SİYASET
Giriş Tarihi : 21-08-2019 06:56   Güncelleme : 21-08-2019 07:11

Özdağ: Siyasî katılım engellenirse ayrılık hakkı doğar

Eski AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, uluslararası hukukun, siyasî katılımı engellenen halklara bulundukları devletten ayrılma hakkı tanıdığına işaret ederek, HDP’li belediye başkanlarının görevden alınmalarının doğurabileceği olumsuz sonuçlara dikkat çekti.

Özdağ: Siyasî katılım engellenirse ayrılık hakkı doğar

Eski AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, uluslararası hukukun, siyasî katılımı engellenen halklara bulundukları devletten ayrılma hakkı tanıdığına işaret ederek, HDP’li belediye başkanlarının görevden alınmalarının doğurabileceği olumsuz sonuçlara dikkat çekti.

Eski AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyım atanmasının ardından, terörle ve ayrılıkçılıkla mücadele konusunda değerlendirmede bulundu.

Bu konuda yapılan hatalar konusunda Doğu Timor’da yaşananları örnek gösteren Özdağ, ayrılıkçı FRETİLİN’in çökertildiğini ancak daha sonra ordunun sivilleri hedef alan uygulamalarının yeni bir ayrılıkçı hareketin doğmasına sebep olduğunu ve Doğu Timor’un Endonezya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilân ettiğini hatırlattı.

Selçuk Özdağ, şahsî twitter sayfasında yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:

“Bir devletin görevi, hem ülke bütünlüğünü sağlamak hem de vatandaşlarının can ve mal güvenliklerini koruma altına almaktır. Ancak etnik terör gibi konularda esas olan örgütlerin toplumsal tabanlarını eritmek olmalıdır.

Terörle mücadelede, elinde silah olanların anladıkları dilden konuşmak esastır. Ancak mücadelenin bir diğer boyutu da ayrılıkçılıkla mücadeledir. Bunu şunun için söylüyorum: Mücadeleyi sadece terörle sınırlı tutmak, ayrılıkçı hareketlerin etkisiz hale getirilmesine yetmemektedir.

Sivillerin hedef alınması ayrılıkla sonuçlandı

Doğu Timor'da bağımsızlık mücadelesi veren Bağımsız Doğu Timor Devrimci Cephesi (FRETILIN),  1979 yılına gelindiğinde Endonezya Ordusunun kararlı mücadelesi sonucu, merkez komitesinin 55 üyesinden 52'sini, Yüksek Komutanlık üyelerinin yüzde 79'unu, toplumsal tabanı ve iletişim kanallarının tamamını kaybetmişti. Daha sonra Endonezya ordusunun sivilleri hedef alan uygulamaları, adalete aykırı tutumlar, 80'li yıllarda şiddet içermeyen kent merkezli bir bağımsızlık hareketinin doğup canlanmasına neden olmuş, bu süreç, Doğu Timor'u bağımsızlığa götürmüştür.

Bu örnek bize ayrılıkçılıkla mücadelenin sadece terörle mücadele olmadığını gösteren eşsiz bir örnektir. Endonezya FRETILIN'i bitirdikten sonra Doğu Timorluların adalet duygularını kanatmayan bir politika izleyebilseydi, bağımsızlık referandumunda farklı bir sonuç ortaya çıkabilir, Endonezya eski bir Portekiz sömürgesi olan bu toprak parçasını kaybetmeyebilirdi.

Kayyum atanan belediyeler, göreve geleli 5 ay oldu. Seçilen kişiler 5 ay önce bütün denetim ve soruşturma mekanizmalarından geçerek aday oldular. Onların aday olmalarına cevaz veren mevcut yasalardır. Terör örgütüne destek olmak, belediyeleri örgütün beslenme kaynağı haline getirmek elbette bağışlanamaz.

Siyasî tasarruf, örgüte malzeme verir

Ancak bu tip tasarrufların vatandaşın adalet duygusunu incitmemesi, örgütü zayıflatmak isterken taban büyütmesine vesile olmaması için de yasal yolların kullanılması şarttır. Siyasi bir tasarrufla görevden almak, örgüte malzeme vermekten başka işe yaramaz.

Kısa bir süre önce o örgütün liderinin mektubu devletin resmi ajansında okunmuş, örgütün ikinci adamı da televizyona çıkarılmıştır. Çözüm sürecine kadar görevden alınan belediye başkanlarının partilerinin oyu hiçbir seçimde yüzde 6'yı geçmemiştir.

Çözüm süreci ile birlikte örgüt, kendine yeni etki alanları edinmiş, oyunu yüzde 13'lere kadar çıkarmıştır. Bu büyütmenin sorumluluğu, tamamen AK Parti ve onun yönetimine aittir.

Yürütmenin bu tasarrufuyla örgütle tabanı arasında gevşemeye başlayan bağların güçleneceği muhakkaktır. Doğru olan, belediyelerin hukuki ve idari açıdan iyi denetlenmesi ve bu tip kararların kuvvetli suç delillerinin ortaya çıkması halinde yargı tarafından yapılmasıdır.

Siyasî katılım engellenirse ayrılık hakkı doğar

HDP / PKK çizgisinin önceden beri ileri sürdüğü ‘Kürtlere ayrımcılık yapılıyor’ propagandalarını doğrulayacaktır. Üstelik meselenin uluslararası hukuk açısından da Türkiye'ye zarar verecek yönleri vardır.

Uluslararası hukuk, siyasi katılımı engellenen halklara bulundukları devletten boşanma hakkı vermektedir. Bir karar alınırken tüm yönleri ile düşünülmesi gerekir. Aksi takdirde amaçlanan sonuçların tam tersiyle karşılaşmak mümkündür.

Atılan adımlar, yapılan tasarruflar, HDP tabanındaki ayrışma, birlikte yaşamama duygusunu daha da derinleştirmemelidir. ‘Bu devlet benim’ diyenlerin sayısını çoğaltmak, ayrılıkçıların sayısını azaltmak, Devleti yönetenlerin asli görevi olmalıdır.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA