SİYASET
Giriş Tarihi : 25-11-2020 13:30   Güncelleme : 25-11-2020 20:59

“Cumhurbaşkanı, kendisini yalnızlaştıran halkanın dışına çıkmalı”

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etrafında oluşan halkanın onun halkla irtibatını engellediğini ve onu yalnızlaştırdığını belirterek, Cumhurbaşkanına muhalefet partileri ile oturup konuşma tavsiyesinde bulundu. Karamollaoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanının, adalet konusuna yeniden, samimiyetle eğilmesinin gerekli olduğuna inanıyorum” dedi.

“Cumhurbaşkanı, kendisini yalnızlaştıran halkanın dışına çıkmalı”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki konuları değerlendirdi.

25 Kasım’ın “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, bu günü önemsediklerini belirttikten sonra, şu değerlendirmede bulundu:

“Kadına şiddetle mücadelede takip edilen yolun isabetli olmaması sebebiyle sadece ülkemizde değil bütün dünyada bir başarısızlık söz konusu. Maalesef kadına şiddet azalmıyor artıyor ve bunun da önüne geçmek için almaya çalıştıkları tedbirlerin hiçbirisi fayda vermiyor maalesef ülkemizde de böyle.

Bunu farklı mecralara kaydırmak isteyenler, aslında başarılı olunmadığını görmeli, daha ciddi tedbirlerin alınması gerektiğine itibar etmeliler. Bizim ısrarla söylediğimiz iki konu birlikte ele alınmadan bugün çözülebileceği ihtimalini görmüyoruz.

Birincisi, kadına şiddet müstakil olarak ele alınmalı, başka konularla karıştırılmadan. Ancak kadına şiddet önlenirken, erkeğe de haksızlık yapılmamalı. Bu da çok önemli. İkincisi de, aile mefhumunun korunması. Aile, bir kadınla bir erkekten meydana gelir. Hep vurgu yaptık; bu aile, cemiyetin temelidir, çekirdeğidir ve bu ailenin en önemli unsuru da kadındır. Bundan dolayı bizim bazı mefhumları dejenere ederek değil, tam tersine onlara daha büyük önem vererek problemlerin çözüme kavuşturulması mümkündür.”

Karamollaoğlu, dün idrak edilen 24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle de eğitim ve öğretimle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Karamollaoğlu, salgın sürecinde uzaktan eğitimde yeterli başarının elde edilemediğini söyledi. Öğretmenliğin, diğer meslek grupları içinde en önemli meslek olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, “Çünkü diğer bütün meslek mensuplarını da öğretmenler yetiştiriyor” dedi.

Buna karşılık AK Parti iktidarının, en büyük başarısızlığını eğitim alanında gösterdiğini belirten Karamollaoğlu, 18 yılda 8 Milli Eğitim Bakanının görev aldığını kaydetti. Karamollaoğlu, iktidarın bu alanda ne yapmak istediğine karar veremediğini, her bakan değişikliğinde politikanın da değiştiğini söyledi.

Karamollaoğlu, eğitimde müfredatın, öğrencileri hayata hazırlayacak şekilde belirlenmesi ve bu müfredata göre eğitim verecek öğretmenlerin vasıflı insanlardan seçilmesi gerektiğini vurguladı.

İhtiyaç oranında öğretmen yetiştirilmesi gerektiğini belirten Karamollaoğlu, aksi halde atanamayan öğretmenlerin mağdur olduklarını dile getirdi.

Türkiye’de 8 milyon, aynı nüfusa sahip Almanya’da ise 1 milyon 800 bin üniversite öğrencisi olduğuna işaret eden Karamollaoğlu, herkesin üniversite eğitimi almasına gerek olmadığını, pek çok sektörde meslek lisesi mezunu ara eleman ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Karamollaoğlu, salgın döneminde internet bağlantısı ve bilgisayarı olmayan öğrencilerin bu ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini de tekrarladı.

KPSS notları yüksek olmasına rağmen, AK Parti referansı olmayanların mülâkatlarda elendiğini dile getiren Karamollaoğlu, “AK Parti’den referansınız yoksa öğretmen olamazsınız. Bu mantık oradan kalkmadan eğitim düzelmez. Önce kafalarını düzeltecek bu arkadaşlar” dedi.

Öğretmenlerin kadrolu, sözleşmeli gibi sınıflara ayrılarak farklı ücretler aldıklarına işaret eden Karamollaoğlu, bu durumun, öğretmenlerin problemlerini arttırdığını söyledi. Karamollaoğlu, bu meselenin çözümü için Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılabileceğini dile getirdi.

Daha sonra dış politikaya dair değerlendirmelerde bulunan Karamollaoğlu, İrini Harekâtı’nda görev alan bir Alman fırkateyninin, Türkiye’den Libya’ya insani yardım malzemesi taşıyan Türk bayraklı bir ticaret gemisine hukuksuz bir şekilde baskın düzenlemesinin kabul edilemez olduğunu ifade ederek, “Bunu şiddetle kınıyorum. Bu, devlet eliyle korsanlık. Nasıl oluyor da bir Alman fırkateyni, kendiliğinden gidip bir Türk yük gemisini durduruyor, sen ne taşıyorsun, görmek istiyorum diye? Sana ne be? Bu cesareti nereden alıyor?” dedi.

Bu durumun ortaya çıkmasında iktidarın dış politika hatalarının da payı olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, iktidarın dış politikada, “Büyük Orta Doğu Projesi’nin Eş Başkanlığı” ile yola çıktığını hatırlattı. Karamollaoğlu, “Irak müdahalesi böyle başladı, Büyük Orta Doğu Projesi’nden dolayı. Suriye’ye müdahale böyle başladı. Filistin yalnızlaştırıldı. Şimdi Filistinlilerin toprakları işgal ediliyor. Filistin’le alâkası olmayan insanlar dünyanın dört bir tarafından getiriliyor, onlara orada yerleşme hakkı veriliyor. Bu ne? Bu, haydutluk” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Türkiye ziyaretinde patrikle görüşüp Türkiye Hükümetinin yetkilileriyle görüşmeden İsrail’e gitmesine de tepki gösteren Karamollaoğlu, “Buradan gidiyor İsrail’e, İsrail’deki haydut devlet anlayışını desteklediklerini ifade ediyor. Biz, bu tavırla ülkemizi, dünyada başı dik tutamayız” dedi.

Karamollaoğlu, hükümet temsilcilerinin son günlerde ısrarla ‘Avrupa Birliği, bizim olmazsa olmazımızdır’ vurgusu yapmaya başladıklarına işaret ederek, “Geçmişte bir ara kendilerini Şangay’da, başka bir gün Şam’da namaz kılarken görüyorlardı. Sonra bir de baktık ki, bunların hepsi bir kenara bırakıldı; ‘Biz, Avrupa Birliği’nin vazgeçilmez bir üyesiyiz. Avrupa Birliği, bizim vazgeçilmez hedefimizdir’ demeye başladılar; ama aldıkları cevap da belli. Niye? Siz, istikrarsız olursanız, size itibar etmezler” diye konuştu.

Karamollaoğlu, Türkiye’nin, yakın çevresindeki mağdur ülkelerle dayanışma sergilemediği müddetçe, batı ülkeleri tarafından da itibar görmeyeceğini ifade etti.

Karamollaoğlu, basın toplantısında hükümetin yargı reformu yapacakları iddiasını da değerlendirdi. Yargı reformu yapacaklarını iddia edenlerin, mafya babaları tehditler savurduğunda karşı tavır bile alamadıklarına işaret eden Karamollaoğlu, “Böyle şey olur mu yahu? Türkiye, hukuk devleti mi? Türkiye’de adalet var mı? Demokratik bir sistem var mı, yok mu? Ana muhalefet partisi tehdit edildiği zaman siz, neden sesinizi çıkaramıyorsunuz? Esas şimdi sesinizi çıkarmanız icap eder. Biz, demokrasiyi tehdit edenlere karşı bir tavır sergilemezsek, demokrasiyi bu ülkede yerleştiremeyiz. Fikir hürriyetini, düşünce hürriyetini, inanç hürriyetini hakim kılamayız, adaleti tesis edemeyiz” diye konuştu.

Bu duruma çok üzüldüğünü dile getiren Karamollaoğlu, “Sanki Cumhurbaşkanı, tamamen yalnızlaştı. Çevresinde bir halka oluştu. Kendi mi oluşturdu, başkaları mı oluşturdu, bilmem; ama bu halka, Sayın Cumhurbaşkanının halkla olan münasebetini kesiyor” dedi.

Bütün vatandaşları adalet konusunda hassas olmaya davet eden Karamollaoğlu, Türkiye’nin bu kaos ortamından çıkması gerektiğini vurguladı.

Karamollaoğlu, “Özellikle Sayın Cumhurbaşkanının, bu konulara yeniden, farklı bir şekilde, samimiyetle eğilmesinin gerekli olduğuna inanıyorum. Bir muhalefet partisi mensubuyla veya ana muhalefet partisiyle oturup konuşması, kimseye zarar vermez. Bu müzakere ortamının doğması, emin olun, kimseye zarar vermez; hatta iktidara fayda sağlar” diye konuştu.

Karamollaoğlu, bir soru üzerine, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, tehdit edenlerin yanında olduğunu ifade etmesinin sadece kendisine zarar vereceğini belirterek, “Bu dönem bitti. Herkes biliyor. Bu dönemin bittiği ne zaman tescil edilecek? İlk seçimde. Seçimi de onun için ne kadar uzatırlarsa kârdır diye düşünüyorlar” dedi.

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA