hayatını kaybettiğini hatırlatarak, “Ama bugüne kadar bu yurttaşlarımızın hayatını kaybettiği olayların failleri yakalanamamış, bulunamamış, yargılanamamıştır. O nedenle, bu yönüyle de gerçekten Türkiye’nin, bu sorunu aslında bir şekilde çözüp, faillerini bulup yargılaması gerekiyordu. O nedenle Taksim’e karanfil bırakmak, anıtın önüne çelenk bırakmak, biraz da buna karşı bir itirazın nedenidir diye düşünüyorum” diye konuştu.

“Kısa Çalışma Ödeneği’nden yararlanamayanlar, hak kaybına uğruyorlar”

Salgın sürecinde işçi çıkartmanın yasaklanması dolayısıyla hükümete teşekkür eden Arslan, bu konudaki itirazlarını ise şöyle dile getirdi:

“Bu, önemli ancak özellikle Kısa Çalışma Ödeneği’nden yararlanma konusunda bütün kayıtlı çalışan; vergisini, sigorta primini ödeyen işçiler, eğer kıdemi 60 günün altındaysa 450 günden aşağı prim ödemişlerse, ne yazık ki Kısa Çalışma Ödeneği’nden yararlanamıyorlar. Bu arkadaşlarımız için önerilen, ücretsiz izin uygulamasıdır. Ücretsiz izne çıkarıldıkları zaman da bu arkadaşlarımıza verilecek olan miktar, 1.177 TL’lik bir ödemedir. Dolayısıyla işçiler, üretim yapan, ülkenin ekonomisine katkı sağlayan, ihracat yapan firmalarda üretim yapan, emek harcayan insanların işini, kendilerinden kaynaklı olmayan nedenlerden dolayı, kısa çalışma gibi veyahut da ücretsiz izin gibi uygulamalarla hak mahrumiyetine uğramaları, ücretlerinin aşağı çekilmesi, gerçekten bizim için ciddi bir sorun.”

Arslan, bu durumu hükümetle, Maliye Bakanıyla ve ilgililerle konuştuklarını söyledi.

“İşverenlere işsizlik ödeneğinden ödeme yapılıyor”

Arslan, maaş ödeyemeyecek hale gelen işverenlerin durumları hakkındaki düşüncesinin sorulması üzerine de, işverenler kısmen veya tamamen işlerini durdurmuşlarsa, İŞKUR aracılığıyla işsizlik ödeneğinden talepte bulunduklarını, bu bakımdan bir işçi maliyetinin söz konusu olmadığını anlattı.

“Dünya genelinde 200 milyondan fazla işçi, işini kaybedecek”

Mahmut Arslan, salgın sürecinin ardından işçilerin durumuna dair öngörüsünün sorulması üzerine açıklamada bulundu.

Kendisinin aynı zamanda Uluslarararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) Başkan Yardımcısı olduğunu belirten Mahmut Arslan, ITUC’un dünyanın en büyük işçi örgütü olduğunu, 180 ülkede 367 konfederasyonun üye olduğu 207 milyon üyesi olduğunu kaydetti.

ITUC’un yaptığı bir araştırmaya göre, korona virüsü salgını sebebiyle dünya genelinde 200 milyonun üzerinde işçinin işini kaybedeceğini söyledi.

Bunun Türkiye’ye de yansımalarının olacağını ifade eden Arslan, Türkiye’de salgın öncesinde %14 oranında olan işsizliğin, salgın krizi sebebiyle daha da artacağını dile getirdi.

Arslan, otomotiv, metal, tekstil, mobilya gibi sektörlerde hemen hemen bütün işlerin durduğunu, sadece gıda sektöründe ve kamunun temel hizmetlerinde faaliyetin devam ettiğini kaydetti. Ürettiklerini satamayan ihracatçı firmaların aldıkları ilk tedbirinişçi çıkarmak olduğunu belirten Arslan, yaşanan krizin, öncekilerden çok daha büyük olduğunu söyledi.

“Bu krizin en büyük faturası işçilere çıkıyor”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile görüştüğünde Hisarcıklıoğlu’nun, kendisine, “Hükümetten 80 tane talebimiz oldu. Çok şükür, bu 80 talebimizin hepsi kabul edildi ve bu konuda önemli bir nefes aldık” dediğini nakleden Arslan, “Bu krizin en büyük faturası işçilere çıkıyor” dedi.

Mahmut Arslan, hâlihazırda Türkiye’de 14 milyona yakın kayıtlı işçi olduğunu, bunların sadece yaklaşık 2 milyonunun sendika üyesi olduğunu, geriye kalan 12 milyon işçinin örgütsüz olduğunu, hiçbir dayanaklarının olmadığını dile getirdi.

“Asgari ücretle çalışanların oranı Avrupa’da %15, Türkiye’de %48”

Arslan, işverenlerin, sendikalaşmanın önüne büyük engeller çıkardıklarını, sendikalara üye olanları işten attıklarını, cezalandırdıklarını, baskı yaptıklarını; sendikalı olmayan işçilerin de toplu sözleşme yapamadıklarını söyledi. Arslan, “Toplu sözleşme yapamadığınız için, adaletli bir gelir dağılımını sağlayamıyorsunuz” dedi.

Türkiye’de 7 milyon kişinin asgari ücretle çalıştığına dikkat çeken Arslan, Almanya’da, Fransa’da asgari ücretle çalışanların oranının %15’i geçmediğini, Türkiye’de ise bu oranın %48’e vardığını kaydetti. Arslan, “Dolayısıyla Türkiye’de en fazla krizlerin mağdurları kesinlikle işçilerdir, emekçilerdir; çünkü onlar, işini kaybettikleri zaman ekmeğini de kaybediyorlar” diye konuştu.

“700 bin üyemiz var. Başarımız, temsil oranımıza bağlı”

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Sizce sendikalar, gerçekten işçinin sesine ses olabiliyor mu? Yeterli derecede işçinin hakkını dile getirebiliyor mu?” sorusunu da cevapladı.

14 milyon kayıtlı işçiden sadece 2 milyonunun sendikalara üye olduğunu, bunların da yaklaşık 1 milyon 600 bininin ancak toplu sözleşme imkânından yararlanabildiğini tekrarlayan Arslan, sendikalı işyerlerinde çalışma şartlarının çok daha iyi olduğunu, işçi ölümlerinin de %1’in altına düştüğünü kaydetti. Her yıl binlerce işçinin, iş kazalarında hayatını kaybettiğini belirten Arslan, işyerlerindeki ölümlü kazaların, tamamen sendikasız ve toplu sözleşmesiz işyerlerinde meydana geldiğine dikkat çekti.

Sendikalı, toplu sözleşmeli işyerlerinde asla kayıt dışı (sigortasız) işçi çalıştırılamayacağını ancak Türkiye’de işçilerin hâlâ %35’inin kayıt dışı çalıştığını dile getirdi.

Arslan, “Dolayısıyla, sendikalaşmanın olduğu yerlerde hem kayıt dışı ile mücadele konusunda, hem iş kazalarında ölümlerin önlenmesi konusunda, hem de hakkaniyetli bir gelir dağılımının oluşması konusunda, sendikaların olduğu yerlerde çok ciddi farklılıklar var” dedi.

Mahmut Arslan, sözlerine şöyle devam etti:

“Biz, sendikalı olan yerlerde tabii ki bütün sorunları çözmüş değiliz; ama sendikasız işyerleriyle kıyaslandığı zaman, Türkiye’de sendikalaşmanın olduğu, toplu sözleşmelerin yapıldığı yerlerde gerçekten işçilerimiz, diğerleriyle kıyaslanmayacak kadar yeni imkânları, yeni fırsatları var; ama bütün sorunlarını çözebilmiş miyiz? Elbette değil. Gücümüz sınırlı. Bakınız siz, %14’lük bir dilimi 3 tane işçi konfederasyonu ve daha küçük birçok sendikanın temsil ettiği bir temsil oranında güçlü olamazsınız. Yani Hak-İş, Türkiye2nin en güçlü işçi örgütlerinden bir tanesi; 700 bin civarında üyemiz var. Halbuki Türkiye’de çalışan kayıtlı işçilerin sayısı 14 milyon. Eğer siz, 14 milyonun 10 milyonunu örgütlerseniz, o zaman sizin hem kamuoyunda hem hükümetler nezdinde, hem de işverenler nezdinde etkinliğiniz ve gücünüz daha da artar. Dolayısıyla, temsil gücümüz oranında bizim başarılı olduğumuzu görmek gerekiyor. Başarı oranımız, biraz da temsile bağlı.

Hükümetler, kanun getiriyorlar komisyonlara; bizim, komisyona geldiği zaman haberimiz oluyor. Halbuki öyle olmaması gerekiyor. Hükümet, eğer çalışma hayatıyla ilgili bir düzenleme yapacaksa, önce işçi örgütleriyle bunları konuşması gerekiyor; daha sonra komisyonlarda tartışılması gerekiyor, sonra genel kurula gitmesi gerekiyor; ama Türkiye’de öyle değil. Gücünüz yoksa sizin, ağırlığınız yoksa, sayısal anlamda gücünüz yoksa, kamuoyunda, arkanızda büyük bir işçi desteği yoksa, sizi seremoni olarak görüyorlar maalesef.

“İşçiler, bütün eleştirilere rağmen örgütlenmeli, sendikalaşmalılar”

Biz, bütün bunlara rağmen, bu eksikliklere rağmen, gücümüz yettiğince, imkânlarımız ölçüsünde, üslûbumuza ve tavrımıza, ülkenin hassasiyetlerini dikkate alarak sorunlarımızı her platformda anlatmaya devam ediyoruz; ama bunun çözümü için daha güçlü bir sendikal yapıya, daha güçlü bir örgütlenmeye ihtiyaç var. O nedenle ben, örgütsüz yerlerdeki arkadaşlarımızın bütün eleştirilere rağmen sendikalaşmalarını, örgütlenmelerini ve mutlaka sendikal mücadeleye dahil olmak istiyorum. Aksi halde, gerçekten bu kriz döneminde de gördük, hele kayıt dışı çalışanların şu anda sosyal desteklere mahkûm olduklarını görüyoruz. Bu, çok üzüntü verici bir durum.”

“İşçilerin bilgilendirilmedikleri doğru değil, işverenler engel oluyorlar”

Mahmut Arslan, işçilerin sendikalaşma konusunda yeterince bilgilendirilmediklerine dair bir soru üzerine de, işçilerin, E-Devlet üzerinden bir tıkla sendika üyeliğini gerçekleştirebileceklerini, bunun hiçbir maliyetinin de olmadığını söyledi. Arslan, işçilerin bilgilendirilmediklerinin doğru olmadığını, işçilerin sendikalaşmak için büyük çaba harcadıklarını ancak işverenlerin buna engel olduklarını dile getirdi.

Arslan, bazı küçük işletmelerde işverenlerin, işçilerden E-Devlet şifrelerini istediklerini, sendika üyesi olduğunu gördükleri işçiyi de sendikadan istifa ettirdiklerini, istifa etmeyenlerin de iş akitlerini feshettiklerini anlattı.

“Bütün işçileri Hak-İş’e üye olmaya davet ediyorum”

Mahmut Arslan, “Bütün işçilere, bütün emekçilere buradan çağrımız olsun: Bütün işçiler, hangi iş kolunda çalışıyorsanız, o iş kolundaki Hak-İş’in sendikalarına üye olun ve sendikalı olun; toplu sözleşme hakkından yararlanın. Sizin gerçekten hem ücretleriniz, hem sosyal haklarınız, hem de iş güvenceniz, iş sağlığı güvenceniz dahil, her türlü haklarınız, güvence altına alınacak demektir. Bu da gerçekten bir işçi için son derece büyük bir koruma kalkanıdır. Onun için bütün işçilerin Hak-İş’e üye olmalarını buradan tavsiye edelim, davet edelim.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA