PROGRAMLAR
Giriş Tarihi : 23-08-2020 09:11   Güncelleme : 23-08-2020 09:19

''Bu keşif ekonomiye pansuman tedavi bile yapmaz''

Dr.Hulki Cevizoğlu: Biz bu gazı, gerçekten hükümetin söylediği gibi bu maliyetlerle bu süre içinde çıkarabilecek miyiz? Uluslararası bazı bildiğimiz bilmediğimiz sözleşmeler bu gazın çıkarılmasına olumsuz etki yapacak mı? Hayır, maalesef bugünkü ekonomiye hiçbir faydası görülmüyor. Erbakan'ın deyimiyle pansuman tedavi bile yapmıyor bu keşif....

''Bu keşif ekonomiye pansuman tedavi bile yapmaz''

Hasan Basri Akdemir'in sunduğu 'İşin Aslı' programına konuk olan Gazeteci-Yazar Dr.Hulki Cevizoğlu Karadeniz'de keşfedilen doğal gaz rezervleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Bu keşfin tarihinin manidar olduğunu vurgulayan Dr.Cevizoğlu erken seçim endişesi içerisinde olduğunu belirtti.

Biz Doğu Akdeniz'de Yunanistan, Mısır, İsrail ile kavga ederken, tam o sırada Karadeniz'de pat diye dünyanın en değerli rezervlerinden biri olduğu söylenen bir doğalgaz bulunduğu açıklanıyor. 5 yıllık bir araştırmanın sonunda hareketliliğin olduğu dönemde bunun bulunması ayrı bir soruşturma doğuruyor. Ayrıca kullanılabilir hale getirilmesi için 3 yıl veriliyor. Bu da çok enteresan. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı tarihe denk geliyor. Ben, bu Ayasofya olayından, doğal gaz müjdesinden, yakın zamanda verilecek başka müjdelerden, gerçekleşmeyen yerli otomobil müjdelerinden sonra şunu tahmin ediyorum; yakında bir seçim var. Çünkü bunlar dile getirildiği zaman henüz sonucu görülmeyen vaatler daha etki yapar seçmen üzerinde. Çünkü 3 yıl sonunda bilmiyoruz çıkacak mı çıkmayacak mı? Çıktığı zaman maliyeti faydayı sağlayacak mı karşılayacak mı onu bilmiyoruz.

Berat Albayrak'ın 'müjde' açıklaması öncesinde Türkiye'nin ekseni değişecek açıklamalarını değerlendiren Dr.Cevizoğlu, eksenimiz neydi ki ne oldu sorusunu yöneltti.

Eksen kayması ya da eksen değişikliği oldu mu? Eksenimiz neydi ne oldu? Eksen değişikliği kavramının uluslararası ilişkiler biliminde çok farklı anlama geldiğini söylüyorlar. Berat Albayrak tarafından dile getirilen bu ifade çok farklı yerde kullanıyor. Ulusrararası ilişkilerde eksen kayması, örneğin NATO'dan çıkıp başka bir pakta girmek gibi birşey. Bulunduğumuz konumdan başka bir konuma geçseydik eksen kayması yaşayacaktık. En erken ihtimalle 3 yıl sonrasına ağzımıza bal çalınmış oldu. Birşeye sahip olmak değil önemli olan. Onu kullanabilmek, ondan yararlananabilmek ve onun üzerinde egemen biçimde kimsenin etkisinde kalmadan, dış güçlerin de etksiinde kalmadan, özgür ve bağımsız milli irade ile birlikte ondan yararlanabilmek işletebilmek önemli.

Daha sonra Türkiye'nin farklı enerji kaynaklarına dikkat çeken Dr.Hulki Cevizoğlu, hükümetin pek çok kurumu özelleştirmesini hatırlattı.

Türkiye'de bor madeni var. Bu madenlerle ilgili ben çok araştırma yaptım. Dünyada birinci sıradayız. Dünya rezervinin, dünyadaki bor yataklarının %70'i Türkiye'de tek başına. Bor demek, enerji alanında petrolden çok daha faydalı bir maden. Biz bugün nerede kullanıyoruz bunu? El dezenfektanı olarak ya da temizlik malzemesi olarak kullanıyoruz. Oysa petrol denen fosil kaynaklı enerjinin yakın zamanda tüm dünyada tükeneceğini bilim insanları söylüyorlar. Petrol bitiyor diyorlar. Peki yerine ne geçecek? Bor madeni geçecek. Bor madeninin %73'ü bizde. Bunu neden kullanmıyoruz? Bugün bulunduğu söylen 320 milyar metreküp doğal gaz ne anlama geliyor bor ile karşılaştıralım? Bor madenini Dünya ekonomisine, Türkiye ekeonomisine katmamamız için ne engel oldu bu soruyu da birisi yanıtlamalı.

Şimdi 2 gün öncesinden müjdenin müjdesi verildiği zaman medyada 800 milyar metreküplük bir doğalgaz haberi çıktı. Oysa bugün açıklanan 320 milyar metreküp. Peki Türkiye'nin doğalgaz tüketimi yıllık ne kadar? 50 milyar metreküp. Şimdi 50 milyar metreküp bizim doğalgaz tüketimiz var. 320 milyar metreküpü 3 yıl sonra çıkarsak bu bizim 6 yıllık ihtiyacımızı karşılıyor. Burada tehlike şu; bazı enerji kaynaklarımızı veya dağıtımını biz özelleştiriyoruz sürekli, elektrik ve doğal gaz dağıtımını özel sektör yaptığı zaman bu zam olarak geri dönüyor. Ve bunun önüne geçilemiyor. Bir faydası olmuyor. Bunu devlet çıkarıp kamu hizmeti olarak halka götürürse, sanayideki doğalgaz olarak fabrikalara götürürse faydası var. Ama bunu hemen özelleştirme yoluna gidiyor iktidar maalesef.

Doğal gaz ve bor arasında kıyaslama yapan Dr.Cevizoğlu, yeni keşfin ekonomik sorunlara kısa vadede çözüm olmayacağını vurgulayarak şunları söyledi:

Yapılan araştırmalar, bu bulunan gazın çıkarılabilmesinin maliyetinin 3,5 milyar dolar olduğunu gösteriyor. Bugün o doğal gazı ekonomiye kazandırabilmek için en az 3,5 milyar dolarlık bir yatırım yapmamız gerektiği söyleniyor. Peki bor madenine bakalım, tükenmekte olan fosil enerji kaynağı olan petrol, petrole karşı bor madeni ne kadar enerji ihtiyacını sağlıyor? Tüm dünyanın 450-500 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak bor madeni var. Bunun %70'i Türkiye'de. Türkiye'deki bor madenlerinin parası ne kadar? Ekonomik değeri ne? 300 milyar dolar değerinde. Yani 300 milyar dolarlık bir ekonomik kaynağımız, bor madenimiz yıllardır yatıyor. Yıllar yıllar öncesinden biliyoruz Türkiye'de bu bor madeni var. Yıllar öncesinde bilinen bilgiler. Bugün bile gündeme gelmeyen bir kaynağımız var. Yıllık cari açığımız 8,2 milyar dolar. Ve elimizdeki kaynağın maliyeti 300 milyar dolar. Tüm bunlar eşiğinde söylenecek söz kalmıyor değil mi?

Daha sonra dikkat çeken bir bilgi paylaşan Dr.Cevizoğlu Türkiye'nin 2042 yılına kadar dışarıdan gaz almak zorunda olduğunu söyledi.

Biz istediğimiz kadar doğal gaz bulalım, dışarıdan doğal gaz almak zorundayız. 2042 yılına kadar biz uluslararası anlaşmalarla birçok ülkeye doğal gaz alım garantisi vermişiz. Dünyanın en zengin doğal gazını bulsakta fark etmiyor. Almıyorum desek parasını vermek zorundayız. Peki ekonomiye nasıl katkı sağlayacak bu? Hükümetin bu konuyla ilgili kamuoyuna açıklama yapmalarında fayda var. Biz bugüne kadar Türkiye'de böyle müjdeleri çok duyduk.

Son olarak Bülent Arınç'ın Biden tartışmalarına dahil olmasını değerlendiren Dr.Hulki Cevizoğlu ayrıca Biden'e Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın neden yanıt vermediğini sorarak, yalnızca İletişim Başkanı Fahrettin Altun'dan yanıt gelmesinin uluslararası ilişkilerde yerinin olmadığını savundu.

Arınç, Trump'un karşısında kim varsa onu desteklerim diyor. Trump'un karşısında kim var? Joe Biden var. Yani Bülent Arınç Joe Biden'i desteklerim diyor. Biden, Erdoğan'ı darbe ile değil seçim ile devireceğim diyor. Arınç ise Biden'i desteklerim diyor. E şimdi Erdoğan'ın danışmanı Sn.Arınç'ın madem sözünün, fikrinin değeri yok. O zaman Cumhurbaşkanı sözünün değeri olmayan insanları nasıl danışman yapıyor, ne danışıyor? Olur mu öyle şey? Demekki değer veriyor ki danışman yapıyor. Sonuçta Arınç diyor ki Trump'ın karşısında kim varsa onu desteklerim diyor. Koskoca Cumhurbaşkanı'na, koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ne söz söyleyecek Biden denen kişi ve bu yönetimden ancak basın yayın genel müdürü, şimdiki adıyla İletişim Başkanı Fahrettin Altun Hoca mı cevap verecek? Yani bu mudur? Aynı eşitlikte midir uluslararası ilişkilerde? Güçlü bir cevap mıdır bu?

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA