GÜNDEM
Giriş Tarihi : 29-06-2020 07:59   Güncelleme : 29-06-2020 09:40

“Parti devletinden sıyrılıp, demokratik hukuk devleti inşa edilmelidir”

11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin sorunlarına çözüm önerisini anlatırken, “Parti devleti mantığına yönelik eğilimleri besleyen mevcut atmosferden acilen sıyrılmalı. Yüksek standartlı demokratik hukuk devletini inşa edip, kurallar çerçevesinde işleyen serbest piyasa ekonomisini gerçekleştirmek gerekir” dedi.

“Parti devletinden sıyrılıp, demokratik hukuk devleti inşa edilmelidir”

11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Karar Gazetesi Yazarı Taha Akyol’un sorularını cevapladı.

“Gidişat kaygı verici”

Abdullah Gül, “Bir iktisatçı olarak mevcut ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık, özetle, Sadece kısa vadede konjonktürel gelişme ve dalgalanmalara birbirinden bağımsız politikalarla cevap vererek veya karşı koyarak başarılı olmuş bir tek gelişmiş ekonomi örneği yoktur. (…) Maalesef Türkiye bir süredir uzun vadeli iyi düşünülmüş veriye, analize ve uzmanlığa dayalı bir stratejinin noksanlığını hissetmektedir. Bugün gelinen noktada finansal ve ekonomik göstergelerdeki ciddi bozulmalar bir geriye gidişe işaret etmektedir.  Yılların tasarrufu ile biriktirilen varlıklar ciddi miktarda değer kaybetmektedir. Bu durum kaygı vericidir” diye konuştu. 

“AB Kopenhag ve Maastricht Kriterleri’ne zemin hazırladık”

“Türkiye ciddi miktarda yabancı sermaye çeken bir ülkeydi. O başarı nasıl sağlanmıştı?” sorusu üzerine Gül, “İlk AK Parti Hükümetlerini kurduğumuzda hazırlıklıydık. Öncelikle demokratik, hukuki ve ekonomik reformlar içeren bir yapısal dönüşümü başlattık” dedi. Abdullah Gül, sözlerine şöyle devam etti:

“Devletin ekonomik birimlerinin başına çoğu DPT kökenli uzmanlar getirerek, daha önce onlarla beraber hazırladığımız beş yıllık Acil Eylem Planı’nı kararlı bir şekilde uygulamaya koyduk ve bu planı hükümet olarak sonuna kadar sahiplendik. Bu plan, özü itibarıyla aynı zamanda AB Kopenhag ve Maastricht Kriterleri’ni Türkiye’de geçerli hale getirmeyi beraberinde getirecekti. Yapısal dönüşüm sayesinde hem yerli hem yabancı yatırımcılar indinde Türkiye’nin öngörülebilirliğini ve şeffaflığını sağlamış olduk. Uluslararası kredilendirme kuruluşları nihayet Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülkeler kategorisine koydular.”

“Ekonomik göstergelerin güvenilirliği sorgulanır hale geldi”

“Ekonomi politikasındaki hangi temel hatalar krize yol açtı?” sorusunu da cevaplayan Gül, “Bugün hâlâ ayakta durabiliyorsak, bu ilk beş senemizde Türk ekonomisinde gerçekleşen yapısal dönüşüm sayesindedir” dedi.

2002’de siyasetin gösterdiği iradenin ileriki yıllarda bozulmaya başladığını belirten Gül, “İlk baştaki vizyon zamanla gitti; akabinde hukukî teminatlar, şahsî mülkiyet ile insan haklarını koruyan güvenceler azaldı. Bugün maalesef kamu harcamaları şeffaf değil. Ekonomik göstergelerin güvenilirliği sorgulanır hale gelmiş. Çeşitli mekanizmalarla denetim dışı tutulan kamu harcamaları Türkiye’yi sadece öngörülemez, itimat edilemez bir ülke haline getiriyor” diye konuştu.

“Gördüğüm en büyük tehlike ise borçlanma” diyen Gül, “AK Parti hükümetlerinin daha önce Türkiye’yi kurtardığı dövizle iç borçlanmanın tekrar kaynak ihtiyacı için bir yol olması, ileride büyük sorun olur” uyarısında bulundu.

Gül, “Ülkenin bugünkü borçlanması, yüksek maliyetlerle gerçekleşiyor. Bu da bahsettiğim bozulmalar nedeniyle Türkiye’nin risk priminin yüksek olmasından kaynaklanıyor” dedi.

“MB’nin bağımsızlığı, hükümetlerin başarısına katkı sağlar”

Taha Akyol, Abdullah Gül’e, “Merkez Bankası’nın bağımsız olması veya siyasi iradeye tabi olması, ekonomileri nasıl etkiler?” sorusunu da yöneltti. Gül, bu soruyu şöyle cevapladı:

“Merkez Bankası’nın (MB) temel görevi, fiyat istikrarını sağlamak ve enflasyon oluşumunu engellemektir. MB’nin bağımsızlığı, yasayla tevdi edilmiş bu temel görevini hakkıyla yerine getirebilmesi açısından gerekli olan bir durumdur. Türkiye’nin geçmiş yıllarda bu gerçeği anlayabilmesi için ağır faturalar ödemesi ve 2001 krizini yaşaması gerekmiştir. MB’nin bağımsızlığı, hükümetlerin temel ekonomik hedeflerine ulaşmasında engel teşkil eden bir husus değil, bilakis hükümetlerin başarılarına katkı sağlayan bir faktördür. Bu gerçeği AK Parti Hükümetlerinin elde ettiği ekonomik başarılarda bizzat tecrübe etmiş bir kişi olarak dile getiriyorum. Para ve maliye politikası, denge ve uyum içerisinde uygulanırkenMB’nin araç bağımsızlığını özenle korumak gerekir. Eğer MB, kullanacağı para politikası araçlarını ve yöntemini siyasî otoritenin tasdiki olmadan seçemiyorsa, bütçe açıklarını ve bütçe dışına çıkarılmış kamu kuruluşlarının açıklarını karşılama görevini üstlenmişse, enflasyonu kontrol edebilmesi ve ekonomi politikalarının uzun vadeli öngörülebilirliği sağlaması imkânsız hale gelir.  Fonksiyonel bağımsızlığı zaafa uğratılmış merkez bankaları, yasal görevlerini yapamaz hale getirilmiş olurlar ve toplum, eninde sonunda ağır bir maliyetle baş başa kalır. Unutmayalım ki merkez bankalarının enflasyona fırsat vermeyen politikalarının siyasî primi, neticede hükümetlerin başarı hanesine yazılır.”

“Güçlü bir parlamenter sistem, Türkiye için daha doğru bir tercih”

Abdullah Gül, “Türkiye en az iki yıldır Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle idare ediliyor. Siz, öteden beri parlamenter sistemi savundunuz. Görüşlerinizde bir değişme oldu mu?” sorusuna karşılık, “Hayır, olmadı” diye karşılık verdi Gül, “Bu konudaki görüşlerim biliniyor. Ben kuvvetler ayrılığına dayalı, her türlü vesayetten uzak, güçlü bir parlamenter sistemin Türkiye için daha doğru olduğunu savunurum. Çünkü ülkemizde ideal demokratik hukuk devleti, ancak böyle gerçekleşir. Bu da sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın temel zeminidir” diye konuştu.

“Gümrük duvarlarını tek taraflı olarak yükseltmek doğru değil”

Abdullah Gül, dış politika ile ekonomi arasındaki ilişkiye dair bir soru üzerine de, “Hiçbir ülke çevresinden, dış dünyadan izole bir şekilde tek başına kendi kendine yetecek şekilde ekonomik kalkınmasını gerçekleştiremez” dedi.

Gül, “Yerli üretimin desteklenmesi ve geliştirilmesi elbette amaçlanmalıdır; ancak gümrük duvarlarını tek taraflı olarak yükseltmek, bu amaca hizmet etmez. Diplomasi yoluyla karşılıklı ekonomik çıkarlara hizmet edecek şekilde ülkelerin kalkınmasına hizmet etme fırsatı ve imkânları sonuna kadar kullanılmalıdır” diye konuştu.

Kapalı ekonomilerin, derinliğini ve verimliliğini yitirdiğinin, fakirleşme ve buhranlara yol açtığının tarihî tecrübelerle sabit olduğunu ifade eden Gül,”Dünyanın hangi bölgesinde barış, güvenlik ve istikrar sağlanmışsa, orada ticaret, ekonomik iş birliği ve refah yükselmiştir” dedi.

“Parti devletinden sıyrılıp, demokratik hukuk devleti inşa edilmelidir”

Abdullah Gül, “Nasıl bir çıkış yolu düşünüyorsunuz?” sorusuna da şöyle cevap verdi:

“Kısa vadede yapılması gereken, öncelikle siyasî zihniyet olarak özgürlükçü bir yola girerek, yatırım ortamını iyileştirip güven verecek politikaları kararlı bir şekilde uygulamaya koymaktır. Uzun vadede ise Anayasa’dan başlayarak yüksek standartlı demokratik hukuk devletini inşa edip, kurallar çerçevesinde işleyen serbest piyasa ekonomisini gerçekleştirmek gerekir. ‘İyi yönetişim’in (good governance) bütün unsurlarının uygulamasının yaratacağı iklim, Türkiye’nin her alanda var olan büyük potansiyelini harekete geçirecektir. Petrol ve gaz gibi doğal kaynakları olmayan Türkiye için bu anlayışın uygulanması büyük enerji kaynağı olacaktır.

Türkiye’de insan kaynağı gıpta edilecek düzeydedir, kurumsal kapasitesi de öyle. Bugünden yarına yapılabilecek en kolay iş, üstün nitelikli insan kaynağını ve kurumsal yapıyı tekrar etkin hale getirmek, özellikle orta ve üst kademe bürokraside ehliyeti ve liyakati önde tutarak bürokratların devlet terbiyesi ile tarafsız ve çok çalışmalarını temin etmektir.

Bunu yaparken sistemik açmazları giderecek, verimsizliğe ve israfa yol açan kısa yolları izale edecek şekilde kamu yönetiminde yapısal reformları birer birer hayata geçirmek kaçınılmazdır. Parti devleti mantığına yönelik eğilimleri besleyen mevcut atmosferden acilen sıyrılmalı, siyasetin tüm halkımızın istekleri ile azami ölçüde örtüşen, istikamet tayin eden, çözüm, refah ve mutluluk üreten yönü temayüz ettirilmelidir.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3166
  • 2Trabzonspor3162
  • 3Sivasspor3154
  • 4Beşiktaş3153
  • 5Galatasaray3152
  • 6Alanyaspor3151
  • 7Fenerbahçe3150
  • 8Gaziantep FK3141
  • 9Göztepe3139
  • 10Antalyaspor3138
  • 11Kasımpaşa3136
  • 12Gençlerbirliği3133
  • 13Yeni Malatyaspor3132
  • 14Denizlispor3132
  • 15Çaykur Rizespor3132
  • 16Kayserispor3131
  • 17Konyaspor3130
  • 18MKE Ankaragücü3126
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA