GÜNDEM
Giriş Tarihi : 11-05-2020 13:36

“Aileyi koruyamazsanız, vatanı milleti de koruyamazsınız”

“Aileyi koruyamazsanız, vatanı milleti de koruyamazsınız”

Millî Gazete, İstanbul Sözleşmesi’nin imzaya açılmasının 9’uncu yıldönümü münasebetiyle, sözleşmenin aile ve toplum yapısına zarar veren boyutlarını anlatan pek çok köşe yazısıyla, “İstanbul Sözleşmesi Özel Sayısı” halinde yayınlandı. Gazete, manşetini tam sayfaya yatay olarak kullandı. Millî Gazete, bir tam sayfasını da sözleşmenin kabul edildiği 10 Kasım 2011 Perşembe günkü TBMM tutanağına ayırdı.

Gazetenin bugünkü nüshasında Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, İhsan Şenocak, Ebru Asiltürk, Prof. Dr. M. Halil Çiçek, Prof. Dr. Burhanettin Can, Adem Çevik, Sema Maraşlı, Şeyh Abdullah Taylan, Dr. Şerafettin Kalay, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Merve Aydın Küçük ve Mustafa Yaman’ın İstanbul Sözleşmesi konulu yazılarına yer verildi.

Kod Adı: İstanbul Sözleşmesi

Mustafa Kurdaş, İstanbul Sözleşmesi’nin “Kadına şiddetin önlenmesi” makyajının aktığını ve altından “çirkin cadı”nın ortaya çıktığını; yıkılan, dağılan, parçalanan ailelerin hikâyelerinin karaya vurduğunu yazdı.

İstanbul Sözleşmesi, bir sömürgeleştirme metnidir

Prof. Dr. Burhanettin Can, “Avrupa/Batı kültür ve medeniyet kodlarına göre hazırlanmış bir yasanın/sözleşmenin, İslâm kültür ve medeniyet kodlarına göre şekillenmiş bir topluma, bir millete ve bir ülkeye uygulanması, kendi kendini sömürgeleştirmekten başka bir şey değildir” dedi.

İstanbul Sözleşmesi’nde “Grevio Skandalı!”

Adnan Öksüz, yazısında, İstanbul Sözleşmesinin ‘Ek-İmtiyaz ve Muafiyetler’ bölümünde, GREVİO üyelerinin tutuklanamayacakları, gözaltına alınamayacakları, söylediklerinden ya da eylemlerinden dolayı haklarında yasal işlem yapılamayacağı, ülkeye giriş çıkışlarında hiçbir işleme tabi tutulamayacakları, haberleşmelerinin kısıtlanamayacağının teminat altına alındığına dikkat çekti.

Kirli sözleşme, gündemimizden ve hayatımızdan çıkarılmalı

Şeyh Abdullah Taylan da, bu topraklar yüzyıllardır İslâm beldesi olduğunu belirterek, “Aile geleneğimizi, milli ve manevi hassasiyetlerimizi yerle yeksan eden kirli bir sözleşmenin; ecdadımın İslambol’u, Hz. Peygamber’in müjdesi, Eba Eyyüb El Ensari’nin, nice sahabe-i güzinin, meşayıhı izamın türbegâhı kutlu şehir İstanbul’a  atfedilmesi yüreklerimizi derinden yaralamaktadır” ifadelerini kullandı.

İstanbul’a yabancı ifsad sözleşmesi

Mustafa Yaman, sözleşmenin aslı ile Türkçe çevirisi arasındaki farkları sıraladıktan sonra, bazı kavramlara yüklenen anlamları ve bu tanımlamaların manevî değerleri ne kadar tahrip ettiğini yazdı. Yaman, “Namus kavramı, sözleşme girişinde “sözde namus” ifadesiyle aşağılanmaktadır. Dinî prensipler, insan hakkı ihlâli olarak eleştiriliyor” dedi.

En ağır sonucu Türkiye yaşıyor

Sema Maraşlı ise İstanbul Sözleşmesi’nin “bir gecede kimselere duyurulmadan kaçak göçek bir şekilde Meclis’ten geçirildiğini” belirttiği yazısında, 6284 sayılı kanunda kadının beyanının esas alındığını, bunun adalete aykırı olduğunu vurguladı. Maraşlı, AB fonlarından yapılan ödemelerle İstanbul Sözleşmesi’nden maddî anlamda faydalanan kesimlerin varlığına dikkat çekti.

İstanbul Sözleşmesi bir toplumsal cinnet projesidir

Abdülaziz Kıranşal, Aileyi ayakta tutan anneliğin ve ev hanımlığının değersizleştirildiği; “iffet”, “ar”, “hayâ”, “namus” gibi kavramların kadının erkek tarafından kontrol edilmesini sağlayan, ayrımcılık ve şiddet üreten kavramlar olarak tanımlandığını belirterek, “Ailenin kadına ve çocuğa şiddetin üretildiği tehlikeli bir mekân olarak gösterildiği İstanbul Sözleşmesi, Müslüman bir toplumun aile yapısını yerle bir etmek için tasarlanmıştır” diye yazdı.

Küresel Güçlerin LGBT ve Feminizm Dayatması

Bekir Gündoğmuş, LGBT ve feminizm konusunda küresel bir dayatma olduğuna işaret ettiği yazısında, “Starbucks, Adidas, Nike, Uber, Apple, Amazon gibi küresel şirketlerin hemen hepsi benzeri politikayı yürütüyor. Amerika’da Fortune 500 şirketlerinin % 90’ı cinsel yönelimi teşvik etmekte hatta % 67’si gönüllü olarak sağlık ve sigorta yardımı da yapmakta” dedi.

Millî şahsiyetimizi yok etmenin projesi

Prof. Dr. Mehmet Halil Çiçek, “İstanbul Sözleşmesi, bizim kendi kültürümüze, millî birliğimize aykırı bir anlaşmadır. Özellikle bizi biz yapan değerlerin yıkılmasına yönelik sinsi bir plandır” ifadesini kullandı, Prof. Çiçek, İstanbul Sözleşmesi ailenin temeline konulan bir dinamit olduğunu belirterek, “Bugün yapılan istatistiklere göre milyonlarca erkek ailesinden uzaklaştırma almış durumda. Dolayısıyla aileyi yıktılar. Bu anlaşma nedeniyle kadına şiddet iki üç misli arttı” dedi.

Biyolojik olarak üçüncü bir cinsiyet yok

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kadınlara yönelik ve aile içi şiddet amaçlı çıkarılan bir sözleşmede, toplumsal cinsiyet eşitliğinin bir doğma olarak kullanılmasının kesinlikle yanlış olduğunu belirterek, “Biyolojik cinsiyet doğuştan gelir. Genetik dizilim olarak iki cinsiyet vardır; kadın ve erkek… Yapılan genetik çalışmalarda üçüncü bir cinsiyetle ilgili hiç bir biyolojik kanıt bulunamamıştır. Üçüncü cinsiyet olsa idi bir genetik dizilimle kanıtlanırdı” dedi.

İstanbul Sözleşmesi insanı tarihten silme projesidir

İhsan Şenocak, Ailenin, kız ve erkek çocuklardaki fıtrî farklılığı önce himâye etmeye sonra da eğitimle aslına uygun bir şekilde geliştirmeye memur olduğunu belirterek, “Allah’ın yaratış kanunlarıyla oynayan her uygarlık gibi Batı, mezarını kendi elleriyle kazdı. Zina ve eşcinsellik propagandasıyla da Müslümanları kazdığı bu mezara çekmek için çırpınıyor. Zinayı aşk, namussuzluğu da ‘onur yürüyüşü’ olarak niteleyenler; Türkiye’yi de aynı felâkete sürüklemek için yeni tuzaklar kuruyor” dedi.

Aile bozulursa cemiyetin sağlam yapısı da bozulur

Dr. Şerafettin Kalay, “Günümüzde savaşlar şekil değiştirir oldu. Ateşli silahların savaşına ticarî savaşlar, psikolojik savaşlar, biyolojik savaşlar eklendiği gibi insanı insan, milletleri millet yapan değerleri yok etmeye yönelik savaşlar başladı. İstanbul Sözleşmesi’ne gizlenen virüsler herhalde bunun en açık misallerindendir” diye yazdı.

İstanbul Sözleşmesi aile yapımıza atılan bombadır

Ebru Asiltürk de, İstanbul Sözleşmesi’nin Erbakan Hoca’nın tabiriyle “elmaşekerine bulanmış zehir” olduğunu ifade ederek, “Ambalajına ‘kadına yönelik şiddeti önleme’ diyerek herkesin altına imzasını atacağı bir başlık seçilmiştir. Anayasanın 41. maddesi ile ‘aile birliğini korumak, huzur ve refahını artırmak ve bu konuda gerekli tedbirleri almak’ devlete, vazife olarak yüklenmiş iken, imzalanan İstanbul Sözleşmesi ile ailenin maddi ve manevi bütünlüğünün tehlikeye düşürüldüğü artık gün gibi açıktır” dedi.

İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmek Meclis’in vatandaşa borcudur

Mücahit Gültekin, İstanbul Sözleşmesi’nin geleneksel aile yapımızı imha ettiğini, bu sözleşmenin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olduğunu belirterek, “Ama maalesef bugün, İstanbul Sözleşmesi’ni hükümet imzaladığı için, hükümeti savunmak adına bazı çevreler LGBT’yi savunur hale geldiler. Bundan daha dramatik, daha mahcubiyet verici bir şey olabilir mi?” diye sordu.

Bu sözleşme iptal edilmelidir

Merve Aydın Küçük, “İstanbul Sözleşmesi, kadını koruma kılıfı ile aslında aileyi yıkma ve kadın erkek arasına büyük duvarlar örme projesi olan bir sözleşmedir. Özgürlük kelimesine sığınılarak çok ağır neticelerle karşılaşacağımız bu adım atılmamalı, bu sözleşme iptal edilmelidir” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2653
  • 2Başakşehir FK2653
  • 3Galatasaray2650
  • 4Sivasspor2649
  • 5Beşiktaş2644
  • 6Alanyaspor2643
  • 7Fenerbahçe2640
  • 8Göztepe2637
  • 9Gaziantep FK2632
  • 10Denizlispor2631
  • 11Antalyaspor2630
  • 12Gençlerbirliği2628
  • 13Kasımpaşa2626
  • 14Konyaspor2626
  • 15Yeni Malatyaspor2625
  • 16Çaykur Rizespor2625
  • 17MKE Ankaragücü2623
  • 18Kayserispor2622
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA