GÜNDEM
Giriş Tarihi : 08-09-2019 12:55   Güncelleme : 08-09-2019 15:28

Soylu: İstanbul ve Ankara’ya kayyım atanması söz konusu değil

İçişleri Bakanı Soylu, İstanbul veya Ankara Büyükşehir Belediyelerine kayyım atanmasının söz konusu olmadığını söyledi. Soylu, ‘İstanbul’a da kayyım atanacak’ iddialarının, terörle mücadeleyi sulandırmak, Diyarbakır, Mardin ve Van belediyelerini kurtarmak için ortaya atıldığını ileri sürdü.

Soylu: İstanbul ve Ankara’ya kayyım atanması söz konusu değil

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CNN TÜRK’ün canlı yayınında Hakan Çelik'in sorularını cevapladı.

İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerine kayyım atanmasının söz konusu olup olmadığına dair bir soru üzerine Bakan Soylu, “Böyle bir şeyin söz konusu olabilmesi mümkün değil; çünkü bu, terörle alâkalı bir şeydir” dedi.

Bakan Soylu, şunları söyledi:

Halkın 23 Haziran kararı, demokratik ve hukukî bir karardır

“İstanbul, haziran ayında bir karar verdi. Bu karar, İstanbul’da bir belediye başkanının seçilme kararıdır. Bu karar, hem demokratik bir karardır, hem de hukukî bir karardır. Burada bunun seçilmesinin, İstanbul seçmeninin oy vermesinin bir tek sebebi var: ‘Benim elde ettiğim imkânlarla, elde ettiğim bütçeyle benim mahallî idarelerin müşterek, ki öyle yazılır, hizmetlerini burada gör… Yani yerel yönetimin, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bana vereceği hizmeti koordine ederek ortaya koy, standardımı yükselt. Çöpümü topla, suyumu akıt, başıma seninle ilgili bir problem geldiği zaman bunu çözmeye çalış. Kendine ait ulaşım imkânlarını ortaya koy, değerlendir. Gelecek ihtiyaçlarımı karşılamak için de yatırımlarını yap.’ Bir belediye, bunun için seçilir zaten. Bir belediye, ülke yönetmek için seçilmez. Bir belediye, Türkiye’yi idare etmek, Türkiye’ye iri iri laflar söylemek, büyük büyük sözler söylemek için de seçilmez. Belediye, kendi işini yapar. Ha, kendi işini iyi yaparsın, ondan sonra o halk takdir eder. ‘Bravo. Sen, kendi işini iyi yaptın. İyi gayret gösterdin.’

İstanbul’un tamamı adına selâm götürmesi yanlış

Ben, şeyi söylemek isterim yani; ben kendim yetiştiremiyorum. Benim çok çalıştığımı da yakın mesai arkadaşlarım bilirler. Yani birçok geceyi uykusuz geçirdiğimi de bilirler. Bu belediyeler, önemli işlerdir. Yani burada gayret göstermek, büyük Türkiye politikalarına bir vesileyle hevesli olabilirsiniz. Hedefleriniz de olabilir. Bunlar, demokrasinin en güzel nimetleridir. Bunlar, imkân sağlar zaten. Hepimiz buralara Ay’dan gelmedik. Bu milletin içerisinden geldik ve arkalarımızda büyük lobiler de yok. Bunu arzu da edebilirsiniz; isteyebilirsiniz de. Yani, ama ilk önce işinizi yapacaksınız. Allah’ınızı severseniz, şimdi biraz önce anlattım; biz, burada bu belediyelerin, yani Diyarbakır, Mardin ve Van, bunların alınmasının terörle irtibatlarından dolayı olduğunu ve bunların niçin alındığını ve hangi hukukî çerçeve içerisinde olduğunu ifade ettim. Yani buradan kalkıp İstanbul seçmeninin meşruiyetini bir meşruiyetsizliğe ciro etmek ve ‘Ben sizle aynı çizgideyim’… Hangi çizgidesiniz? Ben de İstanbul seçmeniyim. Ben de İstanbul’da oy kullanıyorum. Burada doğdum. Hangi çizgidesiniz? ’16 milyonun size selâmını getirdim’… Ben, selâm falan göndermedim. ’16 milyonun gücü arkanızda’… Ben, o PKK teröristlerinin tedavi edip terörist cenazelerine katılan, terörist mezarlarını ziyaret eden ve bir teröristin ismini caddeye veren birisine ben (selâm) göndermedim. En azından kendimle sorumluyum. Bunu biliyorum. Hanımla da konuştum sabah. O da İstanbul seçmeni. O da (selâm) göndermemiş. Öyle bir selâmımız yok bizim.

Bütün bunları seçmenler değerlendirir

Şimdi bütün bunlar, bu konular, bir belediye başkanının yapması gereken işlerin çok üstündedir. Bunu söyleyeyim; ama bunu kim değerlendirir? Bunu ben değerlendirmem. Benim değerlendireceğim meseleler ayrıdır. Bunu İstanbul seçmeni, Ankara seçmeni değerlendirir. Bunu İzmir seçmeni değerlendirir. Bunu Adana seçmeni değerlendirir. Bunu Malatya seçmeni değerlendirir.”

Hata ettiklerinde uyarmak hakkımdır

“Bunları kamuoyunun takdirine sunmak için mi ifade ettiniz, yoksa Diyarbakır, Van ve Mardin’dekine benzer bir durum mu acaba söz konusu oluyor diye değerlendirdi Türkiye kamuoyu?” sorusu üzerine Soylu, şu açıklamada bulundu:

“Biz, orada teröre karşı bir mücadele ortaya koyuyoruz. Elbette ki teröre karşı yapılan bir mücadeleyi destekleyen bir kişiyi veya en azından buna ait adım atıp onları gönüllendiren bir kişiyi ben, bir İçişleri Bakanı olarak şöyle uyarırım: Bu yaptığın yanlıştır. Bu yaptığın doğru değildir. Bu benim hakkım. Yüz binlerce insanla beraber bir terörle mücadele veriyoruz. Milyonlarca insan, terörden etkileniyor. Bırakın da yani bu işin bu boyutunun nasıl yönetilebileceğini ve ne noktada, neyin ve ne şekilde değerlendirilebileceğini ortaya koyma hakkı da bize ait olsun. Bu mücadele yapılıyor ve bu mücadele yapılırken de, bu mücadele gerçekleştirilirken de, bu mücadelenin yapıldığı kesime, yani bizatihi terör örgütünün görevlendirdiği insanlara moral verenlere de yani 3-5 tane söz söyleme, 3-5 tane değerlendirme yapma hakkımız da olsun. Orada Hacire Ana vardı. Şimdi anneler var orada. Hakan Bey, bir tek, Diyarbakır Barosu denilen bir baro var, değil mi? PKK ne zaman düdük çalsa, hemen açıklama yapar. Burunlarının dibindeler yaa… Orada bir vicdan var. Annesinin kucağından çocuğunu almış, dağa götürmüş. Bir anne bu... Çocuğunun kokusunu özlüyor. İstanbul’dakilere söylüyorum; İstanbul seçmenine söylüyorum ya, evlâdınız yarın okula başlayacak. Saat kaçta gittiğini, kaçta geldiğini takip edeceksiniz. Ne olursunuz biraz empati kuralım yaa. Allah rızası için empati kuralım yaa… Hep beraber empati kuralım. Yani yarım saat oğlunuz, kızınız geç gelirse ne yaparsınız? Deli divane olursunuz? Yaa bu anneler, orada… Ve bu anneler, orada bi feryadı dile getiriyorlar. Bu feryada, ‘Buna devlet baksın’ demek, aymazlıktır. ‘Buna devlet baksın’ demek, vicdansızlıktır. Devlet, bakıyor zaten.”

Terörle mücadelemizi sulandırmak istiyorlar

Süleyman Soylu, “Ne İstanbul, ne Ankara… Çok net bir şey söylemek isterim. Herkesin kendine ait bir yetki çerçevesi vardır. Bunu, bana o soruyu o gün sorduklarında da söyledim. Yani ben, Hakan Çelik’in programında bunu Pazar günü söylerim dediğimde aslen şunu söyledim: Bana bu soruyu soran da FOX. FOX TV, her zaman olduğu gibi, ‘acaba bir yeri bir yerden kanatabilir miyim?’ diye bir değerlendirme… FOX TV muhabiri sordu. Şimdi ben de bir, iki, üç tane soruya cevap verdim. En sonunda da dedim ki, bunu da Pazar günü açıklarım. Açıklamam gereken veya açıklayacağım şey de şu:

Bir: Muhtar… Muhtarlığın kendi kuralları var, yasası var. Belediye başkanı… Kendi kuralları, yasası var. Kaymakam… Kendi kuralları, yasası var. Herhangi bir yerde bir genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı… Uygulama kuralları var. Bir yasa çerçevesinde adım atmak durumunda. Vali, bakan, bütün bunların tamamı, birtakım kurallar, yasa ve anayasa çerçevesinde hizmetlerini ortaya kor. Biz de değerlendirmelerimizi ona göre yaparız. Şimdi sizin bahsettiğiniz ve benim reddettiğim, İstanbul’a, Ankara’ya veya başka bir yere bir kayyım atanabilmesi için, bir terör irtibatının ve iltisakının bulunması gerekir. Bunu ortaya çıkaranlar, bizim Diyarbakır, Van ve Mardin’de yaptıklarımızı ve bizim geçen dönem yaptığımız 94 tane belediyenin ortaya koyduğumuz terörle mücadeleyi sulandırmak için böyle bir yaygarayı koparmaya çalışıyorlar. “

Soylu, sunucu Hakan Çelik’in “İstanbul ve Ankara için kayyum durumu söz konusu değildir” ifadesini, “Böyle bir şey söz konusu değil” diyerek tasdik etti. Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

İstanbul ve Ankara’ya kayyım atanması söz konusu değil

“Böyle bir şeyin söz konusu olabilmesi mümkün değil ve onun… Çünkü bu, terörle alâkalı bir şeydir. Siz terör örgütünü destekliyorsanız, siz teröre yardım ve yataklık yapıyorsanız, terörle bir irtibatınız, iltisakınız söz konusu ise, elbette ki devlet burada boş durmaz, gereğini ortaya koyar. Ama ne İstanbul’un, ne Ankara’nın, ne diğer noktaların bu konuda bir değerlendirmemiz söz konusu değil. Bunu şunun için çarpıtıyorlar: Başından beri de bu yaygarayı kopartmaya çalışıyorlar. Sebebi de şu: Diyarbakır, Van ve Mardin’i kurtarabilmek için. Bakın, bunlar siyasal adımlardır. Hükümet, bu konuda bu siyasal adımlarını devam ettirecek. Burada biraz önce söylediniz, geçmiş devlet büyüklerimizin bu konularda buyurdukları gibi, ‘Bu, seçilmişlere yapılmış bir yanlıştır. Seçilmişliğe böyle bir yanlış yapılmaması lâzımdır’ dedikleri gibi, burada bunu sulandırmaya çalışan, bunu ortaya koymaya çalışan bir değerlendirmedir.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA