SİYASET
Giriş Tarihi : 25-11-2020 15:01   Güncelleme : 27-11-2020 08:15

Erdoğan: Reform paketlerini Meclis gündemine taşıyacağız

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Geçtiğimiz yıl kamuoyu ile paylaştığımız Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde yer alan hususlarla ilgili 3 yargı reformu paketi, Meclis’imiz tarafından, bildiğiniz gibi, kabul edildi. Hazırlıkları süren diğer reformları da paketler halinde Meclis gündemine taşıyacağız” dedi.

Erdoğan: Reform paketlerini Meclis gündemine taşıyacağız

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grubu Toplantısında, yargı ve ekonomi reformu konusunda açıklamada bulundu.

Bütçe görüşmelerinin ardından ekonomi alanındaki kapsamlı reformları birer birer hayata geçireceklerini belirten Erdoğan, “Yatırım ikliminin ayrılmaz bir parçası olan hukuk reformlarını da hızlandırıyoruz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, bu konuda şunları söyledi:

“Geçtiğimiz yıl kamuoyu ile paylaştığımız Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde yer alan hususlarla ilgili 3 yargı reformu paketi, Meclis’imiz tarafından, bildiğiniz gibi, kabul edildi. Hazırlıkları süren diğer reformları da paketler halinde Meclis gündemine taşıyacağız.

Yine milletimize sözümüz olan İnsan Hakları Eylem Planı’na, ekonominin temeli olan güven iklimini de artıracak şekilde genişleterek, en kısa sürede son halini vereceğiz. Bu çerçevede yapılan hazırlıkları, insan haklarıyla ilgili tüm kesimler yanında, ekonomi yönetimi ve iş dünyasıyla da istişare ederek, grubumuz vasıtasıyla Meclis’in takdirine sunacağız.”

Erdoğan, takip ettikleri her konu gibi, bu reform ve değişim çalışmalarının da merkezinde millet olduğunu ifade ederek, “Milletimiz, neyi bekliyorsa, neye ihtiyaç duyuyorsa, ülkemizin hedeflerine ulaşması için ne gerekiyorsa, AK Parti onu yapmıştır, yapmaya devam etmektedir” dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ

Türkiye’nin, Cumhuriyet tarihindeki en büyük reformunun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişi olduğunu ileri süren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Biz, bunu söylerken, hâlâ parlamenter sistemi savunanlar var. Hâlâ parlamenter demokrasiden bahsedenler var. Bu ülke, yıllar yılı bu sistemi denemedi mi? Yıllar yılı bu sistemi denerken, soruyorum, ekranları başında bizi izleyen milletim, acaba üçlü, dörtlü koalisyonlarla ülkemizin ne hale geldiğini bilmiyor muyuz? Neler çektiğimizi bilmiyor muyuz? Acaba bir adım ileri gidebildik mi? Hayır. Ve sistem, şu anda olduğu gibi değiştirildi ve yoğun bir şekilde yol alıyoruz. Gerisinde 200 yılı bulan bir arayışın olduğu bu tarihî reformu, milletimizin umutları ve talepleri doğrultusunda, Cumhur İttifakı çatısı altında Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte gerçekleştirdik. Bir başka ifadeyle Cumhur İttifakı, Türkiye’nin en geniş tabanlı siyasî dayanışma örneğidir. İnşallah, önümüzdeki hukukî ve ekonomik reform gündemini de yine Cumhur İttifakı olarak hayata geçireceğiz.

Dün, Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi bu ittifak, asla gizli veya açık pazarlıklar üzerine kurulu değildir. Milletimizin 15 Temmuz gecesi sokaklarda, meydanlarda kanıyla kurduğu bu ittifakın tek amacı, ülkemizi ‘Büyük ve Güçlü Türkiye’ hedefine ulaştırmaktır. Bizim, demokrasiden, insan haklarından, hukuktan, adaletten, özgürlüklerden yana en küçük bir sıkıntımızın olmadığının ispatı, 18 yıllık iktidar geçmişimizdir. Bu ülkede hangi kesimin ne sıkıntısı varsa hepsini de birer birer biz çözdük. Asırlık talepleri, asırlık sıkıntıları, asırlık ihmalleri, ortadan biz kaldırdık.

Şimdi, ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum: En batıdan en doğuya, en kuzeyden en güneye biz, hükümet olarak, devlet olarak, girilmedik yer bıraktık mı? Her yere adımımızı attık. Eğitimde attık, sağlıkta attık, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, tarımda, aklınıza ne gelirse hepsinde attık. 26 hava limanının olduğu bir ülkede, şimdi bu sayı 56’yı buldu. Üniversite sayısı, 74’ten 206’ya çıktı. Üniversitemizin olmadığı il kalmadı. Biz, istedik ki Hakkâri’deki evlatlarımız, artık Hakkâri’den kalkıp ta İstanbul’a, Ankara’ya gelmesin. Ya? Biz, üniversiteyi onun ayağına götürelim.

Daha önce bunlar niye yapılmadı? Parlamenter demokrasinin olmadığı dönemlerde bunlar niye yapılmadı? Sadece bu mu? Şırnak öyle değil mi? Oraya da üniversiteyi biz götürmedik mi? Muş; oraya da üniversiteyi biz götürmedik mi? Ondan sonra diyorlar ki “Kürt sorunu”. Ne Kürt sorunu ya? 2005’de Diyarbakır’daki konuşmamda söyledim. ‘Bu ülkede Kürt sorunu yoktur. Varsa bunun sorumlusu benim ve bunu da biz çözeceğiz’ dedim ve Allah’a hamd olsun bunları biz çözdük.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGELERİ

Kardeşlerim, buradan tüm Güneydoğu’ya, Doğu’ya sesleniyorum: Bütün bu bölgelerde ulaşıma bakın, ulaşım alt yapısına bakın. Acaba oralar ne haldeydi? Oraları çukur hale getiren, çukurlarla adeta döşeyenler, kimlerdi? Kürt kardeşlerim adına ortada dolaşanlar değil miydi? Camilerimizi yıkanlar, onlar değil miydi? Onlar, bunları yaparken, daha sonra işte ‘Niçin kayyum atanıyor?’ diyenlere sesleniyorum: Bunlar, maalesef oralarda devletten aldıkları imkânları dağa gönderenlerdi ve dağa gönderdikleri için de onunla kalmadılar, çukurlar açtılar. Biz de bu kayyumlarla beraber, hamdolsun tüm bölgeyi, şöyle tepeden tırnağa enerjisi, sağlığı, eğitimi, adaleti, emniyetiyle, hâlâ devam ediyoruz, buralardaki düzenlemeleri yaptık ve 15 yıl önce, 20 yıl önce o bölgeye gidenler, şimdi gittikleri zaman tanımıyorlar. Niye? Bambaşka bir Diyarbakır var, bambaşka bir Siirt var, bambaşka bir Hakkâri var, bambaşka bir Şırnak var. Daha yeni oradaydım. Çünkü biz, bu millete hizmet için varız.

Biz, bu millete özellikle barış için geldik. Nerede terör varsa, nerede terörist varsa, bunların başını ezmek için varız. Teröre bulaşmamış olması şartıyla, biz hiç kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik. Tam tersine, terörden meşru siyasete geçiş yolunu açmak için her yolu denedik, her fedakârlığı yaptık. Akrep karakterli terör örgütünün, kendi kendini sokarak bu fırsatı heba etmiş olmasına rağmen, bölgedeki insanlarımızla gönül bağımızı güçlendirerek, ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Vesayetle mücadele ederken de, terör örgütlerinin sınırlarımız içinden ve dışından gelen saldırılarını karşılarken de, darbelere meydan okurken de, uluslararası kuşatmaları kırarken de, asla demokrasi ve hukuk yolundan ayrılmadık.”

BÜLENT ARINÇ’A CEVAP

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, sözlerinin devamında, isim vermeden, eski TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın tartışmalara sebep olan sözlerine de tepki gösterdi. Erdoğan, bu konuda şunları söyledi:

Hal böyleyken, birilerinin çıkıp da Türkiye’yi bambaşka bir fotoğrafın içinde göstermeye kalkmasının arkasında, haksızlığın ötesinde, art niyet ararız.

Bunu yapan Avrupalı ve Amerikalı çevrelerin niyetlerinin kesinlikle özgürlüklerin savunuculuğunu yapmak olmadığını, başka ajandalarla hareket ettiklerini, azıcık vicdan ve izan sahibi herkes zaten biliyor. CHP başta olmak üzere, benzer görüşlerin savunuculuğunu yapanların, nereden beslendiğini de bizzat işin sahipleri İkrar ediyor. Hadi yeminli Türkiye düşmanlarını anladık, hadi CHP gibi onların içindeki tetikçilerini de anladık, peki yıllarca bu mücadeleyi birlikte verdiğimiz kimilerinin de aynı trene binmesine ne demeli? Neymiş? Filancalar filancalar, niye hâlâ hapisteymiş. Bunları herhalde ödüllendirecek halimiz yok. Bir taraftan adalet diyoruz, ee? Biz, bir taraftan adalet derken, bu kadar ölen, bu kadar maalesef daha kaçırılan o yavruların anneleri, Diyarbakır’daki HDP binasının önünde, artık yılları devirdik yaz kış demeden oturan annelerin hakkını kim iade edecek? Onlara ‘Bak senin hakkını biz aradık bulduk ve şimdi de size iade ediyoruz’ kim diyecek? Devlet niye var? Biz niye varız? Arkadaşlar, biz bunun için varız. Biz, bunu halledeceğiz.

 Hatta daha da tabii ileri gidip, bu teröristlerden birinin yazdığı kitabı herkesin okumasının tavsiye edilmesi, hakikaten beni rencide etmiştir. ‘Kitabını herkes okusun’ dediği kişi, elinde binlerce Kürt kardeşimin, askerimin, polisimin, öğretmenimin kanı olan, bölücülük peşinde koşan bir terör örgütünün, siyasetçi maskesi takmış savunucusudur.

“Bu ülkede Kürt sorunu yoktur”

Hep söyledim, bir kez daha tekrarlıyorum; bu ülkede Kürt sorunu yoktur. Bu ülkede uzunca bir süre en çok sıkıntıyı Kürtlerin çektiği ama milletimizin tamamına şamil bir özgürlük sorunu, hak sorunu, hukuk sorunu, adalet sorunu vardı. Bizim ömrümüz, insanları inançları, kökenleri, kıyafetleri, meşrepleri sebebiyle aşağılayan, hakir gören, daha da ötesine geçip baskıyla, zulümle değiştirmeye çalışan faşist anlayışla mücadele etmekle geçti. Bunun da bir numaralı temsilcisi CHP’dir. İktidar olduğumuzda da tüm gücümüzle bu çarpıklığı değiştirmek için çalıştık. Anayasadan yasalara kadar her alanda köklü mevzuat değişiklikleri yaptık. Vesayetle vuruşa vuruşa, devletteki, siyasetteki, sivil alandaki uygulamaları hakkaniyet çizgisine taşıdık. Ülkemizin gücünü ve itibarını artırarak, Türkiye’yi dışarıda yazılan senaryoların yörüngesinden çıkardık. Sadece hak ve özgürlük alanlarını genişletmekle kalmadık, yaptığımız yatırımlar ve getirdiğimiz hizmetlerle, yılların ihmalinin ürünü olan geri kalmışlık zincirini de yine biz kırdık.

Tüm bu gerçekler ortadayken, birilerinin çıkıp, sanki Türkiye’de hiçbir şey yapılmamış, her şey eski haliyle sürüyor da, sadece kendileri gerçekleri söyleyebiliyor gibi bir eda ile konuşmalarını kabul edemeyiz.

Kürt kardeşlerimizin en büyük düşmanının silahlı ve siyasi temsilcileri ile bölücü terör örgütü olduğu hakikatinin gölgelenmeye çalışılmasına göz yumamayız. Aksi takdirde terör örgütü tarafından evlatları zorla dağa kaçırılan, göz göre göre ölüme sürüklenen, tecavüze uğrayan annelerin yüzlerine bakamayız. Aksi takdirde yıllarca terör örgütünün baskısı sebebiyle ailesini koruyamayan, evini geçindiremeyen, huzurla ve güvenle hayatını sürdüremeyen babaların yüzüne bakamayız. Aksi takdirde terör örgütünün sırf kendisine destek vermediği veya devletin yanında durduğu için öldürdüğü, haraç aldığı, evlatlarına tasallut ettiği, hayatını kararttığı kardeşlerimizin yüzüne bakamayız. Aksi takdirde terör örgütü tarafından alçakça katledilen Aybüke öğretmenlerin, Necmettin öğretmenlerin, Mustafa öğretmenlerin, daha binlerce asker, polis, korucu ve farklı mesleklerden kamu görevlisinin ailelerinin yüzüne bakamayız. Daha 5-6 yıl önce çukur eylemleri ve 6-8 Ekim olaylarında sergilenen rezillikleri unutursak milletimizin yüzüne bakamayız. Yasin Börü’nün, onun ruhaniyeti karşısında biz çok eziliriz. Onun ailesinin de yüzüne bakamayız.

“Bunların muhatabı yargıdır”

Bu alçaklıkların, bu ihanetlerin, bu acıların doğrudan veya dolaylı müsebbibi olanların muhatabı tabii ki yargıdır. Artık bu mesele, siyasetin konusu olmaktan çıkmıştır; ama ben buradan da yargıya sesleniyorum: Diyorum ki, değerli yargı mensupları, anayasanın 138. Maddesi beni ne kadar muhatap alıyorsa aynı şekilde benim dışındakileri de muhatap alıyor. 138. Maddeyi eze eze kullananlara karşı gereğini niye yapmıyorsunuz? Gereken adımları niye atmıyorsunuz? Size birilerinin talimat verme hakkı var mı? Benim ne kadar talimat verme hakkım yoksa, ana muhalefetin de talimat verme hakkı yok. Bunun dışındakilerin de talimat verme hakkı yok. Ama bu talimatlar verilirken niçin gereğini yapmıyorsunuz?”

Bunu söylemek zorunda kaldım; çünkü atılan adımlar karşısında yargının bu denli sessiz kalmasını ben kabullenemiyorum. Her kim, bu meseleyi hâlâ siyasetin konusuymuş gibi gündeme getiriyorsa, niyetinden şüphe etmek gerekiyor.

Son günlerde yaşanan tartışmaların ve gelişmelerin, bu çerçevede değerlendirilmesinde fayda görüyorum.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA