PROGRAMLAR
Giriş Tarihi : 01-09-2020 02:52   Güncelleme : 01-09-2020 03:08

''Üniversiteler düşünsel üretimin ikinci plana atıldığı yerlere dönüştü''

TV 5 ekranlarında yayınlanan Türkiye Raporu programında masaya yatırılan 'Yükseköğretim Meselesi' hakkında Doç.Dr. Abdullah Aydın, üniversitelerin düşünmenin ve düşünsel üretimin ikinci plana atıldığı yerlere dönüşmüş durumda olduğunu söyledi.

''Üniversiteler düşünsel üretimin ikinci plana atıldığı yerlere dönüştü''

TV 5 ekranlarında yayınlanan Türkiye Raporu programında bu hafta 'Yükseköğretim Meselesi' konuşuldu. Akademisyenler bu programda üniversitelerin ne olduğunu sorgularken; Türkiye'de ve dünyadaki işlevini, üniversitelerden ne anlamak gerektiğini, Türkiye ve dünyadaki özelliklerini değerlendirdi.

Doç.Dr. Abdullah Aydın, üniversitelerin tarihsel sürecini değerlendirdi ve modern üniversitelerin nasıl ortaya çıktığını anlattı. Doç.Dr. Aydın, mevcut yapı modern dünyanın ihtiyacı olan bireyleri dönüştüren bir yapıdır dedi. Aydın daha sonra konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

''Modern üniversitelere ihtiyaç duyulma süreci daha önce üniversite olmadığı manasına gelmiyor. Modern manada yeni üniversitelerin ortaya çıkma süreci bilimin kompartımanlaştırılması süreciyle ortaya çıktı. Eskiden ne vardı; temel bilimler vardı, bunun yanında felsefe vardı ve başka bilimlere insanlar yöneliyorlardı. Eski bilim insanlarından bahsettiğimiz zaman, sağlıkta çalışmış oluyor, fizikte çalışmış oluyor aynı zamanda toplumsal bir konudan da bahsetmiş oluyor. Düşünen insanların bir araya gelerek oluşturduğu ve daha nitelikli düşünmeyi sağlayacak ortamlarken, bu modernizmin ortaya çıkardığı ve bu ihtiyaca yönelik çalışmalar yürütmek üzere yeniden inşa edilen üniversiteler ortaya çıktı. Dünyadaki üniversitelerin de bakış açısı merkezinde modern sisteme angaje olacak, modern sistemin bir çarkına, dişlisine dönüşecek bireyleri ve ara elemanları yetiştiren bir yapıya dönüşmüş durumda üniversitelerimiz. Modern dünyanın ihtiyacı olan bireylere dönüştürecek bir yapı. Düşünmenin ve düşünsel üretimin ikinci plana atıldığı yerlere dönüşmüş durumda üniversiteler.''

Kavramların önemine değinen Dr. Muhammed Maruf ise konuya ek olarak nitelik vurgusu yaptı ve sözlerini şu şekilde sürdürdü:

''İlmi anlamda ilmin en üst düzeyde akademik olarak insanı tam ilmi anlamda kemale götürmesi gereken bir yapı olan üniversitelerin ilim temelinde yanlış sınıflandırmışız. Çünkü kavramlar kendi kavramlarımız değil. Kendi medeniyetimizin değerleriyle biçimlendirmiyoruz yapılarımızı. Batı kendi aydınlanması ile birlikte madde ve manayı birbirinden ayırdığı için; dini ilimler, beşeri ilimler, pozitif ilimler diye ayırmış. Bu bir ayrım Batı'da. Birbirinden ayrıdır. Bizdeyse bu ayrım sadece sınıflandırma amaçlı kullanılır. Birbirinden ayrı değildir. Kopuk değildir. Sorunlar çok benzer. Nicele yönelik adımlar var. Nitele yönelik bir kaygı görmüyoruz.''

Dr. Halil İbrahim Uzun ise üniversitelerin amacına vurgu yaparak geçmişle kıyaslamalarda bulundu. Dr. Uzun: ''Bizim üniversite sistemimizde, üniversite öncesinde medrese sisteminde de tüm bilimin bir amaca matuf olarak bina edildiğini görüyoruz. Yani gökyüzünü inceliyorlarda neden gökyüzüne bu kadar meraklı insanlar? Bir ihtiyaç var. O ihtiyaca binaen gökyüzü izleniyor. Ve gökyüzü izlenirken çok farklı buluşlarda ortaya çıkmış oluyor. Yani sözgelimi vakitlerin tayini. Fakat biz üniversite sistemimizi şuanda tam olarak, dünyayla o anganjmanı tam anlamıyla sağlamış durumdayız'' dedi.

Üniversite öğrencilerinin durumunu ele alan Dr. Bekir Gündoğmuş ise diplomalı işsizlerin sayısını artıran bir sistemle karşı karşıyayız dedi. Dr. Gündoğmuş daha sonra şunları söyledi:

''Üniversiteye gelen öğrencilerin ekseriyeti iş bulma ümidi. Diploma sahibi olduğu zaman bir baltaya sap olabileceği zannıyla hareket ediyor. Üniversite okumayanı adam yerine koymuyorlar. Böyle bir psikolojik baskı var. Türkiye'de isitihdam olanakları mı arttı? Türkiye'de üretim mi arttı? Hayır, aslında bunların hiçbirisi artmadı. Peki o zaman bizim mezun ettiğimiz öğrenci nasıl iş bulacak? Aslında ne yazık ki bir çok öğrencimiz diplomalı işsiz sınıfına giriyor. Fakat bu gerçeğe rağmen üniversiteye gitmek adeta bir mecburiyet halini alıyor.''

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA