SİYASET
Giriş Tarihi : 14-08-2020 19:56

''Eğer bunun adı başarıysa, başarısızlık nedir?''

İstanbul Milletvekili Prof.Dr. Cihangir İslam'dan ekonomi yorumu: Eğer bunun adı başarı ise başarısızlık nedir bunun tarifinin bize yapmaları gerekir.

''Eğer bunun adı başarıysa, başarısızlık nedir?''

Selim Akduman'ın sunduğu 'Perde Arkası' programına konuk olan İstanbul Milletvekili Prof.Dr. Cihangir İslam gündemdeki siyasi başlıkları değerlendirdi.

Ekonomik durumla ilgili Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın açıklamalarını yorumlayan İslam, gerçeklik dünyasında yaşamayan bir maliye bakanımız ve hükümetimiz var ve maalesef böyle bir ekip tarafından yönetiliyoruz diyerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

Albayrak'ın o açıklaması herhangi bir açıklama değil. Yani maaşını dolar alıp dolar harcayan bir insan için bu mesele değil ama siz Türkiye'yi dolara bağımlı kılmışsınız, insanlara TL üzerinden maaş veriyorsunuz ve o para her geçen gün eriyip gidiyor.

En azından şuna bakalım. Türkiye'de ne olup bitiyor?

10.kalkınma planı hedeflerinde 2023 için 2 trilyon TL GSYH hedef koyulmuş, ama 11.kalkınma planında bu hedef 1 trilyon TL'ye indirilmiş. 2023 hedefi olarak 10.kalkınma planında kişi başı 25 bin dolar milli gelir hedef koyulmuş ama 11.planda bu 12 bin dolara indirilmiş. Bu örnekleri artırmak mümkün. Yalnızca bir yerde artış ön görülmüş. Bu çok acıdır. 10.kalkınma planına göre 2023'de işsizliği %5'e düşüreceğiz demişler ama 11.plana bakıyorsunuz işsizliği %9.9'a düşüreceğiz demişler. Yani böyle bir aymazlıkla, sorumsuzlukla yönetiliyoruz ama hâlâ 'Kanal İstanbul''dan bahsediyoruz. Çok acı değil mi? Bunun özeti; bugüne kadar defalarca söyledik, Türkiye'nin tüm alınan borçları, gelirler, tüm mali kaynakları ne yazık ki üretime dönük bir yatırıma yönlendirilmemiş. Yapılan tek iş bütün parayı betona yatırmak olmuş. Bakın İstanbul'u şöyle bir dolaşın, yüzbinlerce evlerin tamamlanmakta olduğunu, inşaatların durduğunu ama devam etse bile koskoca binaların, koskoca yapıların bomboş olduğunu göreceksiniz. Neden? Çünkü vatandaşın cebinde para yok. İşin plansızlığını, çevre katletmeyi bir kenara koyuyorum, yapılan hesabın bile tutmadığını görüyoruz. Türkiye'de hâlâ doların 7,3 seviyesinde tutmak için siz her gün piyasaya dolar sürüyorsanız eğer, bunun adı başarı ise başarısızlık nedir bunun tarifini bize yapmaları gerekir.

Muharrem İnce'nin yeni hareketini nasıl değerlendiriyorsunuz sorusuna İslam, geriye dönüp bakmak gerekir, Türkiye'de siyasi konumlanmalar değişebilir şeklinde yorum yaptı.

Siyasi birisi olarak, önyargılarla ve zihin okumalarla konuşmak istemem ama olayların verdiği ipuçları elbette ki değerlendirilmeli. Sadece söylenen sözlerle de yetinmek bizi herhangi bir yoruma ulaştırmayacaktır. Bu hareketi kavramak için bence referandumdan itibaren veya bu başkanlık sisteminden itibaren, son 10 yıla bir göz atmak gerekiyor. Anayasa değişikliği referandumunda ne oldu? Belki o günlerde gözden kaçan birkaç şeyi tekrar hatırlayalım. Referandumda şöyle birşey ortaya çıktı. Tüm siyasi gelenekler aşağı yukarı bölündü. Yani milliyetçi geleneğe bakıyoruz tam ortadan bölündü. Muhafazakar kesime baktığımızda Saadet Partisi AK Parti'nin tam karşısında kaldı. CHP'nin içinde çok küçük bir kesim bu anayasa değişikliğine 'Evet' dedi. Bunun arkasından da bir takım ittifaklar oluştu. İttifaklar ne istiyor? Cumhur İttifakı'na baktığımızda otoriter bir yönetim istediği, hesap vermeye yanaşmadığı, şeffaflıktan hoşlanmadığı, insan haklarının, demokrasinin ikinci plana düştüğü bir anlayışı görüyoruz. Ve bunun karşısında oluşan ve son derece heterojen bir yapı olarak Millet İttifakı ortaya çıktı. Peki neydi istedikleri? Öncelikle ifade özgürlüğü ve özgürlüklerdi. İnsan haklarıydı. Çoğulcu bir demokrasiydi. Yani bir anlamda muhalif kesim biz farklılıklarımızla bir arada yaşamaya hazırız bu ülkede ve yaşıyoruz. Hukuk devleti istiyordu. Parlamento'nun ağırlığının ve denetici görevinin tekrar gündeme gelmesini istiyordu. Aslında bir taraftan muhalif kesim Türkiye'deki yeni siyaseti inşa ediyordu. Esas mesele buraya dayanıyor.

Bundan başka olarak, Sn. Cumhurbaşkanı'nın son iki ay içerisinde iki açıklaması oldu. Tüm siyasi partilere çağrı yaptı ve 2023'ü birlikte inşa edelim dedi. Ama çok fazla rağbet görmedi. Nedeni de bugüne kadar yaptığı çağrılar ve çağrıların arkasındaki davranışlar olabilir. O yüzden çok fazla bir rağbet görmedi. Şimdi, Cumhur İttifakı'na baktığımız zaman ne görüyoruz? Seküler ayak eksik Cumhur İttifakı'nda. DEVA Partisi ve Gelecek Partisi'nin kurulmasının ardından Türkiye'deki siyasi geleneklerin tüm temsilleri mevcut. Bu ciddi bir potansiyel ve tehdit arz ediyor Cumhur ittifakı açısından. Bir yandan şunu görüyoruz gelecekte Cumhur İttifakı küçüldükçe muhalefet büyüyecek. O yüzden ben herhangi bir erken tespitte bulunmamak adına şu soruyu soruyorum; Sn. İnce basın toplantısında Millet İttifakı'nın içinde kalacağız diyor ama Cumhur İttifakı ile çelişen bir herhangi bir cümlesine ben rastlamadım. Ve havuz medyasının tüm kanalları da muhaliflerin toplamına bir yıl içerisinde ayırdığı vakitten daha fazlasını Sn. İnce'ye bağışladı. Muhtemelen Erdoğan'ın kafasında şu yatıyordur; Saadet Partisi, Gelecek ve DEVA Partisi'nin de karşı ittifakta yer almasına benzer şekilde o da bütün renkleri oluşturmak amacıyla belki Sn. İnce'nin gelecekte Cumhur İttifakı'nda yer alması gönlünden geçiyor olabilir.

Son olarak toplumsal uzlaşı mesajı veren İslam, sorunlaırn çözümü için asabiyet üzerine kurgulanan siyasetin terk edilmesi gerektiğini savundu.

Bir asabiyetin üzerine siyaset; yani etnik bir fay hattının üzerine bir de siyasi bir fay hattı açarsanız yarılmaya yol açarsınız. Asabiyet üzerinden bir siyaset herhangi bir milliyetçiliğin aşırılaşması sıkıntılara yol açar. Böyle bir siyaset bizi bir yere götürmez. Siyaset neticede ittifaktır. Ve bir toplumu sözleşme ile bir arada tutabilirsiniz. Toplumsal sözleşme ile bir arada tutabilirsiniz. İşte yeni siyaset buna hazır diyorum. Herkesin eşit olduğu toplumlarda anca siyasi programlar tartışılmaya başlanır.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA