GÜNDEM
Giriş Tarihi : 30-06-2020 04:26

Davutoğlu: Ne ‘Çoklu baro’ istiyoruz, ne de ‘çoğunlukçu baro’

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, baroların çoklu veya çoğunlukçu olmasını istemediklerini belirterek, “Baroların her türlü farklılığın temsil gücüne kavuştuğu, örgütsel baskıyla bireylerin sesinin kısılmadığı, mahalle baskısıyla farklılıkların susturulmadığı, iktidar gücüyle baroların arka bahçeye çevrilmediği yerler olmasını arzuluyoruz” dedi.

Davutoğlu: Ne ‘Çoklu baro’ istiyoruz, ne de ‘çoğunlukçu baro’

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin sosyal medya mecralarında yayınlanan basın toplantısında, gündemdeki konuları değerlendirdi. Davutoğlu, baroların yapısının değiştirilmesi konusunda yaşanan tartışmaları da değerlendirdi.

Barolarla veya başka bir alanla ilgili yapılacak her türlü düzenlemenin, öncelikle katılımcı olması, ilgili bütün paydaşların fikirlerinden faydalanılması gerektiğini belirten Davutoğlu, “Ben yaptım oldu zihniyetinin, bugün değiştirmek istediği barolardan bir farkı yok” dedi.

Dün FETÖ’nün AK Parti’ye yaptığını, bugün hükümetin başkalarına yapmak istediğini; dün HSYK’yi tekeline almak isteyen FETÖ’nün yapmak istediğini bugün iktidarın baro üzerinden istediğini öne süren Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Alevi baro, Sünni baro gibi farklı barolar mı kurulsun istiyorsunuz?”

“Peki, madalyonun diğer tarafı çok mu farklı? En fazla demokrasiden, çoğulculuktan ve farklı fikirlerin hakkıyla temsilinden yana olması gereken bazı barolar ise, en fazla şikâyetçi olduğu çoğunlukçuluktan yana. Yani, ‘1 oy fazla alan her şeyi alsın, başka kimseye hayat, söz hakkı tanınmasın.’ En fazla FETÖ’den, bölücülükten, farklı gruplaşmalardan ve çok başlılıktan şikâyet eden hükümet ise, çoklu barodan yana.

İktidar, bu yaptığıyla hukuk sisteminin en temel ayaklarından savunmanın, mezheplere, etnik kimliklere göre bölünmesi ihtimalinin farkında bile değil. Ya da daha kötüsü, çok iyi farkında, belki de bunu yapmak istiyor. Siz, Alevi baro, Sünni baro, ulusalcı baro, Kürtçü baro, sağcı baro, solcu baro, AK Parti’li baro, CHP’li baro gibi farklı barolar mı kurulsun istiyorsunuz? Hanginizin neresini düzeltelim Allah aşkına? Herkes, keseri kendine göre yontma derdinde. Yahu, demokrasiden, eşitlikten, çoğulculuktan, farklılıkların temsilinden yana olmak, bu kadar mı zor?”

Davutoğlu, daha düne kadar ekmek ve maske dağıttı diye devletin bölündüğü yaygarası eşliğinde, ‘devlette iki başlılık olmaz’ diyerek ortalığı birbirine katan iktidarın, birden konu baro olunca çok başlılığın, çoklu baronun ne kadar hayırlı olduğunu savunur hale geldiğini söyledi.

Davutoğlu, daha düne kadar, ‘iktidar, farklılıklara saygı duymuyor; çoğunlukçuluk yapıyor, tek seslilik istiyor’ diye eleştiren baroların da, çoğulcu bir baroyu istemek bir yana, kendileri dışında herhangi bir baro odağının olmasını, baroların bölünmez bütünlüğüne halel getirdiğini düşündüklerine dikkat çekti.

“Gücü eline geçiren o gücü kutsarsa demokrasi ortaya çıkmaz”

Davutoğlu, her gücü elinde tutanın, FETÖ kafasıyla o gücü kutsaması, o gücü paylaşmak yerine tekeli altına alması, o gücü milletin kaynaklarıyla ve imkânlarıyla elinde tuttuğunu, emaneten kendisine verildiğini unutması halinde, ülkede gerçek ve tam bir demokrasi perspektifinin ortaya çıkamayacağını vurguladı. “Biz, en başta adalet sistemimizin önemli ve hayatî bir uzvu olan barolarımızın, tam demokrasinin en fazla örnek alınan kurumları olmasını arzu ederiz. Bunun anlamı çok basittir” diyen Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Sonuna kadar çoğulcu yapı hayata geçirilmelidir”

“Gelecek Partisi olarak, hayatın her alanında olduğu gibi, baroların da çoklu veya çoğunlukçu olmasını istemeyiz. Çünkü tek ses veya kampların seslerini, sloganlarını duymak istemiyoruz artık. Türkiye de duymak istemiyor bu sloganları.

Gelecek Partisi olarak, baroların her türlü farklılığın temsil gücüne kavuştuğu, örgütsel baskıyla bireylerin sesinin kısılmadığı, mahalle baskısıyla farklılıkların susturulmadığı, iktidar gücüyle baroların arka bahçeye çevrilmediği yerler olmasını arzuluyoruz. Bunun yolunun da baroların çoğulcu bir yapıya kavuşmasından geçtiğini düşünüyoruz. Gelecek Partisi, baroların ele geçirilen veya ele geçirilebilen birer kurum olmaktan uzaklaştırılması gerektiğine inanmaktadır.  Bunun yolu bellidir.

Hem iktidar hem de avukatlar, barolarla ilgili bu tartışmanın bitmesini istiyorlarsa, gerçekten dertleri baroların huzura kavuşması ise, yapmaları gereken bellidir. Barolardaki her bir avukatın temsil hakkının, özgürlüğünün, ifade hürriyetinin ve oy hakkının korunduğu, sonuna kadar çoğulcu yapıyı hayata geçirmeleri yeterlidir.

Şu örgütün, bu grubun, şu iktidarın bu ekibin, şu bölgenin, bu çevrenin barosu olmak istemeyenler, her bir avukatın, her örgütlü yapı ve iktidar karşısında azami ifade, oy ve örgütlenme hakkını korusunlar yeterlidir. Başta barolar olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının yapılarında demokratik temsil kabiliyetini artıran bir reform gereklidir. On yıllar boyu süren yönetimler, sivil toplum kuruluşlarında statikliğe ve statükoculuğa yol açmaktadır. Aynı siyasî partiler gibi, başarılı olsunlar olmasınlar, sivil toplum yapılarının yöneticileri de neredeyse hiç değişmiyorlar.

Bu reformun yolunu ve yöntemini de Gelecek Partisi’nin programında açık bir şekilde belirttik: Demokratik katılım ve blok liste yerine nisbi temsile dayalı seçimler. Yargımızı FETÖ yöntemleri ile kontrol altına almaya çalışan blok liste uygulaması da, iktidarın sivil toplumu mikro yapılara bölerek mutlak denetime alma çabası da antidemokratiktir.

“Bir toplumsal kıskaç hayata geçirilmek isteniyor”

Önce baroları, daha sonra da bütün sivil toplum kuruluşlarını adım adım resmi denetim altına alarak sivillikten uzaklaştırma çabası ile akademik özgürlüğün sembolü haline gelmiş bir üniversiteyi kapatırken, sıfır makaleli rektörler atama skandalının aynı anda gerçekleşmesi kesinlikle bir tesadüf değildir. Bu gelişmeler, özgürlüklerden korkan, dar kalıpçı karanlık bir zihniyetin yansımasıdır. Verilmek istenen mesaj açıktır: ‘Bize itaat edecek olanlar cahil ve liyakatsiz olsa da makbuldür; şahsiyetleriyle ayakta durmak isteyenler ise mutlaka susturulacaklardır.’ Bu yolla yayılan korku ikliminde iktidarlarını teminat altına aldıklarını zannedenler, korku kültürünün en sonunda kendisini yaratanları esir aldığını bilmelidirler.

Önce ülkenin en büyük partisi olan AK Parti özgürlükçü unsurlardan arındırılarak siyaset alanı daraltıldı, şimdi de adım adım sivil alan yok edilerek hiçbir darbe döneminin başaramadığı bir toplumsal kıskaç hayata geçirilmek isteniyor.

Bu kıskaç, hem de ‘28 Şubat kıskacına karşı iktidara geldik’ diyenlerin eliyle gerçekleştirilmektedir. “Bugün 28 Şubat altın dönemini yaşamaktadır” diyen dar ve derin bir çevre ise, bu manzarayı ellerini ovuşturarak seyretmekte ve bir maşa gibi kullandıkları elleri ne zaman tasfiye edeceklerinin planlarını yapmaktadırlar. Bu kıskaç, toplumu boğmadan ses vermek gerekmektedir.

Bu tablo açık bir şekilde ortada iken “nasıl olsa bize dokunmazlar” diyerek haksızlıklar ve baskılar karşısında susan sivil toplum kuruluşları bilsinler ki, sıra onlara geldiğinde, seslerini haykırabilecekleri bir duvar dahi bulamayacaklardır.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3166
  • 2Trabzonspor3162
  • 3Sivasspor3154
  • 4Beşiktaş3153
  • 5Galatasaray3152
  • 6Alanyaspor3151
  • 7Fenerbahçe3150
  • 8Gaziantep FK3141
  • 9Göztepe3139
  • 10Antalyaspor3138
  • 11Kasımpaşa3136
  • 12Gençlerbirliği3133
  • 13Yeni Malatyaspor3132
  • 14Denizlispor3132
  • 15Çaykur Rizespor3132
  • 16Kayserispor3131
  • 17Konyaspor3130
  • 18MKE Ankaragücü3126
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA