GÜNDEM
Giriş Tarihi : 11-06-2020 06:15   Güncelleme : 11-06-2020 20:15

27 Mayıs mağdurları ve mirasçıları, tazminat davası açabilecekler

Yassıada yargılamalarının hukukî dayanağının ortadan kaldırılmasını içeren kanun teklifine göre, 27 Mayıs darbesi mağdurları ve mirasçıları, Danıştay’a başvurarak Hazine aleyhine dava açılabilecekler.

27 Mayıs mağdurları ve mirasçıları, tazminat davası açabilecekler

TBMM Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Şentop’un imzasını taşıyan, Yassıada yargılamalarının hukukî dayanağının ortadan kaldırılmasını içeren “Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun Teklifi”, TBMM Başkanlığına sunuldu. evden eve nakliyat

TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile AK Parti milletvekilleri ve MHP Grup Başkanvekilleri Erkan Akçayla Levent Bülbül’ün imzalarını taşıyan Kanun Teklifi, 3 maddeden oluşuyor.

Teklifin genel gerekçesinde, milletin vicdanında açtığı derin acının, uzun yıllar hissedilen 27 Mayıs 1960 askerî darbesinin, demokrasiye ve millî iradeye yönelik bir suikast olarak gerçekleştiği, milletin özgürleşme iradesine olduğu kadar kalkınma çabasına da engel olmuş bir tertip olduğu vurgulandı.

Gerekçede, 27 Mayıs 1960 askerî darbesinin, 12 Mart 1971’de, 12 Eylül 1980’de, 28 Şubat 1997’de ve en son 15 Temmuz 2016’da millete kasteden girişimlerin ilk halkası olduğuna işaret edilerek, şöyle denildi:

“Meşum bir hadise ve hastalıklı bir geleneğin ilk örneği olarak 27 Mayıs 1960 askerî darbesinde cisimleşen tavır, Türkiye’nin o tarihten itibaren mücadele ederek gerilettiği ve fakat her an kendisine karşı müteyakkız olunması gereken bir anlayışın ürünüdür. Bu anlayışın her an fırsat aradığı, son olarak, TBMM’nin dirayetiyle ve aziz milletimizin cesaretiyle alt edilen 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminde açık ve uyarıcı bir biçimde görülmüştür.”

Toplumun ve siyaset hayatının, çok uzun yıllar, 27 Mayıs 1960 askerî darbesiyle hukuk sisteminde açılan bir yarayla yaşamak zorunda kaldığı belirtilen gerekçede, 27 Mayıs 1960’taki darbenin sonunda kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından gerçekleştirilen ve “Yassıada yargılamaları” olarak bilinen hukuk garabetiyle Başbakan Adnan Menderes, Bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idam edildiği hatırlatıldı.

“Açıktır ki bu cinayetler yalnızca bu üç önemli devlet adamına ve ailelerine değil, onları seçen milletin bizatihi kendisine yönelik bir zulüm olarak tecelli etmiştir” denilen teklif gerekçesinde, 27 Mayıs 1960 tarihinin, hukukun araçsallaştırıldığı, millî iradenin tepesinde bir kılıç gibi sallandığı bir dönemin miladı olduğu vurgulandı.

Yassıada yargılamaları ve ardından gerçekleşen idamların, sebep oldukları bireysel mağduriyetlerin yanı sıra toplumsal ve siyasî hafızada tamiri çok zor yaralar açtığı belirtilen gerekçede, söz konusu yargılamaların sebep olduğu mağduriyetlerin ve açtığı toplumsal yaraların mümkün olduğu ölçüde giderilmesinin, demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde yasama organına düşen başlıca ödevlerden biri olması gerektiği vurgulandı.

Bu kapsamda TBMM tarafından kabul edilen ‘Eski Başbakanlardan Adnan Menderes ve Eski Bakanlardan Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan’ın İmralı’da Bulunan Mezarlarının Nakli ve İsimlerinin Bazı Tesislere Verilmesi Hakkında Kanun’ ile ve bu kanunda değişiklik yapan kanunla, 27 Mayıs 1960 askerî darbesinin katlettiği devlet adamlarının itibarlarının hukuken iadesi noktasında önemli adımlar atıldığı belirtildi.

Teklifin gerekçesinde şunlar kaydedildi:

“Milletten aldığı bir yetki bulunmaksızın yargı erkini kullanan Yüksek Adalet Divanının verdiği doğal hakim ilkesi başta olmak üzere, evrensel hukuk prensiplerine ve o tarihte yürürlükte bulunan anayasa hükümlerine açıkça aykırılık teşkil eden kararlar ne yazık ki halen hukuk sistemimizde varlıklarını ve bazı etkilerini sürdürmektedirler. Şeklen yargı kararı niteliği taşımakla birlikte esasen millet iradesini kaba kuvvetle gasbeden gücün siyasî arzularının maskesi niteliğinde olan bu kararların hukuk alemimizden silinmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temelini oluşturan millî egemenlik, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin gereği olarak tezahür etmekte ve ülkemiz hukuk tarihinin karanlık bir lekeden arındırılması adına zorunluluk arz etmektedir. Bu kanun teklifiyle 3374 ve 3623 sayılı kanunlarla atılan adımların devamı olarak, millete ait yargı yetkisini gasp eden ve evrensel hukuk kurallarını çiğneyerek temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran kararlar veren Yüksek Adalet Divanının kullandığı yetkilerin hukukî dayanağını oluşturan ve halen yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin geçmişe dönük olarak yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır. Teklif ile ayrıca yeni bir dava yolu öngörülerek Yüksek Adalet Divanının kuruluşuna ve yetkilerine ilişkin kanun hükümlerinin yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte hükümsüz hale gelen kararlardan kaynaklanan zararların tazminine imkân sağlanmaktadır.”

Teklifle, millete ait yargı yetkisini gasp eden, evrensel hukuk kurallarını çiğneyerek temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran kararlar veren Yüksek Adalet Divanının kullandığı yetkilerin hukukî dayanağını oluşturan ve halen yürürlükte bulunan kanun hükümleri, geçmişe dönük olarak yürürlükten kaldırılacak.

Yeni dava yolu öngörülerek Yüksek Adalet Divanının kuruluşuna ve yetkilerine dair kanun hükümlerinin yürürlükten kaldırılmasıyla hükümsüz hale gelen kararlardan kaynaklanan zararların tazminine imkân sağlanacak.

Teklifle, millete ait olan yargı yetkisini gasp eden ve temel hukuk kuralları ile 1960 yılında yürürlükte olan Anayasa’ya açıkça aykırı şekilde başta Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın hayat hakkı olmak üzere, birçok kişinin temel hak ve özgürlüklerini ortadan kaldıran yargılamaları yürüten Yüksek Adalet Divanının kullandığı yetkilerin, pozitif hukuktaki dayanağı yürürlükten kaldırılacak.

Böylece hukuk sistemi, hukuk devleti ilkesi ile kuruluşundan bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” prensibine açıkça aykırılık oluşturan hukuk kuralından arındırılacak. Ayrıca bu kanunun, en temel insan haklarından olan mülkiyet hakkını, evrensel hukuk prensiplerinden biri olan masumiyet karinesine aykırı şekilde ayaklar altına alan hükmü ilga edilecek.

Teklifle ihdas edilecek geçici maddeyle, varlığı hukukî dayanaktan mahrum olacak Yüksek Adalet Divanının hükümsüz hale gelen bütün kararlarının adlî sicil ve her türlü arşiv kayıtlarından silinmesi, başvuru aranmaksızın Adalet Bakanlığınca resen yerine getirilecek.

Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülen yargılamalar sonucunda hakkında karar verilenlerin, bunlardan kaynaklanan maddî ve manevî zararlarının tazmini istemiyle, hakkında karar verilenler veya mirasçıları tarafından, kanunun yürürlüğe girmesini izleyen 2 ay içinde Danıştay’a başvurularak Hazine aleyhine dava açılabilecek.

Bu kapsamda açılacak davalarda, Yüksek Adalet Divanı tarafından hakkında karar verilenlerin uğradıkları maddî ve manevî zararlar hesaplanacak. Davanın mirasçılar tarafından açılmış olması halinde her bir mirasçıya yalnızca kendi miras payı oranında ödeme yapılmasına karar verilecek.

Yüksek Adalet Divanınca hakkında karar verilenlerin haksız yere hürriyetlerinden mahrum kaldıkları için uğradıkları maddî ve manevî zararların tazmininde, bu madde kapsamında açılacak davaların karar tarihinde yürürlükte olan koruma tedbirleri sebebiyle tazminata ilişkin mevzuat hükümleri esas alınacak.

Maddî tazminat talepleri karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun, yaklaşık bir tutarın ödenmesine hükmedilecek.

Bu kapsamda açılacak davaların görülmesinde Danıştay Başkanlık Kurulu tarafından belirlenecek Danıştay İdari Dava Dairesi görevli olacak. Danıştay İdari Dava Dairesi tarafından verilecek karara karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yoluna başvurulabilecek.

Tazminat ödenmesi hakkında verilecek kararlar, kesinleşme tarihini izleyen 3 ay içinde yerine getirilecek.

Hazinenin talebi üzerine Danıştay tarafından maddî tazminatın taksitler halinde ödenmesine karar verilmişse, 3 aylık süre içinde maddî tazminata konu tutarın ilk taksiti ödenecek. Diğer taksit tutarları, kararın kesinleşme tarihini izleyen günden ödeme tarihine kadar hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenecek.

Her durumda maddî tazminata dair kararın tam olarak yerine getirilme süresi, kararın kesinleşme tarihini izleyen günden itibaren 1 yılı geçemeyecek.

Açılacak davalarda maktu harç alınacak ve dava sonunda kazanan taraf lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilecek. Bu davalarda İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun idari başvuruya dair hükümleri uygulanmayacak.

Düzenleme, 27 Mayıs 1960’tan itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecek.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK2960
  • 2Trabzonspor2958
  • 3Sivasspor2953
  • 4Galatasaray2952
  • 5Beşiktaş2950
  • 6Fenerbahçe2946
  • 7Alanyaspor2945
  • 8Göztepe2938
  • 9Antalyaspor2937
  • 10Gaziantep FK2935
  • 11Kasımpaşa2935
  • 12Denizlispor2932
  • 13Gençlerbirliği2931
  • 14Çaykur Rizespor2929
  • 15Yeni Malatyaspor2928
  • 16Kayserispor2928
  • 17Konyaspor2927
  • 18MKE Ankaragücü2925
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA