Advert
GÜNDEM
Giriş Tarihi : 02-07-2020 19:00   Güncelleme : 03-07-2020 06:39

“Avukatların yüzde 20’sinin oyunu alan, delegelerin yüzde 60’ını belirliyor”

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, çoklu baro kanun teklifinin görüşüldüğü komisyonda, barolardaki toplam avukatların ortalama yüzde 20’sinin oyunu alan ekibin, baro başkanlığı ve yönetimini aldığını, bu oy oranıyla Türkiye Barolar Birliği’nde delegelerin yüzde 60’ını belirlediğini söyledi.

“Avukatların yüzde 20’sinin oyunu alan, delegelerin yüzde 60’ını belirliyor”

(Komisyon toplantısı, Korona virüsü salgınına karşı alınan tedbirler gereği, daha geniş alana sahip TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu toplantı salonunda gerçekleştiriliyor.)

Barolarla ilgili kanun teklifi Adalet Komisyonu’nda           

“Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin görüşmelerine başlandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu’nda, barolara dair düzenlemeler içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.

Adalet Komisyonu, komisyonun Başkanvekili ve AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un başkanlığında toplandı.

Toplantı salonuna dair tartışmalar

Komisyon toplantısı, Korona virüsü salgınına karşı alınan tedbirler gereği, daha geniş alana sahip TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu toplantı salonunda gerçekleştiriliyor.

Toplantıda, AK Parti ve MHP milletvekillerinin imzalarını taşıyan “Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin görüşmelerine geçilmeden önce muhalefet milletvekilleri, görüşmelerin iptal edilmesini ya da salonun uygun hale getirilmesini istedi.

Yılmaz Tunç, Meclisteki en büyük komisyon salonunun Plan ve Bütçe Komisyonu salonu olduğunu ve toplantıya dair tedbirleri aldıklarını, salonu fiziki mesafe kuralına göre düzenlediklerini ancak muhalefet milletvekillerince koltukların taşınması sonucu bu kuralın ihlâl edildiğini söyledi.

Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, toplantının daha geniş salonda yapılmasını önerdiklerini hatırlatarak, söz isteyen bütün milletvekillerine söz verilmesini ve salonun uygun hale getirilmesini talep etti.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da ortamın sağlıklı olmadığını ve herkes için risk taşıdığını dile getirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise AK Parti ve MHP milletvekillerince hazırlanan, önemli bir gündem haline gelen kanun teklifini görüşmek için toplandıklarını belirterek, toplantı öncesinde salonun fiziki mesafeye uygun şekilde düzenlendiğini hatırlattı. Turan, muhalefet milletvekilleri tarafından koltukların alındığını ve fiziki mesafe kuralının ihlâl edildiğini söyledi.

Bunun üzerine Komisyon Başkanvekili Tunç, komisyon salonunun Kovid-19 tedbirlerine uygun hale getirilmesi için toplantıya ara verdi.

Görüşmelere geçilmeden önce açılan usul tartışmasında muhalefet milletvekilleri, baro başkanlarının komisyon çalışmalarına katılmalarını istediler.

“Öyle bir düzenleme yapalım ki Türkiye’nin ortak aklını teşkil etsin”

Daha sonra AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, teklif sahibi olarak düzenleme hakkında komisyona bilgi verdi.

Avukatların mesleki kalitesinin artırılması ile hukukun kalitesinin yükselmesinin, baroların etkin çalışmalarına bağlı olduğunu vurgulayan Özkan, “Barolar varsa etkin ve yeterli avukatlık hizmeti var. Etkin ve yetkin avukatların verdiği hukuk hizmeti, savunma makamı varsa, vatandaşlarımızın anayasal güvencesi olan savunma hakkının tam anlamıyla hayata geçtiği bir hukuk anlayışı var” dedi.

Özkan, AK Parti ve MHP olarak, adeta tabiat kanunları gibi mutlak anlamda en başarılı düzenleme yapılması arzusunda olduklarını, “öyle bir düzenleme yapalım ki Türkiye’nin ortak aklını teşkil etsin” anlayışıyla hareket ettiklerini vurguladı.

Baroların, anayasa ve yasada belirtilen görevleri dikkate alındığında, günümüzde bu ihtiyaçları karşılayamadığının tespit edildiğini kaydeden Özkan, son 20 yıllık sürede artan avukat sayısının özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’de yoğunlaşmasının, barolarla meslek üyeleri arasında rabıtanın tamamen kopmasına sebep olduğunu ifade etti.

“Avukat sayısı 130 binin üzerine çıktı”

Avukatlık Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 10 bin civarında olan avukat sayısının 13 kat artarak 130 binin üzerine çıktığına işaret eden Özkan, bu kapsamda İstanbul’daki avukat sayısının 50 bini, Ankara’daki avukat sayısının 20 bini, İzmir’deki avukat sayısının ise 10 bini zorladığını söyledi.

Baroların, artan avukat sayısı sebebiyle başta avukat stajyerlerin mesleğe hazırlanması ve eğitimine dair görevlerini gerektiği gibi yerine getiremediğini ifade eden Özkan, avukatlık stajının sembolik ve şekli anlamda prosedürel bir işleme dönüştüğünü belirtti. Özkan, baroların üyeleriyle ilişkisinin, İstanbul, Ankara ve İzmir’de baro levhasına kayıttan ibaret kaldığını dile getirdi.

Özkan, artan avukat sayısının, baroların demokratik temsilini de tamamen ortadan kaldırdığını, avukatların seçimlerde sandıktan uzaklaşmasına sebep olduğunu, baroyla irtibatlarını kopardığını ve bu kopuşun, barolar ve Türkiye Barolar Birliği’nde demokratik temsile büyük zarar verdiğini anlattı.

“Yüzde 20’nin oyunu alan, TBB’de delegelerin yüzde 60’ını belirliyor”

İstanbul, Ankara ve İzmir barolarında sandığa teveccühün yüzde 40-45 oranında azalması sebebiyle ilgili barolardaki toplam avukatların ortalama yüzde 20’sinin oyunu alan ekibin, baro başkanlığı ve yönetimini aldığını söyleyen Özkan, bu oy oranıyla Türkiye Barolar Birliği’nde yüzde 60 delegeyi belirlediğine işaret etti.

Düzenlemeyle avukat sayısı 5 binden fazla olan illerde asgari 2 bin avukatın bir araya gelerek yeni bir baro kurabileceğini belirten Özkan, “Bu şartlara göre bugün itibarıyla barolara kayıtlı avukat sayısı dikkate alındığında birden fazla baro yalnızca Ankara, İstanbul ve İzmir’de kurulabilecek. Her baro, Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunda, baro başkanı ile sabit üç delege ve ilâveten her 5 bin avukat için ilâve bir delegeyle temsil edilecek” dedi.

Başörtülü avukatlar

Avukatların kıyafetleri sebebiyle herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulmaması için düzenleme getirildiğini belirten Özkan, bu kapsamda avukatların inanç ve yaşam tarzı tercihleri sebebiyle mesleki engellerinin ortadan kaldırıldığını bildirdi.

Özkan, “Teklifimiz, mesleğin ve meslektaşların önünü açacak, hukuk ve hukukçu kalitesini yükseltecek, Türkiye’yi alternatif ihtilâf çözme, arabuluculuk, tahkim ve mesleki kalitenin artması noktasında bir üst lige çıkaracak, uluslararası farklı ihtilâfların çözüm merkezi haline getirecek. Dünyada farklı hukuk sistemleriyle yarışan ve Türkiye’nin hukuk sistemini dünyanın parlayan bir sistemi haline getirecek barolar sistemini hukuk sistemimize kazandıracağız” diye konuştu.

AK Parti - CHP Milletvekilleri arasında tartışma

Bu arada Özkan’ın konuşmaları sırasında AK Parti ile CHP’li milletvekilleri arasında “baro başkanlarının Meclis’e alınmaması” tartışması yaşandı.

Komisyon Başkanvekili Yılmaz Tunç, konuşmalara sürekli müdahale edildiğini belirterek, milletvekillerini uyardı.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan’ın ardından diğer teklif sahibi MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, teklif hakkında komisyon üyelerine bilgi verdi.

Kanun teklifinin öngördüğü değişiklikleri anlatan Bülbül, avukatların meslek birliği olan baroların, anayasa gereğince kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından olduğunu hatırlattı.

“1969’dan bu yana 51 yılda çok şey değişti”

Bülbül, 1969’da yürürlüğe giren Avukatlık Kanunu ile baroların kuruluşu, amacı, organları, bu organların seçimi ve faaliyetlerinin düzenlendiğine işaret ederek kanunun yürürlüğe girmesinin üzerinden geçen 51 yılın tarihsel olarak insanlığın ve dünyanın en hızlı, en yoğun şekilde değişime uğradığı bir dönem olduğunu söyledi. Bu süreç içerisinde avukatlık mesleğine yönelenlerde ciddi bir artış görüldüğünü ifade eden Bülbül, özellikle 2000’li yıllarla birlikte hukuk fakültelerinin sayısındaki artışın bu husustaki etkisinin büyük olduğunu kaydetti.

Bülbül, avukat sayısındaki artışın, daha çok İstanbul, Ankara ve İzmir’de yoğunlaştığına işaret ederek Türkiye’deki avukat sayılarına dair istatistikleri paylaştı.

MHP Grup Başkanvekili Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artan avukat sayısı, mesleki dayanışmanın, iş birliğinin ve mesleki disiplini sağlamanın, staj eğitimlerinin asgari düzeyde dahi yapılmasının son derece zor olduğu bir düzene sebep olmuş, bu da baroların özellikle bu şehirlerde etkinliğini, verimliliğini tartışmalı hale getirmiştir. Avukatların baro seçimlerine katılım oranlarına bakıldığında son derece düşük ve demokratik olarak son derece sorunlu oranlarla katılımın gerçekleştiği görülecektir.

“41 bin 462 avukattan 26 bin 284’ü oy kullandı”

Örneğin İstanbul’da yapılan son baro seçiminde 41 bin 462 oy verebilecek avukattan 26 bin 284’ü oy kullanmıştır. Yani 15 bin 178 avukat, baro seçimlerinde oy verme ve seçme hakkını kullanmamıştır. Bu rakam, oransal olarak yaklaşık yüzde 40’a tekabül etmektedir. Eğer bir seçimde seçmen durumunda olanların yüzde 40’ı oy vermekten vazgeçmişse, burada demokrasi ve baroların temsiliyeti adına büyük bir problem var demektir. Bugün demokrasi ve özgürlükler adına söz söyleyenlerin bir gün olsun bu rakamlardan ve katılım oranlarının düşüklüğünden şikâyetçi olduğunu ne yazık ki duyamadık.”

“Çoklu baro, İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleşecek”

Teklife göre, değişiklik düşünülen baroların 5 binin üzerinde avukatı olan bu barolar olduğunu dile getiren Bülbül, “Yoksa gayet demokratik bir şekilde, çoğunlukla tek liste üzerinden seçimlerin yapıldığı Anadolu baroları bu değişikliğin konusu olmadığı gibi, Anadolu baroları, barolar birliğindeki temsil imkânları açısından daha fazla dikkate alınabilir ve sözü daha fazla dinlenebilir bir zemine kavuşacaklardır” dedi.

Bülbül, çoklu baro değişikliğinin, baroların temsiliyetini ve meslektaşlar arasındaki iletişimi, koordinasyonu artırabilecek, verilen hizmetleri etkili ve verimli kılacak, mesleğe başlangıçta staj eğitimi gibi konularda daha nitelikli, kaliteli hizmet sunabilecek bir baro düzenine imkân vereceğini söyledi.

Çoklu baronun, bugünkü rakamlarla sadece üç büyük şehirde söz konusu olabileceğine dikkati çeken Bülbül, şunları söyledi:

“2 bin avukatın imzasıyla ancak kurulabilecektir. Bu rakam küçümsenecek bir rakam olmayıp böyle bir birlikteliğin oluşabilmesi salt siyasi, etnik, mezhepsel duygular esas alınarak temin edilemeyecektir. Kaldı ki barolara üyelik şartlarını taşıyan bir avukatın bahsettiğim nedenler gibi nedenlerle üyeliğe kabul edilmemesi mümkün değildir. Yani üyelik koşullarını taşıyan bir avukat, başvurduğu baro tarafından kabul edilmek zorundadır. Bu durum, baroların marjinal, siyasi, etnik veya mezhepsel bir zeminde oluşabilmesine engel teşkil edecektir.”

Teklifle, Türkiye Barolar Birliğinde baroların temsilinde de son derece önemli ve yararlı bir değişikliğe gidildiğini dile getiren Bülbül, delegeler konusundayapılan değişikliği anlattı.

Komisyonda, teklif üzerindeki görüşmeler devam ediyor.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA