SİYASET
Giriş Tarihi : 18-11-2020 08:18

“Halk acı reçeteyi kabul etmez çünkü hükümete güvenini kaybetti”

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın “acı da olsa doğru reçeteleri uygulamaktan kaçınmayacağız” sözünü değerlendirirken, vatandaşların hükümete olan güvenini kaybettiğini, bu sebeple de acı reçeteyi kabul etmeyeceğini söyledi.

“Halk acı reçeteyi kabul etmez çünkü hükümete güvenini kaybetti”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, partisinin geçen haftaki TBMM Grubu Toplantısı’nda dile getirdiği “Yaşadığımız kritik dönemin ruhuna uygun şekilde, gerekiyorsa devlet ve millet olarak fedakârlık yapmaktan, acı da olsa doğru reçeteleri uygulamaktan kaçınmayacağız” sözü, “ekonomide acı reçete” konusunun sorgulanmasına sebep oldu.

Erdoğan’ın “acı reçete” işareti, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a da soruldu.

T24’ten Şirin Payzın’ın bu konudaki sorusunu cevaplayan Babacan, şunları söyledi:

“Ekonomi literatüründe acı reçete, zamlardır. Acı reçete, vergi artışlarıdır. Acı reçete, harcamaları kısmak suretiyle, özellikle emekli maaşlarını, memur maaşlarını, bunların maaşlarını baskı altında tutmak, reel olarak zayıflatmak ve vatandaşa bir bakıma yoksulluğu artık kabul ettirmek demektir. Ekonomi literatüründe acı reçete bu. Bunu da ne adına yaparsınız? “Biraz dişinizi sıkın, bakın bu tedbirleri alıyoruz, bu acı bir ilaç; ama iyi gelecek. Sonra bünye toparlanacak.” Vatandaşlarımız, acı reçeteyi ancak gelecek umudu olursa, gelecekte işler düzelecek umudu olursa kabul eder.

Türkiye’de acı reçetelerin uygulandığı dönemler olmuştur; ama o acı reçeteler, çok iktidarı götürmüştür. Acı reçeteleri vatandaşlarımızın kabul ettiği dönemler, ancak gelecek ümidi ile beraber bir paket halinde olursa olmuştur. Yani insanlar güvenecek. “Kısa vadede zorlukları var ama ileride memleket selâmete ulaşacak.” Bu hissiyatı vermeleri lâzım. Peki, bugünkü hükümet bunu verebilir mi? Mümkün değil. Niye? Güveni kaybettiler. Kaybedilen güveni tekrar oluşturmak çok zordur. Güven, böyle bir kavram. Güveni oluşturmanız, çok emek işidir; yıllar ister. Ama aynı zamanda güven, çok kırılgandır. Birkaç hatada onu kaybedersiniz. Kaybettiğiniz güveni tekrar oluşturmak da hemen hemen imkânsızdır. Şu anda kaybedilmiş bir güven söz konusu. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu güven hissini oluşturamayacaklar. Vatandaşlarımız soracak; diyecek ki vatandaşlarımız, “Partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi geldiğinden bu yana sadece ve sadece sizin kötü yönetiminiz, sizin akraba kayırmacılığınız sebebiyle bu ülkenin borcu ikiye katlanmış mıdır? Katlanmıştır. Merkez Bankası’nın rezervleri bitmiş mi, eksiye düşmüş mü? Düşmüş. Memleketin bütçe açığı ona katlanmış mı? Katlanmış. Ben, sizin hatanızın bedelini niye ödeyeyim? Niye bu acı reçeteyi kullanayım? Sizin yüzünüzden oldu” diyecek. “Sizin hatanızın, sizin yanlışınızın ben bedelini ödemek istemiyorum. Bu acı reçeteye ben razı değilim” diyecek vatandaşlarımız. Göreceksiniz, bunlar olacak. Kabul etmeyecek insanlar. Niye kabul etsinler? Daha iyi olacağının bir garantisi yok ki. Bütün bu yanlışları, bütün bu hataları gördükten sonra, niye güvenip de kabul etsinler?

Dolayısıyla, artık o acı reçete olmaz. Acı reçete nasıl olur? Yepyeni bir hükümet gelir, “Tablo gerçekten zor” der. Taze siyasi sermaye olur. Güçlü bir siyasi meşruiyet zemini olur ve samimi bir şekilde denir ki “Şu 3 ay, 6 ay, 1 yıl zor bir dönemimiz var; ama ondan sonra bakın işler düzelecek.” Bu gerçekçi, akılcı, rasyonel bir ekonomi politikasıyla olur. Hukuk zemini ile demokrasi zemini ile, özgürlük zemini ile olur. Ancak ondan sonra bunlardan bahsedebilirsiniz. Yani büyük bir paketin parçasıdır acı reçete. Tek başına ülkeyi kurtarmaz.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA