Advert
GÜNDEM
Giriş Tarihi : 10-09-2019 06:00   Güncelleme : 10-09-2019 08:02

Babacan: AK Parti ilkelerini ve değerlerini kaybettiği için ayrıldım

Yeni parti kurma hazırlıklarını sürdüren Ali Babacan, istifa mektubunda kullandığı “aklen ve kalben bir ayrışma yaşadım” ifadesiyle ne kast ettiğini açıkladı. Babacan, “aklen” kelimesiyle ilkeleri, “kalben” kelimesiyle de değerleri kast ettiğini söyledi.

Babacan: AK Parti ilkelerini ve değerlerini kaybettiği için ayrıldım

Partinin ismi belirlenmedi, bu yıl bitmeden kurulacak

Ali Babacan, partilerini ne zaman kuracaklarına dair bir soru üzerine, “Gönlümüzden geçen, takvimler 2020’yi göstermeden tüzel kişiliği kurmak” dedi. Babacan, partinin adının ne olacağı konusunda da, bunun hep beraber düşünülmesi gereken bir konu olduğunu, ekip netleşince alternatiflerin tartışılacağını söyledi.

Babacan, Oğur ve Taşgetiren’in sorularını cevapladı

Yeni Parti kurma hazırlıklarını sürdüren eski AK Parti kurucularından Ali Babacan, Karar gazetesi yazarları Ahmet Taşgetiren ve Yıldıray Oğur’un sorularını cevapladı.

“Sizin için kırılma nerede başladı? İstifa mektubunuzda ‘aklen ve kalben bir ayrışma yaşadım’ dediniz. ‘Aklen’ derken kastınız neydi, ‘kalben’ derken neydi?” sorusunu da cevapladı.

Babacan, şunları söyledi:

‘Aklen’ ilkeler, ‘kalben’ değerler

“Belki ‘aklen’ kısmı daha çok ilkelerle ilgili. Bu ilkelere uyulmadığı zaman hatalar, yanlışlar kaçınılmaz. Dolayısıyla burada ciddi bir sebep sonuç ilişkisi var. ‘Kalben’ diye baktığımızda da aslında burada daha çok değerlerden bahsediyoruz. Bunlar bir ülkeyi yücelten, aynı zamanda o ülkenin insanlarını da daha onurlu kılan, daha başarılı kılan değerler. Burada hiçbir şahsî mesele yok. Eğer şahsî kırgınlıklar söz konusu olsaydı, benim 2003’te bırakmış olmam gerekiyordu, bırakın böyle 13 yıllık bakanlık dönemini. (…)Yani böyle tek bir kırılma noktası yok. Aslında bir süreç bu.”

Beyaz bir sayfa açmak gerekiyor

Her alanda yeni stratejiler, yeni programlar, yeni planlar yapılması gerektiğini belirten Babacan, çalışma alanını daraltan sebepler yüzünden bunları parti içinde gerçekleştirmenin mümkün olmadığını ifade etti. Babacan, “Bu çalışmaların gerçekten tüm Türkiye’ye hitap edebilmesi için, bu çalışmaların gerçekten bugünün Türkiye’sinin sorunlarına cevap olabilmesi için bağımsız, özgür bir çalışma olması gerekiyor ve sıfırdan başlamak gerekiyor. Beyaz sayfalarla çalışmaya başlamak gerekiyor” diye konuştu.

Ekonomi iner, çıkar; ama özgürlük ve adalet, çok yakıcı

Türkiye’nin bir adalet bir de ekonomi sorunu olduğunu belirten Babacan, bu sorunların her kesimi ilgilendirdiğini söyledi.

Babacan, şöyle konuştu:

“Bizimle çalışmak isteyen insanlara bakınca şu çok güzel. Kendiliğinden bize gelen insanlar toplumun her kesiminden. Bu doğal bir şekilde böyle gelişiyor. Türkiye’nin en önemli sorun alanları özgürlük, adalet ve ekonomi. Bizim bu konularda samimi bir şekilde çalışacağımıza insanlar inanıyor. Toplumsal araştırmalarda ekonomi daha ön planda bir sorun. Ama şöyle bir geriye çekilip gelecek açısından değerlendirme yaptığınızda, ekonomi iner çıkar ama özgürlük ve adaletle ilgili konular çok yakıcı konular.”

Kimlerle beraber?

Babacan, kadrolarını günü geldiğinde topluca açıklayacaklarını belirterek, “Bu konuda benden duymadıkça, hiçbir söylentiye inanmayın. Hem siyaset hem de bürokrasi çevrelerinden uzun süredir tanıdığımız, sevdiğimiz, güvendiğimiz arkadaşlarımız zaten bizimle beraberler. Bugünlerde ise vaktimizin büyük bir bölümünü yeni arkadaşlarla tanışmaya ayırıyoruz. (…)Bu kadar geniş kesimlerden, bu kadar donanımlı insanların bu kadar erken aşamada çalışmaya istekli olacağını beklemiyordum. Oldu çok şükür” diye konuştu.

2020’den önce partiyi kuracağız

Ali Babacan, partilerini ne zaman kuracaklarına dair bir soru üzerine, “Gönlümüzden geçen, takvimler 2020’yi göstermeden tüzel kişiliği kurmak” dedi.

Babacan, partinin adının ne olacağı konusunda da, bu hep beraber düşünülmesi gereken bir konu olduğunu, ekip netleşince alternatiflerin tartışılacağını söyledi.

Toplumu ayrıştırmak çok tehlikeli

Babacan, siyasette farklılıkları istismar etmenin çok yanlış bir iş olduğunu ifade ederek, “Devlet bunları yapamaz” dedi. Babacan, “Siyaset farklılıklar üzerinden bir ayrıştırma yapıyor. Bu, çok tehlikeli, ülkenin geleceği için. Herkesi olduğu gibi kabul etmek lâzım. Farklı kimliklere saygı göstermek lâzım. Türkiye’nin gerçek gücü böyle ortaya çıkacak. Büyük sorunlarla karşı karşıyayız. Halkın omuz omuza vermesiyle aşılacak bu sorunlar” diye konuştu.

Dar bir kesimin hareketi değiliz

 Babacan, “Seçmenler size neden güvensin?” sorusu üzerine de, “Bunun en önemli güvencesi bizim oluşturacağımız çok sesli ve farklı kesimlerden gelen insanlardan oluşan ekibimiz olacak. Dolayısıyla bu dar bir kesimin içinden çıkan bir hareket değil. Türkiye’nin geniş kesimlerini temsil eden bir çalışma. Biz insan kaynağı ile ilgili iki kriter koyduk. Bir; iyi insan olsun istiyoruz, iki; işinde iyi olsun istiyoruz. Başka da hiçbir kriterimiz yok” dedi.

AK Parti’nin en önemli ilkelerinden birinin de 3 dönem kuralı olduğunu belirten Babacan, sonra o kuralın kademe kademe gevşetildiğini söyledi.

Gül, bir siyasî parti çatısı altında olmayı doğru bulmuyor

Babacan, Abdullah Gül’ün dürüst bir siyasetçi ve değerli bir devlet adamı olduğunu, çalışmalarına tam destek verdiğini söyledi. Babacan, “Ayda bir veya iki defa görüşüyoruz. Bilgi ve tecrübelerinden istifade ediyoruz. Tarafsız Cumhurbaşkanlığı konumundan sonra da bir siyasi parti çatısı altında olmayı doğru bulmuyor” dedi.

Davutoğlu ile yöntem ve üslûbumuz farklı

Babacan, Ahmet Davutoğlu ile bir beraberlik olup olamayacağına dair bir soruya, “İlmine saygı duyduğumuz bir insan; ancak siyasetteki önceliklerimiz, izlediğimiz yöntem ve üslup oldukça farklı” diye karşılık verdi.

Türkiye’nin uluslararası kazanımları risk altında

Dış politika konusunda “En haklı olduğumuz konularda yalnız kalıyoruz” diyen Babacan, sözlerine şöyle devam etti.

“Bir başka önemli konu da şu: Türkiye’nin halihazırda kurucusu ve üyesi olduğu uluslararası kurumlar var, parçası olduğu ittifak sistemleri var, tarafı olduğu anlaşmalar var. Bunlar birçok acı tecrübeden sonra devlet politikası olarak benimsenmiş, yıllarca süren müzakereler sonucunda elde edilmiş kazanımlar. Üstelik bunlar Türkiye’yi daha öngörülebilir bir ülke haline getiren unsurlar. Son dönemde ülkemizin bu kazanımlarının da risk altına girdiğini görüyoruz ve bu bizi tedirgin ediyor.”

Suriyeli mülteciler konusu

Babacan, Suriyeli mülteciler konusunda da “Konunun siyasi, ekonomik ve toplumsal boyutlarının tüm yönleriyle analiz edilmesi ve yeni bir strateji geliştirilmesi gerekiyor. Bunu yaparken ilgili tüm ülkelerle de istişare içinde olunması gerekiyor” diye konuştu.

Ekonomide de ilkeler ve değerlerden sapma oldu

Ekonomide yaşanan sıkıntıların arkasında da ilke ve değerlerden uzaklaşılmasının bulunduğunu ifade eden Babacan, ilkeler ve değerlerden sapmalar meydana geldiğinde sıkıntılarla karşı karşıya kalındığını söyledi. Babacan, “Doğrular için içeride büyük bir mücadele verdim. Bakanlık dönemimin son yıllarında bu konulardaki görüş farklılıklarının bir kısmı kamuoyuna da yansıdı. Bir süre sonra da durum sürdürülemez bir hal aldı” dedi.

‘Bilderbergçi’ suçlaması

Babacan, Bilderbergçi olduğu şeklindeki suçlamalar hakkında da “Dünyayla olan siyasi ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirmek için pek çok uluslararası toplantıya katıldım. Bu programların hepsi hükümet kararıyla ve yerime vekil bakan görevlendirilerek yapıldı. Hepsi Resmi Gazete arşivinde, hepsi şeffaf” dedi.

Millî gelirimiz düştü, fakirleştik

Şu anda Türkiye ekonomisinin en önemli sorununun öngörülebilirlik sorunu olduğunu belirten Babacan, şöyle konuştu:

“Türkiye son dönemde, 90’lı yılları andıran yüksek enflasyon - düşük büyüme - yüksek işsizlik sarmalına girdi. Gelir dağılımı bozuluyor. Büyük çabalar ve fedakarlıklarla elde ettiğimiz ülkemizin ‘yatırım yapılabilir’ kredi notu kaybedildi. “Orta Gelir Grubu”ndan “Yüksek Gelir Grubu”na geçme aşamasına gelmiş olan ekonomimiz “Orta Gelir Grubu”nda tıkandı. Hatta bu gruptaki sıralaması dahi kötüleşmeye başladı. Milli gelirimiz düştü, fakirleştik.

Ekonomideki sorunların sebebi sadece ekonomi politikasıyla ilgili de değil. Ülkemizdeki hukuk güvenliği sorunu yatırımcıyı ürkütüyor. Dış politikada dönem dönem ekonomiyi olumsuz etkileyecek gelişmeler yaşanıyor. Güvenlikle ilgili problemlerin ekonomik sonuçları oluyor. Topyekün bir siyasi revizyona ihtiyaç var.”

Başkanlık sistemine geçiş

Babacan, başkanlık sistemi hakkındaki görüşünü de şöyle dile getirdi:

“Süreç hızlı gelişti. Dar bir ekip çalıştı. İki parti mutabakatı sonunda yeterince tartışılamadı. Parti içi demokrasi çalıştırılmadı.

Referandum kampanyasında aktif görev almam istendi. Ben reddettim. Artısıyla eksisiyle değerlendirildiğinde, Türkiye için faydasından çok zararı olacağına inandım. Bana soranlara da bunu böyle aktardım. (…) Hangi sistem olursa olsun, Meclis’in güçlü olması lâzım. Meclis’in denetim fonksiyonunun çok iyi çalışıyor olması lâzım.”

FETÖ’ye en küçük bir taviz bile verilmemeli

Babacan, bir soru üzerine FETÖ’nün şeffaf olmayan ve takiyye yapan bir örgüt olduğunu belirterek, “Türkiye’ye de çok büyük bir zarar verdi.  Bu örgütle mücadelenin sonuna kadar da devam etmesi gerekiyor. En küçük bir taviz bile asla söz konusu olmamalı” dedi.

Kürt sorunu, bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri

Babacan, Kürt meselesine dair görüşünün sorulması üzerine de “Türkiye’nin bir hak ve özgürlük sorunu var, bunu öncelikle kabul etmek gerekiyor. Aynı zamanda Türkiye’de bölgeler arası gelişmişlik farkı var. Toplum kesimleri arasında sosyoekonomik farklar büyük. Toplumsal hafızada derin yaralar var. Duygusal kopuşlar var. Sertlik politikalarıyla bunların çözülmesi mümkün değil. Vicdanlı olmak lâzım” diye konuştu. Babacan, özgürlük - güvenlik dengesinin sağlanması gerektiğini, terörün sadece güvenlik tedbirleriyle engellenemeyeceğini söyledi. Babacan, “Kürt sorunu şu anda bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri” dedi.

Seçilmiş insanlar, yargı kararı olmadan görevden alınmamalılar

Babacan, belediyelere kayyım atanması konusunda ise “Seçilmiş bir insanı görevinden alabilecek bir gücün sadece ve sadece hukuktan güç alan bağımsız yargıda olması lâzım” dedi.

Seçmenin iradesine saygı göstermek gerektiğini belirten Babacan, sözlerine şöyle devam etti:

“Aksi takdirde demokrasinin tam da özüne zarar vermiş oluyorsunuz. Halkın iradesini dengeleyebilecek güç ancak bağımsız yargı olabilir. Yoksa vicdanlarda derin yaralar açılır. Bir de burada tabi güvenilir ve bağımsız bir yargı gerekiyor. Demokrasi önemli ama hukuk da çok önemli. Demokrasilerde hukuku göz ardı ederseniz, demokrasi bir süre sonra otokrasiye dönüşebilir.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA