SİYASET
Giriş Tarihi : 29-07-2020 16:54   Güncelleme : 29-07-2020 18:21

''Asıl meselelerimiz konuşulmuyor''

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ''Türkiye son yıllarda hiç olmadığı kadar kutuplaştı, kamplaştı, bölündü. İşte hepimiz için bir fırsat. Gelin bu bayramda bir olalım, birlik olalım" dedi.

''Asıl meselelerimiz konuşulmuyor''

 

Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, vatandaşların yaklaşan Kurban Bayramı’nı kutladı. Kurban Bayramı'nda İslam ülkelerinin unutulmaması gerektiğini kaydeden Karamollaoğlu, "Ne yazık i İslam âlemi kan revan içinde. Neredeyse çatışma olmayan yer kalmadı. Neredeyse herkes çatışmaya muhatap oluyor bu da insanların acı çekmesi manasına geliyor. Bizim açlıktan, sefaletten sıkıntı çeken mazlumlara da el uzatmamız lazım. Birçok yardım kuruluşumuz bu konuda gayret gösteriyorlar. Şu hususu da vurgulamak istiyorum. Uygur bölgesi giderek artan endişelerle gündemimizde yer alıyor. Çin'in burada yaptığı zulmü kabul etmek mümkün değil. Burada tam bir soykırıma gidiliyor, kimlikler değiştiriliyor" dedi.

'KİMSE KİMSEYİ ANLAMAK İSTEMİYOR'
Karamollaoğlu, bugün Türkiye'nin genel tablosuna bakıldığı zaman küskünlük ve husumet havası görüldüğünü belirterek, şöyle konuştu:

"Birbirimize karşı bir türlü tebessüm etmeye yanaşamıyoruz. Bunun da en büyük sebebi siyasetin dili ve siyasetçilerin tavrı. Türkiye son yıllarda hiç olmadığı kadar kutuplaştı, kamplaştı, bölündü. Herkes kendi mahallesine kulak kesilmiş durumda. Kimse kimseyi anlamak ve dinlemek istemiyor. İşte hepimiz için bir fırsat. Gelin bu bayramda bir olalım, birlik olalım. Başta siyasetin dilini değiştirelim, çatışma dili yerine müzakere, dostluk ve merhamet dilini kuşanalım. İnanıyorum ki eğer bunu yaparsak hepimiz için bayramımız bayram olacaktır."

İŞTE BASIN TOPLANTISINDAN SATIR BAŞLARI

Kurban Bayramı Bir Manadır
Önümüzdeki Cuma günü inşallah hep beraber Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Kurban bir mana, bir anlam, bir yaşayış biçimidir. Bu minvalde şair Kurban Bayramı'nın manası için der ki; "Senin İsmail'in kimdir? Veya nedir? Makamın mı? Onurun mu? Mevkin mi? Statün mü? Mesleğin mi? Paran mı? Evin mi? Bağın mı? Otomobilin mi? Bunu sen kendin bilirsin. Her ne ve kim ise onu sen kendin Mina'ya getirmeli ve Kurban için seçmelisin."
 
Bu Cuma Kurban Bayramı'nı idrak edeceğiz, bizlere düşen İsmailimiz her ne ise onu Mina'ya götürmektir.
İnanıyorum ki; bugün gerek İslam dünyasının gerekse ülkemizin kurtuluşa ve huzura ermesi bahsettiğimiz bu mananın anlaşılması ile mümkündür. Kurban Bayramı vesilesiyle; kini, düşmanlığı, ötekileştirmeyi, hırsı ve kibri ortadan kaldırıp, barışı, hoşgörüyü, tevazuyu ve dayanışmayı tesis etmeyi temenni ediyor. Kurban Bayramı'nın ülkemize ve bütün İslam alemine sağlık, huzur ve afiyet getirmesini diliyorum.
 
İslam Alemi Perişan Doğu Türkistan Kan Ağlıyor
Kurban Bayramı’nı bizim gibi idrak eden İslam ülkelerin de unutmamamız gerekiyor. Ne yazık i İslam âlemi kan revan içinde. Neredeyse çatışma olmayan yer kalmadı. Neredeyse herkes çatışmaya muhatap oluyor bu da insanların acı çekmesi manasına geliyor. Bizim açlıktan sefaletten sıkıntı çeken mazlumlar da el uzatmamız lazım. Birçok yardım kuruluşumuz bu konuda gayret gösteriyorlar Arakan’dan Yemen’e. Kurban’dan bahsederken şu hususu da vurgulamak istiyorum Uygur bölgesi giderek artan endişelerle gündemimizde yer alıyor. Çin’in burada yaptığı zulmü kabul etmek mümkün değil. Burada tam bir  soykırıma gidiliyor, kimlikler değiştiriliyor. Efendim sosyal entegrasyon kampları kurulmuş milyonlarca insandan bahsediliyor. Allah’tan korkun, Çin’in bu tavrı sebebiyle Türkiye’den gık çıkmıyor.
Tam tersi belirli çevreler Çin bir şey yapmıyor bu konu nereden çıktı diyorlar? Böyle konuşursanız yarın bunun vebali bütünüyle omuzlarınıza yüklenir. O insanlar Nazi kamplarındaki gibi yakılmıyor ama daha beterine maruz tutuluyor.
 
“Çin, hızla büyüyen bir ülke; elbette ilişkilerimizi geliştirmek isteriz. Fakat; maddi menfaatler için orada işlenen suçlara rıza gösteremeyiz!”
 
Kurban Bayramı Yeni Bir Başlangıca Vesile Olsun
Bayramlar küslüklerin yerini barışmanın aldığı günler olarak anlamalıyız. Bugün Türkiye’nin genel  tablosuna baktığımız zaman ise ne yazık ki bir küskünlük ve husumet havası görüyoruz. Birbirimize karşı bir türlü tebessüm etmeye yanaşamıyoruz. Bunun da en büyük sebebi siyasetin dili ve siyasetçilerin tavrı.
Türkiye son yıllarda hiç olmadığı kadar kutuplaştı, kamplaştı, bölündü. Herkes kendi mahallesine kulak kesilmiş durumda kimse kimseyi anlamak ve dinlemek istemiyor. İşte hepimiz için bir fırsat gelin bu bayramda bir olalım birlik olalım. Başta siyasetin dilini değiştirelim, çatışma dili yerine müzakere, dostluk ve merhamet dilini kuşanalım. İnanıyorum ki eğer bunu yaparsak hepimiz için bayramımız bayram olacaktır.
 
Kurban Dayanışma ve Yardımlaşma Demektir
Kurban Bayramı’nın bir başka önemli noktası ise yapılan yardımlaşma ve infaktır. Bu sebeple Kurban’dan alacağımız en önemli derslerden birisi evine yılda bir kere et giren insanımıza bu eti ulaştırmak, kendi payımızdan muhtaç olanlara yardım etmektir. Bu hassasiyetin yanında ise şu unutulmamalıdır;  Osmanlı’nın bir döneminde hazine fazlalık verdiği için ihtiyaç sahibi fakir neredeyse kalmamış. Bundan dolayı da hayır yerleri, sadaka taşları hazırlanmış. Kim parayı bıraktı kim aldı bilinmiyor. İşte bizim bu düzeni sağlamamız öncelikli olandır ama bugün tabloya baktığımızda insanımızın durumu hiç iç açıcı değil.
 
Bakınız; Cumhurbaşkanlığı 2020 Yıllık Programı'na göre ise belediyeler dışındaki kamu kuruluşlarının  sosyal yardım harcamalarından 17 milyona yakın kişi yararlanmış. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yardım için Nisan'da yapılan başvuru sayısı 682.697'ye çıktı, Mayıs ortasına gelindiğinde ise 955.144'e ulaştığı bildirildi. Bu verilere göre, İstanbul'daki hanelerin yüzde 14'e yakını Belediyeden sosyal yardım alıyor. Şu hususu vurgulamak istiyorum; bir ülkede ki sosyal yardımların çokluğu bir başarı göstergesi değildir. Önemli olan milleti yardıma muhtaç olmaktan kurtarmaktır. Bu konuda da tekelci bir anlayışla konuya yaklaşmamak önemlidir bizim bütün olarak bu yardımları yapmamız icap eder. Belediyelere engel olmak bize bir fayda sağlamaz.
 
Sosyal Medya Düzenlemesi
Bildiğiniz üzere gece uzun zamandır tartışılan sosyal medya düzenlemesi geçti. Bu konudaki uyarı ve tavsiyelerimiz ise ne yazık ki dinlenmedi. Türkiye’de bir sosyal medya düzenlemesine ihtiyaç vardı ama bu iktidarın yaptığı gibi değil. Elbette sosyal medyada iftira, hakaret, ahlaksızlık ve trol yapıların önüne geçilmesi gerekmekte. Bunları önlemek için yasal alt yapı önemli ama iktidarın tavrı ve daha önceki uygulamaları bizi endişelendiriyor. Kişi hak ve hürriyetlerini, düşünme ve ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik hiçbir adım kabul edilemez. Türkiye bugün basın özgürlüğü sıralamasında dünyada en geride olan ülkelerden birisi. Bu düzenleme ile Türkiye’nin dünyadaki imajı daha da sarsılacak. Umuyoruz ki en kısa zamanda yapılan hatalar fark edilir ve ders alınır. Biz medya padişahınsa sosyal medya bizimdir demiştik.
Anlaşılan o ki padişah sosyal medyaya da göz koydu.
 
Asıl Meselemiz Konuşulmuyor.
Kıymetli arkadaşlar bayrama doğru giderken Türkiye’nin asıl meseleleri hakkında bazı noktalara değinmek istiyorum. Bakınız çok açık bir şekilde söylemek istiyorum bugün Türkiye’nin meselesi ekonomidir,  adalettir, ehliyetsiz ve liyakatsiz kadrolardır, yolsuzluk ve rüşvettir, şeffaf olmayan yönetim anlayışıdır. Ama bunların konuşulmasını istemeyenler neyi konuşuyorlar? Bugün bizim meselemiz Türkiye’nin kötü gidişatıdır. Ekonomi, her geçen gün kötüye gidiyor. İktidar, bunu engelleyemediği için suni gündemlerin peşinde! Bu suni gündemleri kullanarak, kimsenin ekonomiyi konuşmasını istemiyor. Bugün eğer Türkiye'de, asgari ücret açlık sınırının altında kalmışsa; nasıl ''ekonomi iyiye gidiyor'' diyebiliriz! Bugün eğer Türkiye'de, asgari ücret açlık sınırının altında kalmışsa; nasıl ''ekonomi iyiye gidiyor'' diyebiliriz!
Hazine tam takır aldığımız borçlar bile ödememiz icap eden borcu karşılayamıyor. İşsizlik en azından 7-8 milyon enflasyon ise %30-40 civarında. Bunları konuşmayanlar bugün ülkenin gündeminde olmayan milleti kutuplaştıran konuları gündem ediyorlar.
 
Araç Muayene Ücretleri Garabete Dönmüştür.
Araç muayene ücretlerinde alınan fahiş fiyatlar milletin cebini yakar hale geldi. 10 dakikalık bir işlem için alınan miktar 420 lira. Yahu insanımız özel hastaneye gidip muayene olsa bu parayı vermiyor. 420 lira ile Türkiye ayağa kalkmaz ama insanlarımız bundan zarar görürler. Bu uygulama ve alınan miktar kimseye reva olamaz. Ulaştırma Bakanlığına sesleniyorum, milletimizin bu mağduriyeti bir an önce giderilmeli. Araç muayene ücretleri düşürülmelidir.
 
Fındık Sezonu Geldi
Fındık sezonu yaklaştığı için ciddi bir konu gündeme geldi. Hakaretler edildi, ağır şeyler söylendi ama fındıkçı kendi gücünün farkına vardı ayağa kalktı. Mecbur kaldılar fiyatı 22.5 liraya çıkardılar. Diğer desteklerle beraber 25’e çıkacak. Yeri geldiği zaman milletimiz hakkını yasal yollardan aramalı. İster kabul edelim ister etmeyelim; biz, birbirimizin kardeşiyiz ve hep birlikte aynı ülkede yaşıyoruz. Bayram günleri, bu hususu tekrar hatırlamamıza vesile olmalıdır. Bu sözlerle tekrar bütün milletimizin kurban bayramını tebrik ediyorum. Her zaman söylediğimiz gibi biz bütün uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz.
Şüphesiz ki güç ve kudret sahibi Cenab-ı Allah’tır. Allah (cc) ülkemizin, bölgemizin ve bütün insanlığın yardımcısı olsun.
 
NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA