SİYASET
Giriş Tarihi : 30-11-2020 15:29   Güncelleme : 01-12-2020 01:09

“Kılıçdaroğlu’na linç girişimi aydınlatılmadan Türkiye özgür olamaz”

CHP Grup Başkanı Vekili Engin Özkoç, Kılıçdaroğlu’na linç girişimi davasının Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini belirterek, “Kılıçdaroğlu’na linç girişimi aydınlatılamadan Türkiye özgür olamaz” dedi. Saldırının arkasında siyasî bir güç olduğunu ileri süren Özkoç, “Türkiye’nin kurtulması gereken sistemin adı, Cumhur-Mafya sistemidir” diye konuştu.

“Kılıçdaroğlu’na linç girişimi aydınlatılmadan Türkiye özgür olamaz”

CHP Grup Başkanı Vekili Engin Özkoç, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na linç girişimi davasının ilk duruşmasının ardından basın açıklaması yaptı.

Özkoç, Hakkâri’de güvenlik güçleriyle PKK arasında çıkan çatışmada şehit olan Sözleşmeli Er Yener Kırıkçı’nın 21 Nisan 2019 tarihinde, Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Akkuzulu Köyü’ndeki cenaze töreni sırasında Kılıçdaroğlu’na yönelik linç teşebbüsü hakkındaki davaya yönelik tepkilerini dile getirdi.

Özkoç, 36’sı reşit, 10’u suça teşvik edilerek kullanılmış çocuk olan zanlıların, adam öldürmeye tam teşebbüs, hürriyeti kısıtlama ve halkı kin ve nefret duygularıyla kışkırtmaktan yargılanmaları gerektiği halde, Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bununla ilgili bir işlem başlatmadığını, yargılamayı daha düşük fiillerden başlattığını söyledi.

CHP olarak Çubuk Cumhuriyet Başsavcısı hakkında şikâyette bulunduklarını belirten Özkoç, “Ama olayın bizzat içerisinde olan devletin yetkilileri, onu Yargıtay’a atayarak taltif etmişlerdir” dedi.

Özkoç, daha sonra ilgili tümen komutanı, Ankara Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını; Kılıçdaroğlu’nun avukatının ve saldırıda fizikî zarar gören arkadaşlarının da kendileriyle ilgili dava sürecini başlattıklarını kaydetti.

CHP olarak daha sonra bu saldırıyı bir rapor haline getirip, kamuoyunu ve adlî makamları bilgilendirdiklerini belirten Özkoç, sözlerine şöyle devam etti:

“Soylu, ‘CHP İl Başkanları şehit cenazelerine alınmayacak’ demişti”

“Bu olay gerçekleştirildikten sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Sayın Genel Başkanımız ile ilgili sarf ettiği ağır sözler ve “Ben müsteşarıma bilgi verdim, emir verdim; bundan sonra Cumhuriyet Halk Partili hiçbir il başkanı, şehit cenazelerine katılmayacaktır” sözü, bu fiili gerçekleştirenlerin arkasındaki siyasi gücün kim olduğunu tam olarak ortaya koymuştur.

İçişleri Bakanlığı görevini yapıp, herkesin canından ve malından sorumlu olması gereken kişi, suçu teşvik eden, suçu savunan, halkı kin ve nefrete teşvik eden bizzat Süleyman Soylu’nun kendisidir.

“Bu tezgâhı hazırlayanlar, bir organize içerisindedirler”

Daha sonra Genel Başkanımıza saldıran Osman denilen kişinin, AKP Sözcüsü Ömer Çelik tarafından kendisinin AKP üyesi olduğu, kendisinin yaptığı bu fiilden sonra disiplin kuruluna verildiği ifade edilmiştir.

Görülmüştür ki, bu tezgâhı hazırlayanlar, bir organize içerisindedirler. Bunun içerisinde siyasî güç vardır. Neden? Bu yumruğu atanın bizzat kendisi, AKP’lidir ve hakkında bugüne kadar işlem yapılıp yapılmadığı tespit edilmemiştir. Kamera görüntülerinde bir siyasi partinin gençlerine ait el hareketi görüntülerinin tespiti ile gerçekleşince, bunu bir Cumhur-Mafya ittifakı bir linç girişimi olduğu açık bir şekilde görülmektedir.

Bunun içerisinde bulunan her kişinin, yargının karşısında hesap vermesi gerekmektedir.

“Genel Başkanımız, Artvin’de PKK saldırısına uğramıştı”

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, PKK tarafından Artvin’de öldürülmek üzere ateş altında kalmıştır. Maalesef bir askerimiz şehit olduğunda, sizin karşınıza geçip “Ona gelen kurşun, keşke, Allah’a yalvarıyordum ki, bana gelseydi. O öleceğine ben ölseydim” demiştir.

Arkasından Süleyman Soylu ve adaleti tesir altına alan bu siyasî iradeye karşı Enis Berberoğlu haksız olarak cezaevine konduğunda Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüyüşü başlatan Kemal Kılıçdaroğlu, IŞİD militanlarının ölüm tehdidi ve suikastı ile karşı karşıya kalmıştır.

Daha sonra bizzat İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kışkırtıp, bizzat AKP’li bir kişinin yumruk atarak, diğer kişilerin de Cumhur İttifakı’na bağlı işaretleri orada sergileyerek organize ettikleri linç girişiminin arkasındaki irade, siyasî iradedir, adı AKP’dir.

“Bu dava, Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmelidir”

Bununla ilgili ben ve arkadaşlarım, sonuna kadar adaletin ciddi ve gerektiği gibi bir yargılama olabilmesi için elimizden gelen her türlü gayreti göstereceğiz. Az önce Genel Başkanımızın avukatı Sayın Celal Çelik, duruşmada bu mahkemenin yetkisiz olduğunu, işlenen suçların bu mahkeme tarafından değil, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğini orada ifade etmiştir. Biz de bu ifadenin arkasında duruyoruz; ama Türkiye, buradaki gerçekleri ortaya çıkartmadan asla özgür, adaletli bir ülke olamaz. Bugün bir mafya bozuntusunu Twitter’da eleştirdiği için derhal tutuklanmış, eleştiren kişi cezaevine konmuştur; ama ana muhalefet partisinin Genel Başkanına, Genel Başkan Yardımcılarına linç girişiminde bulunan, yumruk atan, evin camlarını kıra,n yangın çıkartmak isteyen, evi yakmak isteyen 36 sanık ve 10 reşit olmayan kişinin hiçbir tanesi tutuklu değildir.

“Türkiye’nin kurtulması gereken sistem, Cumhur-Mafya sistemidir”

İşte bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu adalet anlayışı tam da budur. Bugün Türkiye’nin kurtulması gereken sistemin adı da Cumhur-Mafya sistemidir. O yüzden biz, bugün duruşmada hazır bulunduk. Takip edeceğiz. Adaletin yerine getirilmesini sağlayacağız. Bizim çağrımız şudur: Hangi görüşten olursa olsun, hiçbir kişi, ölümle tehdit edilemez. Hiçbir kişi, linç girişimi altında bulunamaz. Herkes özgürce kendisini ifade edebilmelidir. Kendi savunduğu fikirlerinden dolayı, ifade ettiği sözlerinden dolayı ölümle karşı karşıya gelmemelidir. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kendimiz için istediğimiz adaleti, Türkiye için istiyoruz, bütün insanlar için istiyoruz. Bunun için de mücadeleye devam edeceğiz.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA