GÜNDEM
Giriş Tarihi : 23-07-2020 23:23   Güncelleme : 23-07-2020 23:38

''Tarımsal üretimde Avrupa karşısında ezik durumda değiliz''

TV 5 ekranlarında Sadettin İnan'ın hazırlayıp sunduğu 'Emek ve Tarım' programına konuk olan Ziraat Mühendisi Ergin Kahveci, tarım politikaları ve istatistiklerinde Türkiye-AB kıyaslamaları paylaşarak önemli çözüm önerileri sundu.

''Tarımsal üretimde Avrupa karşısında ezik durumda değiliz''

Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında tarımsal üretim ve gelirlerin yer aldığı tabloların paylaşıldığı programda Kahveci öncelikle Türkiye'nin AB ülkelerinden daha iyi olduğu yönleri paylaştı.

Türk tarımının anlatıldığı kadar kötü durumda olmadığını vurgulayan Kahveci şu bilgileri aktardı:

Türkiye çiftçisi, bize ezici üstünlükleri varmış gibi öne çıkarılan Avrupa çiftçisinden brüt gelir bakımından daha iyi durumdadır. Biz AB ile ilgili kıyaslamalarda her yerde iyiyiz. Biz Avrupa'da bazı ülkelerde olan kıyaslamalarda sıkıntıdayız. Ama Avrupa'nın geneli açısından biz tarımsal anlamda ne nüfus olarak, ne çiftlik sayısı olarak, ne kazançlar olarak AB'ye yük değiliz. Bilakis AB'ye girersek onların bizden faydalandığı kadar hatta daha çok faydalanma şansına sahibiz. Yani elimizdeki veriler bize diyor ki; Türk Çiftçisi AB'ye girerse ve AB çiftçisinin brüt gelirler üzerinden almış olduğu destekleri, ortak tarım politikları kapsamında biz de alırsak, bizim nerelere gideceğimizi tahmin edemiyorum. Bizim ürün çeşitliliği açısından alt yapımız var. Bizim çiftçimizin kanaatkarlığı, sabrı var. Bir arazide birçok ürün yetiştirmemiz, polikültür yapmamız, iklim avantajlarımız, örtü altı yapabilmemiz öne çıkan avantajlarımız. Çok farklı üretimler yapabiliyoruz. İhtisaslaşmamış olsak bile, aynı arazi üzerinde küçük araziler de olsa başka başka ürünler yetiştirmek suretiyle üretim yapabiliyoruz.

KIRSAL NÜFUSUMUZ TÜM OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN ÜRETİM YAPIYOR

Avrupa Birliği'de, dünyanın kapitalist ülkeleri de nereden ne vereceğini, nereden ne alacğaını bilirler, o yüzden işte bizim karşılılık politikasına ihtiyacımız var diyen Kahveci, biz onlardan önce onların bizi bildiği kadar kendimizi bilmek zorundayız diyerek sözlerini sürdürdü:

Türkiye tarımsal brüt gelirler açısından AB ülkeleri arasında birinci sırada. Türkiye hem 2016 hem 2019 verilerine göre çiftlik başına düşen ortalama gelirler açısından AB'ye göre daha iyi durumda. Türkiye tarımsal gelirlerin toplam nüfusa oranı, kırsal nüfusa oranı ve çiftlik başına oranı açısından AB'den daha iyi durumda. Yani Türk tarımı kendinin üzerine, Avrupa'daki kırsal nüfusun kendinin üzerine yük olduğundan daha az yük durumunda. Bizim kırsal nüfusumuz tüm olumsuzluklara rağmen çok iyi durumda ve üretiyor.

AB'nin tamamı karşısında biz ezik durumda değiliz. Avrupa'ya şunu demeliyiz; bizim karşılılık politikamız var, gelin ortaklaşalım. Senin parasal imkanların var. Benim de üretme imkanlarım var. Biyo çeşitliliğim var, fazla miktarda enerjim var. Kanaatkar çiftçim var. Sabırlı çiftçim var. Ben arazileri daha verimli kullanıyorum. Bende 7 mevsim var. Benim öyle yerlerim var ki yılda 2,5 ürün alıyorum. Gelin bunları beraber değerlendirelim. Bu karşılılık politikasını üçüncü boyutta her ne anlamda olursa olsun üretebilirsek o zaman diyebiliriz bizim 'Milli Politikamız' var diye. O zaman edilgen olmayız, tırsmayız. Teslimiyetçi de olmayız. Ayrıca ülkemiz insanının başka ülkelerin refahını finanse etmesi boyutunda da kalmayız.

BEYAZ YAKALILARLA BU İŞ OLMAZ

Türkiye'nin AB ülkeleri karşısında avantajlarını ve dezavantajlarını kıyaslayan Kahveci sonuç olarak 'Gönüllü Toplu Tarım Projesi' vurgusu yaptı:

Çiftçilerimizi gönüllü olarak, kendilerinin arazilerini topluluştarması üzerine bir sistem kurmamız gerekiyor. Ben buna gönüllü toplu tarım projesi demiştim. Yani sınırdaş arazileri olan farklı insanların farklı çiftçilerin sınırdaş arazilerini tek parsel gibi işleyip değerlendirmeleri halinde, tek makine, tek ekipman, tek malzeme, tek girdi kullanmaları halinde; devlet olarak onların yapacağı faaliyetlere tam destek vermemiz gerekiyor. Bizim bir şekilde işletmelerimizin en az %15-20'sini büyük işletme haline, 50 hektar üzerindeki işletmeler haline, hayvancılıkta en az 5 bin başlık işletmeler haline getirmemiz gerekiyor ki bizim küçük çiftçimizi koruyabilelim. Bunu yapmazsak küçük çiftçiyi koruyamayız. Büyük çiftçiniz olmazsa küçük çiftçiyi koruyamazsınız. Çünkü büyümeye doğru bir umudu olmaz küçük çiftçininin. Beyaz yakalıları getirirseniz bu iş olmaz. Çiftçinin içindeki orta ölçekleri büyüterek büyük işletme kurulabilir. Küçük işletmeleri de orta ölçek haline getirerek bu işi yapabiliriz. Dolayısıyla evvela bir gönüllü toplu tarım projesi uygulamamız ve en az 25 bin adet ortanın üzerinde ölçekli işletme kurmamız gerekir. Bu zor mu değil.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA