PROGRAMLAR
Giriş Tarihi : 19-08-2020 22:51   Güncelleme : 20-08-2020 01:45

''Anadolu'nun ilikleri kuruyor...!''

Sosyolog Prof.Dr. Ahmet Taşğın küresel sistemde değişen dünya ile ilgili analizlerde bulundu. Taşğın, bir takım tanımlamaların yeniden yapılması gerektiğini vurgulayarak; Müslümanların bireysel anlamda Müslüman olup toplumsal anlamda Müslüman gibi hareket etmediklerini söyledi. Bir Mü'min olarak bizim de dünyaya dair söyleyeceğimiz şeyler olmalı diyerek çözüm odaklı olunması gerektiğini belirtti.

''Anadolu'nun ilikleri kuruyor...!''

Mehmet Ali Kayacı'nın sunduğu 'Buluşma Noktası' programına konuk olan Konya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet Taşğın salgın sürecinde yaşanan gelişlmeleri değerlendirdi.

Küresel sömürü düzeninde ayakta kalmanın yolu olarak sisteme direnmek zorundayız diyen Prof. Taşğın sözlerini şu şekilde sürdürdü:

Sağlık nedir, insan nedir, insanın sağlık olması nedir? İlaç nedir? Doktor nedir? Hekim kimdir? Tüm bu tanımların yeniden yapılması lazım. Müslüman, kişisel olarak Müslüman olarak doktor kendi işinde Müslüman olmadığı için, bireysel olarak Müslüman olan eczacı işinde Müslüman olmadığı için bu kadim irfanın, hikmetin takipçisi değil. Onun savaşçısı, onun safında mücadele eden ve mevcut firavun ve sihirbazlarının ürettiği ilaç ve tıbbın savunucusuna dönüşüyor. Dolayısıyla şimdi 20 yıldır şu kadar meseleleri bilen insanların olduğu ülkede sağlık sektöründe bizim dedelerimizin yaptıklarını, uyguladıklarını; hurafe, koca karı ilacı, sınıkcı, kengeci gibi kavramlarla aşağılamaya devam ediyorlar. Ve mevcut bu sistemin içerisinde alan açılmıyor alan açılsa bile imkan yok. Yine onu kendi içerisinde tutarak orası karartılıp gidiliyor. Neden? Mevcut iktidar, hükümetin içerisinde yer alan insanlar modern dünya ve modern dünyanın içerisinde ona dahil olup onun parçasına dönüşmenin imkanlarının tüketimden geçtiğini düşünüyorlar. Ne kadar tüketiyorsanız, ne kadar çöp üretiyorsanız, ne kadar tıbbi atık üretiyorsanız o kadar modernsiniz, o kadar dünyanın parçasına ait oluyorsunuz. Bunu biliyorlar ve buradan mevcut modern dünyanın bir parçası olduklarına dair iddialarını gerçekleştirmek istiyorlar.

Küresel sistemde geçmişten kopuk, kültüründen uzak, kentleşmiş insanların çoğaldığını belirten Prof.Taşğın, mevcut dünya modeline karşı bizlerin de bir model ortaya koyması gerekir dedi.

Büyükşehirlere doğru akan insan kalitemiz, insan ruhu, düşüncesi davranışları, hayata bakışı ve birbirine aile, anne, baba, mahalle, büyükler, saygı, hürmet ne varsa, şu süreç içerisinde kayboluyor ve eriyor. Yani Anadolu'nun ilikleri kuruyor. Anadolu'nun iliklerini kurutursanız o zaman Ankara'yı ve İstanbul'u tutamazsınız. Çünkü Ankara ve İstanbul'daki siyaseti, iktisadı, pazarı, uluslararası dağılımı ve açılımı sağlayan Anadolu ile sürekli tazelenen yenilenen alan bu alandır. Peki merkezde bu kayıp olurken, taşradaki bu küçülme neden oluyor? Müslüman bir ülkede insanların sosyal komutlar olarak yaşadıkları yerdeki modelin felsefesini ve burada insan modelinin ne olup olmadığının bu insanın ihtiyaçları ne olup olmadığına dair herhangi bir model yok çalışma da yok. Mesela, eskiden evlerimizde misafir odaları vardı. Misafir yatakları vardı. Şimdi bu Müslüman mühendislerin, mimarların yaptığı evlerde odaları bi sayın bakalım, bu odaların dizaynı nasıl gerçekleşiyor? Hangi odada kim ne kadar yatacak uyuyacak belirli. Bizim nerede ne yapacımıza dair tüm modelin belirlendiği bir sistemden bahsediyoruz. Bir Mü'min olarak bu dünyaya dair bizim söyleyeceğimiz birşey olması lazım. Fıkıh ilmi pratik olarak karşılaşılan ve karşılaşılacak olan sorunları ön görüp, ona göre çözüm üretmek demektir. Dünya sistemine entegre olup, onun içerisinde yürürken, yetki sahibi kimseler bize bir bina yapıp ev yapıp, Türk mahallesi, Müslüman mahallesi diye bir model geliştirmesi laızm. Bu kadar mühendis, bu kadar mimar, şu kadar düşünen konuşan adamlar varken bir mahalle, bir ev yapamıyorlar mı?

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA