SİYASET
Giriş Tarihi : 26-11-2020 08:28

Davutoğlu: Sayın Erdoğan, ülkeyi siz mi yönetiyorsunuz, Bahçeli mi?

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, iktidar yönetiminde AK Parti’yi kuran önemli şahıslar yerine Bahçeli’nin ve Perinçek’in söz sahibi olduğunu ileri sürerek, “Sayın Erdoğan’a şunu sormak lâzım: Ülkeyi kim yönetiyor? Siz mi yönetiyorsunuz, Sayın Bahçeli mi?” dedi.

Davutoğlu: Sayın Erdoğan, ülkeyi siz mi yönetiyorsunuz, Bahçeli mi?

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, FOX televizyonunda yayınlanan “Çalar Saat” programında, İsmail Küçükkaya’nın sorularını cevapladı. Davutoğlu, Bülent Arınç’ın istifası üzerinden AK Parti’deki kimlik değişimini ve koalisyon iktidarının perde arkası aktörleri hakkındaki düşüncelerini dile getirdi.

Yüksek İstişare Kurulu’nun (YİK) genellikle eski Meclis Başkanlarına ve Başbakanlara yönelik olarak düzenlendiğini belirten Davutoğlu, Bülent Arınç’ın da YİK’te “Eski Meclis Başkanı” sıfatıyla bulunduğunun altını çizdi.

Anormal olanın, Arınç’ın bir fikir beyan etmesinde değil, bu fikirlerin fitne, terör propagandası gibi en ağır suçlamalara maruz kalması olduğunu söyledi.

Davutoğlu, 2001’de AK Parti’yi kuran ve 2002’de iktidara gelmesine hem öncülük eden hem içinde bulunan, yükseliş dönemlerinde AK Parti kimliğinin oluşmasına katkıda bulunmuş olan herkesin, birer birer AK Parti vitrininden kenara itildiklerine dikkat çekti.

Bu kişilerin yolsuzluk gibi suçlamalar sebebiyle değil, gördüğü yanlışlıkları dile getirdikleri için itildiklerini belirten Davutoğlu, bunun, AK Parti’nin kimlik değişiminin yansıması olduğunu söyledi.

AK Parti’nin kimlik değiştirdiğini ileri süren Davutoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“İktidarı, perde gerisinde 28 Şubat’ın ideologları yönetiyor”

“AK Parti tabanı, hâlâ Sayın Erdoğan’a bakarak, AK Parti kimliğinin devam ettiğini zannediyor. Sayın Erdoğan’ın da zihniyeti değişti, kullandığı dil değişti. AK Parti, eleştirdiği 90’lı yıllara döndü. 90’lı yılların dili neyse, her konuda; demokrasi konusunda, hukuk konusunda, Doğu-Güneydoğu’daki yanlış uygulamalar konusunda, 28 Şubat döneminde kullanılan devlet dilini Sayın Erdoğan, bugün AK Parti’ye giydirdi. 28 Şubat’ın ideoloğu olduğunu söyleyen Perinçek, bugün AK Parti’nin izin verdiği bütün kanallarda dolaşıyor ve AK Parti’nin masum kitlelerinin oylarıyla oluşan iktidarını, aslında perde gerisinde bu insanlar yönetiyor. AK Parti, kimlik değiştiriyor. Bir kere AK Parti kitlesinin bunu görmesi lâzım. Oy verdikleri AK Parti yok artık. Sayın Cumhurbaşkanı bile kendi iradesiyle davranıyor görüntüsü içinde değil. Etrafını, 90’lı yılların artığı olan bir grup kuşatmış durumda ve bunların hepsinin geçmişine baksınlar, geçmişte AK Parti’nin savunduğu değerlere saldıran insanlar bunlar. Dolayısıyla, kazanımları korumak adına, bugün AK Parti’yi savunan geniş kitlelerin, bir muhasebe yapması lâzım.

(…)

Bugün AK Parti’nin geleceği konusunda, AK Parti’yi kuran önemli şahıslar yerine Sayın Bahçeli’nin daha fazla ağırlık taşıyor olması, Perinçek’in daha fazla ağırlık taşıyor olması, bütün Anadolu’da bu partiye oy veren masum kitleler açısından düşündürücüdür.

(…)

Dikkat edin, son 2 yıldır, Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ne geçtikten sonra, kimin istifasının durdurulacağına, kimin istifasının kabul edileceğine, kimin istifa etmesi gerektiğine, kimin yargılanması gerektiğine, kimin yargılanmaması gerektiğine nihaî kertede Sayın Bahçeli karar veriyor. Bu, çok vahim bir tablodur. Yani, yargı bağımsızlığı açısından da…”

“Sayın Bahçeli, hayatında tek bir seçim kazandı mı?”

Bahçeli’nin, grup toplantısında kendisine hitaben söylediği “Ah serok ah, özgüveni falan bırak, herkes adam oldu da, bir sen olamadın, bu gidişle olman da imkânsızdır” sözünün hatırlatılması üzerine de, şunları söyledi:

“Valla ben Başbakan oldum da, Sayın Bahçeli hayatında tek bir seçim kazandı mı? Türk demokrasisinin en yüksek oyunu ben aldım. Sayın Bahçeli, yüzde 10’ları aşabildi mi? Baraj altında bıraktı, 2002-2007 arasında MHP’yi. Şimdi, perde gerisinde gizemli bir koalisyonla iktidar. “Biz pazarlık yapmadık” diyor. Pazarlık yapmadıysa açıklasınlar, bu koalisyon iktidarı hangi ilkelere dayanıyor? Sayın Bahçeli, Türkiye’de demokratik değerlerin geriye gitmesinde, otoriterleşmenin artmasında, yargının bağımlı hale gelmesinde birinci derecede sorumludur. En önemlisi de şu: Benim adam olup olmadığıma kitleler karar verir. Ben Siirt’in, Bitlis’in, Muş’un sokaklarındaydım. Emin olun, yürümekte zorlandım, gösterilen ilgiden ve herkes, “Sayın Başbakanım, kurtarın bizi artık” diyordu. Sayın Bahçeli insin o sokaklara bakalım. Yürüsün o sokaklarda. Son olarak Siirt’e, Bitlis’e ne zaman gitti Sayın Bahçeli? Ben Başbakanken Tunceli’ye gitmişti bir grupla. Şimdi Siirt’e, Bitlis’e değil, Türkiye’nin herhangi bir yerinde insinler ve sokakta yürüsünler. İnsanlar, onlara diyecekler ki, “Siz de sorumlusunuz bu yolsuzluklardan. Bu yoksulluktan sen de sorumlusun Sayın Bahçeli” diyecekler. Kaçamaz sorumluluktan.

“Sayın Erdoğan, ülkeyi siz mi yönetiyorsunuz, Bahçeli mi?”

Sayın Bahçeli, çok rahat bir köşede şimdi. Nasıl, biliyor musunuz? Sorumluluklar Erdoğan’a ait… Yolsuzluk mu var? Ha, sorumlusu Erdoğan. Yasaklar mı var? Yoksulluk mu var? “Biz ekmek asarız ama sorumlu Erdoğan.” Bunu deyip, köşesinde “Şu çıkacak” diyor, infaz yasasında çıkmasını istediği kişiler çıkıyor. “Şu istifa edecek” diyor, Bülent Arınç gibi eski bir Meclis Başkanı, Yüksek İstişare Kurulu’ndan istifa ediyor. O zaman Sayın Erdoğan’a şunu sormak lâzım: Ülkeyi kim yönetiyor? Siz mi yönetiyorsunuz, Sayın Bahçeli mi? Vahim olanı ise, yargı sistemi açısından. Türkiye’de hiç kimse, Sayın Bahçeli de dahil, ben de dahil, Sayın Arınç da dahil, Sayın Erdoğan da dahil, gerçek bir yargı ve hukuk varsa, “şu çıkacak, şu hapiste kalacak” diyemez. Buna yargı karar verir. (…) Benim inandığım hukuk sisteminde ve adalette, ilkeler konur, yöntem konur, kişiler ve isimler, bu ilkelere göre yargılanır ya da serbest bırakılır. Bunların dünyasında ise, isimler konuyor, ilkeler bu isimlere göre tanzim ediliyor. Yani, “şu kişi, eski dava arkadaşımın oğlu, benim de dava arkadaşım, hükümlü bile olsa çıkacak” deniyor, çıkıyor. Anayasa Mahkemesinin, “Şu kişinin, uzun tutukluluk dönemi dolayısıyla tahliye edilmesi gerekir” diye kararı var; ama “hapiste kalacak” deniyor ve kalıyor. Mesele, Demirtaş, Çakıcı, Kavala meselesinin çok ötesinde bir durum.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA