GÜNDEM
Giriş Tarihi : 21-07-2020 22:46   Güncelleme : 22-07-2020 12:49

''Kıbrıs Türkü dost ve düşman tanımını doğru yapmalı''

Araştırmacı yazar Çağatay Huzeyfe Özdem Barış Harekatı'ndan günümüze gelen süreci, yaşananların hafızamızda kalması için dost ve düşman tanımının etkili bir şekilde yapılması gerekir diyerek yorumladı.

''Kıbrıs Türkü dost ve düşman tanımını doğru yapmalı''

TV5 ekranlarında her salı saat 22:00'da yayınlanan, Yunus Emre İşci'nin hazırlayıp sunduğu 'Ters Açı' programı bu hafta Kıbrıs Barış Harekatı'nın 46.yıl dönümünü gündemine aldı.

Programa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden canlı bağlantıyla katılan araştırmacı yazar Çağatay Huzeyfe Özdem Barış Harekatı'ndan günümüze gelen süreci şu şekilde değerlendirdi:

Öncelikle Kıbrıs Türkü için özeleştiri yapacak olursak; 74 harekatının öncesi ve sonrasıyla Kıbrıs'ın kuzeyinde bizler dost ve düşman tanımını kökleştiremedik. Doğru tanımlar yapamadık. Rumlarla olan federasyon görüşmeleri, 60'lı yıllardan bu yana süren bu federal sistem görüşmeleri, bu çözümsüzlük ve belirsizlik hali bu durumu etkiledi. Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan her yurttaş adanın güney kesimiyle federal sistem kurup birlikte yaşayacağımıza inandırıldı. Ta ki Türkiye bu konuda net bir tavır alana kadar. Yani bu 2-3 senelik süreçte Türkiye KKTC hükümetiyle birlikte net tavrını ortaya koydu. Hükümetler federasyon temelinde bir Kıbrıs planının olmayacağı konusunda net tavrını ortaya koyunca geçmişte yaşananları daha iyi hatırlamaya ve daha iyi anlamaya başladık.

Özdem konuşmasının devamında KKTC ve Türkiye vatandaşları arasındaki ikili ilişkilere ve kültürel bağlara dikkat çekti:

Barış harekatı neticesinde burada güvenlik ve asayiş tamamen sağlandı. Bu konuda herhangi bir risk bulunmuyor. Ekonomik açıdan da Türkiye'nin zaten KKTC'ye mali protokoller üzerinden sağladığı destekler, işbirlikleri, hibeler KKTC ekonomisini ayakta tutan unsurlardan biri. Ben burada doğup büyüyen birisi olarak daha sosyal konulara dikkat çekmek istiyorum. Bir asıra yakın İngilizler burada fitne tohumları ekmiş. Eğitim sistemini kendi modeline uygun olarak revize etmiş, hukuk sistemini aynı şekilde kendine uygun revize etmiş. Kıbrıs Türkünü imamsız, hocasız, alimsiz bırakmış. Yani neredeyse bir asır boyunca burada plan ve proje uygulamış İngiliz. Çünkü buradan ayrılacağını biliyordu fakat buradan gitse dahi kendi anlayışının hükmünün burada devam etmesi için o temelleri atmış. Ardından burada Rumlarla yapılan bir mücadele var. Türk Mukavemet Teşkilatı'nın bir mücadelesi var. Birde o mücadelenin yorgunluğu ve bitkinliği var. Tüm bunların neticesinde Anadolu insanı ile Kıbrıs insanı arasında bir yabancılaşma var. Çok ciddi olmasa bile hiç yaşamamız gereken bir yabancılaşma var. Dolayısıyla ben Anadolu insanından şunları beklerim; birincisi Kıbrıs'a daha çok seyahat etsinler, Kıbrıs'ı daha çok tanısınlar. Sonrasında eğer imkanları varsa çocuklarını buraya okumaya göndersinler. Yani aramızdaki bağları kuvvetlendirecek, aynı millete ait iki toplumu birbirine daha çok ısındaracak imkanları oluşturmaya çalışsınlar.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA