SİYASET
Giriş Tarihi : 09-11-2020 16:42   Güncelleme : 09-11-2020 19:06

“Problemlerin üstesinden gelebilmemiz için diyaloğa ihtiyacımız var”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaretinin ardından, “Ülkemiz, zor bir dönemden geçiyor. Bunu hepimiz, yaşayarak görüyoruz, hissediyoruz. Elbette bu problemlerin hepsinin üzerinden, üstesinden gelmeye ihtiyacımız var. Bunun için de diyaloğa ihtiyacımız var” dedi.

“Problemlerin üstesinden gelebilmemiz için diyaloğa ihtiyacımız var”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, genel merkez binasındaki makamında ziyaret etti.

Ziyaretin ardından liderler, kameraların karşısına geçerek ortak basın açıklaması yaptılar.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ziyarette iç ve dış politika, korona virüsü salgını, İzmir depremi, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifası, medyanın durumu gibi gündemdeki konular üzerinde fikir alış verişi yaptıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Sayın Genel Başkan, lütfedip geldiler, kurultayımız sonrasında. Kendilerine ayrıca sizin huzurunuzda yürekten teşekkür ederim” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da, şunları söyledi:

“Bizim aslında gecikmiş bir ziyaretimiz. Kongreden sonra daha erken gelmeyi ve tebrik etmeyi arzu etmiştik; ama bizim de gerek mekânla ilgili olan bazı meselelerimiz, yerleşmemiz, biraz geciktirdi; ama geç olması, hiç olmamasından uygundur diye, bugün ziyaret etme imkânı bulduk. Kendisine teşekkür ediyorum. Yeni dönemde başarılar diliyorum.

Ülkemiz, zor bir dönemden geçiyor. Bunu hepimiz, yaşayarak görüyoruz, hissediyoruz. Elbette bu problemlerin hepsinin üzerinden, üstesinden gelmeye ihtiyacımız var. Bunun için de diyaloğa ihtiyacımız var. Problemler karşısında farklı politikalarımız, düşüncelerimiz olabilir; ama siyasî partiler olarak bu düşünceleri paylaşmak, bizim bir zenginliğimiz olarak kabul edilmeli ve elbette farklı düşünceler karşısında biz de kendi fikir ve düşüncelerimizi yeniden tarif etmeye, zaman zaman ihtiyaç duyabiliriz.

Bundan dolayı ben, gösterdikleri kadirşinaslıktan dolayı, ev sahipliğinden dolayı da Sayın Kılıçdaroğlu’na teşekkürü bir görev biliyorum.

İnşallah, memleketin, biraz önce kendisinin de ifade ettiği gibi, değişen şartlarda alacağı şekil, çok önemli. Bir bütçe hazırlığı da var şu anda. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki günler, hem iktidar partisi yönünden, hem de muhalefette bulunan partiler yönünden bir diyalog ortamının oluşmasına vesile olur. Bütün dünya değişiyor, sadece bizde değil. Garip bir dönemden geçiyoruz. Amerika’da yeni seçimler yapıldı. Netice kesinleşmiş gibi gözükmesine rağmen, hâlâ orada da problemler var. Avrupa, yeniden şekilleniyor; İngiltere’nin ayrılmasıyla yeni bir hava doğdu. Bizim tabii en önemli konumuz, şu sıralarda, bir zamanlar Libya öne çıkmıştı, ‘Mavi Vatan’ öne çıkmıştı, ama şu anda Azerbaycan’da meydana gelen hadiseler, işgal edilen toprakların yeniden kazanılması, büyük bir önem taşıyor. Türkiye’nin bu coğrafyada daha etkili olma mecburiyeti var aslında. Bunu da mutlaka bihakkın yerine getirecek politikaları oluşturması gerekiyor.

Sayın Genel Başkana tekrar başarılar diliyorum, çalışmalarında. İnşallah, farklı zamanlarda, farklı ortamlarda bir araya gelmeyi de tekrar Cenâb-ı Hakk, nasip eder.”

SORULARA CEVAPLAR

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifa duyurusu ve ardından yaşanan sessizlik hakkındaki görüşü sorulan Karamollaoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“İnşallah hayra vesile olur, böyle bir inisiyatifin kullanılmış olması, Sayın Berat Albayrak tarafından. Bence müspet bir gelişmedir; ancak biraz garip bir gelişme, onu da hemen ifade edelim. Herkes özellikle de Sayın Cumhurbaşkanının, bu konuda hiçbir değerlendirmede bulunmaması dikkat çekiyor. İnşallah hayırlı olur. Belki de bu, ekonomide yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır. Bunun da ülkemiz için hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, bu konuda şunları söyledi:

“Albayrak, neden istifa ettiğini neden açıklamıyor?”

“Şöyle ifade edeyim: Öncelikle üzgün olduğumu ifade edeyim. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartları hepimiz çok iyi biliyoruz, 7’den 70’e. Ekonomik olarak sıkıntılarımız herkesin evinde görülebiliyor; ister fakir, ister varlıklı olsun, herkesin evinde bir şekilde görülebiliyor. Şu çok önemli: Böyle bir tabloda ekonomiden, Hazine’den, Merkez Bankası’ndan sorumlu olan, bütçesi parlamentoda görüşülen bir bakanın, bu şekilde istifası, galiba bizim cumhuriyetimizde bir ilk. Bir devlet krizi ile karşı karşıyayız aslında. Açıklama yapılmıyor. Neden toplum bilgilendirilmiyor, neden? İstifa kabul edildi mi, edilmedi mi? O da belli değil. Bir grup, ‘Aman istifası kabul edilmesin. Tekrar görevinin başına dönsün’ diyor. İyi de istifa eden neden çıkıp kendi düşüncelerini ifade etmiyor? Hangi gerekçeyle istifa ettiğini veya görevden ayrıldığını ifade etmiyor?

“Mayıs 2018’de yapılması gerekenleri 13 maddede sıralamıştım”

2018 yılı mayıs ayında İstanbul’da Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin eşiğinde anlattık, 2018 mayıs ayında ve Türkiye’nin bu bunu aşması için, yani krizin derinleşmesi için neler yapılması gerektiğini 13 madde halinde saydım. Hiçbir zaman iktidarı da eleştirmedim. ‘Bakın, kriz geliyor. Bu kriz büyüyecek. Şu önlemleri alırsanız, Türkiye rahat bu krizi aşabilir’. Olmadı. Tam tersine, eleştiri aldık. 2020’nin mayıs ayında artık olay kriz olmaktan çıktı; olay bir ekonomik buhran. Ekonomik buhrandan nasıl çıkabiliriz? Bunu da anlattık. Madde madde saydık. İktidar kanadı, bize şunu söyleyebilirdi: ‘Efendim, saydığınız maddeler eksik’. Olabilir. ‘Yanlış’. O da olabilir; ama hiçbir eleştiri almadan bugünkü noktaya geldik. Tam tersine bizim önerileri neden yaptığımız bize soruldu. Biz, ülkemizi seviyoruz. Ülkemizde herkesin barış içinde yaşamasını istiyoruz.

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir aile şirketi midir?”

Başka bir gerçeğimiz daha var; onu da ifade etmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir aile şirketi midir? Bir ticarî işletme midir? Belki diyeceksiniz ki, ‘Ya bu istifa ile bunu ne ilgisi var?’ İlgisi şu: Efendim, bakınız, 2015’te Erdoğan, şunu söylüyordu: “Benim derdim ne biliyor musunuz? Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir. Yoksa bileklerini bağlıyorlar falan değil

bir aile şirketi midir bir ticari işletme midir belki diyeceksiniz ki ya bu istifa ile bunu Ne ilgisi var ilgisi şu efendim bakınız 2015’te Erdoğan şunu söylüyordu benim derdim ne biliyor musunuz bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye’de öyle yönetilmelidir Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen. Bu ülke bu şekilde sıçramaz.”

Bana söyler misiniz, ben vatandaşlarıma sormak istiyorum; Türkiye Cumhuriyeti devleti bir anonim şirket midir? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir aile şirketi midir? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir aile şirketi tarafından mı yönetiliyor? Ben bu soruyu sormak zorundayım. Berat Bey, istifa etmiş. Niye istifa etti? Sorumluluğu var mı Berat Bey’in? Hayır Efendim. ‘Neden sorumluluğu yok?’ Onu da ben söylemiyorum, onu da Sayın Erdoğan söylüyor:

“Türkiye’nin ekonomisinin sorumlusu benim, ben. Şu anda devletin başında kim var? Tayyip Erdoğan var.”

Doğru; şu anda da var. Ekonominin sorumlusu o. Eğer bir sorun varsa, bir kriz varsa, bu krizi yönetmesi gerekenler, krizi yönetemiyorlar; ama işin garip tarafı, basit bir krizi yönetemeyenler, devleti yönetiyorlar. Akıl alacak şey değil. Bir akıl tutulması bu. Öteden beri söylüyorum; Türkiye, yönetilmiyor. Türkiye, savruluyor diye. Savruluyor. Türkiye gerçekten de. üzülüyorum siyaset adına üzülüyorum ekonomi açısından Üzülüyorum. İnsanlar açısından üzülüyorum, geleceğimiz açısından üzülüyorum. Türkiye, böyle bir yönetimi hak etmiyor; ama aşacak bunları Türkiye. Aşmak zorundayız. Birlikte aşacağız. Bu ülkeye huzur gelinceye kadar, bu ülkeye demokrasi gelinceye kadar. Elbette ki mücadelemizi demokratik kurallar içinde yapacağız.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA