EKONOMİ
Giriş Tarihi : 10-09-2019 02:27

Kaymakcı: Türkiye-Almanya ilişkilerini daha ileri götürmeliyiz

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı, Türkiye Almanya ilişkilerinin gerçek anlamda normalleştiğini ancak normalleşmenin yeterli olmadığını, bunun daha ileriye götürülmesi gerektiğini söyledi.

Kaymakcı: Türkiye-Almanya ilişkilerini daha ileri götürmeliyiz

Büyükelçi Faruk Kaymakcı, Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliğinde Türk sivil toplum örgütleriyle düzenlediği toplantıda, Berlin’de gerçekleştirdiği temasları değerlendirdi.

“Her iki taraf da geçmiş gerginliklerden alacağı notu aldı”

Almanya’da siyasi istişarelerde bulunmak için bulunduğunu anlatan Kaymakcı, “Türkiye Almanya ilişkileri gerçek anlamda artık normalleşti diyebiliriz. Ama normalleşme bizim için yeterli değil. Bizim bunu daha da ileriye götürmemiz lâzım.” dedi.

Kaymakcı, bu ilişkilerin iyileşmesi ve ilerlemesinin hem bu ülkede yaşayan Türklerin Almanya’daki hakları, çıkarları ve konumu açısından, hem de Türkiye’nin gerek Avrupa’da gerek ötesindeki ağırlığı açısından çok önemli olduğunu belirtti.

2016 sonrası dönemde ilişkilerde bazı gerginlikler olduğunu hatırlatan Kaymakcı, “Ama şu anda artık iki taraf da bunlara bakmak istemiyor. Herkes bu olaylardan alacağı notu aldı. Önümüzdeki dönem daha iyi neler yapılabilir? Bu konuda ilerlemek istiyoruz. Alman tarafının bazı ön yargılı yaklaşımları hâlâ var. Bazı şeyleri anlamakta hâlâ belli güçlükler yaşıyor.” şeklinde konuştu.

15 Temmuz’da ve sonrasında neler yaşandığını, Türkiye’nin etrafındaki gelişmelerin Türkiye’yi nasıl etkilediğini Alman muhataplarına anlattığını vurgulayan Kaymakcı, “Bazı yolları da ele aldık. Yani buradan nasıl çıkabiliriz. Birbirimizi suçlayarak veya birbirimize üstünlük taslayarak bir yere gitmemiz mümkün değil. Ama çıkış yolları nedir, ortak çıkarımız olan şeyler nedir? Türkiye’nin ve Almanya’nın ortak çıkarına, Türkiye’nin ve AB’nin ortak çıkarına adımlar nedir? Bunları konuştuk.” dedi.

Kaymakcı, Almanya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısında bu yıl yüzde 26’lık bir artış olduğunu, yıl sonu itibariyle bunun yüzde 30’a çıkabileceğini kaydetti.

Gümrük Birliğinin güncellenmesi ve vize serbestisi

Ticari ilişkilerin gelecek dönemde daha da artabileceğine dikkati çeken Kaymakcı, buna iki unsurun katkıda bulunabileceğini, bir tanesinin Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliğinin güncellenmesi, diğerinin de vize serbestisi olduğunu dile getirdi.

Türk vatandaşlarının ve iş insanlarının Schengen Bölgesi’ne giderken vize almakta zorlandıklarını, iş insanlarının bununla da rekabet üstünlüğünü kaybettiklerini aktaran Kaymakcı, şöyle konuştu:

“Bunu da aşmamız lâzım. Burada sorumluluk bizde. Türkiye olarak kalan son 6 kriteri yerine getirmemiz lâzım. 72 kriterden 66’sını yerine getirdik. Son 6 kriteri de umarız önümüzdeki dönem Meclisin açılmasıyla birlikte geçireceğimiz bazı yasalarla tamamlayabilirsek, vize serbestisinde en azından biz kendi üstümüze düşen sorumluluğu yerine getirmiş olup AB tarafından sağlam bir şekilde talepkâr olabiliriz.”

Almanya’nın 2020’nin ikinci döneminde AB dönem başkanlığını üstleneceğine işaret eden Kaymakcı, “Yani Alman muhataplarımızla yaptığımız bazı temaslarda 2020 yılında Alman dönem başkanlığını değerlendirebileceğimizi söylüyorlar, Türkiye AB ilişkileri açısından. Ama Türkiye olarak bizim sabrımız yok. Biz hemen sonuç istiyoruz. Tabi sonuçlar almak için Türkiye’de bazı adımları atmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Türkiye-AB ilişkilerinin önemli bir unsurunun göç boyutu olduğunu belirten Kaymakcı, Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeli, 400 bin civarında da özellikle Irak ve Afganistan’dan olmak üzere diğer ülkelerden gelen toplam 4,1 milyon mülteciye ev sahipliği yaptığını hatırlattı.

Bunun 2011’den sonra Türkiye’ye maliyetinin 40 milyar dolar olduğunu söyleyen Kaymakcı, AB’nin de kendi çapında bir takım mali destekte bulunduğunu kaydetti.

Kaymakcı, “6 milyarlık bir taahhüt söz konusu. Bu 6 milyarı iki dilim halinde AB söz vermişti. Birinci üç milyardan AB şu an itibariyle yaklaşık 1,6 milyarlık ödeme yapmış durumda. Ama 3 milyarın hepsini projelendirdi ve taahhütlendirdi.” dedi.

İkinci 3 milyar avronun geçen yıl kabul edildiğini ve bu yıl yavaş yavaş devreye sokulduğunu anlatan Kaymakcı, “İkinci 3 milyarın sadece 450 milyon avroluk bölümü, o da Suriyeli öğretmelerin maaşı olacak şekilde, projelendirilmiş durumda. Bunu da katarsak toplam 6 milyardan Türkiye’deki Suriyelilere yaklaşık 2,1 milyar avro AB harcamış durumda.” ifadesini kullandı.

Kaymakcı, Türkiye’nin AB’den daha fazla katkıda bulunmasını ve bu fonların daha da hızlandırılmasını istediğini kaydetti.

“Tehdit etmiyoruz, bir acı gerçeği ortaya koyuyoruz”

Son dönemde İdlib etrafında çatışmalarda bir artış olduğunu ve 600 bin civarında Suriyelinin İdlib’ten ayrılmak zorunda kaldığını dile getiren Kaymakcı, bunların 200 binin Türkiye’ye doğru yöneldiğine dair işaretlerin bulunduğu bilgisini verdi.

Kaymakcı, “Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu söyledi. Yani mevcut dinamiklerle bizim bu Suriyeli göçmenlerin veya mültecilerin barınma, konaklama politikasını sürdürmemiz mümkün değil. ‘Eğer hiç bir adım atılmazsa Türkiye kapıları açmak zorunda kalacaktır’ dedi.

Bugün herkesin ‘tehdit mi ediyorsunuz?’ diye sorduğunu, buna “tehdit etmiyoruz, bir acı gerçeği ortaya koyuyoruz.” diye cevap verdiğini ifade eden Kaymakcı, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla bu sorun büyük bir sorun. Bunu ne kadar erken ne kadar kapsamlı ve ne kadar birlikte çözersek gelecekte doğabilecek daha büyük sorunları engellemiş oluruz. Çünkü bugün eğitemediğimiz her bir Suriyeli veya evinde kalmayan her bir Suriyeli yarın belki potansiyel suçluya dönüşecek, yasa dışı işçiye dönüşecek. Bunların hepsi sıkıntı.”

Kaymakcı, bir yandan Suriye’deki krizi önlemeye ve Suriyelileri kendi ülkelerinde tutabilecek, diğer taraftan da Türkiye’deki Suriyelerin ülkelerine dönmelerini teşvik edici adımların atılması gerektiğini sözlerine ekledi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA