SİYASET
Giriş Tarihi : 21-11-2020 12:15   Güncelleme : 21-11-2020 12:24

“Kanal İstanbul, ‘devlet projesi’ olsa bile, yanlışsa yanlıştır”

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Kanal İstanbul’un bir ‘devlet projesi’ değil bir rant projesi olduğunu belirterek, “Devlet projesi olsa bile, yanlışsa yanlıştır” dedi. Karamollaoğlu, bir deprem bölgesi olan İstanbul’da nüfus yoğunluğunun artmasına sebep olacak bir projenin ‘devlet projesi’ olamayacağını, ancak nüfusun bir kısmını Anadolu’ya taşıyacak bir projenin ‘devlet projesi’ olabileceğini söyledi.

“Kanal İstanbul, ‘devlet projesi’ olsa bile, yanlışsa yanlıştır”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, FOX televizyonunda yayınlanan “Çalar Saat Hafta Sonu” programında gündemdeki konuları değerlendirdi.

Programda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Kanal İstanbul projesine karşı “Ya kanal, ya İstanbul” sloganıyla yürüttüğü faaliyetlerin, İçişleri Bakanlığı tarafından “Devlet kaynaklarını devlet projesine karşı kullanmak” şeklinde değerlendirilerek, İmamoğlu hakkında soruşturma başlatıldığı hatırlatıldı.

Temel Karamollaoğlu, “Sizce Kanal İstanbul, bir devlet projesi midir?” sorusuna karşılık, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu tip konuları ‘devlet projesidir” diye takdim etmek doğru değil. Devlet projesi, herkesin ittifak ettiği projeler olur. Yani siz öyle stratejik bir karar alırsınız ki, Türkiye’nin güvenliği ile ilgilidir; bu, devlet projesi haline gelir. Bu bile yanlış olabilir. Yani şu anda bizim devletin yapacağı, birtakım atacağı adımlarla ilgili sıkıntılarımız var. S-400’ler mi F-35’ler mi? Şimdi bu, devletin, ülkenin savunması ile ilgili stratejik bir konu olduğu için, buna siz, ‘devlet projesi’ diyebilirsiniz; ama yanlışsa da yanlıştır. Yani her ‘devlet projesi’ dediğiniz, bizim güvenliğimiz ile ilgili atılan adım doğrudur, isabetlidir demek bir defa mümkün değil. Kanal İstanbul’un ise bununla alâkası yok. Kanal İstanbul, doğrudan doğruya ranta dayalı bir proje. Yani Sayın Erdoğan bile Kanal İstanbul’a geçmişte karşı çıkmış. Ne olmuş da şimdi değişmiş? İşte herkesin iddiası var; Kanal İstanbul’un etrafındaki arsaların büyük bir kısmı şimdiden parsellenmiş. Belli çevreler tarafından alınmış, şahıslara satılmış. E şimdi bu ne demektir? Yarın burada bir rant doğacak demektir. Kanal İstanbul’un başka hiçbir özelliği yok. Ne demek devlet projesi? Devlet projesi, devletin, daha doğrusu milletin, ülkenin varlığı, bütünlüğü ile alâkalı bir konuda olur. Yoksa Kanal İstanbul, olsa ne olacak, olmasa ne olacak? Bugüne kadar Kanal İstanbul’suz geldik, ne kaybettik? Bundan sonra Kanal İstanbul olunca ne kazanacağız? Onun için bunlar sadece kanaatime göre gerekli olmayan sözler, ‘boş laflar’ diyeceğim de yani hadi o kadar ileri gitmeyeyim. Hakikaten lüzumsuz ifadeler bunlar.

Bundan dolayı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun söylediklerini mantıklı buluyorum. Kendisi de bunları anlatırken, “İstanbul’a bir şey katmayacak; tam tersi. nüfusun belki artmasına vesile olacak”. Nüfusun artmasının, İstanbul bölgesinde nüfusun yoğunlaşmasının, bize bir katkısı alamayacak ki. Ne lüzumu var buna? Ne ihtiyaç var? Onun için ben, Kanal İstanbul’u sadece ve sadece bir rant projesi olarak görüyorum. Ancak zarar sadece bu yönüyle olmayacak, aynı zamanda ekolojik dengeyi bozma iddiaları çok yaygın. İstanbul bölgesi zaten bir deprem bölgesi. Bizim, mümkün olduğu kadar burada nüfus yoğunluğunu azaltmamız icap eder. Bakın bu bir devlet stratejisi olur. Yani ‘Biz, bundan sonra bu bölgede nüfus yoğunluğunu azaltalım. Bu, ülkenin geleceği ile ilgili bir konu.’ Siz, bu olaya yeri geldiği zaman devletin sahip çıkması icap ettiği bir proje olarak bakabilirsiniz. O zaman bu yatırımları oradan Anadolu’ya, başka yerlere taşımamız icap eder. Siz, tutup da İstanbul’da yoğunluğu arttırırsanız, Allah saklasın, yarın bir deprem anında ölümle karşı karşıya kalan insanlar, 15 milyondan 25 milyona çıkacak. Bu marifet mi? Onun için ben, Kanal İstanbul’un Türkiye ekonomisine hiçbir şey katacağını zannetmiyorum. Şu var yalnız; arsalar yabancılara satılırsa belki dışarıdan birazcık döviz gelir. Onlar da ona mı güveniyorlar? Veya bu arsaları kim aldı şimdiye kadar? Oturup bunları tetkik etmek lâzım. Kim, hangi rantı burada kazanacak? Esas olan da budur diye düşünüyorum

Kanal İstanbul üzerinde ben, daha fazla da bir şey söylemeyi doğru bulmam. Kim ne derse desin, hangi gerekçeyi ortaya koyarsa koysun. Kanal İstanbul’un, İstanbul için bir tehdit olma ihtimali yüksek. Hem depremden dolayı, hem de oradaki ekolojik dengeyi bozacağından dolayı.

Siz, birden bire Marmara ile Trakya arasına bir kanal açıyorsunuz. Oradaki yeraltı sularının dengesini de bozuyorsunuz. Neye sebep olacak bu? Kimisi diyor ki ‘Marmara, aradan belli bir zaman geçtikten sonra hakikaten ifsat olabilir. Buradaki balık cinsi hayatı bile tehlikeye girebilir.’ Ha, bu çok ileri giden bir iddia da olabilir; ama bir endişe var. Onun için ben… Orada durduk yere bir yarımada değil ada teşekkül ediyor. Marmara’nın Trakya’dan bu tarafa doğru geldiğiniz zaman, kanalı açınca ortaya bir ada çıkacak; yepyeni bir ada. Allah yardımcımız olsun. Yani zaten iktidar, bu tip konulara fazla önem verdiği için ekonomi bugünkü hale düştü. Durduk yere gelmedi.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA