4.Güç
Giriş Tarihi : 12-09-2020 04:09   Güncelleme : 17-09-2020 12:01

''Medya şu anda siyaset dilinin kurbanı edilmiş durumda!''

Gazeteci Özlem Gürses son günlerde sıkça gündeme gelen medyanın işlevi konusunda gündemi yorumladı. Siyasilerin basın-yayın organlarını propaganda aracı olarak kullanmaya çalıştığını belirten Gürses, kutuplaştırıcı dilden bir an önce kurtulmak gerektiğini belirterek, ''TV 5 de dahil olmak üzere birçok genç arkadaşımız şahane işler yapıyorlar. Düşünce iklimimize, kardeşlik iklimimize katkıda bulunuyorlar'' dedi.

''Medya şu anda siyaset dilinin kurbanı edilmiş durumda!''

TV 5'de 4.Güç programına konuk olan Gazeteci Özlem Gürses, Mustafa Deniz ve Hasan Basri Akdemir'in sorularını yanıtladı.

GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARABİLMEK İÇİN SORU SORUYORUZ

Türkiye'de medyanın ve basın organlarının içinde bulunduğu durumu değerlendiren Gürses, ''gazetecilik insanların kendi gelecekleri ile ilgili karar verenler hakkında hakikatleri bilme hakkıdır'' dedi. 'Kamu adına bir iş yapıyoruz' diyen Gürses konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Sorularımızı; kendi merakımızı gidermek, öfkemizi kusmak için değil ya da güzel paralar kazanmak için değil, tamamen gerçeğin ortaya çıkabilmesi için soruyoruz. Bunun dışındaki tüm faaliyetler başka işler. Bir iktidarın, muhalefetin ya da bir iş-güç grubunun sözcüsü olmak gazetecilik değildir. Gazetecilik herkese eşit mesafede hem uzak hem yakın olarak sorularını soran kişi, edindiği bilgileri de sansürsüz yazan kişidir. Burada bir tek kırmızı çizgi var tabii ki; Türkiye'nin milli menfaatleri. Türkiye'nin milli menfaatlerini de iktidarlar genellikle kendi menfaatleri üzerinden tanımlarlar. Oysa ki ülkenin milli menfaatlerinin de aslında bir tanımı var. Ülkede yaşayan insanların kendi geleceklerini tasarlama ve orada karar alma iradelerine engel olacak her şey milli menfaatlere aykırıdır diye düşünüyorum ben. Benim için gazetecilik budur.''

SİYASET GAZETECİLERİ BİR OPERASYON MAKİNASI OLARAK KULLANIYOR

Türkiye'de ve dünya genelinde siyasetin gazetecilik faaliyetini kendi propaganda aracı olarak kullandığını söyleyen Gürses; 'siyasetçilerle gazeteciler arasındaki ilişkilerde benzer kalıplar görüyorum. Siyaset, gazetecileri bir operasyon makinası olarak kullanıyor' dedi.

'O yüzden de yeni bir algoritma dizaynı ortaya çıktı' diyen Gürses konuşmasına şöyle devam etti: ''Neydi o siyaset algoritması? Kutuplaştırma. Düşman yaratma. Bizim mahalle var onlara göre. Bizim dedikleri, onlar dedikleri, bunlar dedikleri insanlar var. Kim bunlar ben bilmiyorum. Hepimiz aynı bayrağın altında, aynı kimlikleri taşıdığımıza göre kim onlar bunlar? Şimdi bu siyasi algoritma bir hastalığa dönüştü. Bunun adına popülizm diyelim. Bu popülizm ve kutuplaştırıcı dil tabii ki gazetecilerin üzerinde de şöyle bir etki oluşturdu; bir kendi medyaları var, ona işte bazıları yandaş diyor bazıları havuz diyor ama ben onu bir medya olarak kabul etmiyorum, bir gazetecilik faaliyeti olarak da kabul etmiyorum. Bir de muhalif dedikleri, ki ben o muhalif lafına ne kadar gıcık oluyorum anlatamam. Muhalif kim ya? Ben 26 yıldır sektördeyim. Bizim adımız hiç muhalif falan değildi. Normal bir gazetecilik faaliyeti yapıyorduk biz. Sırf o diğer gruplara yalaka denmesin diye bizim adımızı muhalefete çıkardılar. Biz muhalefet falan yapmıyoruz tertemiz işimizi yapıyoruz. Kim karşımıza oturursa sorumuzu soruyoruz.''

MEDYA ŞU ANDA SİYASET DİLİNİN KURBANI EDİLMİŞ DURUMDA!

''Bu dil medyanın kavramlarını ve dilini de marjinalleştirdi. Her şey çok sertleşti. Uçlara savrulduk. Biz ve onlar siyasetinde uçlara savrulduk. Makûlü, sağduyuyu kaybettik. Aslında Türkiye'de en büyük kümeyi teşkil eden orta sınıf insanların ahlak ve millilik anlayışını bir kenara bıraktılar; bir kendileri var çok yerli ve milli olduklarını iddia ettikleri bi de onun dışındaki herkes ya Fetö'cü ya PKK'lı ya terörist ya ahlaksız. Kriminalize etmek deniyor ya buna bir suç algısı isnat etmek bu gruplara. Dolayısıyla ne oldu? Birbirimizle konuşamaz hale geldik. Ne soru sorabiliyoruz, ne siyasetçiler aynı çatı altında bir yayına katılabiliyorlar. Medya şu anda bu çift kutuplu siyaset dilinin kurbanı edilmiş durumda.''

Yaşanan bu kutuplaştırıcı durum nedeniyle medyanın insan kaynağını kaybettiğini üzülerek dile getiren Gürses, 'birçok arkadaşım mesleği terk ediyor. Pek çok arkadaşım öbür tarafta hem iktidar hem ikbal var diye o tarafa kayıyorlar. Biz artık geldik gidiyoruz peki bizden sonraki nesil ne yapacak? Hayat normalleştiğinde, Türkiye normalleştiğinde hepimiz artık sağlıklı bir gazetecilik ortamına kavuştuğumuzda kim yapacak bu işleri? Gazetecilik insan kaynağını kaybediyor bu ülkede' diyerek yaşananlara dikkat çekti.

DÜŞÜNCE VE KARDEŞLİK İKLİMİMİZE KATKI SUNAN GENÇLERİMİZ VAR

Kardeşlik ikliminin yeniden tesis edilebilmesi adına çözüm olarak 'konuşmadan sorunları çözemeyiz' diyerek diyalog çağrısı yapan Gazeteci Özlem Gürses, daha sonra sosyal medyanın etkisine ve yeni nesilin gelecekte neler yapabileceğine dikkat çekti.

Gürses sözlerini şu şekilde sürdürdü:

''Gazeteciliğin normalleşmesi için birbirinden farklı mahallelere aitmiş gibi gösterilen ve o şekilde algılanması siyasetin işine yarayan bu ortamı bi dağıtmak lazım. O dağıtma işinde de bizim gibi insanların öbür tarafın kanallarına çıkması lazım bence. O yüzden elimden geldiğince davet gelirse o taraftan, gidiyorum katılıyorum. Ama bir süre sonra fark ettim ki, bir formül var, bir strateji var. Bir şey kuruluyor orda ve sen de onun bir parçası oluyorsun. Aslında sen iyi niyetlisin. Şunu yapmaya çalışıyorsun; Türkiye'de medya iyileşecekse bu ancak birbirimizi görerek ve dinleyerek, duyarak olacak. Diyalog olmadan olmaz ki. Fakat görüyorum ki, bazı kanallarda ve gazetelerde bir strateji bu. Gazetecilik diliyle söylüyorum, operasyon çekiliyor. Dediğim gibi aslında TV 5 de dahil olmak üzere birçok genç arkadaşımız şahane işler yapıyorlar. Düşünce iklimimize, kardeşlik iklimimize katkıda bulunuyorlar.''

TROLLER SOSYAL MEDYAYI DA KİRLETİYOR

''Sosyal medyada bir hayat kurulmuş vaziyette. Yeni genç kuşağı tanımak için kişisel bir gayret gösteriyorum. İki sebeple; birincisi gazetecilik yapıyorsan kamusal alanda, yarına kalabilmek için ve kendini geliştirmek için gelen her yeni kuşakla bir ilişki bir bağ kurman lazım. Onları anlaman lazım. Sonuçta biz toplumun sosyolojisini, psikolojisini tahlil etmeye çalışan bir iş yapıyoruz. Bunu da ancak o topluma bakarak yapabiliriz. Şunu görüyorum, yeni ve çok sesli bir ortam oluşuyor sosyal medyada. Ben sosyal medyanın demokratikleşmeye katkı sunan bir alan olmasını hayal etmiştim. Doğrusu benim hayal ettiğimden daha kirli bir alana dönüştü. Niye? Troller sayesinde. Belli güç odakları o alanı trolleştirerek orada da bambaşka bir iklim oluşturdular. Ama buna rağmen hala bir arada yaşama kültürünü savunan, çok sesliliği savunan, tüm yaralarına ve krizlerine rağmen demokrasinin arkasında duran, bu yeni dünyanın yeni gençleri sosyal medyada çok ilginç işler yapıyorlar.''

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA