GÜNDEM
Giriş Tarihi : 24-07-2020 12:24   Güncelleme : 24-07-2020 12:46

''15 Temmuz'da sahip çıktığımız kazanımlardan uzaklaşıyoruz''

Perşembe günleri TV5 ekranlarında yayınlanan Selim Akduman ile 'Perde Arkası' programında bu hafta son günlerde yaşanan siyasi gelişmeler konuşuldu. Alınan YAŞ kararları ile birlikte 15 Temmuz ve sonrasında yaşanan gelişmeler de yorumlandı.

''15 Temmuz'da sahip çıktığımız kazanımlardan uzaklaşıyoruz''

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı sonrası 15 Temmuz'un kilit isimlerinden Zekai Aksakallı ve İsmail Metin Temel'in kadrosuzluktan emekliye sevk edilmesinin gündeme gelmesi eleştirilere konu oldu.

AK PARTİ'DE HİYERARŞİ KAVGASI VAR

Gazeteci Veysi Dündar bu kararın Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın daha rahat hareket etmesinin önünü açacağını savunarak şunları söyledi:

Ben burda Hulusi Akar'ın daha etkin bir hamleyle kendi konumunu güçlendirdiğini ve bu iki ismin emekliye sevk edilmesiyle daha rahat hareket edebileceğini düşünüyorum. Çünkü Aksakallı ile ilgili 15 Temmuz'a ait derin bilgilerin olduğu söyleniyor. Bu çıkarsama da ne kadar doğru bilemiyorum. Mantıklı olan Aksakallı'yı bünyede tutmaktır. Burdan en karlı çıkan Hulusi Akar'dır. Genelkurmay Başkanı'nın adını bile bilemiyoruz. Bakanları tanımıyoruz. Genelkurmay Başkanı'nı gölgede bırakan bir Milli Savunma bakanımız var. Bu kesinlikle doğru değildir. AK Parti'nin içinde bir hiyerarşi kavgasının nüksettiği görülmekte. Herkes bulunduğu konumdan daha iyi konuma ve Sn. Erdoğan'a daha fazla yanaşmaya çalışmakta ve dolayısıyla etkinliğini artırmaya yönelik hamleler yapmakta.

15 TEMMUZ SONRASINDA OLUMSUZ BİR DÖNÜŞÜM YAŞANDI

15 Temmuz'da yapılan mücadeleye ters düşen politikaların hayata geçirildiğini savunan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Gözel ise gün geçtikçe demokrasiden uzaklaşıyoruz dedi ve ekledi:

15 Temmuz'dan sonra bir dönüşüm yaşandı. Ama 15 Temmuz'da milletimizin arzu ettiği şeyle paralel ilerlemedi bu yaşananlar. Yani toplumumuz orada demokrasiyi, özgürlükleri, kazanılmış hakları, seçilmiş hükümeti korumak adına ve yeniden bir askeri darbe ve onun sonrasında oluşacak süreci yaşamamk adına topyekün bir mücadeleye girdi ve dünyaya örnek olacak şekilde bu kazanımlarımızı korudu. Milli İrade'ye sahip çıktı. Fakat 15 Temmuz'dan sonra bir dönüşüm yaşanmaya başladı. İlk başta Yenikapı ruhu diye bir şey oluşmuştu. Bu çok umut verici bir şeydi. Tüm siyasi kitlelerin bulunduğu bir buluşma gerçekleşmişti. Fakat daha sonra başkanlık sistemi birden gündeme getirildi tekrar. Ve kısa bir süre içerisinde evetçiler hayırcılar olarak tekrar kutuplaştırıldık. Ötekileştirildik. Ve daha sonraki süreçte hükümetin yaptıkları daha otoriter bir yere bizi götürmeye başladı. Demokratik organların işleyişi zayıfladı. Halbuki biz 15 Temmuz'da mücadeleyi demokratik kazanımları korumak adına vermiştik. Bu kazanımlarımızın aksi yönünde gerçekleşen bu gidişatı kabul etmemiz mümkün değildir.

Gazeteci Gökhan Özbek ise bu görüşe katılmadığını belirterek Yenikapı ruhunu eleştirdi:

Ben burada Mustafa Bey'e katılmıyorum. '15 Temmuz Ruhu' diye bir ruh yok. 'Yenikapı Ruhu' diye bir ruh yok. HDP'yi yok sayan bir zihniyet Türkiye'den bahsedemez. Böyle bir zihniyetin ilerleme şansı yoktur. Bunu da belirtmek isterim.

Daha sonra gündemdeki sosyal medya tartışmasına değinen yorumcular mevcut yasanın ortaya çıkarabileceği sorunlar üzerinde endişelerini dile getirdi.

İKTİDAR MEDYASI MUM GİBİ ERİYOR

Konuyla ilgili kağıt üzerinde maddeler incelendiğinde herhangi bir sıkıntı görülmediğini belirten Milli Gazete Yazı İşleri Müdürü Ercan Özcan, Türkiye'de temsilcilik açmaları vergi vermeleri doğru bir karar diyerek sözlerini sürdürdü:

Fitilin ateşlenmesi Sayın Cumhurbaşkanı'nın YouTube'de yaptığı yayının beğenmeme meselesi ve ardından bir takım hakaretlerin gündeme gelmesiyle başladı. Ama halihazırda zaten sosyal medyada hakaret etmek suç. Yerine getiriliyor mu hayır. Sosyal medyada kısıtlamalar olabilir önümüzdeki süreçte ama yasaklanabilir mi bence hayır. Sosyal medyanın önüne geçmenin pek mümkün görünmediğini düşünüyorum. Bu noktaya gelinmesinin en önemli nedeninin siyasetin artık sosyal medyayı siyasi menfaat üzerine çok fazla kullanamadığı için olduğu kanaatindeyim. İktidarın elinde çok sayıda TV ve gazete olmasına rağmen onların pek bir hükmü kalmadığı görülüyor. Manşetler aynı, yazarlar aynı şeyi yazıyor, aynı resimler kullanılıyor. Devletin, kamunun reklamları aynı. Dolayısıyla gazetelerin inandırıcılığı kalmadı. İktidarın oluşturduğu medya mum gibi eriyip gidiyor. Bu nedenle iktidar sosyal medyayı da etkisi altına almak istiyor ama pek başarılı olabilmiş değil. Dünyanın en totaliter rejimlerinde bile sosyal medyanın önüne geçilebilmiş değil. Bu nedenle kapatılması pek mümkün değil.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA