GÜNDEM
Giriş Tarihi : 19-11-2020 09:59   Güncelleme : 20-11-2020 03:21

Cemil Çiçek: Yargı reformundan önce ahlâk reformu lâzım

Eski Adalet Bakanı ve 25’inci TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Bize yargı reformundan önce insan ve ahlâk reformu lâzım” dedi.

Cemil Çiçek: Yargı reformundan önce ahlâk reformu lâzım

Cemil Çiçek: Yargı reformundan önce ahlâk reformu lâzım

Eski Adalet Bakanı ve 25’inci TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Bize yargı reformundan önce insan ve ahlâk reformu lâzım” dedi.

Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, “İnsan reformu, ahlâk reformu” başlıklı yazısında, 2011-2015 yılları arasında görev yapan 25’inci TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in önceki gün kendisini aradığını kaydetti. Taşgetiren, Çiçek’in, “yargı reformu” tartışmaları konusundaki değerlendirmelerini nakletti.

Taşgetiren, şunları kaydetti:

“Bir toplum, 500 yıl adaleti arar mı?”

“Cemil Çiçek aradı önceki gün:

-Bize yargı reformundan önce insan ve ahlâk reformu lâzım, dedi. Biz 459 yıldan beri yargının düzeltilmesini konuşuyoruz. Sadrazam Lutfi Paşa’nın Âsafnâmesinden, Göriceli Mustafa’nın Koçibey Risalesinden beri. Bir toplum 500 yıl adaleti arar mı?

Sonra sordu:

-Kanunda ne eksik?

Dedi:

-Bize topyekûn bir tevbe-i nasûh lâzım. Reform kelimesi çok aşındı; kimse bir şey beklemesin.”

Cemil Çiçek, 2002-2007 yılları arasında Adalet Bakanlığı da yapmıştı.

***

Televizyon konuşması

Cemil Çiçek, akşam saatlerinde de Habertürk televizyonunda yayınlanan “Nedir Ne Değildir?” programına telefon bağlantısı ile katılarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ahmet Bey’in o günkü yazısı üzerine kendisi ile bir görüşme yaptık. O yargı reformu, o adalet reformu, Türkiye’de çok uzun zamandan beri konuşulan, aşağı yukarı 1561’den beri bu toplumun gündeminde olan bir konu. Lütfi Paşa’nın ve sonraki yazılan bütün siyasetnamelerde, nasihatnamelerde, tavsiyelerde, “adliyenin ıslahı”, değişmez bir madde. Evvelâ bunu bilmemiz lâzım. Mademki bu coğrafyada bin yıllık geçmişimiz var, bin yıllık tarihimizde neler konuşulmuş? Bu millet, bu toplum, bu devlet, neleri çözmüş, neleri çözememiş? Buna bu açıdan bakmadığımızda, sadece münferit, somut olaylar üzerinden değerlendirme yaparsak eksik oluyor. Demek ki 500 yıldır bu toplumda “adliyenin ıslahı” diye bir problem var ve halen, 2020 bitmek üzere, yine adliyenin ıslahını, reform bağlamında konuşmaya çalışıyoruz. Söylediğim, evvelâ bu kavram, Türkiye’de ister adalet alanında ister başka alanlarda, epey aşındı. İşin özünü ortadan kaldırmak için, özünü görmemek anlamında söylemiyorum. Bir heyecanlanıyoruz vesaire.

Biz, birçok reform yaptık. Türkiye’deki temel yasalar, Avrupa Birliği üyesi ülkeler içerisinde en son değiştirilen, temel yasalardır, çağın ruhuna uygun olarak. Problem nereden kaynaklanıyor? Sayın Arınç da söyledi, düşünce özgürlüğü ile ilgili en son düzenlemeler yaptık. Siz, hangi yasayı değiştirirseniz değiştirin, günün insanı uyguluyor; bugün yargıda görev yapan insanlar. Eleştiri hududu içerisinde kalmak kaydıyla her şey serbest diyoruz. O hududu kim tayin edecek? Eğer yetiştirdiğiniz insanlar, yargıda görev yapanlar veya başka alanlarda, özgürlükçü ise, kanun adamı değil de hukuk adamı ise, hiçbir kanunu değiştirmeye gerek yok. Türkiye’yi modern anlamda bir ülke olarak nitelendirerek kararları bugünkü mevzuat içerisinde çıkarmak mümkün. Siz şimdi diyorsunuz ki, anayasaya yazıyorsunuz, “Anayasa mahkemesi kararları bağlayıcıdır.” Bunun ötesinde daha ne yapacaksınız da ilk derece mahkemeleri bunu kabul edecek ya da etmeyecek? Bundan daha açık bir şey var mı? Belli ki, ben o zaman şunu söyledim:

Türkiye’de hukuk reformu yapalım; ama ondan evvel insan reformuna ihtiyaç var; bir ahlâk anlayışına ihtiyaç var. Çünkü hukuk ile ahlâk çok noktada örtüşmesi gerekiyor. Ahlâkla örtüşmeyen hukuk, istenilen sonucu vermiyor. Çünkü ahlâken doğru olmayan, hoş karşılamadığımız birçok husus, aynı zamanda ceza kanunlarımızda da özel kanunlarımızda da suç. Düzenlemelerin, Sayın Bakanın söylediği bir kısım düzenlemelerin lüzumunu inkâr ediyor değilim. Yapılacak bazı şeyler olabilir; ama netice itibarıyla bunu bu yargı uygulayacak. Türkiye’de çıkan yasalar, neyi yapmak istiyorsunuz da buna engel teşkil ediyor? Buna dikkat çekilmek istendi; bu bir. İkincisi, bizim toplumumuzda şöyle bir kolaycılık var: Bunu zaman zaman, hukukçu olmaya gerek yok, “Ben olsam bir kanun çıkarırım”; kafamıza bir sorun takıldığında, ayağımız taşa değdiğinde, “Ben olsam bir kanun çıkarırım; ben olsam içeri tıkarım.” Bu yaklaşım, Türkiye’de önüne geleni tutuklamaya götürüyor. Halbuki benim baştan beri adalet bakanlığı sırasında da bin defa söyledim, tutanaklarda var, basında var ,ya gelişigüzel tutuklamayın. Tutuklayacaksanız, yargılamayı yapın; ceza verecekseniz belki hükümle beraber tutuklamanız gerekir. Sonradan “Affedersiniz, yanlış oldu, beraat kararı verdik” demek yerine, bununla ilgili adlî müesseseleri de getirdik. Ben adalet bakanı olduğumda adlî kontrolü getirdik. Adlî kontrol varken ne diye tıklıyorsunuz? Sonunda beraat ettireceksiniz. Meselâ CMK 174. maddeyi getirdik. Eskiden gelişigüzel savcılar dava açardı, iş yükünün bir an evvel mahkemelere devredebilmek bakımından. Dedik ki mahkemelere, sizin önünüze gelen iddianameleri iyice inceleyin. Eğer hakikaten tahkikatta eksiklik varsa, yanlışlık varsa, yeteri kadar soruşturma yapılmadıysa geri gönderin. E şimdi bunların hepsi niye yapıldı? Gelişigüzel davalar açılmasın, insanların haysiyetiyle, onuruyla oynanmasın diye. Bu hükümleri bu müesseseleri kim uygulayacak? Hakimlerimiz ve savcılarımız. Eğer bunlar iyi yetişmediyse, hukuk adamı olarak yetişmedi de kanun adamı olarak yetiştiyse, burada hukuk eğitimini de ciddi ölçüde sorgulamak gerekiyor. O zaman siz, reform adı altında bin tane daha yasa çıkarsanız, reform paketleri çıkarsanız, bir adım yol kat edemeyiz. Sıkıntı biraz buralardan kaynaklanıyor. Ben de, o reform lafının içini iyi dolduralım; bir defa daha bu toplum, sukût-u hayale uğramasın. Devletin kurumları, uygulamaları ile milletin sırtına yeni yükler bindirmesin. Bunu söylemek istiyorum; ama şunu da unutmamak lâzım: Birçok hukukî uygulamada ahlâkî zarflar da vardır, şikâyet ettiğimiz hususlarda. Ona da dikkat etmek gerekir.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA