Advert
SİYASET
Giriş Tarihi : 15-10-2020 17:49   Güncelleme : 15-10-2020 18:52

Karamollaoğlu: Asıl darbe, hukukun rafa kaldırılmasıdır

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ‘darbecilikle’ suçlanması konusunda, darbe dönemlerinde hukukun rafa kaldırıldığına işaret ederek, bir yerel mahkemenin AYM kararını tanımamasının da bu anlama geldiğini dile getirdi. Karamollaoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Anayasa’nın açık hükümleri karşısında, AYM’nin aldığı kararları uygulamaya davet ediyorum” dedi.

Karamollaoğlu: Asıl darbe, hukukun rafa kaldırılmasıdır

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında, gündemdeki siyasî konulara dair partisinin görüşlerini dile getirdi.

Sabotaj iddialarının üzerine gidilmeli

Konuşmasına, birçok şehirde aynı anda çıkan orman yangınlarını değerlendirerek başlayan Karamollaoğlu, yangınların sabotaj olduğuna dair iddiaların muhakkak üzerine gidilmesi gerektiğini söyledi. Karamollaoğlu, “Bu yangınlardan dolayı hem bölge halklarına hem de tüm milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi.

Teknolojiye erişimi olmayan öğrencilere destek olunmalı

Daha sonra salgın döneminde uzaktan ve yüz yüze eğitim konusunu ele alan Karamollaoğlu, “Uzaktan eğitimde ciddi bir alt yapı eksikliği var hâlâ köylerde ve kırsalda çok ciddi sıkıntılar var ki büyükşehirlerde bile interneti olmayan çocuklarımız var. Uzaktan eğitim sürecinde gerekli teknolojik alet ve internete erişimi olmadığı için eğitimi aksayan öğrencilerimizin ise eksikliklerinin en kısa zamanda telafi edilmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

Kıbrıs Seçimleri ve Toprak Verme Meselesi

Karamollaoğlu, daha sonra Kıbrıs meselesine dair görüşlerini dile getirdi.

İkinci tura kalan adaylara başarılar ve seçimin Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkına hayırlar getirmesini dileyen Karamollaoğlu, “Kıbrıs ile ilgili son zamanlarda duyduğumuz talihsiz açıklamalar hakkındaki üzüntümüzü de dile getirmek istiyorum.  “Rumlar’a toprak vermeliyiz” kabilinden yapılan açıklamalar, ne yazık ki son derece yanlıştır. Fakat bugün bu açıklamalara güya en sert şekilde tepki gösterenler, 2004 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’de Harvard Üniversitesi’nde katıldığı bir etkinlikte sorulan bir soruya, ‘Kıbrıs’tan belli bir oranda toprağı verebiliriz” demesini görmezden gelmesini anlamak mümkün değil” dedi.

“Rusya’nın devreye girmesi ve Türkiye’nin masada olmaması düşündürücü”

Karamollaoğlu, Ermenistan ve Azerbaycan arasında yaşanan çatışmalar konusunda da,  “Sürecin ateşkes noktasına gelmesi bizim de temennimizdir ama her zaman belirttiğimiz gibi bölgede kalıcı ateşkesin bir numaralı şartı Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermeni işgalinin bir an önce son bulmasıdır” dedi.

Ermenistan’ın ateşkes sırasında dahi sivilleri hedef alarak Gence’ye yapmış olduğu saldırıların, bu saldırgan tavrın devam edeceğine işaret ettiğini ifade eden Karamollaoğlu, “Bu saldırıları şiddetle kınıyorum. Savaşta bile bir ahlâk vardır. Ateşkes metnine imza koyduktan sonra Ermenistan’ın böyle bir saldırı gerçekleştirmesi, bu zaman kadar Azerbaycan’ın karşı karşıya kaldığı hukuksuzlukları tescil etmiştir. Bizim sadece bunları kınar bir tavır ortaya koymamız bu problemin çözülmesine yetmiyor” diye konuştu.

Gence’de yaşanan saldırıda hayatını kaybeden 9 Azerbaycanlıya Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Karamollaoğlu, ateşkes için Rusya’nın devreye girmesinin ve Türkiye’nin masada olmamasının ise son derece düşündürücü olduğunu söyledi.

Adaletin Işığı Sönüyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında ‘hak ihlâli ve yeniden yargılama’ hükmü veren Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararına uymaması ile AYM Üyesi Engin Yıldırım’ın “Işıklar yanıyor” tweet’i ile başlayan tartışmaları da değerlendirdi.

“Bugün Türkiye’de adaletin ışığı sönüyor” diyen Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“AYM’nin bir üyesinin ışıklardan bahsetmesi gündemi alt üst etti. ‘Vay canına yahu! AYM nasıl olur da ihtilâli hatırlatacak bir açıklama yapabilir?’  

Siz, bir açıklamayı bırakın, Anayasa hükmünü hiçe sayıyorsunuz. Anayasa bir karar veriyor, yerel bir mahkeme ‘Ben buna uymam’ diyor. İhtilâl olduğu zaman da zaten böyle bir durum meydana gelir.

İhtilâl ne demek? Hukukun rafa kaldırılması demek; elinde gücü olanların iktidar olması demek, gücün hukuka üstün gelmesi demek. Bugün iktidar gücü, ‘Hukukun üstündeyim’ diyor. Bir yerel mahkeme, ‘AYM’nin aldığı kararı uygulamam’ diyor; işte ihtilâl budur.

Bugün yapılacak tek şey, hukuka geri dönmek, adaleti tesis etmek, keyfî uygulamalardan vazgeçmek. ‘Ben devletim, ben kanunum’ demeyi rafa kaldırmaktır.

Enis Berberoğlu’nun Yeniden Yargılanma Talebinin Reddi

Enis Berberoğlu kararı da buna bir uygulamadır. ‘Benim kanaatime göre suçludur; hapiste kalması icap eder. Haklarının hiçbirisinin iade edilmesine gerek yok, AYM’nin kararı bana göre yok hükmündedir’ dediniz mi, anayasa yok demektir.

İhtilâl yapanlar, önce anayasayı rafa kaldırmayı bir görev biliyorlar, bunu unutmasın kimse. Bu askerî değil de sivil bir müdahale ise aynı hukuksuzluğu içeriyor demektir.

Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Anayasa’nın açık hükümleri karşısında, AYM’nin aldığı kararları uygulamaya davet ediyorum. Düşünün, ‘Bugünkü AYM sistemini değiştirip Cumhurbaşkanlığı Başkanlık sistemine uyduracağız’ diye düşünebiliyorlar.

Ne olacak yani? Padişahlık olarak hükümdar her zaman anayasanın üstünde olacak. Böyle bir mânâyı kabul etmek mümkün değil ki! Siz, bir memlekete barış ve huzur getirmek istiyorsanız, hukuk, her zaman bütün güç sahiplerinin üstünde olmak mecburiyetindedir. Türkiye’de, herkes endişeli. Arkasında iktidar desteği olmayan insanlar, yarın birilerinin kapısını çalabileceğinden endişeli.”

“Saraydan millete fakirliğe sabretmelerini tavsiye ediyor”

Temel Karamollaoğlu,  basın toplantısında daha sonra, Türkiye ekonomisini değerlendirdi.

Türk Lirası’nın değer kaybedişini ele alan Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“1 Ocak 2003’de 1 dolar 1. 65 Türk lirasıydı. 1 Ocak 2020’de 1 dolar 5.95 Türk Lirasıydı. 12 Ekim 2020’de 1 dolar 7.92 Türk Lirasıydı. Bugün yaklaşık dış borcumuz yaklaşık 450 milyar dolar, dolar kurundaki 2 liralık artış 900 milyar liraya tekabül ediyor.

Dolar ve euro kurundaki 1 kuruşluk artış, Türkiye’nin toplam dış borcunun TL karşılığını 4.3 milyar lira yükseltirken, bu meblağ 1 milyon 757 bin asgarî ücretlinin 1 aylık maaşından daha fazla tutara karşılık geliyor. Ne yazık ki öyle bir noktaya geldik ki, döviz öyle 1-2 kuruş da artmıyor, arttı mı 15-20 kuruş birden artıyor. Ama gel gelelim bu işten sorumlu Bakan, ‘Ben dolara bakmıyorum’ diyebiliyor.

Sayın Cumhurbaşkanı, günlük 10 milyon lira masrafı olan saraydan millete fakirliğe sabretmelerini tavsiye ediyor. Bir eli yağda bir eli balda olanın, kuruşu bilmeyenin, liralarla bile konuşmayanın, asgarî ücretin ne olduğunu idrak etmeyenlerin böyle bir tavsiyede bulunması makul değil.

Karnını doyuramayan insana siz sabret diyorsunuz hangi mantık bu? Gelin 1 ay asgarî ücretle yaşamaya çalışın da ondan sonra ‘Dolara bakmıyorum’ deyin. Bir kez olsun çarşı pazara çıkıp bir alışveriş yapın da ondan sonra insanımıza fakirliğe sabretmelerini tavsiye edin.

“Gerçekler, devlet gücü ile kontol altına alınmaz”

Bugün Türkiye’de en öncelikli konunun ekonomi olduğunu belirten Karamollaoğlu, “İnsanımız feryat ediyor. Çarşıda, pazarda, markette çantasını, filesini dolduramadan evine geliyor. Şimdi yaklaşan kışla birlikte yakıt masrafları ve diğer giderlerle birlikte insanımız, kara kara ne yapacağını düşünüyor.

Başkanlık Sistemine geçişin sihirli kelimesi şuydu; ülkeye istikrar gelecek.

Gerçekten de ülkeye istikrar geldi. Enflasyon istikrarlı bir şekilde artıyor. Zamlar istikrarlı bir şekilde artıyor. İşsizlik istikrarlı bir şekilde artıyor. Ama gel gelelim, TÜİK temmuz ayı verilerine göre, işsizlik oranı yüzde 13,4 seviyesinde gerçekleşti.

İşsizliğin geçen yılın aynı dönemine göre azaldığını öne sürdüler. Unutmayın ki, devlet gücü ile rakamları kontrol altına alabilirsiniz ama gerçekleri kontrol altına alamazsınız. 

“Ülkede icralık olmayan vatandaş kalmadı”

Rakamlarla ne kadar oynarsalar oynasınlar Türkiye’de gerçekler önümüzdedir. Bakın neredeyse ülkemizde icralık olmayan vatandaş kalmadı.

İcra takiplerinin Kovid-19 salgını nedeniyle üç aya yakın bir süre durdurulmuş olmasına rağmen, icra dairelerinde bekleyen (UYAP üzerinden açılan) dosya sayısı, son bir yılda 1 milyon 606 bin adet artarak 9 Ekim itibarıyla 22 milyon 939 bine yükseldi. Bu yıl 4 milyon 503 bin yeni icra dosyası gelirken, 3 milyon 663 bin dosya ise sonuçlandırıldı.

“Türkiye Venezüella’ya dönüyor” 

Buradan iktidara sesleniyorum. Bir an önce gerçekleri görün! Bu ülkenin geleceğini evlâtlarımızın, istikbalini ipotek altına alıyorsunuz. Açtığınız yaralar, bu kafa ile giderseniz 80 senede sarılamaz.

Ülke adım adım Venezüella’ya doğru gidiyor. Allah göstermesin böyle giderse, bir kucak para ile bir paket tavuk alamaz hale geleceğiz. Paramız pul olacak. İçinde bulunduğumuz krizin ne kadar derin olduğu ortadadır.

Defalarca söyledik lakin bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Her türlü imkân ve potansiyelimiz var. Yeter ki kaynaklarımızı doğru kullanalım. Her zaman olduğu gibi biz bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz. İnandığımız doğruları aziz milletimizle paylaşıyoruz. Şüphesiz ki güç ve kudret sahibi Cenab-ı Allah’tır. Allah (cc) ülkemizin, milletimizin ve bütün insanlığın yardımcısı olsun.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA