GÜNDEM
Giriş Tarihi : 27-05-2020 14:51

“Bugün, Diyarbakır’ın sahabeler tarafından fethinin yıl dönümü”

Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan, bugün, İslâm’ın Anadolu’ya açılan ilk kapısı, peygamberler ve sahabeler şehri Diyarbakır’ın sahabeler tarafından fethinin 1381’inci yıl dönümü olduğunu belirterek, “Bu vesile ile Diyarbakırlı hemşehrilerimin fetih gününü kutluyorum” dedi.

“Bugün, Diyarbakır’ın sahabeler tarafından fethinin yıl dönümü”

Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan, bu konuda yaptığı basın açıklamasında, Diyarbakır’ın, Mekke ve Medine’den sonra en fazla sahabenin medfun olduğu şehir olduğunu, sadece Hz. Süleyman Camisinde 27 sahabenin medfun olduğunu kaydetti.

“Fetih şuuru, AGD’nin programlarıyla başladı”

Fesih Bozan, Diyarbakır’ın son yıllara kadar ya terörle, ya karpuzuyla, ya yemeğiyle ya da kadayıfıyla gündeme geldiğini belirterek, Anadolu Gençlik Derneği’nin Diyarbakır’ın fethini kutlamaya başlamasıyla birlikte Diyarbakır’ın, fetihle, Sahabe-i Kiramla ve tarihiyle de Türkiye gündemine gelmeye başladığını söyledi.

Bozan, “Elbette Diyarbakır’ın karpuzunu, kadayıfını veya yemeklerini yine her zaman gündeme getireceğiz. Bunlar bizim birer kültür hazinemizdir; ama bunlardan çok daha önemlisi, Diyarbakır’ın fethedilmesi, Mekke ve Medine’den sonra, en çok sahabenin medfun olduğu şehir olmasıdır. Dolaysıyla fethin anlamını, Sahabe-i Kiramın gayesini, davasını ve hedefini anlamamız, anlatmamız ve yeni nesillere aktarmamız çok daha önemlidir” diye konuştu.

Diyarbakır’ın fethi

Fesih Bozan, Diyarbakır’ın sahabeler tarafından fethedilmesi hakkında şu bilgiyi verdi:

“Sahebe-i Kiramdan İyaz Bin Ganem’in (r.a.) başkomutanlığındaki İslâm ordusu, o dönemde Bizans İmparatorluğuna bağlı olan Amed’in surları önüne gelmiş, bugünkü Dicle Üniversitesi’nin bulunduğu bölgeye karargâh kurmuştu. Amed’in kuşatması, tam beş ay sürdü. Surlarda açılan 4 kapısı vardı.

İyaz Bin Ganem, Mardin Kapısı’nı, Said Bin Zeyd Urfa Kapısı’nı, Muaz Bin Cebel Dağ Kapı’yı, Halid Bin Velid ise Yeni Kapı’yı tutmuştu.

Tarih 27 Mayıs 639’u gösterdiğinde fetih gerçekleşmişti. O gün bugündür Diyarbakır fizikî olarak işgal edilmemiş, hep İslâm şehri olarak kalmıştır.”

“Fetih” ne demektir?

“Fetih, şehir ve ülkelerin kapılarını, Allah’ın mesajını yaymak amacıyla İslâm’a açıp, İslâm idaresi altına almaktır” diyen Fesih Bozan, sözlerine şöyle devam etti:

“Fetih, kavram olarak, İslâm’ın meşru gördüğü maksat ve usuller çerçevesinde, Müslümanların Müslüman olmayan şehirleri veya ülkeleri teslim almak, İslâm’ın nuruna ve adaletine kavuşmasını sağlamaktır.

Müslümanlar,  yalnızca “Allah’ın dini, yani haram ve yasakları hâkim olsun” diye fetihler yapar. İslâm ordusu, fetih sırasında kendisine karşı savaşmayanlara, kadınlara, çocuklara, yaşlılara dokunmadığı gibi, hayvanlara, ekinlere, suya ve çevreye de zarar vermemeyi prensip olarak kabul ettiği için, Fetih asla işgal ya da istilâ olarak değerlendirilmemiştir.

“İşgal değil, istilâ değil, fetih…”

İşgal ve istila, tamamen çıkar amaçlıdır ve savaşta her şeyi mübah görür. Başta ABD olmak üzere batılı küresel güçlerin günümüzde işgal ettikleri ülkeleri nasıl yakıp yıktıklarını ve nasıl vahşice katliamlar yaptıklarını hepimiz  görüyoruz. Biz işte bu yüzden “işgal” ya da “istilâ” değil, “fetih” diyoruz.

Başka bir deyişle bâtıl’ı temsil eden ABD, Rusya, Çin, İsrail ve diğer küresel güçler, insanları yok etmek, şehirleri yakıp yıkmak için savaşırken İslâm, insanı yaşatmak, şehirleri imar etmek, adaleti, barışı ve eşitliği sağlamak için fetihler yapar.

Fetih, Allah ile kulları arasında örülmüş olan duvarları yıkarak, kalpleri İslâm’a açmak, insanın kalbine ve aklına ulaşmayı mümkün kılacak ortamı hazırlamaktır.

Bunun bir sonucudur ki, tarih boyunca İslâm, savaşla değil, barışla yayılmıştır. İnsanlar, İslâm’a zorla değil, İslâm’ın yüceliğine, adaletine, güvenine inanarak, barış ve huzurunu hissederek ve isteyerek girmişlerdir. Amed’in yani Diyarbakır’ın fethi sırasında sadece 27 kişinin hayatını kaybetmesi, bunun en canlı örneğidir.”

“Yeni fetihler için çalışıyoruz”

İşgal ve istilânın sadece askerî yöntemlerle yapılmadığını belirten Bozan, “Bugün İslâm âlemi askerî olduğu gibi ekonomik ve kültürel alanlarda da işgal altındadır” dedi.

İslam âleminin neredeyse iğneden ipliğe kadar ithal ürünlerin işgali altında olduğuna işaret eden Bozan, “Ülke ve millet olarak güçlü olmak istiyorsak, zihin ve gönüllerimizden başlayarak her alandaki işgale son vererek, tekrar fetihleri gerçekleştirmek zorundayız” diye konuştu.

Saadet Partisi kadroları olarak, ülkenin ve milletin maddi ve manevî her türlü işgalden kurtarılması için, yeni fetihleri gerçekleştirmek için çalıştıklarını belirten Bozan, fethin anlam ve hikmetleri çerçevesinde, Diyarbakırlı hemşehrilerinin fetih gününü kutladığını söyledi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA