Türkiye Raporu
Giriş Tarihi : 12-09-2020 16:57   Güncelleme : 17-09-2020 12:00

''Türkiye'nin kendi sanayileşme kültürü, sanayileşme 'raconu' olmalı!''

Türkiye Raporu'nda bu hafta 'Endüstri 1.0'dan Endüstri 4.0'a Türkiye'nin Sanayileşme süreci konuşuldu. Batı Medeniyeti'nde Sanayi Devrimi ile birlikte sermaye gruplarının daha çok kazanma hırsıyla ilerlediğini belirten Dr.Bekir Gündoğmuş buna karşın Türkiye'nin kendi sanayi kültürü, sanayileşmenin bir 'raconu' olmalı dedi.

''Türkiye'nin kendi sanayileşme kültürü, sanayileşme 'raconu' olmalı!''

Gıda ve tarımda helallik hassasiyeti üzerinde duran Dr.Muhammed Maruf, İslam ülkelerinin bir araya gelerek bir standart sistemi geliştirmesi gerektiğini savundu. Maruf, 'gıdamızı dışarıdan alıyoruz, ilaçlarımızı dışarıdan alıyoruz, içtiğimiz ilacın nereden geldiğini biliyor muyuz?' Diye sordu.

Dr. Halil İbrahim Uzun ise Nurettin Topçu'nun 'Kültür ve Medeniyet' isimli eserinden alıntı yaparak, 'teknik kültür ağacının yetiştirdiği bir meyvedir. Fakat biz bu tekniği, emanet bohçalar içinde Batı'dan aldık. Bizim üzerimizdeki etkileri veya oradaki tekniği ortaya çıkaran umdelere hiç bakmadık' dedi.

Esasında bizim tekniğin karşısına koyabileciğimiz savunabileceğimiz, temelini felsefi olarak doldurabileceğimiz 'Sanayi' kavramımız var diyen Dr.Uzun, sanayide işlevsellik çok mühim diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

''Jelatini dışarıdan sığır jelatini diye alabilirsiniz. Bunu kazanç diye de alabilirsiniz. Bu ticaret doğrultusunda para kazanıyorsunuz ama bu parayı nereye harcıyorsunuz. Almış olduğunuz bu jelatin dolayısıyla insan sağlığı bozuluyor, siz sağlığa yatırım yapmak zorunda kalıyorsunuz. İnsan psikolojisi bozuluyor siz o psikolojiyi düzeltmek için psikolojiye yatırım yapmak zorunda kalıyorsunuz. Yani siz bunu salt kazanç olarak görüyorsunuz ama bu kazancınızı farklı öngöremediğiniz noktlara bir şekilde kanalize etmek zorunda kalıyorsunuz.''

OSMANLI FETHETTİĞİ YERLERİ TİCARİ BİR PAZAR OLARAK GÖRMEMİŞTİR

Dr. Bekir Gündoğmuş, Türkiye'nin sanayileşme serüvenine değinerek, 'sanayileşmenin bir kültürü bir raconu olmalı' dedi. Gündoğmuş konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Malum 'Sanayi Devrimi' Batı ürünü. Kendi içlerinde yaşadıkları değişim dönüşüm sürecini arz ediyor. Bu devrimin Osmanlı'ya yansıması sürecine bakıldığınıda, Osmanlı'da Batı'da olduğu gibi bir sermaye sınıfından bahsetme durumu yok. Yönetici var bi de yönetilen var. Osmanlı'da sınıf ayrımı yok. Sınıf ayrımının olmadığı, dolayısıyla sermaye sınıfının olmadığı bir toplumda, bir ülkede doğal olarak mesela bizde üretim nasıl şekilleniyordu derseniz, üretim insan ihtiyacı kadar yapılıyordu. Osmanlı örneğin Eflak-Boğdan'ı fethetmeye gittiğinde, Eflak-Boğdan'ı bir pazar olarak görmemiş. Ben Konya'da üreteyim, Eflak-Boğdan'a satarım. Ya da Eflak-Boğdan'dan bir hammaddeyi alayım işleyeyim Afrikya'ya satayım diye düşünmemiş. Malum Osmanlı'da lonca sistemi var. Osmanlı'da teknoloji niye geç geldi diye sürekli konuşulur. Osmanlı kendi toplumsal sistemini muhafaza etmek üzere Lonca sistemini bir anda bu sisteme adabte ederse bir sürü insan işsiz kalacak. Osmanlı'da ve sonrasında da Cumhuriyet'e geçiş sürecinde bizde üretim sürecinde ihtiyaçtan fazlasını üretip bu ihtiyaçtan fazlasını da satma bir kültür olarak gelmemiş. Bizim hala bu konuda ciddi manada problem yaşadığımızı düşünüyorum. Devlet politikası olarakta bundan bahsedebiliriz, özel sektör olarakta bahsedebiliriz. Elbette ihracatımız var bunu yok saymıyoruz. Batı'daki sanayi devriminin temelinde kazanma hırsı var. Bizde bu hırs tam anlamıyla söylersek 1980 sonrasında 'gözümüz açılmış'. Gözümüş açılmış ama çok hızlı hareket etmek lazım, endüstri 1,2,3,4 böyle adapte olmaya çalışıyoruz onun için böyle problem yaşıyoruz.''

İHTİYAÇLAR SINIRLI, ALLAH'IN YARATTIĞI KAYNAKLAR SINIRSIZDIR

Bunun üzeirne günümüz 'İktisiat' kavramına değinen Dr.Muhammed Maruf, bilimsel olarak öğretilen kavramların emperyalizmin bir tuzağı olduğunu savundu. Allah'ın yarattığı kaynakların sınırsız olduğunun altını çizen Dr. Maruf şöyle konuştu:

''İktisatta bize öğretilen bir numaralı tuzak, ihtiyaçlar sonsuz kaynak sınırlıdır. Bu bir tuzaktır. Bu emperyalist sömürü iktisadının tuzak cümlesidir. İhtiyaç ne? Sen ihtiyacı nasıl tanımlıyorsun? Bu ihtiyaçlar dediğin şey, insanın hayatını rahat bir şekilde idame ettirmesi gereken şeylerse bunlar sınırldır. Sınırsız olan ne? Nefsin arzuları sınırsızdır. Emperyalizm bu sınırsız olan nefsin arzularını tatmin edilmesi noktasında insanın sınırsız bir şekilde tüketmesini ve israf etmesini körükler böyle olduğu içinde bu tüketimin getirdiği ihtiyaçları karşılamak adına gider işgal eder, sömürür, alır zorbalık yapar. Bize göre insanın gerçek ihtiyaçları sınırlıdır. İnsan kanaatkar olmalıdır. Hayatını rahat bir şekilde idame ettirecek kadar ihtiyaçlarını giderebilmelidir. Ondan sonrası nefsin arzusudur. İhtiyaçlar sınırlı, buna karşı Allah'ın yarattığı kaynaklar sınırsızdır.''

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA