GÜNDEM
Giriş Tarihi : 09-06-2020 21:18

“Salgında bu sınavlar, barut deposuna kibritle girmektir”

Toplum Sağlığı Genombilim Uzmanı Dr. Serdar Savaş, 14, 21, 27 ve 28 Haziran tarihlerinde yapılacak sınavlar sebebiyle, öğrenciler, ebeveynler ve sınav görevlileriyle birlikte toplam 10 milyon kişinin hareketli hâle geleceğine dikkat çekti. Dr. Savaş, “Bu, barut deposuna elinde kibriti yakarak girmektir” dedi.

“Salgında bu sınavlar, barut deposuna kibritle girmektir”

Toplum Sağlığı Genombilim Uzmanı Dr. Serdar Savaş, TV5’de yayınlanan “Buluşma Noktası” programında, Korona virüsü salgını konusunda şu değerlendirmelerde bulundu:

 “Bu, barut deposuna yanan kibritle girmektir”

“Tarihlerini yazdım. Bakın 14 Haziran’da Milli Savunma Üniversitesi’nin imtihanı var. Yarım milyon gencimiz girecek buna. 21 Haziran’da Liselere Giriş Sınavı var; LGS. Bir milyon kişi girecek. 27-28 Haziran’da YKS var, iki buçuk milyon kişi, çocuk girecek. Hastalığın bu kadar uçuşa geçtiği bir dönemde toplumun milyonlarca kesimini çok kısa sürede bu kadar mobilize edecek bir hareket, düpedüz barut deposuna elinde kibritle gitmektir. Bakın bu benzetmemi lütfen dinleyenler de etraflarına anlatsınlar. Barut deposuna elinde kibriti yakarak girmektir bu. Patlar, çok büyük patlar. Şimdi bu çocuklar, bu sınava girecek çocuklar, 4 milyon çocuk, aileleriyle 7-8 milyon insandan bahsediyoruz. Bu sınavlarda görev alacak, 400-500 bin ayrıca görevliden bahsediyoruz. Onun dışında ulaşım sağlayacakları falan eklersek rakam 10 Milyon. Şimdi 10 Milyon insanı siz birkaç saat içerisinde hareket ettireceksiniz, kapalı alanlara milyonlarca çocuğu sokacaksınız. Peki, bu çocuklar kim? Bu çocuklar aylardır evden dışarı çıkmamış çocuklar, hiç çıkmadılar.”

“Bir tıp adamı, ‘salgın haziranda biter’ diyemez”

“Ben size söyleyeyim bunun iki sebebi var. Bir, ya arkadaş Haziran ayında durum nasıl olur? Bilim Kurulunda bu işlerden hiç anlamadığı halde fikir beyan edan insanlar var. Çıkıyor, diyor ki, “Haziran’da bu iş biter” diyor. Ben baştan beri söylüyorum, bu iş bitmez kardeşim. En az bir buçuk sene biz bununla yaşayacağız; bitmesi mümkün değil. Yani virüs denilen varlığın nasıl çalıştığını nasıl yaşadığını bilen bir tıp adamı, ‘Bu biter’ diyemez. Şimdi önlerinde de bir sürü ‘Prof’ falan yazıyor ya, ana bilim başkanı, baba bilim başkanı... E bilmediğin konuda konuşuyorsun ama! İnsanlar da inanıyor buna; ‘İyi ya, bitermiş’ diyor. Turizm Bakanlığı ‘aman’ diyor, ‘imtihanları Temmuz’un sonuna koyarsak turizm mevsimi hiç açılmaz, işler çok kesat gider. Biz bu çocukları bir an evvel imtihana alalım ondan sonra herkes tatile gitsin, biz bu turizmi canlandıralım.’

“Turizm canlanacak diye insan hayatıyla oynanamaz”

İki tane sebebi var, bunun. Bir, ısrarla söyledim, ‘bayramdan sonra önlemler alınmazsa vakalar artacak’ diye, arttı. İki, turizm canlanacak diye insan hayatıyla oynanamaz. Şimdi burada tabii ki ekonomimiz açılacak ama benim dediğim bakın şu:

Futbol maçlarının, at yarışlarının başlamasını, çarşı pazarın, plajların, turizmin açılmasını savundum, hep savundum. Niye? Mecburuz bunu açmaya, yoksa hastalıktan değil, fukaralıktan ölürüz. Bunlar mecbur; ama bu mecburiyete giderken yapmamız gereken dört tane madde vardı. Halka doğruları anlat, hastalığı bulaştırma açısından riskli gruplara test yap, hastalığa yakalanma açısından riskli gruplara bireysel risk yönetimi yap; dördüncüsü, çok yoğun bir kamu bilgilendirmesi yap. Bunları yap, bunların hepsine başla, hiçbir şey olmazdı.”

Cumhurbaşkanı öyle konuşunca halk, ‘salgın bitti’ sanıyor

“Şöyle demesin Sayın Bakan; ‘Sayın halkım, Cumhurbaşkanımız öyle diyor ama siz ona bakmayın. Haydi, siz başka davranın.’ Bunu diyor adamcağız ya... Ben Sağlık Bakanımıza çok saygı duyuyorum. Adamcağız gerçekten elinden geleni yapıyor. Eleştiririm, makamından dolayı eleştiriyorum, o pozisyondan; ama insan olarak son derece iyi bir şekilde elinden geleni yapmaya çalışıyor fakat adamcağızın mesajları da arada kayboluyor. O bir şey söylüyor, ‘Bitirdik, durdurduk’ diye yukarıdan bir şey geliyor, Sayın Cumhurbaşkanından. E Cumhurbaşkanını seven bir kitle de var, o insanlar ‘Ooo, reis bize tamam dedi.’

Şimdi meselâ bana şöyle diyorlar: Ben Beylerbeyi’ne çıktım dün, böyle ortalığı dolaştım, ondan sonra birazcık Beşiktaş’ta dolaştım arabamla, indim baktım, insanlar ne yapıyor? Beni tanıyorlar insanlar artık. Oturanlara maskeniz yok dedim, ‘Reis bir şey olmaz dedi’.  Ya, reis öyle bir şey demedi! Ama onun ‘Biz bunu bitirdik, biz bunda başarılı olduk’ falan dediği anda halkın onu anladığı ‘Ya reis bu iş bitti diyor’. Sayın Bakan’ın birazcık hükümetin içinde çalışması lâzım.

“Bu salgın, birbuçuk yıl daha bitmeyecek”

Bilim Kurulu üyelerine abuk sabuk konuşmamalarını söylemesi lâzım; çünkü çok gereksiz, lüzumsuz konuşanlar var. Şimdi bir arkadaşımız, ‘Mayısta biter’ dedi, sonra vazgeçti. ‘Haziranda biter’ dedi, şimdi ‘Temmuzda biter’ dedi, ondan sonra ‘Ağustosta’ dedi, bugün eylülde... Ya Allah aşkına, bu Spor Toto değil, biter miter değil, bu salgın önümüzdeki bir buçuk yıl içerisinde bit-me-ye-cek. Nokta.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA