MEDYA
Giriş Tarihi : 03-05-2020 16:17

ÇGD: Basın özgürlüğünü suç sayanlar, yarın onu arayabilirler

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü münasebetiyle, “Bugün basın özgürlüğünü suç sayanlar, yarın basın özgürlüğünü arar duruma düşebilirler!” başlıklı bir basın açıklaması yayınladı.

ÇGD: Basın özgürlüğünü suç sayanlar, yarın onu arayabilirler

Açıklamada, basın ve ifade özgürlüğünün, bireyin fikir beyan etmesi ve bilgi edinebilmesinin, halkın doğruları öğrenebilmesinin, toplumda geniş bir denetimin sağlanmasının teminatı olduğu belirtildi.

Tam tersi bir düzen isteyenlerin, bu sebeple özgür düşünceyi, bağımsız ve özgür basını hedef aldıkları ifade edilen açıklamada, şu değerlendirmede bulunuldu:

“Kurdukları sömürü düzeninin sürmesini istiyorlar”

“Basının üzerinde hâkimiyet kurarak, halkın gören gözünü bağlayan, konuşan dilini susturan, duyan kulağını kapatanların; halk adına üstlenilen denetleme ve gözcülük görevini engelleyenlerin tek muradı, kurdukları sömürü düzeninin sürmesidir. Dünya genelinde eşitsizliğe ve sömürüye dayalı uygulamaların sistematik bir hal aldığı bugünlerde basın kuruluşlarına, gazetecilere, özgür düşünceyi savunanlara karşı baskıların artmasının nedeni de budur.”

Açıklamada, temel insan haklarının anayasada ve uluslar arası sözleşmelerle güvence altına alınmış olmasına rağmen, uygulamaların tamamen farklı yönde olduğuna işaret edildi.

Türkiye, basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 154’üncü sırada

18 yıllık AK Parti iktidarının basın özgürlüğüne çok ağır darbeler vurduğu belirtilen açıklamada, basın özgürlüğü bakımından Türkiye’nin durumu değerlendirildi. Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Basın sermayesini iktidara yakın iş insanlarıyla ele geçiren, ele geçiremediği basın kuruluşlarını yargı üzerinden susturan, susturamadığı gazetecileri cezaevlerine gönderen bu siyasal anlayışın sonucu olarak Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi sıralamasında 180 ülke içinde 154’üncü sırada yer almaktadır. Sadece haber yaptıkları için cezaevine konulan gazeteci sayısının günden güne arttığı Türkiye, tutuklu gazeteci listesinde de Çin’den sonra ikinci sıradadır.”

“Suçlulara af getirildi gazeteciler görmezden gelindi”

Açıklamada, Türkiye’de gazetecilere yönelik baskıların bilerek, isteyerek, kasten, örgütlü şekilde gerçekleştirildiği ileri sürülerek, af niteliğindeki ceza infaz düzenlemesinden gazetecilerin faydalandırılmadıkları hatırlatıldı.

Açıklamada, “Gazetecileri içeride tutmak isteyen siyasî anlayış, mafya liderlerini, hırsızları, yaralama suçu işleyenleri, gaspçıları serbest bırakmakta bir dakika tereddüt etmemiştir” denildi.

“Radyo-Televizyon yayınları görülmemiş düzeyde baskı altına alındı”

Açıklamada, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) vasıtasıyla televizyon kanallarına verilen cezaların görülmemiş düzeye ulaştığı, diktatörlüklerle yarışır hale geldiği; aynı şekilde Basın İlan Kurumu eliyle eleştirel, sorgulayıcı ve araştırmacı gazetecilik yapan gazetelerin cezalandırıldığı, ilanlarının kesildiği kaydedildi.

“Koronavirüs salgını da basın özgürlüğünü vurdu”

ÇGD’nin basın açıklamasında, korona virüsü salgınının basın sektörüne ekonomik etkileri de şöyle değerlendirildi:

“Türkiye’de son dönemde basın özgürlüğünü tehdit eden önemli etkenlerden biri de ekonomik krizdir. Uzun zamandır yaşanan kriz, koronavirüs salgınıyla birlikte daha da ağırlaşmıştır. Krizden kaynaklı reklam gelirlerindeki düşüşe karşın kâğıt ve baskı maliyetlerindeki artış sürmüş, bazı gazeteler, matbaa baskısına son vermek zorunda kalmıştır. Buna sokağa çıkma yasakları da eklenince, özellikle bağımsız gazetecilik yapan basın kuruluşlarının çok ciddi malî zorluklarla karşı karşıya kaldığı belirtilmelidir.

“İş müfettişleri görevini yapmalı, basın işverenlerini denetlemeli”

Koronavirüs salgını basın iş kolunda pek çok suiistimale de yol açmıştır. Basın işverenleri, salgın bahanesiyle çalışanların haklarını hiçe sayan pek çok uygulamayı devreye sokmuştur. Bir kısmı kısa süreli çalışmaya başvurduğu gerekçesiyle maaş ödemelerini aksatmış, bir kısmı çalışanları zorunlu ücretli izne göndermiştir. Bazıları da çalışanları ücretli izinde gösterdikleri halde çalıştırmaya devam etmektedir. Pek çok kurumda, kronik hastalığı olduğu için sokağa çıkması yasak olan gazetecilerin evde geçirdikleri süre, ücretli izinden sayılmaktadır. Bu hukuksuzluklar, Çalışma Bakanlığı iş müfettişleri tarafından da görmezden gelinmektedir.”

“Sadece bugün değil, basın özgürlüğü her gün ihtiyaçtır”

Basına yönelik siyasî ve ekonomik nedenlerden kaynaklı yaşanan tüm baskıların sonucu, demokratik sistemin vazgeçilmezi konumundaki düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün yok olmasıdır. Bugün düşünce, ifade ve basın özgürlüğünü suç sayanlar, yarınlarda bu özgürlüklere en çok ihtiyaç duyanlar olabilir.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle haber, yazı ve düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde bulunan gazeteciler, sanatçılar ve aydınların serbest bırakılması çağrımızı bir kez daha yineliyor; tüm meslektaşlarımızı basın ve ifade özgürlüğü için örgütlü mücadeleye davet ediyoruz.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA